Gizlediğin hıçkırıkların!
Aslında hissettiğim
Ne bir sevdanın başlangıcı
Ve ne de bir hicranın sancısıydı sadece bildiğim hazdı.
Uzak diyarlardan,
Serdettiğiniz kelamın karşısında,
Ne kadar yüreğim yansa da, lakin kuşandığın hicranla,
Lütfediyordunuz,
Kalbi kanaatinizi sevk ediyordunuz,
Sevgi adına halinizi hasrederek şevk bahşediyordunuz,
Okuduğum,
Satırlarınız karşısında,
Ne kadar hicrana yaslansam da içim hayli kabarıyordu.
Sinemden,
Seni daha yakinen tanımak,
Haline ram olmak, yaren ikliminde solumak istiyordum.
Çünkü biliyordum,
O kadar çok yutkunduğun,
Hıçkırıkların vardı ki, vakıf oldukça içim çok burkuluyordu.
Yaşadığın şarlar,
Çok acımasızdı, teslim olmak vardı,
Hayatın baharında, çilenin yumaklarıyla arkadaş olmuştun.
Melalinde demlediğin,
Ne kadar uhde varsa çaresizdi,
Suskunluğun karşısında anlaşılır olmak adına aşk bir seraptı
Mütemadiyen
Başarmaktan söz etseler de,
Hissiyat adına, kalbi yakarış sevdasıyla kuraklık karşındaydı,
İçinden geçirdiğin,
Sığınacağım iyi ki sabır var demen dahi
Zamanın girdabında ve yokuşun sancılarında pek yetmiyordu.
Düşlediğin her şey,
Solgunluğa maruz kalıyordu,
Umut adına, hasretin tavında kelam etmek dahi kifayetsizdi.
En bariz ihtiyacın,
Samimiyetle ve bakir hislerle sevilmekti,
Çünkü insan olmak yeterli bir sebepti, lakin aşk kimin derdiydi…
Mustafa CİLASUN
Ecrin kadrinde yoğrulmak!
Bilir misin?
Sevdada kaybolmayı,
Ve ruhi muvazeneye ram olarak nefes almayı.
Hüccetin,
Gerekçelerinde solumayı,
Aşk için yanmayı yorgunluk hissettirmeyen anı.
Nefesin,
Kalan sayfalarını anlamayı,
Ömrün baharında sabrı kuşanmayı ve yılmamayı.
Önüne,
Serilen çilelerde coşmayı,
Nasibin halinde kanaati solumayı ve vefayı anmayı.
Hak adına,
Azimetle yol almayı,
Ecrin kadrinde yoğrulmayı kalbi itminanlığı bulmayı.
Yüreğin,
Çırpınırken durmayı,
Hissiyatın sağanağında keşkelere geçit vermeyen kanı.
Ne deyim,
Şimdi ki ben sana,
Var olan kıt aklımla, ziyadesiyle saflığımla hayırlar ola.
Öncelikle,
Şevkle hisset ve serinle,
Sakın ola sen hiç aldırma derinliğin var olacak girdabına.
Zaman,
Üzülme zaten ekendi yolunda,
Ruhun, asla değil iptidai bir harmanla nasip olmayacaksa.
Aşk,
Senin halinde nur olunca,
Aklın acizliği çıkacak karşına, nefsin hizmet sual olacaksa,
Aldırma,
O vakit asla kaygı yaşama,
Zira ruhi eminlik arkanda, enaniyet hurdalığın paslarında,
İnsan,
Kamil olarak anılacaksa,
Kalp bunun için varlıksa, işte aşk mütemadiyen yakınında.
Mustafa CİLASUN
Âdem olmaktır tek hevesim!
Söyleyemem,
Has kelamınızla boy ölçülemem,
Edebin sevdasıyla ve kelamın anlamıyla yürüyemem.
Ne sazendeyim,
Ve ne de meşk âleminde nefesim,
Ben tasavvufu nerden bilirim, fakirliğimden eminim!
Gecesinde uyuyan,
Gün içinde pek zorlanan âdemim,
Hizmet bendinde çok sefilim, nefsimle pek dertliyim!
Elbette ki,
Âdem olmaktır tek hevesim,
Tefekkürü mevti ben nereden bilirim, ben ahenksizim!
Enaniyet,
İçinde nefeslenen bilinçsizim,
Hadsizliğin sahifelerinde gezinirim çünkü çok idraksizim!
Ne mezarda,
Ve nede hazanda hissedenim,
Zevki uğruna varlığını gark eden bir nefesim neyi bilirim!
Kalbi duyuşlardan,
Ruhi algılamalardan nasipsizim,
Günümü gün eder, hezeyan içinde kelam eder gezinirim!
Düşünmeyi özlerim,
Lakin bilgisizliğimle acz içindeyim,
Muhabbeti yarenlik için öncelerim, dostluğa evet hasretim!
Sanki
Bir boşluğun kadrindeyim,
Elbette dost nefesleri hissederim, lakin bilirim ben fakirim!
Ancak,
Sizinle hamiyeti müşahede ederim,
Suhuletli halinizde şefkati görürüm onun için şevk içindeyim.
Ötelerin,
Ruhi iklimde ki her nefesin,
Mezar içinde bekleyen mevtin, haşyet içinde ki düşüncelerim,
Bir bir sıralanıyor,
Acımasızca karşıma çıkıyor,
Kalbim o vakit fevkalade titriyor, ruhum çok daralmalar yaşıyor!
Mustafa CİLASUN
Anlatmak hisleri okşamak!
Artık
Ne anneme ve nede gülüme,
Ve hatta gönlümde demlenen yâre söz etmeyeceğim.
Bir yılgınlık adına,
Sinemde harlanan bir hicrana,
Hazin gözyaşlarım aksa da, aldırmayacağım nasıl olsa.
Yıllardır
Husule gelen suskunluğumu,
Heveslerimdeki solgunluğumu anlamak adına korkumu,
Çaresiz ötelemiştim,
Dertten azade bir kimlikle nefeslendim,
Kulağıma ilişenlere meyletmedim zira ben sebebiydim.
Nereden bilirim,
Bir kadını en büyük hasmının,
Yine bir kadın olabileceğini hiçbir zaman akledemezdim.
Çekişmelerin arasında,
Nedametlerin furyasında kalamazdım,
Geçte olsa anlamıştım lakin onlara bir şey anlatamazdım.
Bir hıncın içinde,
Rekabetin ağır bedeliyle kararamazdım,
Birini yekdiğerine bahis konusu yapamazdım sancılıydım!
Oysaki her ikisi de,
Zaman devran ettikçe yaşıyorlardı,
Lakin anlamak adına tefekkürle yoğrulmuyorlardı, acıydı!
Doldur boşalt,
Muvazene için dinlediklerin ne kadar şart,
Akıl hakkıyla kullanılmazsa, idrakle kuşanmazsa onu da at!
Ne annem rahat,
Ve nede dirliğimde bulunur şevki hayat,
Birlik için düşünmek, lüzumu halinde feragati seçmek şart!
Lakin anlatmak,
Anlamak için hisleri okşamak,
Duyarlılığa kapı aralamak ve hayatı zindan etmeden yaşamak!
Hak nerede vasıl olmak,
Nefesin sahibinde muhabbetle ayılmak,
Ruhun gideceği ikimi hiç kurutmadan, muvazeneyle buluşmak!
Mustafa CİLASUN