-
Bir Gazeteci Aranıyor
BİR GAZETECİ ARANIYOR
Hayatını ve yüreğini bu yola adamış nice ölümsüz
gazetecilere saygı ve sevgilerimle
Bir hayat sayfası bu
Yorgun çürümüş yalanlardan
Suya yazılmış yazılardan
Üzerindeki yıllanmış tozlardan
Ve gündelik yaz- bozlardan
Üç günlük aşklar
Keyifli mekanlar
Yemek tarifleri
Gece kulüpleri
Ziyafetler
Kıyafetler
Rezaletler
Ve en acısı
Faili meçhul cinayetler
Katil kim
Suçlu kim
Günahkar kim
Yok mu bu izi sürecek bir yürek
Kalemler mi kırıldı
Canlar mı bu kadar ürkek
Ne hayattan
Ne sanattan bir haber
Varsa yoksa bir magazin -bir spor
Aşkta ve sporda sadece skor
Siyaset kapalı kapılar ardında
Ötesini ne sen söyle
Ne de bana sor.
İsyanım bir çığlık gibi duruyor yüreğimde
Ve gittikçe büyüyor
Ekmekler bile küçüldü-insancıklar gibi
Çocuklar uçurumun eşiğinde
Kapkaç yaşıyor
Ve hayat
Bizimle son dansını ediyor
Gel gör ki
İpi kopmuş çivisi çıkmış bu dünyada
Hala herkes bambaşka bir rüyada
Nerede
Bu kırık dökük
Bu rezil bu boynu bükük
Bu umut düğmeleri sökük
Hayatı tamir edecek bir tamirci
Nerede
İnsanlığa
Yaşam sevinci
Verecek bir gazeteci
İşte bütün yürekler sokaklarda
Çığlık çığlığa haykırıyor
İnsanlık adına
Yarınlar adına
Doğmamış çocuklar aşkına
Böyle
Yüzlere
Binlerce
On binlerce gazeteci aranıyor.
Ahmet Selçuk İlkan
-
EY ACILARIMIN BAŞKENTİ
Ey acılarımın başkenti
Ey gecelerimin cinneti
Öyle kolay olmayacak gidişin
Daha ilk adımında sendeleyeceksin
Bir yangın yayılacak parmak uçlarından
Bu şehrin buz tutmuş taş duvarlarına
Göreceksin
Gezdiğin bütün sokaklarda
Düşlerim takılacak ayaklarına
Titreyeceksin
Ey hayallerimin kaçağı
Ey gönlümün sustalı bıcağı
İlk darbeyi hatıralar saplayacak sırtına
Bütün şarkılara küseceksin
Sahipsiz mezarlarda bulacaksın ikimizden kalanı
Ve bir duvar gibi çarpacak kimsesizliğin yüzüne
İrkileceksin
Ey yalnızlığımın miladı!
Ey uykularımın celladı!
Önce kendi yalanların hançerleyecek seni
Sonra 'keşke'lerin
Bir kar yangınında buzlar misali çözüleceksin
Gözlerinden kara yağmurlar gibi dökülecek pişmanlığın
Tükeneceksin...
Ey çığlıklarımın sireni!
Ey ömrümün kara treni!
Köhne bir istasyonda
Tek kanatlı bir kuş konacak omuzlarına
Kırdığın bir kalbi bırakacak avuçlarına
Şaşıracaksın
İşte bu son durağı olacak kaprislerinin
Delik deşik bir hasretle düşeceksin kaldırımlara
Ellerin bile el vermeyecek sana
Ayakların çoktan çekip gitmiş olacak
Gözlerin en uzak yıldızlara takılacak
Yıkılacaksın
Bir sen bir de o taş kalbin
Kalacak sokak ortasında
Kaderinse yaşlı bir çöpçünün yorgun ellerinde
Ağlayacaksın
Belki biraz geç olacak ama
İşte o gün....
Kimi kaybettiğini anlayacaksın....
Ahmet Selçuk İlkan
'Erkekler hep yalnız ağlar' kitabından
Ahmet Selçuk İlkan
-
ERKEKLER HEP YALNIZ AĞLAR
Günlerdir sınırında yaşıyoruz aşkın
Günlerdir uçurumunda
Bu kaçıncı atışım kendimi
Kollarından yalnızlığa
Bu kaçıncı dargınlık
Bu kaçıncı barışma
Belli ki
Sensizliğe sürgün artık bu gözler
Sensizliğe sürgün bu dudaklar bu eller
Şimdi yorgun bir çınar gibi kalbim
Artık sana değil
Sensizliğe yaslanacağım
Hoşçakal güz çiçeğim hoşçakal
Seni artık
Göz yaşlarınla ıslanmış
Yastıklara bırakacağım
Oysa yıllarca
Yemyeşil bir orman köyünde sakladım gözlerini
Dağ başlarında çoban ateşleri yaktım üşümeyesin diye
Ellerine kör gecelerin karanlığında sarıldım
Ve haykırdım
En dipsiz kuyulara adını
Ezberlettim seni kurtlara-kuşlara
Sense beni sokaklara vurdun
Ve en zehir şarkılara
Bilirsin
Rüzğara bıçak
Yağmura ateş
Buluta kurşun işlemez
Sende öylesine vurdun ki beni
Artık bana
Hiçbir acı kar etmez
Neylersin
Önce melekler terk etti bizi
Sonra masmavi düşler
Öpüşler- gülüşler-çiçekler
Büyüsü kalmadı artık kavuşmaların
Bundan böyle
Bizi her köşede
Bambaşka bir cehennem bekler
Sen de bundan böyle
İçi boş şarkılarla avut kendini
En ucuz aşklarla yıka kirli ruhunu
Açılırsın
Taşlar yosuna sarılır bilirsin
Sarmaşıklar duvarlara
Geceler karanlığa
Sende yalnızlığa sarılırsın
Ve kadınsın
Ağlayabilirsin gönlünce
Göz yaşların pınarlar misali çağlar
Unutma ki erkeğim ben
Ve erkekler hep yalnız ağlar.
Ahmet Selçuk İLKAN
“Erkekler hep yalnız ağlar” kitabından
[Üyeler Mesaj Yazmandan Misafirlerde Kayıt Olmadan Link GöremezlerKayıt İçin Tıklayın ! ]
-
Gözlerin Kal Diyor Dudakların Git
Bu nasıl ayrılık, bu nasıl veda
Gözlerin kal diyor, dudakların git.
Bakışın anahtar, sözlerin kilit,
Ellerin aç diyor, dudakların git.
Ayrılık dönüşü olmayan bir nehir
Yalnızlık yıkılmış bomboş bir şehir.
Kaç sevda kül oldu böyle kimbilir,
Gözyaşın kal diyor, dudakların git.
Gidersem bir daha dönmeyeceğim,
Kalırsam kalbime yenileceğim.
Çözemedim seni delireceğim.
Gözlerin kal diyor diyor, dudakların git.
Duvardan insinmi resimlerimiz,
Yabancı olsunmu isimlerimiz.
Ya deli dolu gecelerimiz,
Anılar kal diyor, dudakların git.
Bu romanda biter belki birazdan,
Ne aşklar yıkıldı gururdan nazdan.
Ağlıyor besteler yine hicazdan,
Şarkılar kal diyor, dudakların git....
Ahmet Selçuk İLKAN
-
zaten Ahmet Selçuk İLKAN'ın kalitesi belli
şiirleri insanı başka bir aleme götürüyor
paylaşımın için saol serap :248: