1. sayfa - 2 sayfa var 12 SonuncuSonuncu
12 sonuçtan 1 ile 10 arası
  1. #1

    SİTE KURUCUSU
    Array
    Üyelik tarihi
    31.07.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    40
    Mesajlar
    13.496
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart İstanbul'un orta yeri kadınlar pazarı

    İstanbul'un orta yeri kadınlar pazarı

    "İki erkek, bir Cumartesi günü Kadınlar Pazarı'na gittik", dersek yüzümüze anlamlı anlamlı bakarsınız; ancak durum sandığınız gibi değil. Size anlatacağımız mekan, Fatih semtinde, Kadınlar Pazarı diye bilinen bir sürekli pazar.

    Ortasından deniz geçen güzelim İstanbul, gezmekle bitmez. Her köşesinde bir sürpriz gizlidir. Her sokağı, inanılmaz öyküler, ilginç insanlarla yaşar. Her taraf bir bakıma Anadolu'dan bir nefestir. Kadınlar Pazarı gibi.

    PAZARIN ÇEVRELEYEN TARİHİ DOKU

    Kadınlar Pazarı'nı bulmak çok kolay. Unkapanı'nda, kısaca İMÇ diye bilinen İstanbul Manifaturacılar Çarşısı'nın karşısından, Atatürk Bulvarı üzerindeki Tekel Genel Müdürlüğü binasının önünden geçip sağa, Zeyrek tarafına sapmanız yeterli. Kadınlar Pazarı, Atatürk Bulvarı'na paralel İtfaiye Caddesi boyunca Bozdoğan Kemeri'ne kadar sıralanmış, karşılıklı dükkanlardan oluşuyor.

    İsteyen Saraçhane yönünden, Fatih İtfaiyesi'nin önünden ve su kemerlerinin altından geçerek de Kadınlar Pazarı'na ulaşabilir.

    Atatürk Bulvarı'ndan gelince, Kadınlar Pazarı'na ulaşmak için Zeyrek yokuşunu tırmanmanız gerekiyor. Yokuşun başında, solda Şebsefa Hatun Camii var. Fatma Sebsefa Kadın, I.Abdülhamit'in haremindeki kadınlardan biri. "Kadınlar Pazarı adı buradan mı geliyor acaba" diye düşünmeden edemiyoruz. Camiyi geçtikten sonra sağda Zembilli Ali Efendi Mektebi karşınıza çıkıyor. Bu mektebi yaptıran; II. Bayezid ve Kanuni Sultan Süleyman zamanlarında şeyhülislamlık yapmış, sevilen bir Osmanlı aydını olan Zembilli Ali Efendi'dir. Zembilli Ali Efendi'nin öyküsünü bilirsiniz, evinin penceresinden sarkıttığı zembille, halkın dileklerini, şikayetlerini topladığı için Zembilli Ali Efendi olarak tanınmıştır. Daha yukarıda şimdi Zeyrek adıyla bildiğimiz semt var ki orası ayrıca gezilmeli ve anlatılmalı.

    Kadınlar Pazarı'nın karşı yöndeki sınırı olan Bozdoğan Kemeri, Roma İmparatoru Valens tarafından 375 yılında yaptırılmış. Amaç; kentin su gereksinimini karşılamak için, Belgrat Ormanları'ndaki suyu kente getirmek . Bozdoğan Kemeri, Beyazıt Kulesi'nin bulunduğu İstanbul'un üçüncü tepesiyle Fatih Camii'nin bulunduğu dördüncü tepesi arasında, Unkapanı'ndan Yenikapı'ya kadar uzanan derin vadinin üstünden, Büyük Saray çevresine su taşıyan kemerlerdendi. Kemer'in dibinde Gazanfer Ağa Medresesi, bir tarafında Fatih İtfaiyesi, diğer tarafında ise Kadınlar Pazarı var. Kadınlar Pazarı'nın kurulu olduğu İtfaiye Caddesi'ni Kemer'e kadar yürüyüp bir "u" dönüşü yaparsanız İtfaiye Caddesi'nin arka tarafına geçersiniz. Bu kısım da boylu boyunca Kadınlar Pazarı'nın devamıdır ve geldiğiniz yöne doğru yine dükkanlar sıralıdır. Çınar ağaçlarının sıralandığı sağlı sollu iki paralel caddeden oluşan bir pazar burası. Yan yana dizilmiş dükkanlar, aralarında seyyar satıcılar, iki adet kahvehane ve daha sonra anlatmaya çalışacağımız lokantalarıyla nev-i şahsına münhasır bir açık "mall". Mimar Sinan'ın eserlerinden, Kaptan-ı Derya Barbaros Hayrettin Paşa'nın hayratı olarak yapılmış Çinili Hamam da bu "mall" içinde yer alan önemli eserlerden biri.

    Kadınlar Pazarı son halini 1980'lerde almış..Yolu tarif ederken anlattığımız tarihi dokuyla hiç uyuşmayan yeni bir yerleşim var semtte. Maalesef dükkanlar, ne surlarla ne çevre ile ve ne de özellikle Zeyrek semtiyle uyumlu.

    DEMOGRAFİK YAPI VE GEÇMİŞİ ARAYIŞ

    Semtin şimdiki sakinlerinin çoğunluğunu Siirtliler oluşturuyor. 20 yıl içinde Siirt'ten göç edenlerin buraya yerleşmesiyle Kadınlar Pazarı, Siirtliler Çarşısına dönüşmüş. Esnafın, müşterilerin ve çevre sakinlerinin arasında az da olsa Diyarbakırlı, Vanlı, Şırnaklı, Bitlisli ve Antepliler de var. Ama Siirtliler, semtin ismini değiştirecek kadar yoğunlar. Burası İstanbul'un göbeğinde küçük bir Siirt. Bu yöreden gelip yerleşmiş yurdum insanları son derece sıcakkanlı ve konuksever. Her girdiğimiz dükkanda hemen muhabbete giriyorlar. Güleryüzlü ve konuşkanlar. Dükkandan çıkarken yine sevecen bir ifadeyle, "uğurlar ola kurban, gözüm başım üste", diye yolcu ediyorlar.

    İlk girdiğimiz dükkanda Hıfzullah Keskin de bizi güler yüzle karşıladı. Sattığı ürünleri tanıttıktan sonra gönüllü rehberimiz oldu. İtfaiye Caddesi'nin ortalarına kadar bizimle gelerek bildiklerini bizimle paylaştı.

    Pazarın tarihini öğrenmek istiyoruz. Elimizde kamera ve fotograf makinelerini görünce bizi televizyoncu sanan Hacı Hayriye Teyze yanımıza geliyor. Önce, güreşte Türkiye Şampiyonu olan torunu Serkan Özden'i anlatıyor. Serkan'la övünüyor. Sonra da otuz yıldır bu semtte oturduğunu anlatıyor. Hacı Hayriye Teyze mevcut durumdan memnun olmayanlardan. Eski günleri arıyor. Semtin sakinlerinden Nizam Amca ise kırk yıldır buralarda yaşıyor ve çalışıyor. Kadınlar Pazarı'nın eskiden Eminönü'nde olduğunu, daha sonra Küçükpazar'a, oradan da buraya taşındığını söylüyor. Kadınlar Pazarı'nın aslının çok eskilere, Romalılar dönemine, kadınların satıldığı köle pazarlarına kadar uzandığını da ekliyor.

    NE ALMALI, NE YEMELİ?

    Çarşıda daha çok Siirt yöresinden gelmiş ürünler satılıyor. Satılan ürünler arasında. Pervari'nin meşhur karakovan balı, Van'ın otlu peyniri, sumak, menengiç, bıttım sabunu, keledoş yemeği yapılan akpancar otu ve heliz otu, kavun-karpuz çekirdeği, Suriye'den gelen Ceylan çayı , tandır ekmeği ( bir yıl küflenmiyormuş, hacca bile götürülüyormuş ), magamis denilen cevizli sucuk, severkitel denilen içli köfte bulguru, eşkinar denilen nar ekşisi, patlıcan kurusu, kesme, fıstık, muska, badem, makaşa denilen kırık nohut, nanenin akrabası reyhan, Doğu'nun tarhanası diyebileceğimiz gilgil, kara üzüm, meşhur Siirt battaniyeleri ve namazlıkları var.

    Peynir çeşitleri içinde Van'ın otlu peynirinin yeri farklı. Hemen hemen her dükkanda otlu peynir var. Bu kadar otlu peynirin arasında Yılmaz Erdoğan'ın mısraları dudaklarımızdan dökülüyor.

    soğuk ve şehirlerarası
    otobüslerde vazgeçtim
    çocuk olmaktan
    ve beslenme çantamda
    otlu peynir kokusuydu babam.

    Bu peynir, Van başta olmak üzere Siirt, Bitlis gibi bölge kentlerinde yapılıyor. Koyun sütünden üretiliyor. Özel tadı ve kokusu, içine konulan yabani sarımsak otundan geliyor. Ya toprak küplere ( şimdilerde plastik bidonlara) basılıyor ya da salamurada dinlendiriliyor. Dayanıklı bir peynir olması önemli özelliklerinden sayılıyor ve uzun yolculuklarda yolluk olarak tercih ediliyor. Yılmaz Erdoğan'nın yolluğunda olduğu gibi.

    Menengüç de pek aşina olmadığımız lezzetlerden biri. Aslında yabani fıstık. Yani aşılanmamış fıstık ağacının meyvesi olan, Kürtçe'de kezvan denilen menengiç'den kahve de yapılıyor, sabun da. Menengiç'den yapılan sabunun adı bıttım sabunu. Kepeğe ve saç dökülmesine iyi geldiğini söylüyorlar. Gereksinimi olanlara duyurulur.

    Çokca da kasap var Kadınlar Pazarı'nda. Bu yüzden de bazıları çarşıya kasaplar pazarı diyor.Gönüllü rehberlerimizden boyacı Abbas, kasapların Van'lı, diğer dükkan sahiplerinin Siirtli olduğunu söylüyor.

    Hıfzullah Keskin'in dükkanında sohbet ettiğimiz Ali Rıza Amca ki Siirt'den İstanbul'a konuk gelmiş, memlekette bulamadığı ürünleri burada bulabildiğini söylüyor. "İstanbul'lular çok şanslı. Burada bulunan mal çeşidi Siirt'de bile yok" diyor. Semt, Siirt'in bir mahallesi gibi olunca, İstanbul'un değişik yerlerinde oturan Siirtliler için de bir uğrak yeri, bir buluşma noktası olmuş. İstanbul'da yerleşik Siirtliler en azından ayda bir defa geliyorlar çarşıya. Semtteki dükkanlarda satılan Siirt'e özgü ürünlerden almak, memleketten tanıdık birkaç yüz görmek ve biraz Siirt havası teneffüs etmek onları mutlu ediyor.Ümraniye ve İkitelli gibi uzak semtlerden ve de Edirne ve Bursa gibi çevre illerden bile gelenler olduğu söyleniyor.

    Van Gölü Halk Pazarı'nın sahibi Melikşah, yarım kilo karakovan balı için arıların başta kekik ve geven olmak üzere üçmilyonyediyüzellibin çiçeğe konduğunu haber yapan bir gazete kupürünü kesip dükkanına asmış. Süzme, petekli, kavanozda, açık... ne tür ve ne şekilde istiyorsanız mevcut. Bu balın rengi koyu, yoğunluğu ise pek yüksek.

    BÜRYAN KEBABI, BUMBAR DOLMASI, PERDE PİLAVI

    Kadınlar Pazarı'nın lokantalarına gelince; Siirt mutfağının büryan kebabını, bumbar dolmasını, perde pilavını yapan kebapçılar var. İstanbullu Siirtliler sık sık bu kebapçılarda buluşuyorlar. Üç beş kişilik olduğu söylenen kocaman bir tepside sunulan "karışık" siparişi verdiğinizde, her çeşitten tatma olanağı bulabiliyorsunuz. Tabii bu üç beş kişilik porsiyon bizim gibiler için yedi sekiz kişilik porsiyona denk gelecek kadar bol. Bu kebapçılar çok popüler. Geceleri tanınmış simalara raslamak mümkün. Duvarlarda Savaş Ay'ın, Bulut Aras'ın, Hakan Taşıyan'ın, Tayyip Erdoğan'ın ve daha birçok ünlü büyüğümüzün fotografları var.

    Büryan kebabı yapan mekanlara, Kadınlar Pazarı'nın iki paralel caddesi boyunca raslamak mümkün. Bahçıvan Sofrasından bir kaç dükkan sonra Bahçe Van lokantası, onun da karşısında Osman Büryan Salonu var. Tatlı bir rekabetle Siirtlilere hizmet veriyorlar.

    Bilmeyenler için büryan kebabının yapılışını da Osman Usta'nın anlatımıyla nakledelim.

    "Kuzuyu kaburga kemikleri kalmak şartıyla kemiklerinden ayırıyoruz. Sonra sadece bir miktar koru kalmış ve iyice ısınmış kuyuya çengeller vasıtasıyla asıyoruz. Hiç hava almayacak şekilde çamurla etrafını kapatıp pişmeye bırakıyoruz. Yaklaşık 1,5 saat sonra kebabımız yemek için hazır oluyor."

    Büryan kebabı, Siirt'e, Bitlis'e özgü bir çeşit tandır kebabı. Benzer biçimde yapılan kebaplar, Türkiye'nin bir çok yöresinde kuyu kebabı, fırın kebabı, tandır kebabı adı altında yenebilir. Bugüne kadar yediklerimiz içinde en lezzetlilerini, Denizli'de Kebapçı Halil'in lokantasında ve Konya'da Hacı Şükrü'nün lokantasında yediğimizi anımsadık. Bu iki kebapçının ortak özelliği servisde çatal-bıçak kullanılmaması; kebabın elle yenilmesidir.Halil'in lokantasında bu özellik, "park yapılmaz" işareti gibi, çatal-bıçak resminin üstüne çarpı atılmış bir levha ile anlatılmıştı. Yolu Konya'ya veya Denizli'ye düşenlere duyurulur ve salık verilir.

    Kadınlar Pazarı gezimiz, doğal olarak, alışverişle bitti. Plavlık bulgur, bal, Siirt fıstığı, reyhan, otlu peynir ve sorunumuz olmamasına rağmen bıttım sabunu aldık. Otlu peynirin yarısı kahvaltıda tükendi. Diğer yarısını tepsi böreğinde kullandık ki bunu hararetle salık veriyoruz. Yabani sarımsak otunun lezzeti ve kokusu böreğe inanılmaz bir lezzet kattı. Reyhanla da marul salatasını güzelleştirdik.

    Dedik ya, güzelim İstanbul gezmekle bitmez. Yeter ki keşfetmeye



    Hakkı YAZICI- Selçuk KAYAN - 08 Eylül 2003, Cumartesi - Hürriyet Gazetesi

    Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/agora/art...?sid=6&aid=642
    "BİZİM YANIMIZA GELEN HİÇ KİMSE GELDİĞİ GİBİ AYRILMAMIŞTIR"
    Şeyh Muhammed Kazım KS

  2. #2
    PRENSES Array
    Üyelik tarihi
    29.04.2006
    Mesajlar
    3.780
    Tecrübe Puanı
    90

    Standart

    o kebab çeşitlerinizi bilmiyorum ama bence sumak var ya bayıldım.
    çok harika birşey gerçekten.vejeteryan tarzı tam benlik.
    ♥ Beni Yormayın!-->çok üŞeNGeCiM..
    ♥ Bana yaLan söyLemeyin!-->Nefret Ederim!
    ♥ Bana Bi$ey sOrmayın!-->BiLeMeM!
    ♥ GüLMeyiN -->ßen CidDiyim
    ♥ iÇeLim Demeyin! -->KuLLanmıyorum !
    ♥ GideLim deMeYiN -->GeLeMeM!.
    ♥ Dalga geçMeYiN.-->SeVMeM!..
    ♥ Derdin mi var? -->DinLeRiM .
    ♥ Çok mu zOr -->UğRasıRıM!
    ♥ Bana aŞıK oLmaYıN! --> Ben ZaTeN AşıĞıM........

    LaF SoKMaYa KaLKıŞMa KaPaK oLuRSuN,
    UgRaŞMa eTiKeT oLuRSuN,
    YaVŞaMa KöPeK oLuRSuN,
    İnSaN oL BeLKi YaNıMDa YeR BuLuRSuN....!!!

  3. #3
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    04.10.2005
    Mesajlar
    137
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart

    Serap79 bacım, hem sumağı sevip, hem vejeteryan olmak nasıl birşey? Bir Siirtli'nin sumağı değerlendireceği en iyi yemek kebaptır. Tavsiye ediyorum. Bir de nacizane bir tavsiyem, eğer birgün vejeteryanlığa biraz ara vereyim diyeceksen ve İstanbul ya da Siirt'de oturuyorsan mutlaka bunu büryan kebabı yiyerek yap, pişman olmayacaksın. Saygılar....

  4. #4

    SİTE KURUCUSU
    Array
    Üyelik tarihi
    31.07.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    40
    Mesajlar
    13.496
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart

    ORiJiNAL YAZARI : serap79
    o kebab çeşitlerinizi bilmiyorum ama bence sumak var ya bayıldım.
    çok harika birşey gerçekten.vejeteryan tarzı tam benlik.

    birşeyler yazma ihtiyacı duyuyorum

    arkadaşlar umarım beni yanlış anlamazsınız. bende bazen etli yemek yediğim de onun canlı hali gözümün önüne gelir ve "onu nasıl yiyiyorum" diye düşünmeye başlarım. Sonra belgesellerdeki görüntüler gelir gözümün önüne, bir kaplan koşar bir ceylanın peşine, yakalar parçalar yer. Hayvan hayvanı yiyor. Ben beslemem için helal olan bir et yemem gayet normal oluyor bu durumda.

    Tabi bu benim görüşüm, benim hayal gücüm, yaşadığım bir olay.

    Ama şunu da belirteyim, tavşan beslerdim bir ara. 2 tavşandan bir kaç ay da 50 tavşan sahibi olurdum. O kadar çok severdim ki, kimseye kestirmez, yedirtmezdim. Benden habersiz birkaç tane kesildi ve yendi ama onca ısrarlara rağmen yiyemedim.

    Tavuk ve civciv de beslediğimiz oldu. Çok önem verirdim. Ben nereye gitsem peşimden gelirlerdi. Onlar da kesilmeye karar verildiğinde evden uzaklaştım bir müddet. Eve sinen Yemek kokusu dininceye kadar.

    Koyun, keçi besledik. onlar da aynı şekilde; besleyince büyütünce, kıyamıyorsun veya onu yemek istediğinde gözünün önüne geliyor ve yiyemiyorsun.

    Onun dışında kasaplardan koyun eti, tavuk eti yiyebiliyorum. Lokantalardan etli yemek yiyebiliyorum. Büryan kebabı önüme geldiğinde hiç kaçırmıyorum.

    Bunları yazmak istedim. Saygılarımla.
    "BİZİM YANIMIZA GELEN HİÇ KİMSE GELDİĞİ GİBİ AYRILMAMIŞTIR"
    Şeyh Muhammed Kazım KS

  5. #5
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    04.10.2005
    Mesajlar
    137
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart

    Rohan kardeşim,

    Yazdığın her şey çocukluğumda yaşadıklarım gibi. Yani benim de tavşanım, kekliğim vardı. Koyun, keçi besledik. Ben de hep kesilmesine karşı çıkar hatta direnirdim. Tabii o zaman çocuktum. Bu insani bir duygu. Ama derin düşündüğün zaman tüm dünyanın canlılarıyla beraber Yüce Allah tarafından insanlar ve insanlık için yaratıldığını anlıyorsun. Doğal yaşam insanın bazan aklının bile alamayacağı kadar denge içerisinde sürüp gidiyor. Belki de o belgesellerde seyrettiğimiz yırtıcılar ot obur olan geyik, antilop v.b. hayvanları avlayamazsa, o zaman ot oburların sayısı artar, artacağı için de otlaklar yetmeyecek, velhasıl açlık ve salgın hastalıkten gidecekler bu defa. Yani biz insanların da beslenme alışkanlığı, kanımca bu doğal dengenin bir parçası ya da bir sonucu. Çevremde çok vejeteryan oldu. Onların bu tercihine saygı gösteriyorum. Ancak benim görüşüm de şu. Madem ki Allah doğal dengeyi böyle yaratmış, aşırı olmamak kaydı ile hayvansal ve bitkisel ürünleri dengeli olmak kaydı ile tüketmeliyiz. Tabii ki eğer paramız varsa ve yiyeceği olmayanları düşünerek. Selamlar, sevgiler, saygılar...

  6. #6
    PRENSES Array
    Üyelik tarihi
    29.04.2006
    Mesajlar
    3.780
    Tecrübe Puanı
    90

    Standart

    ORiJiNAL YAZARI : Egemen
    Serap79 bacım, hem sumağı sevip, hem vejeteryan olmak nasıl birşey? Bir Siirtli'nin sumağı değerlendireceği en iyi yemek kebaptır. Tavsiye ediyorum. Bir de nacizane bir tavsiyem, eğer birgün vejeteryanlığa biraz ara vereyim diyeceksen ve İstanbul ya da Siirt'de oturuyorsan mutlaka bunu büryan kebabı yiyerek yap, pişman olmayacaksın. Saygılar....
    ben bunu anlamadım. orda sumak etli bişeymi birisi aydınlatabilir mi beni bu konuda?
    ♥ Beni Yormayın!-->çok üŞeNGeCiM..
    ♥ Bana yaLan söyLemeyin!-->Nefret Ederim!
    ♥ Bana Bi$ey sOrmayın!-->BiLeMeM!
    ♥ GüLMeyiN -->ßen CidDiyim
    ♥ iÇeLim Demeyin! -->KuLLanmıyorum !
    ♥ GideLim deMeYiN -->GeLeMeM!.
    ♥ Dalga geçMeYiN.-->SeVMeM!..
    ♥ Derdin mi var? -->DinLeRiM .
    ♥ Çok mu zOr -->UğRasıRıM!
    ♥ Bana aŞıK oLmaYıN! --> Ben ZaTeN AşıĞıM........

    LaF SoKMaYa KaLKıŞMa KaPaK oLuRSuN,
    UgRaŞMa eTiKeT oLuRSuN,
    YaVŞaMa KöPeK oLuRSuN,
    İnSaN oL BeLKi YaNıMDa YeR BuLuRSuN....!!!

  7. #7

    SİTE KURUCUSU
    Array
    Üyelik tarihi
    31.07.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    40
    Mesajlar
    13.496
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart

    sumak, dolma ve bir kaç yemek üzerine tat vermek için konulan bir bitki türüdür.

    Sumak mercimek tanelerine benzer... Yeşilimsi ve hafif tüylüdür. Yemeklere apayrı bir lezzet katar.


    Ben patlıcan ve yaprak dolmalarının en çok summaklı olanlarını severim.



    "BİZİM YANIMIZA GELEN HİÇ KİMSE GELDİĞİ GİBİ AYRILMAMIŞTIR"
    Şeyh Muhammed Kazım KS

  8. #8
    PRENSES Array
    Üyelik tarihi
    29.04.2006
    Mesajlar
    3.780
    Tecrübe Puanı
    90

    Standart

    demekki sumağı seven vejeteryan olabiliyormuş. teşekkürler Rohan açıklaman için.
    ben de baharat olarak biliyorum sumağı, acaba başka birşeyede mi sumak deniliyor diye merak etmiştim. etle alakası da sanırım ikisinin birarada iyi olması
    ♥ Beni Yormayın!-->çok üŞeNGeCiM..
    ♥ Bana yaLan söyLemeyin!-->Nefret Ederim!
    ♥ Bana Bi$ey sOrmayın!-->BiLeMeM!
    ♥ GüLMeyiN -->ßen CidDiyim
    ♥ iÇeLim Demeyin! -->KuLLanmıyorum !
    ♥ GideLim deMeYiN -->GeLeMeM!.
    ♥ Dalga geçMeYiN.-->SeVMeM!..
    ♥ Derdin mi var? -->DinLeRiM .
    ♥ Çok mu zOr -->UğRasıRıM!
    ♥ Bana aŞıK oLmaYıN! --> Ben ZaTeN AşıĞıM........

    LaF SoKMaYa KaLKıŞMa KaPaK oLuRSuN,
    UgRaŞMa eTiKeT oLuRSuN,
    YaVŞaMa KöPeK oLuRSuN,
    İnSaN oL BeLKi YaNıMDa YeR BuLuRSuN....!!!

  9. #9
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    04.10.2005
    Mesajlar
    137
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart

    ORiJiNAL YAZARI : SeRaP
    demekki sumağı seven vejeteryan olabiliyormuş. teşekkürler Rohan açıklaman için.
    ben de baharat olarak biliyorum sumağı, acaba başka birşeyede mi sumak deniliyor diye merak etmiştim. etle alakası da sanırım ikisinin birarada iyi olması
    Serap bacım, anlaşılan sen Siirt'te yaşamadın. Siirt'in büryan kebabından başka sevilen bir çarşı yemeği de (ev yemeği değil) kebaptır. Bu kebap Adana kebaba tekabül eder. Siirt'te buna sadece kebap derler. İşte bu kebap üzerine sumak döküldüğü zaman çok daha lezzetli olur ve Siirtlilerin çoğu kebabı böyle yerler. Saygılar...

  10. #10

    SİTE KURUCUSU
    Array
    Üyelik tarihi
    31.07.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    40
    Mesajlar
    13.496
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart

    sumaklı kebabı da en iyi BİRTAT Kebap Salonunda yiyebilirsiniz.

    Sumaklı Salatası ile de damak tadınıza hitap eden BİRTAT'da yer bulmakta sıkıntı çekebilirsiniz.
    "BİZİM YANIMIZA GELEN HİÇ KİMSE GELDİĞİ GİBİ AYRILMAMIŞTIR"
    Şeyh Muhammed Kazım KS


 

Benzer Konular

  1. Kadınlar Pazarı'nda büryan kebabı
    By RoHaN in forum SİİRT ÇARŞISI
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 21.11.2010, 01:03
  2. galatasarayımızın futbol takımı
    By TiTaNiCk in forum GALATASARAY
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 16.02.2009, 21:23
  3. GALATASARAY S.K
    By crazy_ette in forum GALATASARAY
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 14.04.2008, 22:26
  4. Fatih - Kadınlar Pazarı Yıktırıldı
    By f1rat in forum SİİRT'TEN HABERLER
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 14.02.2008, 13:46
  5. KaDıNLaR :))
    By Equalizer in forum GEYİK - GIR GIR - ŞAMATA
    Cevaplar: 9
    Son Mesaj: 29.05.2006, 12:32

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •