1. sayfa - 3 sayfa var 123 SonuncuSonuncu
23 sonuçtan 1 ile 10 arası
  1. #1
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    05.07.2007
    Yaş
    35
    Mesajlar
    163
    Tecrübe Puanı
    22

    Standart ______ŞİİR BAHÇESİ_______(Aşka Sevqiye DaiR HerŞeyi BulaBiLeceqiniz Bi BahÇe)






















  2. #2
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    05.07.2007
    Yaş
    35
    Mesajlar
    163
    Tecrübe Puanı
    22

    Standart Bİlmek Senİ

    Ne sen ne ben,
    Düşünmekten bitkin bir halde buldum kendimi.
    Ve yatağımda günlerce uykusuzdum...
    Kimler gelse kimler düşünse çözemezdi sanki,
    Hiçbir çözüm yolu yokmuş gibi...
    Bulmaktan korkuyorum aslında,
    Bitirmeyi bu hikayeyi...
    Sensiz geçen günlerim ve seninleyken duyduğum yalnızlığım gibi;

    Alıştım bende gecelerimi düşünerek geçirmeye!..
    Bir dalsam uyumaya bir daha uyanamam.
    Uykusuzluk ve sen içime işlediniz ruhum gibi;
    Biriniz eksilse yok olurum herhalde,
    Düşünüyorum yine;
    Düşünmek çözmüyor bazen hiçbir şeyi!
    Merak etmiyorum artık sonunu;
    Yok olmakta var olmak kadar güzel olmalı...
    Biliyorum; çünkü her gün yok oluyorum seninle,
    Yok oluyorum gözlerinin derinliklerinde!.
    Kulaklarımı patlatan sessiz çığlıkların,
    Ve alev gibi yanan bakışların yok ediyor beni!
    Düşünmek yok artık;
    Bilmek var seni...

  3. #3
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    05.07.2007
    Yaş
    35
    Mesajlar
    163
    Tecrübe Puanı
    22

    Standart

    Hayat kendi telaşıyla akıp giderken, bu akıp giden hayatın arkasında duran bir yer,
    beni götüreceğin bir yer olmalı.


    Akan hayatın arkasında duran bir yer. Tüm telaşları, tedirginlikleri, korkuları, soruları sona erdiren bir yer.
    Akan hayatın arkasında ama ona ters,
    kendi yolunda akan bir yer.

    Başka hayatların yükünün taşınmayacağı, hissedilmeyeceği, başkalarının yargılarından, konuşmalarından, aklın rahatsız edici tüm sorularından, hesaplarından arınmış,
    sadece iki basit insanın durabileceği bir yer.

    Belki küçük penceresinden insanı ufkun ötesine geçiren sonsuz mavi manzarası ile kapısı kapalı küçük, mütevâzı bir oda. Her şeyin sanki kapalı kapının arkasında kaldığı bir oda. Soğuk aklın, hesapların, sorumlulukların, korkuların,
    tüm gürültülü konuşmaların o kapalı kapısının arkasında kaldığı oda.

    Beni götüreceğin yer, belki akan hayatın arkasında ve onun bildik tüm telaşlarına, hesaplarına kapısı kapalı bir oda, belki etrafındaki ağaçların arasından geçirilmiş teller üzerindeki küçük, renkli lambaları ile süslü, basit bir çay bahçesi,
    belki de radyodan gelen bir yaylı tambur sesi.

    Beni götüreceğin yer, bakışlardan, sorulardan, kendi sorularımdan da uzak, içimde koşturan yüzlerce atı dizginlemeden, sınırsız bahçelerde korkmadan koşturabileceğim bir yer olmalı. Kimsenin olmadığı bir yer, hiçbir engelin, sorunun ve soğuk aklın olmayacağı bir yer. Bazen kelimelerin değil, susmanın daha anlamlı olacağı, bir bakışın, duruşun, bir dokunuşun içimde mevsimler değiştirebileceği bir yer olmalı. Beni götüreceğin yer, basit, sıradan bir insan olacağım, hiçbir yükü içimde, kafamda hissetmeyeceğim, geçmişi sormayacağım, yarını merak etmeyeceğim, söyleyemediğim için boğuluyormuş gibi olduğum, boğazıma dizilmiş,
    söylenmemiş hiçbir sözcüğün kalmayacağı bir yer olmalı.

    Akıp giden hayatın arkasında, kapısı her şeye kapalı bir oda ve orada tüm korkuların, konuşmaların,
    akıl hesaplarının dışında bir yer beni götüreceğin yer.


    Belki de aldanıyorum. Beni götüreceğin yer, gerçekleşse belki güzel bir masal olabilecek bir yer. Ama olsun, insan bazen aldanmak da ister. Yaşanmayacak şeylerden, olmayan diyarlardan bahsetmek ister.



  4. #4
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    05.07.2007
    Yaş
    35
    Mesajlar
    163
    Tecrübe Puanı
    22

    Standart
















  5. #5
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    05.07.2007
    Yaş
    35
    Mesajlar
    163
    Tecrübe Puanı
    22

    Standart Karanlıkta Görmek

    Karanlık mağarandan bir ses şimdi kulaklarımda.
    Sarsıldım, irkildim, korktum!...
    Ama kaçmadım.

    Karanlığının en derininden bir sır verdin bana.
    Ve elimden bir şey gelebildi ancak.
    Yalnızca seni daha çok sevdim.

    ..

    Karanlıkta gezmeyi seversin sen.

    Öğle ışığıyla aydınlanmış şu manzaranın sığlığı batar sana.
    Parlak renkler başını döndürür, mideni bulandırır.
    Gölgeler uzadıkça rahatlarsın biraz..
    Derinlik...

    Sonra yalnız siluetler...

    Ve görünmez olunca herşey...
    Gözlerinde gezen sonsuz karıncanın arasında kalır ya artıklar...

    Biliyorum sen asıl o zaman görürsün.





  6. #6
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    05.07.2007
    Yaş
    35
    Mesajlar
    163
    Tecrübe Puanı
    22

    Standart Bugün Bütün Güzelliğim Üstümde...

    Bugün bütün güzelliğim üstümde
    Hep güzel şeyler anlatacağım size
    Hep güzel şeylerden söz edeceğim
    Ne güzel bir insanın sevmesi
    Çarpması bir yüreğin ne güzel
    Ne güzel çoşkusu şu çocuğun
    Yüzüne bakın hele, dinlesenize...
    Yağmurun yağması ne güzel
    Kanat çalması maviye bir kuşun
    Açması bir çiçeğin sevgiyle
    Ne güzel ah ne güzel...
    Görmek, duymak, yaşamak
    Kırkında çocuk olmak ne güzel
    Şiirler yazıyorum, şarkılar söylüyorum
    Sade sevgi üstüne, aşk üstüne
    Hem ne var bu dünyada sevgiden öte?
    Bütün insanlarını seviyorum dünyanın
    Ama bütün insanlarını
    Yüz kere, bin kere, yüzbin kere...
    Bugün bütün güzelliğim üstümde
    Daha ne söylesem bilmem ki size;
    Yüreğim kardeş yüreğinize...





  7. #7
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    05.07.2007
    Yaş
    35
    Mesajlar
    163
    Tecrübe Puanı
    22

    Standart



























  8. #8
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    05.07.2007
    Yaş
    35
    Mesajlar
    163
    Tecrübe Puanı
    22

    Standart

    " Bir küçük oğlancık ". Yazarı Helen Buckley ,
    İrlanda'da Dublin Üniversitesi'nde öğretim üyesi. Hem çocuk edebiyatı üzerine, hem yetişkinlere seslenen çocuk pedagojisi üzerine sayısız çalışması var. Toplumsal çalışmalarda yoğunlaşmış, üretken bir yazar. Kendini çocuk haklarına, çocukların her tür şiddetten, baskıdan korunmalarına ve onların toplumsal bireyler olarak yetişmesine adamış... İşte şiir olarak yazdığı öykü:

    " Bir küçücük oğlancık bir gün okula başladı.
    Pek mi pek akıllıydı.
    Okulu da pek mi pek büyüktü.
    Ama akıllı çocuk sınıfına dışarıdan kestirme bir yol buldu.
    Buna çok sevindi.
    Artık okul ona kocaman görünmüyordu.

    Bir zaman sonra bir sabah
    Dedi ki öğretmen
    "Bugün resim yapacağız.."
    "Ne güzel" diye düşündü çocuk.
    Resim yapmayı çok severdi.
    Her şeyin resmini yapardı:
    Aslanlar, kaplanlar, tavuklar, inekler, trenler, gemiler.
    Mum boyalarını çıkardı ve çizmeye başladı.

    Ama öğretmen "Durun" dedi, "Henüz başlamayın!"
    Ve herkes hazır görünene dek bekledi.
    "Şimdi" dedi öğretmen,
    "Çiçek çizmesini öğreneceğiz".
    "Ne güzel" diye düşündü çocuk. Çiçek çizmeyi çok severdi.
    Ve en güzellerini yapmaya başladı:
    Pembe, mavi, kavuniçi mum boyalarıyla.

    Ama öğretmen "Durun" dedi.
    "Size nasıl çizileceğini göstereceğim". /

    Yeşil saplı kırmızı bir çiçek çizdi.
    "İşte" dedi öğretmen. "Şimdi başlayabilirsiniz".
    Küçük çocuk bir öğretmenin çiçeğine baktı
    Sonra kendi çiçeğine.
    Kendi çiçeğini daha çok sevdi
    Ama bunu söyleyemedi.
    Defterinde sayfayı çevirip
    Öğretmeninki gibi çizdi
    Kırmızı bir çiçek sapı yeşil...

    Bir başka gün
    Dedi ki öğretmen:
    "Bugün çamurdan bir şeyler yapacağız".
    "Ne güzel" diye düşündü çocuk.
    Çamurla oynamayı çok severdi
    Her şeyi yapabilirdi çamurla:
    Yılanlar, kardan adamlar, filler,
    Fareler, arabalar, kamyonlar.
    Başladı çamuru yoğurmaya /

    Ama öğretmen "Durun" dedi, "Henüz başlamayın!"
    Ve herkes hazır görünene kadar bekledi.
    "Şimdi" dedi öğretmen, "Bir çanak yapmayı öğreneceğiz".
    "Ne güzel" diye düşündü çocuk.
    Çanak yapmayı çok severdi.
    Ve başladı yapmaya
    Boy boy, şekil şekil çanakları.

    Ama öğretmen "Durun" dedi.
    "Size nasıl yapılacağını göstereceğim".

    Ve de gösterdi herkese bir büyük çanağın nasıl yapılacağını.
    "İşte" dedi öğretmen. "Şimdi başlayabilirsiniz".
    Küçük çocuk bir öğretmenin çanağına baktı
    Bir de kendi çanağına.
    Kendi çanağını daha çok sevdi
    Ama bunu söyleyemedi.
    Çamur topağını yuvarlayıp yeniden
    Yaptı öğretmeninki gibi derin bir çanak.

    Ve çok geçmeden
    Küçük çocuk
    öğrendi beklemeyi, izlemeyi,
    Ve her şeyi öğretmen gibi yapmayı.
    Ve çok geçmeden
    Başladı kendiliğinden hiçbir şey yapmamaya

    Ama birdenbire
    Taşınıverdiler başka bir eve,
    Başka bir şehirde
    Ve çocuk gitti başka bir okula.
    Bu okul daha da büyüktü öbüründen.
    Kestirme yolu da yoktu dışarıdan
    Büyük basamakları çıkmak
    Ve uzun koridorlardan geçmek gerekiyordu sınıfa kadar.

    Ve daha ilk gün
    Dedi ki öğretmen:
    "Simdi resim yapacağız".
    "Ne güzel" diye içinden geçirdi çocuk.
    Ve başladı beklemeye
    Öğretmenin, ne yapmasını söylemesini beklemeye.
    Ama öğretmen hiçbir şey söylemedi
    başladı sınıfta dolaşmaya.

    Küçük çocuğa gelince durup sordu:
    "Resim yapmak istemiyor musun?"
    "İstiyorum" dedi çocuk.
    "Ama ne resmi yapacağız?"
    "Ne resmi istersen" dedi öğretmen
    "Nasıl çizmeliyim?" diye sordu çocuk
    "Nasıl istersen" dedi öğretmen
    "İstediğim renk mi?" diye sordu çocuk.
    "İstediğin renk" dedi öğretmen,
    "Eğer herkes aynı resmi yaparsa ve aynı renkleri kullanırsa
    kimin neyi yaptığını ve neyin ne olduğunu nasıl anlarım ben?"

    "Bilmem", dedi çocuk.
    Ve başladı çizmeye:
    Kırmızı bir çiçek, sapı yeşil..."




  9. #9
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    05.07.2007
    Yaş
    35
    Mesajlar
    163
    Tecrübe Puanı
    22

    Standart Tut Kİ Gecedİr

    tut ki gecedir
    karanlık sıvaşır ellerine camlardan
    birden kırmızıya döner
    trafik ışıkları
    kükürtlü dumanlar yükselir
    korkuya batmış
    camkırığı adamlardan
    tehlikeye büyür sakalları

    tut ki gecedir
    ihbarlar birer sansar
    bir telefondan bir telefona atlar
    yeraltı örgütleri tetik üstünde
    adres değiştirmiş silah kaçakçıları
    fahişeler birbirinden kuşkulanıyor

    tut ki gecedir
    katiller huzursuz
    hırsızlar sinirli
    hainler ürkekçedir
    elleri telefona kendiliğinden uzanıyor
    ihanete gece müthiş bir gerekçedir
    ihbarlar birer sansar
    bir telefondan bir telefona atlar

    ihanet bir bilmecedir





  10. #10
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    05.07.2007
    Yaş
    35
    Mesajlar
    163
    Tecrübe Puanı
    22

    Standart Mayısta bir gün...

    Ben,
    ne diyeceğim çocuğuma
    uyandığında?
    Özür dileyeceğim son on yılın günahını üstlenip:
    Tepkisiz ve pısırık
    bir muhalif olduğum için
    ve partimin beceriksiz önderlerini yana itip
    yeterince kafa tutamadığım için bu yakışıksıza!
    Bir milletvekilliği düşlediğimden
    sadece küçük odalarda ve kısık sesle
    konuşmuş olduğumu anlatamayacağım;
    gidişatı soranları,
    yuvarlak sözlerle yanıltmış olduğumu da
    saklayacağım herhalde.
    Şimdi ona,
    "Göreceksin o artık tahteravanla gidecek uçmaya" diyerek,
    "Gümüş zurna neyine?" diyerek,
    ya da "Bak aç tavuk şimdi arpa ambarına atandı" diyerek,
    yani işi alaya vurarak mı
    geçiştireceğim?
    Yoksa,
    "Sadece iki şeyin sonu yoktur: Evrenin ve görgüsüzlüğün diyen
    yazardan aktarmalar yaparak,
    ardından,
    "Boş ver, o sadece aç ruhunu doyurmak için çalardı"
    diyerek mi avutacağım?
    Korkarım çocuk ergeç,
    bizim bu zaman içinde,
    sadece mum yaktığımızı,
    bayrak çektiğimizi,
    and içtiğimizi
    ve bunların yeteceğini varsaydığımızı,
    günlerimizi başkalarından medet umarak ve zırva oturumlar
    izleyip fal bakarak
    geçirdiğimizi
    anlayacaktır..
    ***
    Çocuğum şimdi ayıplamasa bile beni,
    Onun,
    büyüdüğünde ve aklı erdiğinde,
    düşüneceklerinden çok ama çok utanıyorum!





 

Benzer Konular

  1. Kanun Hükmünde Kararname (KHK) Listesi
    By HaYaT in forum HUKUK BÜROSU
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 08.01.2008, 00:50
  2. Sana Dair
    By RaMy in forum DERİN DUYGULAR
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 22.09.2007, 22:54

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •