"Uzaklar çağırır bazen...
-Gitme...
-Gideceğim.
-Gitme...
-Gitmeliyim.
-Gitme...
-Gidiyorum...
Birkaç dakika sonra hareket edecekti otobüs. Yine de boynuma sarılmış, (Hep yaptığım gibi) ani bir karar verip vazgeçmemi bekliyordu annem...
-Bak, koca İstanbul'a sığdıramıyorum seni. Bilmezsin sen oraları, dayanamazsın, gitme...
Benimse tek düşündüğüm çok uzaklarda beni çağıran şehrin sesiydi...
Tuhaf olan... Başka bir isimdi söylediği...
" ... yolcusu kalmasın!"
Daha fazla kalmamalıydım, evet...
-Hoşçakal anne...
...hoşçakal şehrim...
Otobüsün 4 numaralı koltuğunda, ilk defa kulak vererek dinledim yol türkülerini, bilmediğim bir dilin...
Ankara'ya kadar aralıksız ağladığımı hatırlıyorum... Bir de bana peçete yetiştirmeye çalışan al yanaklı muavini.
Aşti'de yolcu almak için durduğumuzda inip bir sigara yaktım... Biraz nefes aldım. Kesmiştim zırlamayı nihayet. Koltuğuma döndüm. Yolum uzundu...
Daha güneş batacaktı, gece çökecekti...sonra...hiç bilmediğim bir şehrin ancak tahmin edebildiğim sabah ayazında üşüyerek sürükleyecektim valizlerimi...
Nereye gidiyordum sahi?


LinkBack URL
About LinkBacks



Alıntı
