İntihar Kuşanmazdım / Ellerimi Tutsaydın...
Aklın uçurumunda sürüklenirken düşler
İnce – uzun
Yol meçhul
Yürek sırılsıklam her yağmurda
Girdap ortasında
Esir düşer ya ruh
Depreşirken zaman
Böyle paramparça olmazdım
Ellerimi tutsaydın
Bezgin kuytular kuşanmışım yokluğuna
Uykusuzluğa mahkum gece
Geceye mahkum hayat
Karanlıkta kalmazdım
Ellerimi tutsaydın
Yankısı sökülmüş dağ doruklarının
Kıvrım ırmak yangın yeri
Cehennem
Korku
Böyle deli yanmazdım
Ellerimi tutsaydın
Suskunluk takınmazdım
Ellerimi tutsaydın
[İntihar kuşanmazdım
Ellerimi tutsaydın... ]
Kaç cemre düşmeli yüreğime
Kaç cemre düşmeli yüreğime,
ısınmak için yeniden.
Unutmak için, yeşil nazarlarını,
kaç bahar geçmeli,
hasretinin üstünden...
Kaç ceylan su içmeli,
sevda sebillerinden.
Kaç güvercin uçmalı,
vuslat semalarında.
Kaç yağmur ıslatmalı tenimi,
arınmak için özleminden...
Kaç menekşe açmalı saksılarımda,
boyun bükmeden.
Kaç ilkyaz yaşamalı gönlüm,
üşümeden
Ve
kaç sene,
kaç ay,
kaç gün,
kaç saat,
geçmeli,
akan kanı dindirmek için,
yaralarımın üstünden?
Seni özledikçe yaşıyorum...
Hasretinde bazen yağmur olup
Geçeceğin yollara gül tohumu ekiyorum
Sen ise ;
Ayaklarınla yüreğime bassan bile
Yüreğimin acıdığını düşünme.
Ben , her adım attığında,
Yüreğimden öptüğünü farzederim.
Hasretin çöker hüzün bulutlarıma...
Yüreğine düşen her damla,
Kurumuş güllerin yüreklerine " hayat " olur.
Ben, sana ağladıkça
Güllerin daha güzel açar,
Bilirim.
Ben, sevdana yandıkça
Baharlar hep gülüşlerinde konaklar.
Hissederim.....
Yüreğin, aldığım nefes olmuşken,
Toprağa sarılan sarmaşık gibi
Geceye uzanan ışık gibi
Hasretinde bile " sana " sarılıyorum.
Aldırmıyorum hasret yağmurlarına,
Yokluğunda bile yaşıtıyorum seni.
Sakın üzülme sen;
Ben; seni sevdikçe nefes alıyor,
Seni özledikçe yaşıyorum...