4 sonuçtan 1 ile 4 arası

Hybrid View

  1. #1
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    29.10.2008
    Mesajlar
    73
    Tecrübe Puanı
    21

    Standart Necip Fazıl Kısakürek

    Ayrılık Vakti

    Akşamı getiren sesleri dinle
    Dinle de gönlümü alıver gitsin
    Saçlarımdan tutup kor gözlerinle
    Yaşlı gözlerime dalıver gitsin

    Güneşle köye in, beni bırak da
    Küçüle, küçüle kaybol ırakta
    Su yolu dönerken arkana bak da
    Köşede bir lahza kalıver gitsin

    Ümidim yılların seline düştü
    Saçının en titrek teline düştü
    Kuru yaprak gibi eline düştü
    İstersen rüzgara salıver gitsin.

    -----------------------------------------------------

    Aynalar

    Aynalar, bakmayın yüzüme dik dik;
    İşte yakalandık, kelepçelendik!
    Çıktınız umulmaz anda karşıma,
    Başımın tokmağı indi başıma.
    Suratımda her suç bir ayrı imza,
    Benmişim kendime en büyük ceza!
    Ey dipsiz berraklık, ulvi mahkeme!
    Acı, hapsettiğin sefil gölgeme!
    Nur topu günlerin kanına girdim.
    Kutsi emaneti yedim, bitirdim.
    Doğmaz güneşlere bağlandı vade;
    Dişlerinde, köpek nefsin, irade.
    Günah, günah, hasad yerinde demet;
    Merhamet, suçumdan aşkın merhamet!
    Olur mu, dünyaya indirsem kepenk:
    Gözyaşı döksem, Nuh tufanına denk?

    Çıkamam, aynalar, aynalar zindan.
    Bakamam, aynada, aynada vicdan;
    Beni beklemeyin, o bir hevesti;
    Gelemem, aynalar yolumu kesti.

    -----------------------------------------------------

    Ölünün Odası

    Bir oda, yerde bir mum, perdeler indirilmiş;
    Yerde çıplak bir gömlek, korkusundan dirilmiş.
    Sütbeyaz duvarlarda, çivilerin gölgesi;
    Artık ne bir çıtırtı, ne de bir ayak sesi...
    Yatıyor yatağında, dimdik, upuzun, ölü;
    Üstü, boynuna kadar bir çarşafla örtülü.
    Bezin üstünde, ayak parmaklarının izi;
    Mum alevinden sarı, baygın ve donuk benzi.
    Son nefesle göğsü boş, eli uzanmış yana;
    Gözleri renkli bir cam, mıhlı ahşap tavana.
    Sarkık dudaklarının ucunda bir çizgi var;
    Küçük bir çizgi, küçük, titreyen bir an kadar.
    Sarkık dudaklarında asılı titrek bir an;
    Belli ki, birdenbire gitmiş çırpınamadan.
    Bu benim kendi ölüm, bu benim kendi ölüm;
    Bana geldiği zaman, böyle gelecek ölüm…

    -----------------------------------------------------

    Beklenen


    Ne hasta bekler sabahı,
    Ne taze ölüyü mezar,
    Ne de şeytan bir günahı,
    Seni beklediğim kadar.

    Geçti istemem gelmeni,
    Yokluğunda buldum seni;
    Bırak vehmimde gölgeni,
    Gelme, artık neye yarar?

    -----------------------------------------------------

    Bekleyen

    Sen, kaçan bir ürkek ceylansın dağda,
    Ben, peşine düşmüş bir canavarım!
    İstersen dünyayı çağır imdada;
    Sen varsın dünyada, bir de ben varım!

    Seni korkutacak geçtiğin yollar,
    Arkandan gelecek hep ayak sesim.
    Sarıp vücudunu belirsiz kollar,
    Enseni yakacak ateş nefesim.

    Kimsesiz odanda kış geceleri,
    İçin ürperdiği demler beni an!
    De ki: Odur sarsan pencereleri,
    De ki: Rüzgâr değil, odur haykıran!

    Göğsümden havaya kattığım zehir,
    Solduracak bir gül gibi ömrünü.
    Kaçıp dolaşsan da sen, şehir şehir,
    Bana kalacaksın yine son günü.

    Ölürsün... Kapanır yollar geriye;
    Ben mezarla sırdaş olur, beklerim.
    Varılmaz hayale işaret diye
    Toprağında bir taş olur, beklerim...

    -----------------------------------------------------
    Destan

    Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!
    Haykırsam, kollarımı makas gibi açarak:
    Durun, durun, bir dünya iniyor tepemizden,
    Çatırtılar geliyor karanlık kubbemizden,
    Çekiyor tebeşirle yekun hattını afet;
    Alevler içinde ev, üst katında ziyafet!
    Durum diye bir laf var, buyurun size durum;
    Bu toprak çirkef oldu, bu gökyüzü bodrum!
    Bir şey koptu benden, şey, her şeyi tutan bir şey.
    Benim adım Bay Necip, babamınki Fazıl Bey,
    Utanırdı burnunu göstermekten sütninem,
    Kızımın gösterdiği, kefen bezine mahrem.
    Ey tepetaklak ehram, başı üstünde bina;
    Evde cinayet, tramvay arabasında zina!
    Bir kitap sarayının bin dolusu iskambil;
    Barajlar yıkan şarap, sebil üstüne sebil!
    Ve ferman, kumardaki dört kralın buyruğu:
    Başkentler haritası, yerde sarhoş kusmuğu!
    Geçenler geçti seni, uçtu pabucun dama,
    Çatla Sodom-Gomore, patla Bizans ve Roma!
    Öttür yem borusunu öttür, öttür, borazan!
    Bitpazarında sattık, kalkamaz artık kazan!
    Allah'ın on pulunu bekleye dursun on kul;
    Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul.
    Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa;
    Yaşasın, kefenimin kefili karaborsa!
    Kubur faresi hayat, meselesiz, gerçeksiz;
    Heykel destek üstünde, benim ruhum desteksiz.
    Siyaset kavas, ilim köle, sanat ihtilaç;
    Serbest, verem ve sıtma; mahpus, gümrükte ilaç.
    Bülbüllere emir var: Lisan öğren vakvaktan;
    Bahset tarih, balığın tırmandığı kavaktan!
    Bak, arslan hakikate, ispinoz kafesinde;
    Tartılan vatana bak, dalkavuk kefesinde!
    Mezarda kan terliyor babamın iskeleti;
    Ne yaptık, ne yaptılar mukaddes emaneti?
    Ah! küçük hokkabazlık, sefil aynalı dolap;
    Bir şapka, bir eldiven, bir maymun ve inkılâp!

    -----------------------------------------------------

    Kaldırımlar

    Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
    Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
    Yolumun karanlığa karışan noktasında,
    Sanki beni bekleyen bir hayâl görüyorum.

    Kara gözler kül rengi bulutlarla kapanık;
    Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
    İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;
    Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.

    İçimde damla damla bir korku birikiyor;
    Sanıyorum her sokak başını kesmiş devler...
    Üstüme camlarını, hep simsiyah dikiyor;
    Gözüne mil çekilmiş bir ama gibi evler.

    Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;
    Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
    Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
    Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

    Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;
    Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum.
    Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;
    Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!

    Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;
    İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
    Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
    Yolumun zafer takı, gölgeden taş kemerler.

    Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
    Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları.
    Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
    Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

    Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;
    Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
    Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,
    Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi...

    Başını bir gayeye satmış kahramanlar gibi,
    Etinle, kemiğinle, sokakların malısın!
    Kurulup şiltesine bir tahtaravan gibi,
    Sonsuz mesafelerin üstünden aşmalısın!

    Fahişe yataklardan kaçtığın günden beri,
    Erimiş ruhlarınız bir derdin potasında.
    Senin gölgeni içmiş, onun gözbebekleri;
    Onun taşı erimiş, senin kafatasında.

    İkinizin de ne eş, ne arkadaşınız var;
    Sükut gibi münzevi, çığlık gibi hürsünüz.
    Dünyada taşınacak bir kuru başınız var;
    Onu da, hangi diyar olsa götürürsünüz.

    Yağız atlı süvari, koştur atını, koştur!
    Sonunda kabre çıkar bu yolun kıvrımları.
    Ne kaldırımlar kadar seni anlayan olur,
    Ne senin anladığın kadar, kaldırımları.

    Bir esmer kadındır ki, kaldırımlarda gece,
    Vecd içinde başı dik, hayâlini sürükler.
    Simsiyah gözlerine, bir an, gözüm değince,
    Yolumu bekleyen genç, haydi düş peşime, der.

    Ondan bir temas gibi rüzgâr beni bürür de,
    Tutmak, tutmak isterim, onu göğsüme alıp.
    Bir türlü yetişemem, fecre kadar yürür de,
    Heyhat, o bir ince ruh, bense etten bir kalıp.

    Arkamdan bir kahkaha duysam yaralanırım;
    Onu bir başkasına ram oluyor sanırım,
    Görsem pencerelerde, soyunan bir karaltı.

    Varsın, bugün bir acı duymasın gözyaşımdan;
    Bana rahat bir döşek serince yerin altı,
    Bilirim, kalkmayacak, bir yâr gibi başımdan

  2. #2
    V-I-P Array
    Üyelik tarihi
    10.09.2005
    Mesajlar
    3.213
    Tecrübe Puanı
    85

    Standart

    ınanılmaz kadar guzel şiir lerı olan bır edebıyatcmızdır herkese tavsıye ederım tsk ler tuba sanaada

  3. #3
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    29.10.2008
    Mesajlar
    73
    Tecrübe Puanı
    21

    Standart

    kesinlikle,rica ederim

  4. #4
    Asteğmen Array
    Üyelik tarihi
    07.11.2008
    Yaş
    37
    Mesajlar
    42
    Tecrübe Puanı
    18

    Standart

    DAYAN KALBİM

    Seni dağladılar, değil mi kalbim,
    Her yanın, içi su dolu kabarcık.
    Bulunmaz bu halden anlar bir ilim;
    Akıl yırtık çuval, sökük dağarcık.

    Sensin gökten gelen oklara hedef;
    Oyası ateşle işlenen gergef.
    Çekme üç beş günlük dünyaya esef!
    Dayan kalbim üç beş nefes kadarcık!


    paylaşımların için allah razı olsun.
    en güzel şiirlerinden bazılarını bizlen paylaşmışsın
    buda benim en sevdığim şiirlerinden biri.


 

Benzer Konular

  1. Zehir-necip fazıl kısakürek
    By ''ARAZ'' in forum ŞİİR - EDEBİYAT - MAKALE
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 05.03.2009, 20:02
  2. Veda... Necip Fazıl Kısakürek
    By DeRBeDeR in forum DERİN DUYGULAR
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 29.11.2008, 01:17
  3. (DÜNYA BİR İNKILAP BEKLİYOR'DAN...)Necip Fazıl Kısakürek
    By tuba in forum ŞİİR - EDEBİYAT - MAKALE
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 06.11.2008, 20:34
  4. Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 16.06.2008, 16:13
  5. Veda - Necip Fazıl KISAKÜREK
    By RoHaN in forum ŞİİR - EDEBİYAT - MAKALE
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 05.04.2008, 16:54

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •