2 sonuçtan 1 ile 2 arası

Hybrid View

  1. #1

    SİTE KURUCUSU
    Array
    Üyelik tarihi
    31.07.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    46
    Mesajlar
    13.422
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Vakıf Olayına Çözüm - Ulu Cami İmamından açıklama

    1 - SİİRT'TE VAKIFLAR

    Bilindiği üzere Siirt'te onlarca Cami, Medrese, Han, Çeşme vb. hayır müesseselerinin yüzlerce vakıf arazisi vardır. Ancak bu vakıf arazilerinin bu müesseseler lehine değerlendirilmeyip sahipsiz bırakıldığı yönünde yıllardır sitem ve şikâyetler yapılmaktadır.

    Bu vakıflar, dini ve şer'i olarak kesinlikle satılamayacaklarına göre, herhangi bir şekilde değerlendirilemezler mi?

    İşte bununla ilgili yaptığım çalışma hakkında saygıdeğer Siirtli kamuoyuna basın yoluyla açıklama yapmayı gerekli gördüm.
    Ayrıca mümin kişi bir hususta karar verip kanaat sahibi olabilmesi için Yüce Kur'anın emrine uyarak konuyu önce araştırmasını, dedikodulara kulak verip diğer mümin kardeşlerini rencide etmemesi gerekir.

    Soru : Vakıf arazisi kiralanabilir mi?

    Cevap: Evet tüm fıkıh kitaplarında vakıf arazisinin kiralanabileceği yazılmaktadır. Ancak kaç yıllığına kiralanabileceği hususunda farklı görüşler vardır. Doksan yıl ve üzerinde yıllar kiralanabileceği görüşü yanında, kısa süreli yıllar (örneğin üç yıl) için kiralanmasının daha uygun olacağı yönünde de görüşler vardır.

    Soru: Kiralanan Vakıf arazisine bina inşa edilebilir mi?

    Cevap: Evet tüm fıkıh kitaplarında vakıf arazilerinin, ilgili mütevelli tarafından kiraya verilebileceği, ayrıca bu kiracının mütevelli izni alarak içinde bina inşa edebileceği de gayet açık şekilde ifade edilmektedir.

    Bu kiracı, mütevellinin öngördüğü kirayı ödedikçe bu binayı kullanabilir, kiraya verebilir ve isterse de satabilir.

    Ancak arsa vakıflıktan çıkmayacağı için, Resmi olarak satışı ve tapu tescili yapılsa da, dini ve şer'i olarak bu vakıf arazisi satılmamış olup vakıf olarak kalacaktır.

    Soru : Âtıl durumdaki vakıf arsaları için çözüm nedir?

    Cevap: Günümüze kadar, bazı şahısların değişik yollarla üzerlerine tapuladıkları vakıf arsalar üzerinde inşa ettikleri bina ve dükkânlarda oturan kiracılar, mesul duruma düşmemek için âlimlere nasıl davranacaklarını sorarlardı. Âlimler ise hep şu cevabı verirlerdi:

    "Kiracı olduğun dükkânın vs. metre karesini boş arsa varsayıp aylık veya yıllık kaça kiralanabileceğini tespit ettir ve o miktarı vakfiyesine öde."

    Yani şahısların vakıf arsasında inşa ettiği binalarda, dinen ve şer'an mesul duruma düşmeden oturabilmesi için bu çözüm önerildi ve halen de önerilmektedir.

    Yukarda izah edilen çözüm, şüphesiz çözümsüzlükten daha iyidir. Ancak bu durumlarda vakıf müessesesine verilen para çok az para olduğundan, hem bu müesseselerin yeterince istifadesi olmuyor, hem de vakıf arazileri şahısların elinde kalıp vakıf müessesesine geçmiyor.

    2 - Vakıf yararına kalıcı çözüm:

    Soru: Vakıf müesseselerinin tasarrufunda bulunan vakıf arazileri günümüzde nasıl değerlendirilebilir?

    Cevap: Vakıf arazileri asla satılamadığından ve Cami, Medrese vs. gibi vakıf müesseselerinin de yeterli imkânı bulunmadığından Cami mütevellileri vakıf arazilerinde inşaat yapma imkânına sahip değildir. Dolayısıyla onların tasarrufunda bulunan vakıf arsaları hep boş ve âtıl durumda kalmaktadır.

    Uzun süre, bu arsaların Cami ve vakfiyeler lehine değerlendirilmesi yönünde bir formül üzerine çaba sarfettik. Bu formüle göre de vakıf arsaları asla satılmaz, sadece kiralanmaktadırlar.

    İmam hatibi bulunduğum Ulu Cami'ye alınan ve ilimiz merkezinin Güres Caddesinde bulunan arsa için bu formül uygulandı. Böylece camimiz önemli bir binaya sahip oldu...

    Bu formülün ana maddeleri şunlardır;

    1. Madde: Resmi tapusu şahıslar üzerine yapılmış olsa da, arsa dinen ve şer'an vakıftır ve ebediyete kadar ilgili vakfiyenin mülküdür, asla satılamaz.

    Not: Halen de birçok caminin arsası, dükkânı vs. mülkü emaneten bazı hayırseverler üzerinde tapuludur. Konuyu bilmeyenler, bunu araştırıp öğrenebilir.

    2. Madde: Arsa, vakfiye mütevellisi tarafından, inşaat yapacak olan kişiye (üç) yıllığına kiralanmıştır.

    3. Madde: Mütevelli heyeti, kiracı kişiye, bu arsada inşaat yapma müsaadesi vermiştir.

    Mütevelli, vakıf arsasını kiralamak ve kiracıya, üzerinde inşaat yapmak müsaadesi vermeye dinen ve şer'an yetkilidir.

    4. Madde: Kiracı, inşa edeceği binanın bir kısmını mütevellinin üzerine tapu tescilini yapmayı kendi rızasıyla kabul etmiştir.

    Böylece cami mütevellisi adına resmen tescil olunan binadan her yıl belli bir oranda gelir elde edilmesi sağlanmıştır.

    Bu gelir, kiracının adına tescil olunan binanın işgal ettiği arsa kirası ve icaresi olarak cami mütevellisi tarafından tahsil edilecektir.

    Böylece kiracı ve ilerde kendilerine daire veya dükkân satacağı kişiler, ayrıca her yıl kira vermek durumundan kurtulmuş olacaklardır.

    Cami vakfı böylece, kiracının işgal ettiği vakıf arsadan boş olması durumunda getireceği yıllık üç-beş Milyar TL. gelir yerine, mütevelli adına tescil olunan binadan gelen onlarca Milyar TL.ye sahip olacaktır.

    3 - 5. Madde: Vakıf arsasının yıllık kira tespiti:

    Her yılın Ocak ayında gerek kiracı tarafı ve gerek cami vakfı mütevellisi bir araya gelip kiracının inşa ettiği ve kendi adına resmen tescil ettirdiği binanın işgal ettiği arsa kirasını ve icaresini tespit edecektir.

    Unutulmamalıdır ki cami mütevellisi adına resmen tescil olunan binanın gelirinin her zaman boş arsanın kira bedelinin çok üstünde olacaktır. Ancak buna rağmen şer'i akitte şöyle bir madde eklenmiştir;

    6. Madde: Şayet gün gelir de taraflar, cami vakfına resmen tescil olunan binanın kira geliri, arsanın o günkü kira bedelini karşılayamaz olursa, kiracı taraf bu eksik bedeli ödemeyi taahhüt eder.

    7. Madde: Kiracı, arsasını kiralayıp inşa ettiği ve adına resmen tescil ettirdiği binanın tümünü ya da bir kısmını başka şahıslara satabilir. Bunda dini ve şer'i hiçbir mahzur yoktur. Zira arsa dinen ve şer'an satılmamıştır.

    8. Madde: Gün gelir de söz konusu vakıf arsa üzerine inşa edilen bina yıkılır ya da yıktırılsa, o gün için bina sahipleri her kim ise, bu arsayı tekrar kiralamaya öncelikli hakka sahiptir.

    İrtifak Hakkı:

    Kiracının inşa ettiği binanın gerek kendi adına ve gerek cami mütevellisi adına resmen tescil ettirdiği kısımlar, tapu kayıtlarında "irtifaklı" olarak tescil edilmişlerdir.

    Yani cami vakfı tapuda, irtifak hakkı bulunan taraf olarak görüldüğü için yıllar sonra yıkılan ya da yıktırılan arsa üzerinde yeniden inşaat yapmak, o günün cami mütevellisinin iznine bağlıdır. Cami mütevellisi o gün rıza göstermezse, hiç kimse orada inşaat yapamaz.

    Yani mütevelli dilerse, vakıf arsası bugün olduğu gibi o günde boş arsa haline dönmüş olacaktır

    Şer'i icar ve kiralama akdi:

    Yukarda örnek gösterilen ve içinde bina inşa edilen Ulu Cami arsasını örnek alacak vakıf mütevellilerinin, mütevellisi bulundukları vakıf arsalarında da bu usul ve formül ile inşaat yapmak istemeleri durumunda,buna benzer fetvayı yetkili alimlerden alıp onların tavsiyesi üzerine şer'î bir akit yapması ve bu akdi hem kamuoyuna,hem de müşteri olacak herkese göstermesi gerekir.

    Böylece kiracı şahsın inşa ettiği ve kendi adına tapu tescili yaptırdığı binanın tümünü yada bir kısmını satarken, hem alıcı kişinin hem de herkesin, satılan malın yalnız bina olduğunu arsa yada arazinin satılmadığını ve ebediyete kadar da asla satılamayacağını, bu arsanın sadece kiralandığını bilecektir.

    Soru: Ulu Camiye verilen ve Güres Caddesi üzerinde bulunan arsanın üzerinde inşa edilen ve halen alışveriş mağazası olarak kullanılan bina bu formülle mi inşa edildi?

    Cevap: Evet sözü edilen arsa üzerinde inşa edilen bina için aynen bu formül uygulanmıştır. Sözü edilen binanın yarısı cami vakfı adına, cami mütevellilerinden iki kişi üzerinde de tapu tescili yapılmıştır.

    4 - Not: Ancak halen kurulma aşamasında bulunan "Ulu Cami Kırk Şehitler Vakfı"nın tüzel kişilik kazanması halinde hem arsanın, hem de binanın bu vakfa tescili yapılacaktır inşallah.

    Zira vakıf malının şahıs üzerine tapulu kalması hem ciddi bir yanlış hem de mahzurlu olduğunu düşünüyorum.

    Soru: Müteahhit Sait Tektaş'ın Hacı Hüseyin Ağa Vakfı arazisinde inşa ettiği bina ile ilgili kendisine fetva verdiniz mi?

    Cevap: Aylar önce Sait Tektaş beyefendi yanıma geldi ve Bahçelievler mahallesinde bulunan Hüseyin ağa vakfına ait arsa üzerinde üç blok bina inşa etmek üzere vakıf mütevellisi Erdal Ertekin beyefendi ile anlaştıklarını, hatta bu hususun caiz olduğunu ülkemizin mümtaz âlimlerinden Şanlıurfa emekli müftüsü M. Halil Gönenç hoca efendiden de öğrendiğini, dini sorumluluk ve günah altında kalmamak için benim de görüşümü öğrenmek istediğini söyledi ve Ulu Cami'nin sözü edilen arsasını örnek gösterip bu hususta nasıl hareket edebileceğini sordu.

    Ben de yukarda izah ettiğim şekilde, Ulu Cami'ye ait Güres caddesindeki arsanın üzerinde inşa edilen bina ile ilgili tüm detayları anlattım; O arsanın vakıf olduğunu, ebediyete kadar da vakıf kalacağını ve asla satılmadığını ve satılamayacağını, arsanın kiralandığını izah edip kendisinin de Hacı Hüseyin Ağa Vakfı mütevellisiyle:

    a- Şer'i bir icâre ve kiralama akdi yapıp sözü edilen arsayı önce üç yıllığına kiralayabileceği.

    b- Ayrıca kiralayacağı bu arsa üzerinde bina inşa etme izni ve müsaadesi alabileceği.

    c- İnşa edeceği üç bloktan birini Hüseyin ağa vakfı tüzel kişiliği adına tapulayıp ondan gelecek yıllık kiranın tarafların anlaşmasıyla arsanın kira ve icâre bedelini karşılayabileceği.

    hususunda mutlaka yazılı şer'i ve dini bir akit imzalamaları ve bu şer'i akdin birer nüshasını her müşteriye vermeleri gerektiğini bildirdim.

    Ayrıca bu şer'i akitte, yukarıda izah ettiğim sekiz maddenin mutlaka bulunması gerektiğini, şayet taraflar bu şer'i akdi imzalarlarsa benim de bunu imzalayabileceğimi bildirdim.

    ...Ve 10 Kasım 2005 tarihinde, yani dört buçuk ay önce, bu sekiz maddeyi içeren şer'î akdin müsveddesini yazıp Sait Tektaş Beye verdim. Kendisi de en kısa zamanda bu işlemi yapıp hem kendisinin hem de Hacı Hüseyin Ağa Vakfının Mütevelli Başkanı Erdal Ertekin Beyefendinin imzalarını taşıyan bu şer'î akdi bana getireceğini söyledi.

    O tarihten sonra Sait Tektaş Beyle çarşıda karşılaştığım birkaç defada bu işlemi yapıp yapmadığını sordum. Kendisi ise her defasında, sözü edilen şer'i akdi yapıp imzalayacaklarını söyledi.

    5 - Bu şer'i akdin üzerinde ısrarla durmamın sebebi ise şudur;

    Birçok insan bana gelip inşaatıyla ilgili Sait Tektaş Beye fetva verip vermediğimi soruyordu. Ben de kendilerine, Sait Tektaş beyin dini ve şer'i yönden nasıl hareket etmesi gerektiği yönünde kendisine gereken izahı yaptığımı ve şayet o izaha göre davranırsa inşaatından daire satın alınabileceğini söyledim.

    Ayrıca bana gelen herkese, mutlaka Sait Tektaş Beyin Hacı Hüseyin Ağa Vakfı mütevellisi ile şer'i ve dini kira ve icâre akdi yaptığına dair akdin bir suretini de kendilerine ibraz etmesi gereğini izah ettim. Ayrıca sözü edilen arsanın dinen satılmadığını ve satılamayacağını, sadece bina, dükkân ve daire mülkiyetinin satılabileceğini, arsanın kiralandığını, kira bedelinin ise Sait Tektaş Beyin Hacı Hüseyin Ağa Vakfı üzerine tapuladığı üçüncü bloğun gelirinden karşılanacağını anlattım.

    Saygıdeğer kamuoyunun bilmesi gereken şudur ki:

    Yukarda izah ettiğim hususları dört buçuk ay önce Sait Tektaş Beyefendiye izah ettim. Ancak şu ana kadar sözü edilen şer'i akit bana gelmedi ve ben de maalesef onaylamış değilim. Eğer izah edilen şekilde ve makul zaman zarfında bu akit bana gelmiş olsaydı, onu imzalayacak, teyit edecek ve sahiplenecektim.

    Binaenaleyh;

    a- Söz konusu inşaatla ilgili olarak, başta vermeyi uygun gördüğüm imza ve teyidi şu ana kadar vermediğimi.

    b- Zira herkes tarafından takdir edilip kabul edilmelidir ki; Herhangi bir hususta fetva verilmişse, bu fetvanın içeriğinde bulunan ve fetvayı veren kişi tarafından önerilen şartların ve hususların da yerine getirilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde bu fetva işleme konmamış olur.

    Saygıdeğer Siirtli kamuoyunun bilgisine arz ederim.

    Hatırlatma: İyi niyetine inandığım ve kendisine muvaffakiyet dilediğim Sait Tektaş Beyefendinin bu konu ile ilgili olarak, daha önce Muhterem M. Halil Gönenç hocamızdan aldığı ve bundan böyle de diğer âlimlerden bu konu ile ilgili olarak alacağı fetvaları, uygun bulmam halinde destekleyeceğimi ifade ediyorum.

    Ayrıca bu açıklamayı, konuyla ilgili uluorta yapılan dedikoduların beni rahatsız etmesi üzerine yapma ihtiyacı duyduğumdan ötürü yaptığımı, bu açıklamayla hiç kimsenin özellikle Sait Tektaş kardeşimizin rencide olmasını kastetmediğimi de ifade ediyorum.

    ...Ve Yüce Allah her şeye şahittir.

    M.Nureddin Sancar
    Ulu Cami İmam Hatibi
    25.03.2006
    "BİZİM YANIMIZA GELEN HİÇ KİMSE GELDİĞİ GİBİ AYRILMAMIŞTIR"
    Şeyh Muhammed Kazım KS


 

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 15.06.2008, 21:33

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •