4 sonuçtan 1 ile 4 arası

Hybrid View

  1. #1
    V-I-P Array
    Üyelik tarihi
    24.08.2005
    Yaş
    43
    Mesajlar
    856
    Tecrübe Puanı
    38

    Standart Seyduna ve Şahrud (kavuşamayan iki nehir)

    (Yitik öyküdür)

    Tarihten iki ayrı coğrafyaya damlayan
    İki ayrı yürekte durmadan kanayan
    Seyduna'yla Şahrud
    Yüreklerin akarken bıraktığı izi
    Birbirlerinin gözlerinde aradılar.
    Yoktu.
    İki iklim farkıydılar
    Ne zaman göz göze değseler
    Yangın çıkmayacak denli uzaktılar.
    Yalnızca aynaların dökülen sırrına yansırdı
    Üçüncü bir kente düşmüş suretleri

    Şahrud gökyüzü geliniydi.
    Yüzüne bulut inse dolardı masal gözleri.
    Bir solukluk rüzgarda bile
    Usul usul kanardı gelincik bedeni.

    Seyduna yeryüzü cehennemi.
    Ölüm, çağrılı uçurumlarda sınardı sevdasını
    Yalnız ufuk çizgisinde buluşurlardı,
    Onu da güneş günde iki kez ateşe verirdi.

    İki iklim ayrıldılar.
    "Ya Şahrud!" dedi Seyduna
    Gözlerime mermi diye sevdanı sürdüm.
    Ardına bakma, gözyaşımla vurulursun.
    Su gibi git.

    Şahrud'un yüzüne keder mayın gibi durdu.
    Ve zaman gözlerinin su yeşilinde kuruldu.
    Hüzün bir Buda heykeli gibi çırılçıplak,
    Yüzlerine oturdu.

    Rivayet odur ki,
    Şahrud vardığı denizlerde hala
    Seyduna türküleriyle uyanmakta,
    Seyduna, Şahrud'un gözlerinden kalan
    Masalla yaşlanmakta.)


    Biliyorum! sen yine parmak uçlarında üşüyorsun,aramızda kıvrılıp yatan uzaklığa inat,ayaklarınla kasıklarımın kasırgasını,ellerinle yüreğimde yaktığın ateşi düşlüyorsun.sularımız sızıp karışıyor ay karanlıkta ve çırıl çıplak bir ırmağa dönüşüyor yatağımızda apansız,parmakların tıkır tıkır işliyor iştahla,biliyorsun yaşamaktır aşk, geceyle gündüzün sessiz geçişimidir bir uyku boğazında,DELİCE BİR YANGIN PARMAKLARININ BUZULUNDA........


 

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •