1. sayfa - 4 sayfa var 123 ... SonuncuSonuncu
37 sonuçtan 1 ile 10 arası
  1. #1
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    11.06.2010
    Yer
    Siirt
    Mesajlar
    129
    Tecrübe Puanı
    18

    Standart şiir derlemesi

    İphianassa'nın Kurban Edilmesi

    Anımsa Aulis'te Diana Tapınağı'nda kanının
    Döküldüğünü o suçsuz kızcağızın, savaşçıların,
    Soylu Yunan komutanlarının çiçekleriyle süslenmiş,
    İphianassa'nın; ölüm kaplamış gençliğini kızın,
    Görmesin diye toyunlar gizlemiş geceden bıçağı,
    Görünce boşalmış gözyaşları, tutulmuş dili
    Kızcağızın korkudan, bükülmüş dizleri
    ,
    Kapanmış yere. Ne işine yaramış bu yoksulun
    "Kızını tanrılara adayan ilk kral"
    Denmişse babasına
    . Yakalamış onu kimileri
    Götürmüşler sunağa,
    kutlu törenler bitsin
    Diye değil, mutlu bir üstünlük sağlasın
    Diye tanrılar Yunan donanmasına, görklü
    Hymene birlikleri bir adak için
    Böyle iğrenç işler öğretmiş insanlara
    Bu saçmalıklar, bu boş inançlar,
    Böylesini yapar ancak din kötülüğün.
    Kaçar mısın bir gün, bilmem anlattığım
    Bu korkunç olaylar yüzünden, bizden,
    Nice düşlere kapıldıktan sonra dönmek
    İster misin yeniden bu yaşama,


    (Lucretius Carus : De Rerum Natura (Varlığın Yapısı) Çev: İsmet Zeki Eyüpoğlu, s:36)
    İşsizlik, "En Ağır İş"tir

  2. #2
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    11.06.2010
    Yer
    Siirt
    Mesajlar
    129
    Tecrübe Puanı
    18

    Standart Yağmur

    Uyu! Gözlerinde renksiz bir perde,
    Bir parça uzaklaş kederlerinden.
    Bir ruh gülümsüyor gibi derinden,
    Mehtabın ördüğü saatler nerde?

    Varsın bahçelerde rüzgar gezinsin,
    Yağmur ince ince toprağa sinsin,
    Bir başka alemden gelmiş gibisin,
    Dalmış gözlerinle pencerelerde

    (Ahmet Hamdi Tanpınar)
    İşsizlik, "En Ağır İş"tir

  3. #3
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    11.06.2010
    Yer
    Siirt
    Mesajlar
    129
    Tecrübe Puanı
    18

    Standart Canım'a


    Desem ki...
    Desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır,
    Rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor,
    Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
    Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim
    Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,
    Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
    Sende tattım yemişlerin cümlesini.
    Desem ki sen benim icin,
    Hava kadar lazım,
    Ekmek kadar mübarek,
    Su gibi aziz bir şeysin,
    Nimettensin, nimettensin!
    Desem ki...
    İnan bana sevgilim inan,
    Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
    Ve soframda en eski şarap.
    Ben sende yasıyorum,
    Sen bende hüküm sürmektesin.
    Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
    Rüzgarlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
    Günlerden sonra bir gün,
    Şayet sesimi fark edemezsen,
    Rüzgarların, nehirlerin, kuşların sesinden,
    Bil ki ölmüşüm.
    Fakat yine üzülme, müsterih ol,
    Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,
    Ve neden sonra
    Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,
    Hatırla ki mahşer günüdür
    Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.
    ( Cahit Sıtkı Tarancı)

    İşsizlik, "En Ağır İş"tir

  4. #4
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    11.06.2010
    Yer
    Siirt
    Mesajlar
    129
    Tecrübe Puanı
    18

    Standart özlem

    Mavi yaz akşamlarında, özgür, gezeceğim,
    Ayaklarımın altında nemli, serin kırlar;
    Başakları devşirip otları ezeceğim,
    Yikayıp arıtacak çıplak başımı rüzgâr

    Ne bir söz, ne düşünce, yalnız bitmeyen bir düş
    Ve yüreğimde sevgi; büyük, sonsuz, umutlu,
    Çekip gideceğim, Çingene gibi, başıboş
    Doğada, -bir kadınla birlikte gibi mutlu.
    20 Nisan l870
    (Arthur Rımbaud: Dizeler. Türkçesi: Erdoğan Alkan)
    İşsizlik, "En Ağır İş"tir

  5. #5
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    11.06.2010
    Yer
    Siirt
    Mesajlar
    129
    Tecrübe Puanı
    18

    Standart Afrodit 'e Yakarış

    Tahtı renkler saçan ölümsüz Afrodit
    Zeus 'un oyuncu kızı, ey ece,
    üzgüler kaygılarla yüreğimi
    ne olur ezme.

