-
كُلُّ بَنِي آدَمَ خَطَّاءٌ وَخَيْرُ الْخَطَّائِينَ التَّوَّابُونَ
Her insan hata eder hata işleyenlerin en hayırlısı
tevbe edenlerdir.
Tirmizi kıyame 49, ibn mace zühd 30
رِضَى الرَّبِّ فِي رِضَى الْوَالِدِ وَسَخَطُ الرَّبِّ فِي سَخَطِ الْوَالِد
ِ
Allahın rızası anne ve babanın rızasındadır.
Allahın öfkesi de anne ve babanın öfkesindedir.
Tirmizi birr 3
-
أَلَا وَإِنَّ فِي الْجَسَدِ مُضْغَةً إِذَا صَلَحَتْ صَلَحَ الْجَسَدُ
كُلُّهُ وَإِذَا فَسَدَتْ فَسَدَ الْجَسَدُ كُلُّهُ أَلَا وَهِيَ الْقَلْبُ
İnsanda bir organ vardır. Eğer o sağlıklı ise bütün
vücut sağlıklı olur eğer o bozulursa bütün vücud
bozulur. Dikkat edin o kalptir
buhari iman 39, Müslim müsakat,107
-
كُلُّ مَعْرُوفٍ صَدَقَة وَإِنَّ مِنْ الْمَعْرُوفِ أَنْ تَلْقَى
أَخَاكَ بِوَجْهٍ طَلْقٍ وَأَنْ تُفْرِغَ مِنْ دَلْوِكَ فِي إِنَاءِ أَخِيكَ
Her iyilik sadakadır kardeşine güleryüzgöstermen kovandaki
suyu kardeşinin kabına boşaltman da sadakadandır
Tirmizi birr 36
-
مَن كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ فَلْيَقُلْ خَيْرًا أَوْ لِيَصْمُتْ
وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ فَلْيُكْرِمْ جَارَهُ
وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ فَلْيُكْرِمْ ضَيْفَهُ
Allaha ve ahiret gününe iman eden kimse ya
hayır söylesin veya sussun.
Allaha ve ahiret gününe iman eden kimse komşusuna ikramda
bulunsun
Allaha ve ahiret gününe iman eden misafirine ikramda
bulunsun
Buhari edeb 31-85, Müslim iman 74-75
-
مَنْ رَأَى مِنْكُمْ مُنْكَرًا فَلْيُغَيِّرْهُ بِيَدِه فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِعْ
فَبِلِسَانِهِ فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَبِقَلْبِهِ وَذَلِكَ أَضْعَفُ الْإِيمَانِ
Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle
düzeltsin; buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin;
buna da gücü yetmezse, kalben karşı koysun, bu da
imanın en zayıf derecesidir
Müslim iman 78; ebu davud salat 248
-
اتَّقِ اللَّهِ حَيْثُمَا كُنْتَ وَأَتْبِعْ السَّيِّئَةَ الْحَسَنَة
َ تَمْحُهَا وَخَالِقِ النَّاسَ بِخُلُقٍ حَسَنٍ
Nerede olursan ol Allaha karşı gelmekten sakın;
yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki bu onu
yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre
davran.
Tirmizi birr, 55
-
لَا تَبَاغَضُوا وَلَا تَحَاسَدُوا وَلَا تَدَابَرُوا وَكُونُوا
عِبَادَ اللّهَ إِخْوَانًا وَلَا يَحِلُّ لِمُسْلِمٍ أَنْ يَهْجُرَ أَخَاهُ فَوْقَ ثَلَاثَةِ أَيَّامٍ
Birbirinize buğz etmeyin, birbirinize haset etmeyin,
birbirinize arka çevirmeyin; ey Allahın kulları,
kardeş olun. Bir müslümana, üç günden fazla din
kardeşi ile dargın durması helal olmaz.
Buhari edeb 57, 58 müslim birr 23-24
-
ا تُمَار أَخَاكَ وَلَا تُمَازِحْهُ وَلَا تَعِدْهُ مَوْعِدَةً فَتُخْلِفَهُ
Mümin kardeşinle münakaşa etme, onun hoşuna gitmeyecek
şakalar yapma ve ona yerine getiremeyeceğin bir söz
verme.
Tirmizi birr 58
الْاِسْلاَمُ حُسْنُ الْخُلُقِ
İslam güzel ahlaktır.
Kenzül-ummal 3/17 hadis no 5225 (el-islamü
hüsnül-hulk)
إِنَّ اللَّه لَا يَنْظُرُ إِلَى صُوَرِكُمْ وَأَمْوَالِكُمْ وَلَكِنْ يَنْظُرُ إِلَى قُلُوبِكُمْ وَأَعْمَالِكُمْ
Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza
bakar. O sadece sizin kalplerinize ve amellerinize
bakar.
Müslim birr 33, ibn mace zühd 9, Ahmed b. Hanbel
2/285,539
أَرْبَع مَنْ كُنَّ فِيهِ كَانَ مُنَافِقًا خَالِصًا وَمَنْ كَانَتْ فِيهِ
خَلَّةٌ مِنْهُنَّ كَانَتْ فِيهِ خَلَّةٌ مِنْ نِفَاقٍ حَتَّى يَدَعَهَا إِذَا
حَدَّثَ كَذَب وَإِذَا عَاهَدَ غَدَر وَإِذَا وَعَدَ أَخْلَفَ وَإِذَا خَاصَمَ فَجَرَ
Dört huy vardır ki bunlar kimde bulunursa o kişi tam
münafık olur. Kimde de bu huylardan biri bulunumrsa,
onu terk edinceye kadar o kişide münafıklıktan bir
sıfat bulunmuş olur:
Emanete ihanet eder.
Konuştuğunda yalan söyler
Söz verince sözünden döner
Düşmanlıkta haddi aşar haksızlık yapar
Buhari iman,24, Müslim iman 106
-
رَغِم أَنْفُهُ ثُمَّ رَغِمَ أَنْفُهُ ثُمَّ رَغِمَ أَنْفُهُ قِيلَ مَنْ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَنْ أَدْرَك
َ وَالِدَيْهِ عِنْدَ الْكِبَرِ أَحَدَهُمَا أَوْ كِلَيْهِمَا ثُمَّ لَمْ يَدْخُلْ الْجَنَّةَ
Anne ve babasına veya sadece birine yaşlılık
günlerinde yetişip de cennete giremeyen kimse perişan
olsun, perişan olsun, perişan olsun.
Müslim birr 9,10
مَنْ لَا يَرْحَمُ النَّاسَ لَا يَرْحَمُه اللَّهُ
İnsanlara merhamet etmeyene Allah da merhamet etmez
Müslim fedail,66 tirmizi birr 16
لَا ضَرَرَ وَلَا ضِرَار
Başkalarına zarar vermek ve zarara zararla karşılık
vermek yoktur.
İbn mace ahkam 17, muvatta akdıye 31
اِنَّ الله يُحِبُّ اِذَا عَمِلَ اَحَدُكُمْ عَمَلاً اَنْ يُتْقِنُهُ
Allah sizden birinizin yaptığı işi, ameli ve görevi
sağlam ve iyi yapmasından hoşnud olur.
Taberani el-mucemül evsat 1/275; beyhaki şuabül-iman
4/334
إِنَّ مِمَّا أَدْرَكَ النَّاسُ مِنْ كَلَامِ النُّبُوَّةِ الْأُولَى إِذَا لَمْ تَسْتَحِ فَافْعَلْ مَا شِئْتَ
İnsanların peygamberlerden öğrenegeldikleri sözlerden
biri de utanmadıktan sonra dilediğini yap sözüdür
Buhari enbiya 54, Ebu davud edeb 6
مِنْ حُسْنِ إِسْلَامِ الْمَرْءِ تَرْكُهُ مَا لَا يَعْنِيهِ
Kendisini ilgilendirmeyen şeyi terk etmesi kişinin iyi
Müslüman oluşundandır.
Tirmizi zühd 11, ibn mace fiten 12
-
رُبَّ أَشْعَثَ مَدْفُوعٍ بِالْأَبْوَابِ لو أَقْسَمَ عَلَى اللَّهِ لَأَبَرَّه
Saçı başı dağınık eli yüzü tozlu kapılardan koğulmuş
öyleleri vardır ki bu şöyle olacak diye yemin etseler,
Allah onların dediğini yapar.
Müslim birr 138,cennet 48
لَوْ أَنَّكُم تَوَكَّلْتُمْ عَلَى اللَّهِ حَقَّ تَوَكُّلِهِ لَرَزَقَكُمْ كَمَا يَرْزُقُ
الطَّيْرَ تَغْدُو خِمَاصًا وَتَرُوحُ بِطَانًا
Eğer siz Allaha gereği gibi güvenseydiniz Allah
kuşları doyurduğu gibi sizi de rızıklandırırdı. Kuşlar
sabahları kursakları boş olarak çıktıkları halde akşam
dolu kursaklarla dönerler.
Tirmizi zühd 33, ibn mace zühd 14
الْمُسْلِمُ مَنْ سَلِم الْمُسْلِمُونَ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ وَالْمُهَاجِرُ مَنْ هَجَرَ مَا نَهَى اللَّهُ عَنْهُ
Müslüman dilinden ve elinden Müslümanların zarar
görmediği kimsedir. Muhacir ise Allahın yasakladığı
şeylerden uzak duran kimsedir.
Buhari iman 4-5,Müslim iman 64-65
لَوْ كَانَ لِابْنِ آدَم وَادِيَانِ مِنْ مَالٍ لَابْتَغَى وَادِيًا ثَالِثًا
وَلَا يَمْلَأُ جَوْفَ ابْنِ آدَمَ إِلَّا التُّرَابُ وَيَتُوبُ اللَّه عَلَى مَنْ تَاب َ
İnsanoğlunun bir vadi dolusu altını olsa, bir vadi
daha ister. Onun ağzını topraktan başka bir şey
doldurmaz. Ama Allah tövbe edenin tövbesini kabul
eder.
Buhari rikak 10, Müslim zekat 116-119
عَجَبًا لِأَمْرِ الْمُؤْمِنِ إِنَّ أَمْرَهُ كُلَّهُ خَيْر وَلَيْسَ ذَاكَ لِأَحَدٍ
إِلَّا لِلْمُؤْمِنِ إِنْ أَصَابَتْهُ سَرَّاءُ شَكَرَ فَكَانَ خَيْرًا لَهُ
وَإِنْ أَصَابَتْهُ ضَرَّاءُ صَبَرَ فَكَانَ خَيْرًا لَهُ
Müminin durumu gıbta ve hayranlığa değer. Çünkü her
hali kendisi için bir hayır sebebidir. Böylesi bir
özellik sadece müminde vardır: sevinecek olsa,
şükreder; bu onun için hayır olur. Başına bir bela
gelecek olsa, sabreder; bu da onun için hayır olur.
Müslim zühd 64