Haber Vadisi, Türksoy'la İpekyolu'nun rotasını bu kez Güneydoğu'ya çevirdi.
Bölgeyi iyi bilen Siirt'li işadamı dostum Abdurrahman Haksever'le birlikte,
Mardin, Midyat, Hasankeyf, Siirt ve Tillo'ya uğradık.
Önce Siirt'ten başlayalım..
Kürtler, Araplar ve Türkler'in yaşadığı bir şehir..
Üç dilli, çok kültürlü bir Güneydoğu kenti.
Önceden Arap nüfus yüzde 50'ye yakınmış..
Şimdi Arap kökenlilerin sayısı yüzde 20- 30 civarında..
Kürt köylerinden epey göç almış Siirt.
En son 10 yıl önce ziyaret etmiştim.
Açıkçası fazla birşey değişmemiş.
Ancak Anadolu'nun her yanı gibi burada da çok kaliteli asfalt yollar yapılmış.
Devlet yüzlerce Siirtli'ye bedava fıstık ağacı dağıtmış.
Belediyecilik hizmetlerinin ise çok başarılı olduğunu söylemek ne yazık ki mümkün değil.
Görüştüğüm esnafın hemen hepsi belediyeden şikayetçiydi.
Gerçekten de mevcut haliyle Siirt'e şehir demek çok zor.
İlkel ve geri kalmış bir görüntüsü var...
Caddeler sokaklar pislik içinde..
Belediyenin halkı kazanma diye bir derdi yok!..
Türkiye'nin her yerinde fakir fukara için iftar sofraları kurulurken Siirt'te iftar çadırı bile yok.
Oysa o yemeğe muhtaç o kadar çok insan var ki!..
Kahvehaneler tıklım tıklım dolu.
Gençler ve yaşlılar saatlerce pinekliyorlar dumanlı pis mekanlarda...
İşsizlik en büyük sorun..
Ama cehalet ve eğitimsizlik ondan da büyük bir sorun.
Akşam olduğunda Siirt'in üzerine kasvetli bir karanlık çöküyor.
Işıklandırmalar yetersiz..
Şehirde doğru dürüst otel bile yok..
En iyisi bizim kaldığımız oteldi fakat, onun da sıcak suyu akmıyordu!..
Ak Parti'yi şimdiden uyarayım..
Siirt'te durum hiç iç açıcı değil.
Oysa Siirt'in Ak Parti için çok önemli sembolik anlamı var.
Herşeyden önce Başbakan'ı eşi Emine hanım Siirt'li..
Dahası Başbakan Erdoğan'ı Meclis'e Siirt halkı taşıdı...
Ama şimdi durum tersine dönmüş gibi..
Gördüğüm kadarıyla, Siirt önümüzdeki yerel seçimlerde Ak Parti için çantada keklik değil..
ALİMLER DİYARI TİLLO...
Siirt'e gelip alimler diyarı Tillo'ya uğramamak olur mu?
O Tillo ki İsmail Fakirullah, Erzurumlu İbrahim Hakkı, İbrahim el Mücahid gibi büyük alimleri, evliyaları bağrında taşıyor..
O Tillo ki bir zamanlar ilmin ve feyzin menbaı olmuş..
Nice büyük alimler yetiştirmiş...
Tillo öylesine önemli bir yer..
Şimdiki adı Aydınlar!..
Bu ismi kim koymuşsa bana göre yanlış yapmış.
Halkın Tillo'dan vazgeçip Aydınlar ismini tercih etmesi imkansız.
Zaten kimse Aydınlar demiyor.
Aydınlar kelimesi, alimleri-arifleri-evliyaları tam karşılamıyor.
Günümüzde biraz mürekkep yalayan dinli-dinsiz herkese 'aydın' deniyor.
Aydın sözü zaman zaman entel-dantel bazı isimleri de çağrıştırıyor.
O nedenle bu isim tutmaz ve zaten tutmamış.
Neyse konumuza dönelim..
Tillo'da önce İsmail Fakirullah hazretleri ile talebesi Erzurumlu İbrahim Hakkı hazretlerinin kabirlerini ziyaret ettik.
İbrahim Hakkı hazretleri, hocası İsmail Fakirullah hazretlerinin ayak ucuna defnedilmeyi vasiyet etmiş.
Vasiyeti gerçekleşmiş.
Türbede bilim dünyasının en önemli harikalarından biri olan 'ışık' hadisesi yaşanmış.
Işık olayı nedir anlatayım..
Büyük bir din alimi olan Erzurumlu İbrahim Hakkı hazretleri aynı zamanda fen, astroloji, cebir, matematik gibi pekçok ilme vakıf büyük bir bilim adamıydı.
Hocası İsmail Fakirullah vefat ettiği zaman Tillo kalesinde özel bir duvar ve pencere sistemi kurar.
Gndüz ve gecenin eşit olduğu 21 Mart'ta bütün Tillo karanlıkta kalırken, bu özel sistem sayesinde kale penceresinden İsmail Fakirullah hazretlerinin türbesinin başucunu güneş ışınları aydınlatır...
Türbedeki ışık hadisesi uzun yıllar gerçekleşir.
Ancak bilim dünyasını hayran bırakan bu sisitem türbenin restorasyonu sırasında bozulur.
O gün bugündür bir daha da orijinal haline getirilemez.
Tillo'da İsmail Fakirullah hazretlerinin pekçok torunu yaşıyor.
Ancak üzlülerek belirtelim ki, büyük alimler, evliyalar yetiştiren bu medeniyet merkezi şimdi adeta bir harabeyi andırıyor.
Restorasyon adı altında adeta tarih katliamı yapılmış.
İsmail Fakirullah hazretlerinin ilim hayatında önemli bir dönüm noktası olan şifalı kuyuyu ziyaret ettiğimizde gözlerimize inanamadık.
Her taraf pislik ve çöp içindeydi.
Yanıbaşında yıkık evler ile bir ahır bulunuyor.
Çok merak ediyorum, İsmail Fakirullah hazretlerinin torunu olmakla övünen ve ilçeye gelen herkese önyargılı yaklaşan bazı zat-ı muhteremler,
herşeyi devletten beklemek yerine, en azından temizlik konusunda hassasiyet gösteremezler mi?
Herkes kendi kapısını temizlese zaten heryer tertemiz olmaz mı?
Tillo'dan yetişen bazı işadamlarına da büyük görev ve sorumluluklar düşüyor.
Dönüp memleketlerine bir baksınlar.
En azından Tillo'da yatan evliyalar hürmetine bunu yapsınlar.
Temennimiz Ethem Sancak gibi, Abdurrahman Haksever gibi vefalı Siirtliler'in çoğalması..
HASANKEYF'Lİ ÇOCUKLARIN YÜREK YAKAN FERYADI..
Anadolu'nun en eski medeniyetlerine ev sahipliği yapan Mardi ve Midyat'tan sonra yolumuz Hasankeyf'e düştü.
11 bin yıllık bir geçmişi olan Hasankeyf'te pekçok uygarlık hüküm sürmüş. Urartular'dan Bizanslılar'a, Eyyübiler'den Selçuklular'a kadar...
Pekçok medeniyetin izlerini taşıyor Hasankeyf... Anadolu'nun en eski yerleşim yerlerinden biri.
Dicle nehrinin iki yakasında kurulan bu tarihi şehir, eğer yeni bir karar alınmazsa 2012 yılında sular altında kalacak. Çünkü büyük bir baraj yapılıyor..
Elbetteki baraj demek hayat demek, ekonomik canlılık, iş ve aş demek.. Fakat bu olumlu taraflarıyla beraber 11 bin yıllık koca bir tarih ve medeniyet kaybolup gidecek.. Minareler, türbeler, peri mağaraları, heybetli kale ve diğer tüm tarihi eserler..
Gerçekten yürek yakıcı bir durum.
Hasankeyf'te yüzlerce peri mağarası var. 1970 yılına kadar bu mağaralarda insanlar yaşıyormuş. 1970 yılında dönemin başbakanı Demirel hasankeyf'i ziyareti sırasında mağarada yaşayan insanları farketmiş ve köyde yeni evler yaptırarak bu insanları o evlere taşınmasını sağlamış. Ancak yine de mağaraları mesken tutan birkaç aile var..
Hasankeyf'in yıllardır adını duyardım ama buradaki tarih ve kültür mirası konusunda fazla bilgim yoktu. Bizzat görünce bazı duyarlı sosyal dernek ve kuruluşların tepkisini daha iyi anlıyorum. Eğer bu tarihi eserler sular altında kalır ve yokolursa gerçekten ülkemizdeki tarih ve medeniyet kalıntıları adına büyük bir kayıp sözkonusu...
Hasankeyf'li çocuklarla konuştum. Hepsinin yüreği yaralıydı. Çocuk akılları ve hayalleriyle farklı alternatifler geliştirerek doğuğ büyüdükleri Hasankeyf'i yokolmaktan kurtarmaya çalışıyorlardı. İçlerinden abdullah isimli 12 yaşındaki çocuğun sözleri anlamlıydı: '' Abi devlet istese bir formül bulunur. Baraj yatağı Hasankeyf'e çok yakındır. Sular Hasankeyf'e varmadan önü kesilebilir. Yoksa bu tarihe yazık olacak'
DİYARBAKIR'DA DTP FAKTÖRÜ..
Hasankeyf, Tillo ve Siirt'ten sonra Diyarbakır'a geçtik.
Açıkçası ben harabe, döküntü bir şehir bekliyordum..
Oysa ana caddeler, yollar gayet temiz ve düzenli..
Efratfa pek çöp ve pislik görmedim.
Halktan insanlarla konuştuk..
Çoğu Ak Parti'ye şans tanımıyor.
Ne kadar kızsak da..
Ne kadar nefret etsek de..
DTP'li Kürtçü Başkan halkın gözünü boyamayı başarmış..
Ramazan süresince kurulan iftar çadırları DTP'ye sempatiyi artırmış..
Zaten son dönemde PKK ve onun uydusu DTP din eksenli bir politika izlemeye başladı.
Aslında ateist ve sosyalist bir dünya görüşüne sahip olan PKK'nın yeni manevrası kısmen de olsa etkili olmuş.
Diyarbakır'da Ak Parti'nin kazanması zor görünüyor.
PKK'ya ve bölücülüğe karşı sağduyulu Diyarbakırlılar birlik havası oluşturabilirse sonuç farklı olabilir.
Ak Parti yönetiminin bu gerçeği görerek Diyarbakır'da bütün sağduyulu vatandaşların ittifak edebileceği
güçlü ve karizmatik bir aday çıkarması şart..
Silik, sıradan isimlerle Diyarbakır'ı almak imkansız.
turksoylaipekyolu@hotmail.com
02 Ekim 2008 Perşembe
KAYNAK: >>Habervadisi.com-Haber Vadiye indi - Siirt, Hasankeyf ve Diyarbakır izlenimleri...


LinkBack URL
About LinkBacks




Alıntı
