(Siirt'le İlgili Anekdotlar)
"EKMEKLE BERABER, PEYNİR!"
Siirtli Molla İzzettin bir köye gidecekmiş. Gideceği köy yolu üzerindeki bir başka köyden geçiyormuş. Köyün girişinde, mis gibi tandır ekmeğinin kokusunu almış. Bir köylü kadın, tandırda ekmek pişiriyor ve pişmiş ekmekleri leğenin içine istifliyormuş.
Zaten acıkmış olan Hoca, mis gibi ekmeğin kokusunu da alınca, daha bir acıkmış. Ama, kadından da ekmek istemeğe utanıyormuş. Bunun için aklına bir cinlik gelmiş. Ekmek pişiren kadının tam hizasına gelince:
-Zıkkım olsun, ekmeğimi yedin, beni aç bıraktın, ha!
Diyerek eşeğini dövmeğe başlamış. Hocanın yüksek sesle konuşmasını duyan kadın hemen yetişmiş:
-Eşeği neden dövüyorsun?
Diye sormuş. Hoca da:
-Sorma Teyze, yemek yiyeyim diye ekmeğimi ağacın altına koymuştum. Elimi, yüzümü yıkayıp geri dönünceye kadar bir de ne göreyim, eşek, ekmeğimi yememiş mi?
Kadıncağız:
-Oğlum, istediğin ekmek olsun. Bak, sımsıcak ekmek tandırda pişiyor. Eşeğini döveceğine benden ekmek isteseydin ya!
Demiş. Bunun üzerine uyanık Hoca:
-Teyze, biliyorum ki senden ekmek istesem elbette bir değil, birkaç ekmek vereceksin. Hatta, "kuru ekmek yalnız gitmez" diyerek, gidip evden peynir bile getireceksin! Ama, ben sana nasıl "ekmeğimi eşek yedi, çok acım" diyeyim ki! Bunu söylemekten elbette utanırım.
Uyanık Hoca'nın bu sözleri üzerine, kadıncağız:
-Hele sen bir dur, gidip evden de peynir getireyim!
Demiş. Eve gidip peynir de getirdikten sonra, üç-beş tandır ekmeğiyle beraber vermiş.
MUHAMMED FATİH ARITÜRK