1 sonuçtan 1 ile 1 arası

Konu: İnsan

  1. #1
    PRENSES Array
    Üyelik tarihi
    27.11.2008
    Mesajlar
    2.468
    Tecrübe Puanı
    71

    Standart İnsan

    Ve tez'umu enneke cismun sagîrun,
    Ve fike'n-tave'l-âlemu'l-ekber
    ..İmam Ali..
    Haberdâr olmamışsın kendi zâtından da hâlâ sen,

    "Muhakkar bir vücûdum!" dersin ey insan, fakat bilsen.

    Senin mâhiyyetin hattâ meleklerden de ulvîdir:

    Avâlim sende pinhandır, cihanlar sende matvîdir:

    Zeminlerden, semâlardan taşarken feyz-i Rabbânî,

    Olur kalbin tecellî-zâr-ı nûrâ-nûr-i Yezdânî.

    Musaggar cirmin amma gâye-i sun´-i İlâhîsin;

    Bu haysiyyetle pâyânın bulunmaz, bîtenâhîsin!

    Edîb-i kudretin beytü´l-kasîd-i şi´ri olmuşsun;

    Hakîm-i fıtratın bir anlaşılmaz sırrı olmuşsun.

    Esirindir- tabîat, dest-i teshîrindedir eşya;

    Senin ahkâmının münkâdıdır, mahkûmudur dünya.

    Bulutlardan sevâik sayd eder irfân-ı çâlâkin;

    Yerin altında ma´denler bulur nakkâd-ı idrâkin.

    Denizler bisterindir, dalgalar gehvâre-i nâzın;

    Nedir dağlar, semâ peymâ senin şehbâl-i pervâzın!

    Havâ, bir refref-i seyyâl-i hükmündür ki bir demde,

    Olur dem-sâz-ı âvâzın bütün aktâr-ı âlemde.

    Dayanmaz pîş-i ikdâmında mâni´ler müzâhimler;

    Kaçar, sen rezm-gâh-ı azme girdikçe muhâcimler.

    Karanlıklarda gezsen, şeb-çerâğın fıkr-i hikmettir,

    Ki her işrâkı bir sönmez ziyâ yı sermediyyettir;

    Susuz çöllerde kalsan, bedrekan ilhâm-ı sa?yindir,

    Ki her hatvende eyler sâye-küster vâhalar zâhir.

    Ne zindanlar olur hâil, ne menfâlar, ne makteller...

    Yürürsün sedd-i râhın olsa hattâ âhenîn eller.

    Yıkar bârû-yi istibdâdı bir âsûde tedbîrin;

    Semâlardan inen te´yîdisin gûyâ ki takdîrin!

    Taharrîden usanmazsın, teâlîden teâlîye

    Atıldıkça, atılsam şimdi, dersin, başka âtîye!

    Senin en şanlı eyyâmında, en mes´ûd hâlinde

    Bir istikbâl-i dûra-dûr vardır hep hayâlinde.

    O istikbâledir şevkin, odur ma´şûk-i vicdânın,

    O kudsî neşvenin çeydâ-yı bî-ârâmıdır cânın.

    O şevkin dâim ilcâsıyle seyrin ıztırârîdir;

    Terakkî meyli artık fitratında rûh-i sârîdir!

    Bütün esrâr-ı hilkatten haberdâr olmak istersin,

    Bu gaybistân-ı hîçâ-hîçten kumılmak istersin!

    Meâdın, mebdein, hâlin ki üç müdhiş muammâdır...

    Durur edvâr-ı müstakbel gibi karşında hep hâzır.

    Koşarsın bunların sevdâ-yı idrâkiyle durmazsın,

    Hakîkatten velev bir şemme duymazsan oturmazsın.

    Serâir perde pûş-i zulmet olsun varsın isterse...

    Düşürmez düştüğün yeldâ-yı hirman rûhunu ye´se:

    Emel, meş´al-keşin, bir reh-nümâ hem-râhın olmuşken,

    Tehâşî eylemezsin sîne-i deycûra girmekten.

    Gelip bir gün tecellî etse mâhiyyât-ı masnûat,

    Taharrîden geçer, bir dem karâr eyler misin? Heyhât!

    Tutar mâhiyyet-i Sâni´, o en heybetli mâhiyyet

    Olur âteş-zen-i ârâmın, artık durma cevlân et!

    Tevakkuf yok seninçün, daimî bir seyre tâbi´sin...

    Ne zîrâ hâle râzîsin; ne müstakbelle kâni´sin!

    Dururken böyle bî pâyan terakkî-zâr karşında;

    Nasıl dersin ya "Pek mahdûd bir cirmim" tutarsın da.

    Meleklerden büyük, hem çok büyük tebcîle mazharsın:

    Tekâlîfın emânet-gâhısın bir başka cevhersin!

    Hayâtın eksik olmazken ağır bin bârı arkandan;

    Ölümler, korkular savlet ederken hepsi bir yandan;

    Şedâid iktihâm etmekte müdhiş bir mekânetle,

    Yolundan kalmayıp dâim gidersin... Hem ne sür´atle!

    Senin bir nüsha-i kübrâ yı hilkat olduğun elbet,

    Tecellî etti artık; dur, düşün öyleyse bir hükmet:

    Nasıl olmak gerektir şimdi ef?âlin ki, hem pâyen

    Behâim olmasın, kadrin melâikten muazzezken?



    GÜNÜMÜZ TÜRKÇESİYLE:
    Ey insan, sen kendinin küçük bir cisim olduğunu sanırsın,
    Oysa en büyük âlem senin içindedir
    Hz. Ali
    Haberdar olmamışsın kendi kişiliğinden de hâlâ sen,

    "Aşağılık bir varlığım" dersin ey insan, fakat bilsen...

    Senin mahiyetin hattâ meleklerden de yüksektir;

    Alemler sende saklıdır, cihanlar sende toplanmıştır:

    Yerlerden, göklerden taşarken Allah'ın bereketi;

    Olur kalbin Allah'ın ışık ışık tecelli ettiği yer.

    Cismin küçücüktür ama Allah'ın sanatının zirvesisin;

    Bu itibarla sonu gelmez, bitmez tükenmez bir varlıksın!

    Güzellikler yaratan Kudret'in şiirinin en güzel beyti olmuşsun;

    Yarattığını en iyi bilen Allah'ın bir anlaşılmaz sırrı olmuşsun.

    Esirindir tabiat, hükmeden ellerindedir eşya;

    Senin hükümlerine boyun eğmiştir, sana mahkûmdur dünya.

    Bulutlardan yıldırımlar avlar enerjik irfanın;

    Yerin altında madenler bulur eleyip ayıran kavrayışın.

    Denizler döşeğindir, dalgalar naz beşiğin;

    Dağlar bir şey mi, gökleri ölçmektedir açılan kanatların!

    Hava, hükmünü ileten öyle bir vasıtadır ki,bir anda

    Sesine yoldaş olur âlemin her tarafında.

    Duramaz gayretli çalışman önünde engeller, eziyetler;

    Sen azmin savaş alanına girdiğinde kaçacak yer arar hücum edenler.

    Karanlıklarda gezsen, hikmetli düşüncen meş'alen olur,

    Ki her parlayışı sonsuzluğun sönmeyen ışığıdır

    Susuz çöllerde kalsan, kılavuzun çalışmanın verdiği ilhamdır,

    Ki her adımında gölgelik vahalar gösterir.

    Ne zindanlar olur engel, ne idam sehpaları, ne sürgünler...

    Yürürsün yolunu kesse de hattâ demirden eller.

    Basit bir tedbirinle diktatörlüğün burçlarını yerle bir edersin;

    Ezeldeki hükmü sağlam kılmak için sanki göklerden indirilmişsin!

    Araştırmaktan usanmazsın, bir yükseklikten başka yüksekliğe

    Çıktıkça,atılsam şimdi dersin başka bir geleceğe.

    Senin en şanlı günlerinde, en mutlu hâlinde, ,

    Daha uzak bir gelecek vardır hep hayâlinde.

    O gelecek içindir şevkin, vicdanındaki sevgili odur,

    Ruhun o kutsal neş'enin durup dinlenmek bilmez âşıkıdır.

    O şevkin zorlamasıyla sürekli seyran eylemen kaçınılmazdır;

    İlerleme meyli artık yaratılışında varlığına yayılan bir ruh olmuştur.

    Yaratılışın bütün sırlarını bilmek istersin,

    Bu hiçlerden ibaret gayb âleminden kurtulmak istersin!

    Sonun, başlangıcın, bugünün ki üç müthiş bilmecedir...

    Durur karşında gelecek devirler gibi hep hazır.

    Koşarsın bunları anlamak sevdasıyla durmazsın,

    Hakikatin kokusunu az da olsa almadan oturmazsın.

    Sırlar karanlık bir perdeyle örtülmüş olsun isterse....

    Düşürmez uğradığın mahrumiyet gecesi ruhunu ümitsizliğe:

    Emel meş'alen, bir kılavuz da yoldaşın olmuşken,

    Çekinmezsin karanlıkların içine dalıp girmekten.

    Bir gün gelip ortaya çıksa yaratılmışların mahiyeti,

    Araştırmayı bırakır, bir an durur musun?

    Hayır! Bu sefer de Yaratıcı'nın mahiyeti, o en heybetli mahiyet,

    Huzurunu ateşe verecek ve sen durmadan koşacaksın artık!

    Durmak yok senin için, sürekli bir ilerleyişe tâbisin...

    Ne çünkü bugüne razısın, ne gelecekle yetinirsin!

    Dururken böyle sonsuz bir ilerleme alanı karşısında;

    Tutup da nasıl "Ben küçük bir varlığım" dersin ya!

    Meleklerden büyük, hem çok büyük övgüyle şereflenmişsin!

    Allah'ın büyük görevler yüklediği varlıksın, yüksek bir cevhersin!

    Hayatın bin ağır yükü eksik olmazken sırtından;

    Ölümler, korkular saldırırken hepsi bir yandan;

    Büyük sıkıntılara göğüs görmekte inanılmaz bir dayanıklılıkla,

    Yolundan kalmayıp sürekli gidersin... Hem ne süratle!

    Senin yaratılışın yüce bir kopyası olduğun elbet,

    Tecellî etti artık; dur, düşün öyleyse bir karar ver:

    Nasıl olmak gerektir şimdi yapacağın şeyler ki, dengin

    Hayvanlar olmasın, değerin meleklerden yüksekken?

    Mehmet Akif ERSOY


 

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •