Hayat...
Çeşit,çeşit...
Doğum ve ölüm dahil,her şeyin farklılaştığı bir zemin...
Parmak izi misali,biri diğerini tutmuyor..
Bir renk cümbüşü halinde benzersiz tonlarla karşımıza çıkıyor..
Kimimiz aykırı tonlarda buluyor güzelliği.
Buna "inandığı gibi yaşamak" deniyor...
Kimimizde renklere mahkum oluyor.
Bunada "yaşadığı gibi inanmak" deniyor...
Renklerle olan hasbihalimiz,hazana dek sürüyor...
Bir baharda tattığımız o heyecan,yapraklar sarıya çaldığında bitiyor..
İşte ne oluyorsa,bahardan hazana dek oluyor...
Evet...
"Her insan bir hayat" ve her hayat,ideallerin,heves ve arzuların harman olduğu bir serüven...
Bazen inandığını yaşama çabası...
Bazen nasib-kısmet kavgası...
Bazen kuvvet-kudret sevdası...
Bazen başka şeyler...
Özetle hayat, herkesin kendine ait serüveni...
Her kişinin, bir benzeri daha olmayan hikayesi...
Çok karmaşık bir görünüm sunsa da,özünde toplumsal hayat,bir yer kapma ve kaptığı yeri kaptırmama mücadelesi...
Güçlüler bu mücadelenin her zaman galibi..
Zayıflar içinse sükunetinin bedeli çaresiz teslimiyeti...
Kimi taht beşiğine doğar,kimi toprak üstüne...
Kimi tantanalı merasimlerle uğurlanır son yolculuğuna,kiminin sırtını vericek bi kabri bile olmaz...
Sen...
Benlik kaftanını kuşandın bir kere.
Dar da gelse,bol da gelse,kuşanınca çıkarması yoktur bunun...
Paylaşması,değiş-tokuşuda...
İnsan olmanın ağırlığını bilir misin?
Yükün en ağırını sardın sırtına...
Koyu bi yalnızlık yoldaş yazıldı sana...
Doğumu,ölümü,sıhhati,hastalığı yapayalnız tadacaksın...
Başarı yada hezimet sana isabet ederse,ondan doğacak mutluluk veya hüzünden hiç kimse senin kadar nasiplenmeyecek...
İyilikten yada kötülükten yana kazandıkların sadece sana ait olucak...
Ve Sen çalıştığına erişeceksin...
Tutacağın yolu iyi seç...
Şunu bil ki,izlerin silinmeden kalıcak tepeleyip geçtiğin yollarda...
İster sarp yamaçları aş,ister etrafından dolaş düze çıkmak için...
İster soluklan,ister terini kurutmadan var menzile...
Düşersen,kendi ellerinle doğrulup kalkacaksın düştüğün yerden...
Karanlık çöktüğünde,yalnız başına bulucaksın yolunu...
Kendin ayıklayacaksın tarlana düşen ayrık otlarını...
Savurduğun her tohum senin için bitecek ve biçip kaldırdığın hasadın olucak...
Sonra ellerinle bırakacaksın terazinin kefesine yuttuğun tozu,döktüğün teri...
Özgürsün...
Ama bil ki hiç bir özgürlük kaıtsız şartsız olmaz..!
Ve yine bil ki, mesuliyet özgürlüğün doğasında vardır...
Özgürlük ile sınırsızlığı birbirine karıştırma...
Özgürlük,insanın kendi haklarının sahibi olması demektir...
Bunun ötesini aramak ise,başkasının hakkına göz dikmektir...
Sakın sınırsızlık özlemi iradeni esir almasın...
Çünkü ölçüsünü yitirene,nimet değil külfettir özgürlük...
Haberin olsun...
Doğruyla yanlış,iyiyle kötü bir olmaz...
Doğru yanlışa,iyilikte kötülüğe üstün kılınmıştır...
Doğrunun, yanlışın muhatabı sensin...
İyiliğin,kötülüğün erbabı da sen...
İster doğruda ara nasibini,ister yanlışta...
İster iyilikten sar yükünü,ister kötülükten...
Ama bil ki yaptıklarına şahit yazacaklar seni...
Şimdi git...
İster varlığın ötesini ara,ister varlık sana yetsin...
İster doğruya tutun,ister tutunduğunu doğru bil...
İster eteklerde sıradanlığı,ister zirvede kibri solu...
İster ezmenin garip hazzını,ister ezilmenin anlaşılmaz sabrını yaşa...
İster haddini bil ayakta kal,ister gövdene bakmadan meyveye durup incit belini...
İster söz uğruna baş verenlerden ol,ister ilk sıkıda at sırtından sözün yükünü...
İster canın pahasına adaleti koru,ister yok pahasına zulme değiş adaleti...
İster kudretine rağmen tut öfkeni,ister öfken uğruna kurut nesli ve ekini...
Özgürsün dedim ya!


LinkBack URL
About LinkBacks



Alıntı
