Öyle seveceksin ki kelimeleri, sana yetecekler...
Bak şimdi, ben seni çok seviyorum 'kelime'.
Sen de beni sevsene. çok sev ama, hiçbir şeye gerek kalmasın.
Ben 'kelime' diyeyim herkes her şeyi anlasın.
Yaşanmış ve yaşanabilecek tüm hikayelerin içine,
Seni saklayayım; kimse bulamasın.
Önüm arkam sağım solum sobe olsun ama ben bile bulamayayım.
Sonra sen kalabalıktan sıkıl.
'Götür beni' de elinden tutup seni güzel bi cümleye alayım.
O cümle seni yorarsa çağır beni,
Bütün noktalamalarımı sana sunayım.
Bak kelime, sen iste ben seni maviye boyayayım.
Sen 'niye mavi? ' deme kelime; çünkü ben de bilmiyorum.
Hayır, yok başka renk istiyosan söyle.
İnsanlar gözlerimin içindeki parıltıları sorduğunda,
Ben diyeyim 'kelime', sonra sen gülümse.
Kar yağıyor kelime ama senin mevsimin yok tamam mı?
Bak kuralları ben koyuyorum bu oyunda.
Sen bahar yaz kış her şeysin.
Kelime dinle beni, kime söylüyorum.
Bana yetmek durumundasın çünkü böylesi sevilemezsin.
kelime, sen bütün ihtilaler, fermanlar ol,
Ben kalbimde devrim yapayım. sen adını koy, bense nokta kelime,
Senin taşımasını istediğin düşünceye,
Senin yüklediğin anlama bürünür.
Fakat bu düşünceyi, anlamı, dinleyene/okuyana taşıyamaz.
Kelimeye yüklediğin anlamın ne olduğunu ayrıca anlatmak gerekir,
Ki o zaman da başka kelimelere başka anlamlar yüklersin.
Karşıdaki kişi, o kelimelere, aynı anlamları ve aynı düşünceleri
Yükleyemeyeceğinden, kelimelerle anlaşılmak,
Anlaşmak mümkün değildir.
En azından benim için; çünkü canlıdır derim kelimeler,
Ve, nasıl bir insanı 'malatya'lı, bursa'lı, zenci, sarışın'
Diye damgalamak yanlışsa,
Bir kelimeyi de sadece sözlük anlamıyla kısıtlamak yanıltıdır.
Bazı kişilerse, kelimelerin içini boşaltırlar.
Ve böylece anlaşabilirler...
-----
Kimi susar,
Kimi bakar,
Kimi de sadece bekler...


LinkBack URL
About LinkBacks




Alıntı
