gercekten güzel paylaştığınız için tşk
[S]
Nerden başlayacağını bilememek hayata... Her şeyin bir anda altüst olması... Tedirgin adımlar peşinden gelir... Ağlamaktan yorgundur gözlerin belki ama yine gülümsersin insanlara... Bırakmış görünmemek adına bazen giyinir dışarı çıkarsın yürürsün yollarda... Oysa o yürüyen sen bile değilsindir, sen gecenin ortasındaki yalnızsındır kimse fark etmez, hayat iyi öğretmiştir oynamayı çoğu zaman…
Tek sorun daha alt deri oluşmadan koparılan yara kabuğudur ki acır ve kanar bir süre,ne kadar kanayacağını bilemezsin…Yaranın kapanmayacağı da kapanacağı da acı verir gün be gün...Özlem alıp başını gitmiştir… Dersin işte orda daha biz, bazen dersin ben nerdeyim...
Hayatı takmayan şarkılar seni gündüz idare eder, güneş gözlerini yakarken beklide hiç sulanmaz o gözler,perdeler kapanır gece iner ve gerçek şarkılar başlar..eski dinlenenler -beklide çok neşeli- bir bir keser atarlar içini..
Sesini duymak yüzünü görmek için her şeyini verebilecekken bir anda anlamsızlaşır hepsi yada hayat derki anlamsızlaştır!Sen direndikçe gene acır..
Hiç kimseyi görmek istemezsin bir yandan yalnız kalmak dokunur...Bir nefes almak bile birden zorlaşır yutkunursun, yutkundukça birikir yaşlar ve işte verilen nefes, dökülen yaşlar...Sol tarafın genelde büyük bir acıya ev sahipliği yapar söküp atmak istersin..Hayatın ne suçu varsa hep ona yüklenirsin-madem sürpriz yaptın niye zaman ve mekan tanımadın bana,bize...Bize derken için burkulur...Gene acı…
Bir yazarın kalemi vardır daha o tükenmedi derken bile bir güvensizlik vardır...Neye adım nereye kime niye soruları gelir...Karşındaki kararlı duvarı gözlerini her kapadığında görürsün, duvarın arkasındaki adamı da adamın elindeki kutuyu da derken gene bir sel olur yaş…
Çevrendekiler alışmıştır gözlerini yaşlı görmeye, hıçkırıklara artık soru sormazlar, sadece yüz ekşimelerini hissedersin bir süreden sonra…
Bazen “Suçlu sensin!” der hayat gözlerinde sinsi bir sırıtma, “Evet.” dersin başın öne eğik... Sonra aynı hayat derki “Savaştı mı senin için?” Sende “Hayır.” dersin gene baş önde...”Güya unutturmak için kin tutturacaksın, ben bilmem mi seni…” derim yüzümde benimde bir gülümseme...
Aslında hiç yaşanmamış bir ilişkiden bahsetmek en zorudur... Sen doludizgin yaşadığına ağlarsın... Onun hiç yaşamamış olmasına-bu kadar kolay olmazdı bende bu kadar zorken... Her şeye rağmen...-Bir ilişkide dizinin dibinde platonik aşk besledin dersin kendine... Sana hikâye anlatan adamın o duvarı ören kişi olduğuna inanmak istemezsin bir süre ve bu süreninde ne kadar süreceğini bilmezsin… Yada bunların hepsini dağıtır bir anda düşüncelerin, “Böyle olması gerekiyordu.” cümlesi dökülür dilinden… İşte kalbe bir zincir, meydan senindir akıl...
İçindeki ufaklık senin güldüğün dakikalarda da ağlar, arada ona dönüp sırtını okşarsın “Geçti, geçicek…”
Yatağa girmek tam bir işkencedir… Nasıl yatacağını bilemezsin bir süre çünkü kafan yastığa değdiği anda başlar sanki bu anı beklermiş gibi gözlerin damlalara… Yataktan çıkmak ayrı bir işkence olur her sabah...
Kısa bir sürede bu kadar sevdin mi diyenlerden nefret edersin... Elim onun kalbinin üstündeydi diyemezsin…
Her yerde tedirginsindir hiçbir şey olmamış gibi davranmak adına saçlarını bile toplamazsın... Açık dağıtırsın rüzgâra, bazen sorarsın “Çok mu uzak acaba bir tel gider mi buradan?” sonra hatırlarsın uzak olduğunu…
[/S]
"Her Bitiş Bir Başlangıçtır."
gercekten güzel paylaştığınız için tşk