    Gel gene eskiden olduğu gibi
    duyunca uzaklardan yakarmamı
    altın evini babanın bırakıp
    geldiğin gibi

    arabanı hızla sürüp göklerden
    yeryüzüne getirirlerdi seni
    sık kanatlarını çırpıştırarak

    güzel serçeler
    konuverirlerdi yere ve sen
    ölümsüz yüzünde gülümsemeyle
    başıma gelenleri sorardın, neden
    çağırdığımı,


    ( Safo. Türkçesi: Azra Erhat, Cumhuiyet Gazetesi Kitapları,s: 69)
    İşsizlik, "En Ağır İş"tir

  6. #6
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    11.06.2010
    Yer
    Siirt
    Mesajlar
    129
    Tecrübe Puanı
    18

    Standart Pülümür'ün Yaşsız Kadını

    Pülümür’ün bir dağ köyünde
    gördüm onu
    yaşını sordum bir giz gibi güldü
    kimi seksen dedi köylülerden
    kimi yüz
    yüzüne baktım bir giz gibi
    güldü

    bir asa vardı elinde
    bir solmuş krallığın
    kadifeden harmanisi üzerinde
    bir Hititliydi o bir Selçukluydu
    bir Ermeniydi bir Kürt’tü
    bir Türk

    yaşını sordum bir giz gibi güldü
    koluma girdi bir soylu kadınca
    tozlu köy yolunda sürüyerek
    eteğini
    beni tek gözlü sarayına götürdü
    köy yapısı kulübesinin

    zamanı onda yitirdim ben
    yitik zamanlara onda eriştim
    en soylu yoksulluğun toprak
    döşeli sarayında
    bir taç gibi kondu başıma
    Türkiyeliliğim

    (Bülent Ecevit)
    İşsizlik, "En Ağır İş"tir

  7. #7
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    11.06.2010
    Yer
    Siirt
    Mesajlar
    129
    Tecrübe Puanı
    18

    Standart Ayrılık Vakti


    Akşamı getiren sesleri dinle,
    Dinle de gönlümü alıver gitsin.
    Saçlarımdan tutup kor gözlerinle
    Yaşlı gözlerime dalıver gitsin.

    Güneşle köye in, beni bırak da
    Küçüle küçüle kaybol ırakta.
    Bu yolu dönerken arkana bak da
    Köşede bir lahza kalıver gitsin.

    Ümidim yılların seline düştü,
    Saçının en titrek teline düştü,
    Kuru yaprak gibi eline düştü,
    İstersen rüzgâra salıver gitsin.

    (Necip Fazıl Kısakürek)
    İşsizlik, "En Ağır İş"tir

  8. #8
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    11.06.2010
    Yer
    Siirt
    Mesajlar
    129
    Tecrübe Puanı
    18

    Standart Moğol Şiiri

    Hole-un Ana'nın Çocuklarına Uyarıları:

    "Kaatiller!
    Sen, sıcak kucağımdan
    Çıkarken,
    Eline kara kan parçası
    Tutarak dünyaya geldin.
    Hasar da kendisinin meşimesini ısıran
    Köpeğe benziyor.
    Kayalar üzerinde sıçrayan
    Kaplan gibi,
    Hiddetini basamayan
    Arslan gibi,
    Canlıları yutmak isteyen
    Büyük yılan gibi,
    Kendi gölgesine saldıran şahin gibi,
    Sessizce avını yutan turna balığı gibi,
    Yavrusunu ökçesinden ısıran erkek deve gibi,
    Fırtına esnasında yaklaşan kurt gibi,
    Yavrusu takip edemeyince
    Yavrusunu yiyen anggir ördeği gibi,
    Yuvasına yaklaşılınca sürü ile savunmaya girişen
    Çakal gibi,
    Yakalarken yanılmayan pars gibii,
    Körükörüene saldıran ev köpeği gibi
    Öldürdünüz!
    Gölgemizden başka arkadaşımız yokken,
    Hayvan kuyruğundan başka kamçımız yokken,


    (NOT: Tuttukları bir balığı Bekter ve Belgutai, Temuçin (sonra Cengiz Han olacak) ve Hasar’a vermeden kendileri yerler. Temuçin’in, annesi Ho’a Ucin’e söylediğine göre, daha önce yaptıkları kuş avında da aynı şeyi yapmışlardı. Sonunda Temuçin, Bekter’i okla vurarak öldürür. Anneleri Ho’a Ucin, durumu öğrenince yukarıdaki şiirsel konuşmayı yapar. )(Moğolların Gizli Tarihi, s: 29. Türk Tarih Kurumu).
    İşsizlik, "En Ağır İş"tir

  9. #9
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    11.06.2010
    Yer
    Siirt
    Mesajlar
    129
    Tecrübe Puanı
    18

    Standart Hayal

    Bu akşam bir ateş duyup etimde
    Kadın, kadın diye içimi oydum.
    Ruhuma bir serin yer istedim de
    Alnımı mermerin üstüne koydum.

    Birden karanlıklar sökülüverdi
    Odama bir hayal dökülüverdi,
    Karşımda gerindi bükülüverdi,
    Onu gözlerimle çırılçıplak soydum.

    Artık ben ne günah olsa işlerim,
    Yumuşacık yastığa geçti dişlerim,
    Bir ân kadar sürdü can verişlerim,
    Ey kadın, bu akşam sana da doydum.
    (NFK)
    İşsizlik, "En Ağır İş"tir

  10. #10
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    11.06.2010
    Yer
    Siirt
    Mesajlar
    129
    Tecrübe Puanı
    18

    Standart




    Son Hatıra
    Adını ellerimle çizdim altın kumlara
    Küçülen gözlerimde kurudu son damla yaş
    Kumsal, deniz, sal, rüzgar senden en son hatıra
    Solan ruhumdan sana bembeyaz bir soğuk taş

    İşte, rüzgar esiyor, dalgalar coştu yine
    Kumlara işlediğim hayalin de kayboldu
    Hicranınla yanarken ben derinden derine
    Karşında, solan yüzüm gibi, güneş de soldu

    Dalgalar, sürükleyin beni de enginlere
    Kumların arasında ben de bir parça taşım
    Ayrılmayız beraber dalarız derinlere
    Derken bıraktı gitti elimi arkadaşım..

    Şükufe Nihal
    İşsizlik, "En Ağır İş"tir


 

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •