Karanlığın İçinde Aydınlık Bir Yer
[Üyeler Mesaj Yazmandan Misafirlerde Kayıt Olmadan Link GöremezlerKayıt İçin Tıklayın ! ]
Siirtliler-Board Ailesi'nin Kandili Mübarek Olsun.
Printable View
Karanlığın İçinde Aydınlık Bir Yer
[Üyeler Mesaj Yazmandan Misafirlerde Kayıt Olmadan Link GöremezlerKayıt İçin Tıklayın ! ]
Siirtliler-Board Ailesi'nin Kandili Mübarek Olsun.
Tüm İslam alemi'nin miraç kandilini kutlar,
hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak'tan niyaz ederim
bütün islam aleminin kandilini kutluyorum :5:
[Üyeler Mesaj Yazmandan Misafirlerde Kayıt Olmadan Link GöremezlerKayıt İçin Tıklayın ! ][Üyeler Mesaj Yazmandan Misafirlerde Kayıt Olmadan Link GöremezlerKayıt İçin Tıklayın ! ]
[Üyeler Mesaj Yazmandan Misafirlerde Kayıt Olmadan Link GöremezlerKayıt İçin Tıklayın ! ]
[Üyeler Mesaj Yazmandan Misafirlerde Kayıt Olmadan Link GöremezlerKayıt İçin Tıklayın ! ]
[Üyeler Mesaj Yazmandan Misafirlerde Kayıt Olmadan Link GöremezlerKayıt İçin Tıklayın ! ]
tekrardan hepinizin mübarek kandilini kutlarım.
Allah dualarınızı kabul etsin..
hep beraber nice kandillere
mi'raç kandilimiz mübarek olsun
cümlemizin
Tüm Müslüman Aleminin Miraç Kandili'ni kutlar,hayırlara vesile olmasını dilerim..
[Üyeler Mesaj Yazmandan Misafirlerde Kayıt Olmadan Link GöremezlerKayıt İçin Tıklayın ! ]
Miraç Nedir
1-Miraç'ın kelime anlamı nedir?
Arapça'da merdiven, yukarı çıkmak, yükselmek anlamlarını dile getirir. İslam'da Hz. Peygamber (s.a.s)' in göğe yükselerek Allah'ın huzuruna kabul edilmesi olayı. Mirac olayı hicretten bir yıl ya da onyedi ay önce Receb ayının yirmi yedinci gecesi gerçekleşir. Olayın iki aşaması vardır. Birinci aşamada Hz. Peygamber (s.a.s) Mescidül-Haram'dan Beytü'l-Makdis'e (Kudüs) götürülür. Kur'an'ın andığı bu aşama, gece yürüyüşü anlamında isra adını alır. İkinci aşamayı ise Hz. Peygamber (s.a.s)'in Beytü'l-Makdis'ten Allah'a yükselişi oluşturur. Mirac olarak anılan bu yükselme olayı Kur'an'da anılmaz, ama çok sayıdaki hadis ayrıntılı biçimde anlatılır.
2-Miraç Kandili nedir?
Feyiz ve bereketin coştuğu mübarek gecelerimizden biri de Miraç Gecesidir. Miraç bir yükseliştir, bütün süfli duygulardan, beşeri hislerden ter temiz bir kulluğa, en yüce mertebeye terakki ediştir. Resulullahın (a.s.m.) şahsında insanlığın önüne açılmış sınırsız bir terakki ufkudur. Bu ulvi seyahat, mucizelerin en büyüğüdür. Miraç mucizesi Kur'ân-ı Kerimde âyetlerle anlatılmış ve varlığı inkâr edilemeyecek bir şekilde ortaya konmuştur. Bu îlâhî yolculuğun ilk merhalesi olan Mescid-i Aksâya kadarki safha Kur'ân'da şöyle anlatılır:
"Âyetlerimizden bir kısmını ona göstermek için kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan alıp çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya seyahat ettiren Allah, her türlü noksandan münezzehtir. Şüphesiz ki O her şeyi hakkıyla işiten, herşeyi hakkıyla görendir." (İsra Suresi, 1)
3-Miraç nasıl oldu?
Miraç, Receb ayının 27. Gecesi Cenab-ı Hakkın daveti üzerine Cebrail Aleyhisselâmın rehberliğinde Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselamın Mescid-i Haramdan Mescid-i Aksâ'ya, oradan semaya, yüce âlemlere, İlâhî huzura yükselmesidir.
Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam Mescid-i Haramdan (Mekke'den), Mescid-i Aksâ'ya (Kudüs'e) ata benzer beyaz bir Cennet bineği olan Burak ile geldi. Kudüs'e gelmeden yol üzerinde Hz. Musa'nın makamına uğradı, orada iki rekât namaz kıldı, daha sonra Mescid-i Aksâ'ya geldi. Orada bütün peygamberler kendisini karşıladı. Miraçını kutladılar. Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam burada peygamberlere iki rekat namaz kıldırdı, bir hutbe okudu.
Bir rivayette Hz. İsa'nın doğduğu yer olan Betlaham'a uğradı, orada da iki rekât namaz kıldı. Ve bugün Kubbetü's-Sahra'nın bulunduğu yerden Muallak Taşının üzerinden Miraça yükseldi.
Semanın bütün tabakalarına uğradı. Sırasıyla yedi sema tabakalarında bulunan Hz. Adem, Hz. Yahya ve Hz. Îsa, Hz. Yusuf, Hz. İdris, Hz. Harun, Hz. Musa ve Hz. İbrahim gibi peygamberlerle görüştü, Onlar kendisine "Hoş geldin" dediler, tebrik ettiler.
Bundan Sonra Hz. Cebrail ile birlikte imkân ile vü-cub ortası (kâinatın bittiği yer) Sidretü'l-müntehâ'ya geldiler. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam orada ikisi gizli, ikisi açıktan akan (Nil, Fırat) dört nehir gördü. Sonra hergün yetmiş meleğin ziyaret ettiği Beytü'l-Ma'mur'u ziyaret etti.
Hz. Cebrail'in buradan öteye gitmesi mümkün değildi. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam bundan sonra Refref adında bir vasıta ile zaman ve mekândan münezzeh (uzak) olan Cenab-ı Hakkın cemaliyle müşerref oldu.
Süleyman Çelebi'nin dediği gibi
"Aşikâre gördü Rabbü'l-izzeti/Âhirette öyle görür ümmeti" İnşaallah...
Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Rabbinin huzurundan döndükten sonra Hz. Musa ile karşılaştı., "Allah ümmetine neyi farz kıldı?" diye sorunca, Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam "50 vakit namaz" buyurdu.
Hz. Musa'nın, "Rabbine dön, azaltması için Rabbinden niyazda bulun, ümmetin buna güç yetiremez" demesi üzerine, Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam, beş sefer Cenab-ı Hakka niyazda bulundu, her seferinde 10 vakit indi, sonunda beş vakitte karar kıldı.
Daha sonra Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Hz. Cebrail'in rehberliğinde Cenneti, Cehennemi, âhiret menzillerini ve bütün âlemleri gezdi, gördü, Mekke'ye döndü.
Sabah olunca Kabe'nin yanında Mekkelilere Miraçı anlattı. Onlar Peygamberimizden delil istediler. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam de onlara yolda gördüğü kafilelerinden haber verdi. Kureyşliler hemen kafileleri karşılamak için Mekke dışına çıktılar. Gelenleri aynen Peygamberimizin Aleyhissalâtü Vesselam haber verdiği gibi gördüler, ama iman nasip olmadı.
Ama yine de Peygamberimizden üst üste Miraça çıktığına dair delil istediler. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Kudüs'e, Mescid-i Aksâ'ya uğradığını anlatınca Kureyşliler, "Bir ayda gidilebilen Bir yere Muhammed nasıl bir gecede gidip gelebilir?" diye itiraz ettiler, ardından da Mescid-i Aksâ'yı görmüş olanlar, "Mescid-i Aksâ'yı bize anlatır mısın?" diye Peygamberimize soru yönelttiler.
Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam şöyle anlattı:
"Onların yalanlamalarından ve sorularından çok sıkıldım. Hatta o ana kadar öyle bir sıkıntı hiç çekmemiştim. Derken Cenab-ı Hak birden Beytü'l-Makdis'i bana gösterdi. Ben de ona bakarak her şeyi birer birer tarif ettim. Hatta bana, 'Beytü'l-Makdis'in kaç kapısı var?' diye sordular. Halbuki ben onun kapılarını saymamıştım. Beytü'l-Makdis karşımda görününce ona bakmaya ve kapılarını teker teker saymaya ve anlatmaya başladım."
Bunun üzerine müşrikler:
"Vallahi dos doğru tarif ettin" dediler, ama yine de iman etmediler.
O esnada Hz. Ebû Bekir çıkageldi, müşrikler durumu ona haber verdiler. Hz. Ebû Bekir, "Eğer bu sözleri ondan duymuşsanız seksiz şüphesiz doğrudur" diyerek hemen tasdik etti ve bundan sonra Hz. Ebû Bekir "Sıddîk, tereddütsüz inanan" ünvanını aldı.
4- Peygamberimiz neden mirac'a çıktı?
Bir padişahın iki türlü konuşması vardır. Biri, bir vatandaşla telefon ederek küçük bir meseleyi görüşmesi. Diğeri de devlet başkanı, halifelik yönü ve milletin idarecisi olarak, emirlerini her tarafa duyurmak için özel bir elçisi ile konuşması, sohbet etmesi, onun aracılığı ile ferman yayınlamasıdır.
Bu örnekte olduğu gibi Cenab-ı Hakkın da kulları ile iki tarzda muhatap olması vardır. Biri, özel ve cüz'i, diğeri de geniş ve genel mahiyette bir konuşması. Cenab-ı Hakkın bazı velilerle özel ve cüz'i anlamda ilham etmesi birinciye örnektir.
Ama Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam bütün velayet mertebelerinin üstünde bir büyüklük ve yücelikte, kâinatın Rabbi, bütün varlıkların Yaratıcısı olarak Cenab-ı Hakkın sohbetine müşerref olması ise ikinci ve mükemmel olanına misaldir.
Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam elçiliği iki taraflıdır. Birisi halktan Hakka, diğeri de Haktan halka. Birisi mi'râcin bâtıni tarafı olan velayet yönüdür, diğeri de zahiri tarafı olan risalet yönüdür.
Yani Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam bizi temsilen Cenab-ı Hakkın huzuruna çıktı, başta insanlar olmak üzere bütün varlıkların ibadet, kulluk, tesbih ve zikirlerini toplu olarak (askerin komutana tekmil vermesi gibi) arz etti. Bu yönüyle Miraç halktan, insanlardan, varlıklardan Hakka bir gidiştir. Diğeri de Cenab-ı Hakkın biz kullarından istediklerini, emir ve yasaklarını Resul olarak getirmiştir. İbadetlerin özü ve esası olan beş vakit namazı Miraç hediyesi olarak getirmesi gibi...
5-Bize herşeyden daha yakın olan Cenab-ı Hakka binlerce senelik mesafeyi aşarak yetmiş bin perdeyi geçtikten sonra Rabbiyle görüşmesi ne demektir?" Gerçek manada peygamberimiz Allahu tealayı gördü mü?
Cenab-ı Hak herşeye herşeyden daha yakındır, fakat herşey O' na sonsuz şekilde uzaktır.
Meselâ, güneşin insan gibi aklı olsa da bizimle konuşacak olsa, elimizdeki ayna aracılığıyla bizimle konuşabilir.
Diğer taraftan biz bir çeşit ayna olan gözümüzle güneşe yaklaşabiliyoruz. Oysa güneş bize 150 milyon km. uzaklıkta bulunuyor, hiçbir şekilde ona yanaşamayız. Güneşe bir derece yaklaşmak için ancak Ay kadar büyümek lazım. Bu da mümkün değildir.
Bu misalde olduğu gibi, gerçek anlamda Cenab-ı Hak herşeye yakındır, ama herşey ona sonsuz derece uzaktır. Ancak Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam, Cenab-ı Hakkın lütfuyla bir anda binlerce perdeyi geçerek Miraça yükselmiş; bütün manevi mertebeleri aşarak huzura varmıştır.
6-Birkaç dakikada binlerce yıllık mesafeye gidip gelmek aklen mümkün müdür?" Peygamberimiz kısa zamanda nasıl gidip geldi?
Cenab-ı Hakkın sanatında hareket ve hızın derecesi farklı farklıdır. Sesin hızı ile ışığın hızı, elektriğin hızı, hatta ruhun ve hayalin hızı birbirinden bütünüyle farklıdır. Gezegenlerin hızları da birbirinden farklıdır. Meselâ ışığın hızı 300.000 km/sn iken sesin hızı 360 km/sn'dır.
Acaba Peygamberimizin lâtif bedeninin yüce ruhuna tabi olması, ruh hızında hareketi nasıl akla ters gelebilir?
Yine bir insan on dakika uyusa bazı olur ki, bir yıllık iş görebilir. Hatta bir dakikada insanın gördüğü rüyayı, rüyada işittiği sözleri, konuştuğu kelimeleri toplansa uyanıkken bir gün, belki daha fazla bir zaman gerekir.
Demek ki bir zaman dilimi iki kişiye göre değişebiliyor, birisine bir gün, diğerine de bir yıl hükmüne geçebilir.
İşte Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam, Burak'a binerek şimşek gibi bütün kâinatı gezip İlâhi huzura çıkıp Rabbiyle sohbet şerefine ermiş, Onun cemalini görmüş, emirlerini alıp dönüp gelmiştir.
7-Peygamberimizin miraca çıkarken cehennemlik insanların halini ifade eden rivayetleri anlatır mısınız?
Rasûlullah miraç yolunda ilk semaya varınca kapısının kapalı olduğunu gördü. Nö**SANSÜRLÜ-KELİME**betçi melekler "kim geliyor?" diye sordular. Cebrail (a.s.) kendi ismini söyledi. Melekler, "seninle beraber olan kimdir?" diye tekrar sordular. Cebrail, "Muhammed" dedi. Kendisinin çağırılıp çağırılmadığını sordular. Cebrail "evet" dedi. Bunun üzerine kapı açıldı; ve Hz. Muhammed muhte**SANSÜRLÜ-KELİME**şem bir şekilde karşılandı(1). Burada Rasûlullah, melekler, insanların ruhları ve o sırada orada hazır bulunan büyük şahsiyetlerle tanıştırıldı. Ayrıca burada mükemmel ve ihtiyar bir insan ile de tanıştırıldı. Bu zat, boyu, poşu ve vücut yapısı itibarıyla eksiksiz bir insandı. Cebrail kendisi**SANSÜRLÜ-KELİME**nin Hz. Adem (a.s.) olduğunu söyledi; "yani sizin atanız". Bu zatın sağın**SANSÜRLÜ-KELİME**da ve solunda pek çok kişi vardı. Hz. Adem, kendi sağına baktığı zaman seviniyor, soluna baktığı zaman da üzülüyor ve ağlıyordu. Rasûlullah, "mesele nedir?" diye sordu. Cebrail dedi ki "bunlar insan ırkıdır. Hz. Adem sağındaki iyi ve dürüst insanları görerek seviniyor, ama solundaki kötü ve **SANSÜRLÜ-KELİME****SANSÜRLÜ-KELİME****SANSÜRLÜ-KELİME****SANSÜRLÜ-KELİME****SANSÜRLÜ-KELİME** evlatlarını görerek ağlıyor."(2)
Bundan sonra Rasûlullah'a her şeyi ayrıntılı bir biçimde inceleme im**SANSÜRLÜ-KELİME**kânı verildi. Rasûlullah bir yerde çiftçilerin tarlalarda çalıştığını gördü. Bu çiftçiler ne kadar mahsul devşiriyorlar idiyse mahsul o kadar büyüyor**SANSÜRLÜ-KELİME**du. Rasûlullah, bunların kim olduğunu sordu. Dediler ki, bunlar Allah yo**SANSÜRLÜ-KELİME**lunda cihad edenlerdir.
Rasûlullah daha sonra bazı kimselerin başlarının ezilmekte olduğunu gördü. Bunların kim olduğunu sordu. Dediler ki, bunlar namaz için ağır hareket ediyorlardı ve namaz için başlarını kaldırmıyorlardı.
Rasûlullah (a.s.) yamalı elbiseler giymiş olan bazı kimseleri gördü. Bunlar hayvanlar gibi ot yiyorlardı. Rasûlullah (a.s.) bunların kim olduğu**SANSÜRLÜ-KELİME**nu sordu. Dediler ki, bunlar mallarından zekât veya sadaka vermiyorlardı.
Hz. Peygamber (a.s.) bir kişinin ağaç ve tahtalar toplamakta olduğu**SANSÜRLÜ-KELİME**nu ve bunları kaldırmakta güçlük çektiği zaman bunlara daha çok tahta eklemekte olduğunu gördü. Rasûlullah, bu kişinin kim olduğunu sordu. Dediler ki, bu adam zaten emanet ve mesuliyetin yükünü taşıyamıyordu, fakat bunları azaltmak yerine daha da artırdı.
Hz. Peygamber bundan sonra bazı kimselerin dil ve dudaklarının ma**SANSÜRLÜ-KELİME**kaslarla kesilmekte olduğuna tanık oldu. Bunların kim olduğunu sordu. Dediler ki, bunlar dedikoduculardır ki serbestçe konuşuyor ve fitne yaratı**SANSÜRLÜ-KELİME**yorlardı.
Rasûlullah bir yerde, bir taşta küçük bir delik gördü. Bu delikten ko**SANSÜRLÜ-KELİME**caman bir boğa çıktı, daha sonra aynı deliğe dönmek istedi, ama giremedi. Rasûlullah, meselenin ne olduğunu sordu. Dediler ki, bu fitne yaratan so**SANSÜRLÜ-KELİME**rumsuz bir kişidir, ki önce düşünüp taşınmadan bir şey söylüyor veya fit**SANSÜRLÜ-KELİME**ne yaratıyor, ama sonra pişman olup hatasını telafi etmek istiyor, ama edemiyor.
Bir başka yerde adamlar hep kendi vücutlarının etlerini kesip yiyor**SANSÜRLÜ-KELİME**lardı. Rasûlullah (a.s.) bunların kim olduğunu sordu. Dediler ki, bunlar başkalarına dil uzatıyor ve onlarla alay ediyorlardı.
Bu adamların yanında bazı diğer kimseler vardı. Bunların tırnaklan bakırdandı ve ağız ve göğüslerini dövüyorlardı. Rasûlullah (a.s.) bunların kim olduğunu sordu. Dediler ki, bunlar insanların arkasından konuşuyor ve namuslarına leke sürmek istiyorlardı.
Bazı diğer kimseler vardı ki, dudakları develer gibiydi ve bunlar ateş yiyordu. Rasûlullah (a.s.) bunların kim olduğunu sordu. Dediler ki, bunlar yetimlerin mallarını yiyorlardı.
Bir süre sonra Rasûlullah karınlan şişmiş ve yılanlarla dolu kişileri gördü. Gelip geçenler onları eziyordu, fakat onlar yerlerinden kıpırdayamıyorlardı. Rasûlullah bunların kimler olduğunu sordu, dediler ki, bunlar faiz ve haram yiyenlerdir.
Bundan sonra bazı diğer kimseler görüldü. Bu adamların bir tarafında gayet güzel ve temiz et vardı, ama diğer tarafta çürümüş ve kokuşmuş et vardı. Bu adamlar iyi eti bırakıp kötü eti yiyorlardı. Rasûlullah (a.s.) dedi ki, bunlar kimlerdir? Dediler ki, bunlar kendilerine helâl olan koca veya kanlarını bırakıp zina yapan ve haram olanlarla nefislerini tatmin eden er**SANSÜRLÜ-KELİME**kek ve kadınlardır.
Rasûlullah (a.s.) bundan sonra göğüsleriyle asılı kadınları gördü. Rasûlullah bunların kim olduğunu sordu. Dediler ki, bunlar kocalarına onlar**SANSÜRLÜ-KELİME**dan olmayan çocukları musallat eden kadınlardır.(3)
1- Bütün hadislerde, her semâ'nın kapısında Cebrail ile muhafız melekler arasında bu nevi konuşma geçtiği kaydedilmiştir. Melekler, gelenin Hz. Cebrail ve Rasûlullah (a.s.) olduğundan emin olduktan sonra kapıyı açıyorlardı.
2- Buhârî, Müslim, Müsned-i Ahmed, İbni Cerir, Beyhaki, İbni Ebi Hâtim, İbni İshâk, Hâkim, Taberânî, Bezzâr (Muhtelif râviler).
3- Bütün bu gözlem ve incelemeler topluca anlatılmamıştır. Biz hepsini bir arada topladık. (Bk: Müsned-i Ahmed, İbni Mâce, İbni Cerîr, Beyhakî, Hâkim, İbni Ebî Hâtim, Taberânî, Bezzâr, İbni İshâk, İbni Merdûye, Ebû Dâvûd. Râviler: Hz. Ebû Hureyre, Hz. Ebû Sa'id Hudrî ve Hz. Enes bin Mâlik).
7-Peygamberimizin miraçtan getirdiği hediyeler nelerdir?
Mirac günü peygamber efendimiz (S.A.V) hediye olarak üç şey verilmişti: Bunlar; Beş Vakit Namaz, Bakara Suresinin Son Ayetleri, Ve Şirk Koşmamak şartı ile ''LA İLAHE İLLALLAH ''diyen her Müslümanın cennete girebileceği müjdesi
[Üyeler Mesaj Yazmandan Misafirlerde Kayıt Olmadan Link GöremezlerKayıt İçin Tıklayın ! ]
tüm müslümanlara kandillerinini kutlarım :260: