Ben,
ne diyeceğim çocuğuma
uyandığında?
Özür dileyeceğim son on yılın günahını üstlenip:
Tepkisiz ve pısırık
bir muhalif olduğum için
ve partimin beceriksiz önderlerini yana itip
yeterince kafa tutamadığım için bu yakışıksıza!
Bir milletvekilliği düşlediğimden
sadece küçük odalarda ve kısık sesle
konuşmuş olduğumu anlatamayacağım;
gidişatı soranları,
yuvarlak sözlerle yanıltmış olduğumu da
saklayacağım herhalde.
Şimdi ona,
"Göreceksin o artık tahteravanla gidecek uçmaya" diyerek,
"Gümüş zurna neyine?" diyerek,
ya da "Bak aç tavuk şimdi arpa ambarına atandı" diyerek,
yani işi alaya vurarak mı
geçiştireceğim?
Yoksa,
"Sadece iki şeyin sonu yoktur: Evrenin ve görgüsüzlüğün diyen
yazardan aktarmalar yaparak,
ardından,
"Boş ver, o sadece aç ruhunu doyurmak için çalardı"
diyerek mi avutacağım?
Korkarım çocuk ergeç,
bizim bu zaman içinde,
sadece mum yaktığımızı,
bayrak çektiğimizi,
and içtiğimizi
ve bunların yeteceğini varsaydığımızı,
günlerimizi başkalarından medet umarak ve zırva oturumlar
izleyip fal bakarak
geçirdiğimizi
anlayacaktır..
***
Çocuğum şimdi ayıplamasa bile beni,
Onun,
büyüdüğünde ve aklı erdiğinde,
düşüneceklerinden çok ama çok utanıyorum!
