-
bunlar da benden
Bir berber fıkrası
Çeçenistan’da bir avuç mücahid dünyanın en güçlü ordularından birine kök söktürüyor...
Konuyla ilgili bir fıkra:
Rus’un biri berberde saçını kestiriyormuş.
Berber durduk yerde “Askerlik yaptınız mı?” diye sormuş.
“Yaptım” demiş adam.
“Nerede yaptınız?”
"Çeçenistan’da."
"Çeçenistan’da mı?”
"Evet, Çeçenistan’da."
Aradan bir-iki dakika geçmiş. Berber tekrar sormuş:
“Askerliği nerede yapmıştınız?”
"Çeçenistan’da."
"Nerede nerede?"
"Çeçenistan dedim ya!"
Bir-iki dakika sonra yine aynı hikâye:
“Demek askerliği Çeçenistan’da yaptınız.”
“Evet, evet, evet! Çeçenistan’da yaptım!”
...
Berber birkaç dakika sonra aynı konuyu bir daha açmaya kalkışınca müşteri isyan etmiş:
“Kardeşim, askerliğimi Çeçenistan’da yaptığımı elli kere söyledim.
Niye tekrar tekrar soruyorsun?”
Berberin cevabı:
“Çeçenistan deyince saçların diken diken oluyor, daha rahat kesiyorum.” :5:
-
BİLMECE
İki Karadeniz'li birbirlerine bilmece soruyorlardı.
- Kafestedur, sarıdur, öter?
- Kanaryadur.
- Pilemedun, Paluktur.
- Sarı Paluk olur mi?
- Poyadım.
- Kafestedur dedun?
- Ben koydum daa...
- Hiç paluk öter mi?
- E, kardeşum, pilmece pu... Şaşırasın diye pen kendim uydurdim oni.
-
ASURE
Adamin biri a$ureyi cok severmis ( benim gibi :)
Bir gun o kadar cok asure yemis ki kut diye dusup bayilmis.
Telasla hemen doktor cagirmislar.
Doktor gelmis, durumu anlamis. Adami zar zor ayilttiktan sonra bir hap, bir bardak da su uzatmis.
'Bunu ic, hic bi seyin kalmaz', demis.
Adam da su ile hapa soyle bir bakip 'Git isine ya!', demis. 'O kadar yer olsa asure yerim'
bunun bir de siirt arapları için söylenmişi de var; şöyle bişey:
siirtlinin (arabın) biri dolmayı cok severmis
Bir gun o kadar cok dolma yemiş ki küt diye düşüp bayilmis.
Telasla hemen doktor cagirmislar.
Doktor gelmis, durumu anlamis. Adami zar zor ayilttiktan sonra bir hap, bir bardak da su uzatmis.
'Bunu ic, hic bi seyin kalmaz', demis.
Adam da su ile hapa soyle bir bakip 'Git isine ya!', demis. 'O kadar yer olsa dolma yerim'
-
Avcının biri anılarından birini anlatıyormuş:
--Günün birinde av yaparken öyle bir yere geldim ki patikanın üst tarafı sarp kayalık,alt tarafıda uçurum.Aniden karşıma bir ayı çıktı.Arkamı döndüm bir arslan geliyoooo!
DİNLEYİCİLER:eeeeeeeeeeeeeeeeeee!
--Mermimde bitmiş.
DİNLEYİCİLER:eeeeeeeeeee!Peki sonraaa...?
--Beni yediler.
-
la havle ve la kuvvete :)
Meshur Cimri Pasa, atlarinin arpa yemesi gerektigini soyleyen seyislerine kizar ve her seferinde "La havle" cekermis.
Bir gun arabasinin atlari dermansizliktan yigilip kalinca, hiddetle sormus:
- ATLARIMA NE OLDU?!
Seyis cevap vermis:
- Ne olacak efendim, "La havle" yiye yiye "Ve la kuvvete" oldular.
-
yeni model
Biri Adanalı, diğeri Kayserili iki çiftçi
sohbetederken
tabi haliyle zenginlikleriyle övünecekler.Adanalı:
"Bizim orda sabah güneş doğmadan biniyoruz
arabaya çiftliğin
bir ucundan, akşam oluyor biz hala çiftliğin
öteki ucuna yetişemiyoruz"
Kayserili de hazır cevapmış:"Bizim de vardı öyle bir
arabamız, geçenlerde satıp
yeni modelini aldık.":) :)
-
SEN DE ÇEKTİR
Nasreddin Hoca'ya bir kişi sormuş :
-Hocam gözüm hastalandı, ne ilaç kullansam olur?
-Benim dişim hastalandığında çektirip kurtulmuştum.Sen de çektir, kurtulursun, demiş.
-
TURNA AYAĞI
Hoca güzel bir Turnayı kızartıp tepsiye koyar ve Timur'a götürmek üzere yola koyulur.Ancak tepsiden gelen mis gibi kokular Hoca'nın ağzını sulandırır.Bir ağacın altına oturup Turna'nın bir budunu koparır yer.
Timur, Hoca'nın getirdiği Turna'nın tek ayaklı olduğunu anlayınca :
-Bu Turna'nın bir budu nerede Hoca?...diye sorar.
Hoca hemen yanıtlar :
-Bizim köyün Turnaları tek bacaklı olur da..
Timur inanmaz, gözüyle görmek ister.Kalkıp Hoca ile birlikte göl kenarına giderler.Gölde Turnalar tek ayakları üzerinde durduklarından Hoca keyifli keyifli söylenir :
-İşte devletlüm gözünüzle görünüz...
Timur, Hoca'ya döner :
-Al şu oku at, birini vur... emrini verir.
Hoca çaresizlik içinde ok atar.Turnalar birden öteki ayaklarını da çıkarıp kaçmaya başlarlar.
Timur :
-Gördün mü Hoca, hepsi de iki ayaklıymış...
Hoca lafın altında kalır mı? :
-Aman Sultanım, sizde sıkıyı görseniz iki ayağınızla kaçmaz mısınız?
-
Yine "laz" Temel
Trafik polisi Temel’i kirmizi isikta geçtigi için durdurur ve ehliyetini ister. Temel bu istek karsisinda oldukça sasirir:
-Memur bey, ehliyet verdiniz mi ki istiyorsunuz?
-
oyalamanın böylesi
Yargic Temele sormus :
-Davaciya borcunu bir turlu odemiyorsun neden?
Temel boynunu buker verecegum vermesinede bana uc ay muhlet ver diyorum vermiyor üc yildir beni oyaliyor
-
UYANIK PAPAĞAN
Adamın papağanı varmış. Her sabah balkona çıkar ve yoldan
geçen bir adama "aptal aptal" diye laf atarmış. Bir gün adam
dayanamamış, papağanı sahibine şikayet etmiş. ertesi sabah papağan
balkonda yine aynı adama: "Hişşşşşt. Anlarsın ya..." demiş.
-
AYNI YERDE
Temel uzun zamandir görmedigi arkadasi Cemal'le Istanbul'da karsilasinca :
- Usak nasilsun pakayum?
-Iyiyum...
-Çocuklarin nasildur?
-Onlar da iyidur.
-Peki karin nasildur?
Temel böyle sorunca Cemal'in birden yüzü degisir...Temel arkadaşının karısının geçen yıl öldüğünü hatırlayip hemen şöyle der :
-Yani hala ayni mezarda mi yatayii?
-
ARSLAN
Temel hayvanat bahçesinde gezerken açik buldugu bir kafesten içeri dalmis.
-Hoop ! Dur , ne yapiyorsun? Orasi aslan kafesi...
diye bagirmislar.Temel geri dönmüs ve kizarak :
-Sankim aslaninizu yedük...
-
YELPAZE
Nasreddin Hoca, geçim sıkıntısından tavuk tüyünden yelpaze yapıp satmaya başlamış.Müşteriler yelpazeyi kullanıp denemiş, tüyler hemen dağılmaya başlamış.
-Bu nasıl yelpaze, sallar sallamaz tüyleri dökülmeye başladı, demiş müşteriler.
Hoca :
-Kullanmasını bilmek lazım, yelpazeyi sıkı tutarak, başınızı iki tarafa sallarsanız olur, diye cevap vermiş.
-
CENNET DOLUP TAŞMIŞ
Bir gün padişah Nasreddin Hoca'dan sormuş :
-Hocam ben ölünce cennete mi gideceğim yoksa cehenneme mi, söyle bakayım? demiş.
Hoca padişahtan korkmadan :
-Cehenneme gidersiniz padişahım? demiş.
Padişahın sinirden sakalları titremiş.
Bu durumu gören Hoca :
-Kızmayın padişahım ben aslında size cennete gidersiniz diyecektim fakat sizin cellatlarınızın kılıçlarıyla ölen suçsuz kişilerden cennet dolup taşmış.Bu yüzden cennete sığmazsınız diye cehenneme gidersiniz dedim, demiş.
-
ATEŞ DÜŞTÜĞÜ ZAMAN
Nasreddin Hoca'nın evine tüccar arkadaşı misafir olmuş.Hoca ona mantı pişirip getirmiş.Arkadaşı acele edip mantıyı hemen ağzına atınca boğazı yanmış.Boğazının yandığını belli etmemek için başını tavana doğru dikmiş ve yanmanın etkisi gidince de başını tavandan indirmeyip sormuş :
-Hocam bu tavanı ne zaman yaptınız.
Hoca hemen :
-Boğazıma ateş düştüğü zaman, demiş.