Dağda dolaşırken yakma kandili,
Fersiz gözlerimi dağlama gurbet!
Ne söylemez, akan suların dili,
Sessizlik içinde çağlama gurbet!
Titrek parmağınla tutup tığını.
Alnıma işleme kırışığını
Duvarda, emerek mum ışığını,
Bir veremli rengi bağlama gurbet
Gül büyütenlere mahsus hevesle,
Renk renk dertlerimi gözümde besle!
Yalnız, annem gibi, o ılık sesle,
İçimde dövünüp ağlama gurbet!..
.................................................. ........
Çocukken haftalar bana asırdı;
Derken saat oldu, derken saniye...
İlk düşünce, beni yokluk ısırdı;
Sonum yokluk olsa bu varlık niye?
Yokluk, sen de yoksun , bir var bir yoksun!
İnsanoğlu kendi varından yoksun...
Gelsin beni yokluk akrebi soksun!
Bir zehir ki , hayat özü faniye...
Mayıs 1983
-Son Şiiri-
.................................................. .........
Ben, kimsesiz seyyahı, meçhuller caddesinin;
Ben, yankısından kaçan çocuk , kendi sesinin.
Ben, sırtında taşıyan işlenmedik günahı;
Allah'ın körebesi, cinlerin padişahı.
Ben,usanmaz bekçisi, yolcu inmez hanların;
Ben, tükenmez ormanı, ısınmaz külhanların.
Ben, kutup yelkenlisi buz tutmuş kayalarda;
Öksüzün altın bahtı, yıldızdan mahyalarda.
Ben, başı ağır gelmiş, boşlukta düşen fikir;
Benliğin dolabında , kör ve çilekeş beygir.
Ben, Allah diyenlerin boyunlarında vebal;
Ben , bugünküne mazi, yarınkine istikbal.
Ben, ben, ben ; haritada deniz görmüş boğulmuş;
Dokuz köyün sahibi , dokuz köyden kovulmuş.
Hep ben, ayna ve hayal; hep ben pervane ve mum;
Ölü ve Münker-Nekir baş dönmesi uçurum...


LinkBack URL
About LinkBacks



Alıntı
