İyi bir “seçilmiş” nasıl olmalı?
İyi bir “seçilmiş” nasıl olmalı?
İnsanların içinde değişik meziyetleri olan farklı yapılarda ve farklı görüşlere sahip yöneticilik vasfına sahip olan ya da sahipmiş gibi görünenler vardır. Biz onları bazen yönetici olmadan ve çoğu kez yönetici olduktan sonra tanırız veya en azından tanımaya başlarız. Bu insanlar yönetici olduklarında kendileri istemese de maalesef bazı zaaflar edinirler. Bu zaaflar çoğu zaman onları görmekten, bilmekten, ilgilenmekten alıkoyar. Sadece hizmet etmeye söz verdikleri kitleleri değil aynı zamanda kendilerini ihmal etme girdabına sokabilir bu zaaflar. Seçilmişler her şeyden önce kendilerini bu zaaflara karşı korumalıdırlar. Nasıl mı?
Hizmet ehlinin işi önce adaletle ve ataletsiz bir şekilde hareket etmektir. Atalet bazen görünür bir yerdedir bazen de saklanıverir bulamazsınız ama hani o “İp” e sarılırsanız o “İp” sizi atalet sahibi olmaktan uzaklaştırır.
Zan, bize ilk önce hüsnüzan olarak gelmelidir ki özellikle bu bir kardeşinizden gelen haber, istek, söz veya buna benzer bir hal ise. Suizan ise bize hiç yakışmaz nerede olursak ne halde olursak olalım. Bizler “Yaradılanı Yaradandan ötürü hoş gören” bir anlayışla terbiye olmuşuz ki bu bizi diğer insanlardan ayıran en büyük özelliklerden biridir.
Eğer size bir kardeşiniz bir kardeşiniz bu elbise olmamış söküğü var diyorsa ve dahi bu sizin hoşunuza gitmiyorsa siz yine de onu hemen “mürtet” ilan etme yoluna gitmeyiniz. Biliniz ki o kardeşiniz elbisenin söküğünü kendisi için değil yarın olur ya aynı elbiseden sizde de olduğu için siz de giyer mahcup duruma düşersiniz diye tembihlemiştir. Sizin ayıbınız tüm kardeşlerin ayıbıdır ve kardeşler birbirlerinin ayıplarını örtmekle yükümlüdür. Hoş siz Hz. İdris değilsiniz ki elbiseyi tam anlamıyla dikesiniz…
Emr-i bil-maruf nehy-i ani'l-münker kimlere yapılır sorusunun cevabında tam bir eşitlik vardır. Allah katında eşitlik Fatıma anamız için dahi bozulmamışken bize de bu eşitliğe uymak ve bu eşitliği uygulamak düşer. Resulullah, şu ifadeleriyle emr-i bil-ma'ruf, nehy-i ani'l-münker'in önemini vurgularken bile bize bunu yapmamızın şartlığını sadece günümüz için değil aynı zamanda istikbalimiz için de gerekli olduğu tembihinde bulunur ki bize de onu takip etmek düşer: "Nefsim elinde olan Allah'a yemin ederim ki, ya iyiliği emreder kötülüğe engel olursunuz, ya da, Allah, yakında umumi bir bela verir. O zaman dua edersiniz, fakat duanız kabul olmaz.".
İyi bir terzi olmayabilirsiniz ama iyi bir hüsnüzan erbabı olmak zorundasınız. Söküğünüzü, yamuk dikişinizi söyleyen kardeşiniz size tüm hüsnüniyetiyle kaba halli dahi yaklaşsa siz seçilmiş olarak ona kucak açmalısınız. Sabrı önce siz göstermelisiniz ki sizin Eyüp ehlinden olduğunuz ortaya çıksın. Seçilmişliğin farklarından birisi de bu olsa gerek.
Selam, saygı ve “ümit var olmak” dileğiyle.
Bekir Berkay TÜRKAY
Hüsnü adında bir adamın damadı