emeğine yüreğine sağlık dostum güzel bir eser![]()
[S]Hafta içi, bir asansörde karsilastik onunla. En son kata birlikte çikiyorduk. Ismini bilmedigim bu sarisin yavrucak, genç babasinin kucaginda, ona bir seyler anlatma derdi ile “bab… bab…” diye heyecanli heyecanli ilk konusma denemelerini yapiyordu. Gözlerim takildi, utandim…
Minik bebegin, saçlarinin yarisinin yerinde, kabarmis ve renk degistirmis bir deri vardi. Bu kabarmis deri, yüzünün de yarisini almis götürmüs, agzina kadar inmisti. Burnunun üzerinden kaslarina kadar, izleri asla geçmeyecek koca koca dikisler acimasizca duruyordu. Elinin biri ya kopmustu ya da dogustan yoktu. Yavrunun güzelligine mi hayran olsam, yüzünün yarasina mi acisam diye düsünürken, babasi ile göz göze geldik. Öyle sert bir bakis yedim ki acili babadan, asansör yarilsa bosluguna düserdim…
Hiç bir seyden habersiz sevimli yavrucak babasinin boynuna, basini tekrar gömdü. Babasi ise yukari çikincaya kadar, müthis güzellikte ki bu yavrusunu öptü durdu. Sanki ne olursa olsun yavrumsun der gibi, sanki biraz vicdan azabi, biraz da çaresizlik kokar gibi, bebegini oda siki siki kucagina sardi. Asansörden indigimizde, hizli adimlarla bizden uzaklastilar. Bebegin giderken gülümseyerek bana el sallamasi, acimasiz bir dünyada bin bir zorlukla yasayacagindan hiç haberinin olmamasindandi…
Ismini bilmedigim minik bebek zamanla büyüyecek ve büyüdükçe sebebini bilmedigi tuhaf bakislar ile daha çok karsilasacakti. Ilk aynaya baktiginda insanlarin kendisine neden tuhaf baktiklarini daha iyi anlayacak ve bir elinin de olmamasi sebebiyle kolay kolay bir is bulamayacakti. Hatta zamanla, kendisine ‘acircasina’ bakan gözlerden nefret edecek, çogu zaman yüreginden sessiz ve çaresiz feryatlar yükselecekti…
Ne yazik ki, bizim toplumsal hastaliklarimizdan biri, yaralarimizi sarmak yerine kanatmaya ugrasmaktir. Çünkü biz bedensel engelli birini gördügümüz zaman hemen degisiriz. Ona aciyarak bakar ve yardim etmeye çalisiriz. Oysa bir engelliye yapilacak en son ve en acimasizca davranistir bu bakislar… Yarali yüzünü öpmekten, sakat elini tutmaktan imtina ettigimiz her kardesimizi, daha çok kanatmaktan öte bir sey yapmayiz. Üstüne birde onlar için ufacik bir sey yaparsak, ‘özürlüler’ için söyle yaptim, böyle yaptim diyerek daha büyük bir suç isleriz…
Yürüme engelli kardeslerimiz basketbol oynarken, görme engelli kardeslerimiz bisiklet sürme yarismasi yaparken, çogu zaman düsünürüm. Tüm bu doga güzelliklerini gördügü halde yasamdan nefret eden bir insan mi görme engellidir, yoksa simsiyah bir dünyada yasadigi halde hayata dört elle baglanmis ve herkese gülümseyen biri mi görme engellidir? Minicik bir parmagini kaybetmeye bile tahammülü olmayan bizler, engelli kardeslerimiz adina hiç bir sey yapmadigimiz için, biraz yürek engelli degil miyizdir?
Engelli kisileri hiç düsünülmeden yapilan yollari, alisveris merkezleri giris ve çikislarini gördükçe gönlüm aciyor. Koskoca sehirlerde sadece bir adet park yaparak, iste ‘özürlüler’ için park yaptik dendiginde yüregim kaniyor. Onlar görmezden gelindikçe, ellerinden tutarak hayatlarina ortak olmak yerine, onlara aciyarak bakildikça içim sizliyor. Onlar gibi bende isyan ediyorum, ama kimse sesimizi duymuyor…
Ne zaman bir engelli kardesime, ‘özürlü’ dense sizlarim… Üstelik belediye baskanlari yahut devlet adamlari çikip ‘özürlü’ diye konusmasina baslarsa, kanarim… Tüm bedensel engelli kardeslerim sunu çok iyi bilsinler ki, vücudunun herhangi bir yerinden engelli olmak, aramizda gezen hatta bir yerlere gelmis birçok insan gibi yüregi özürlü olmaktan çok çok daha iyidir… Tüm saygim ve sevgimle…
aa[/S]
"Her Bitiş Bir Başlangıçtır."
emeğine yüreğine sağlık dostum güzel bir eser![]()
gercekten güzel paylaştığınız için tşk