5 sonuçtan 1 ile 5 arası

Threaded View

  1. #1
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    28.05.2006
    Yaş
    46
    Mesajlar
    461
    Tecrübe Puanı
    29

    Standart BU ZİNCİRE VURULUŞ, BU DARAĞACI ÂNI

    BU ZİNCİRE VURULUŞ, BU DARAĞACI ÂNI

    Bu bekleyiş saati sarmış tüm patikaları,
    Hiçbir saat vurmuyor özlenen bahar anını,
    Ve gündelik tasalar çökmüş üstüne ruhlarımızın.
    İşte mihenk anıdır bu, aşkımızın nöbetini devretmek için.

    Bu kutsal andır, sevgili bir yüzü gözümüzün önüne getiren,
    Bu kutsal saattir, dinmek bilmez yüreği dindiren!
    Şarap kadehi de saki de geri çevrilir, boşuna!
    Serin bulutlar geçtiği zaman üstünden dağın,
    Bir selvi ya da çınar yaprağının,
    Paylaşamayacaksak artık hiçbir dostla
    Oynaşan gölgelerini, yeşil saatlerini onların.

    Sızladı durdu bu yaralar çoktan beri, ama böylesi-
    Bu zincire vuruluş, bu darağacı ve bu sevinç
    Bu kaçınılmaz seçme vaktindeki
    Bu tüm dostlardan ayrılış vaktindeki gibi sızlamadı hiç!

    Sözünüz geçse de hücreye, hükmedemezsiniz bahçeye
    Kırmızı gül goncaları açtığında, o taze an geldiğinde,
    Hiçbir ilmik yakalayamaz şafak rüzgârının ayaklanışını,
    Hiçbir ağa tutsak düşmez baharın uyanışı.

    Görecekler başkaları, ben görmesem de o ânı
    Bülbülün şakıdığı ve çiçeğin açtığını.


 

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •