VİSAL
Beni zaman kuşatmış, kelepçelemiş;
Ne sanattır ki, her şey, her şeyi peçelemiş…
Perde perde verâlar, ışık başka, nur başka;
Bir anlık visal başka, kesiksiz huzur başka.
Renk, koku, ses ve şekil, ötelerden haberci;
Hayat mı sürdüğüm, kabuğundan, ezberci?
Yoksa göz, görüyorum sanmanın öksesi mi?
Rabbim, rabbim, yüce rab, alemlerin rabbi sen!
Sana yönelsin diye icat eden kalbi, sen!
Senden uzaklık ateş, sana yakınlık ateş!
Azap var mı alemde fikir çilesine eş?
Yaşamak zor, ölmek zor, erişmekse zor mu zor?
Çilesiz suratlara tüküresim geliyor!
Evet, ben, bir kapalı hududu arıyorum,
Ölen ölüyor, bense ölümü yazıyorum!
Sonsuzu nasıl bulsun, pösteki deli?
Kendini kaybetmek mi visalin son bedeli?
Mahrem çizgilerine baktıkça örtünen sır;
Belki de benliğinden kaçabilene hazır.
Hatıra küpü, devril sen de ey hayal gönül!
Sonu gelmez visalin gayrından vazgeç gönül!
O visal, can sendeyken canını etmek feda;
Elveda toprak, güneş, anne ve yâr elveda!..
Necip Fazıl Kısakürek


LinkBack URL
About LinkBacks



Alıntı
