YAŞAMAK ÇALIŞMAKTIR
Son günlerde gündemi meşgul eden sosyal yardımlar tartışılmaya devam ediliyor. Kimileri haklı bulurken bu dayanışmayı, kimileri de farklı değerlendiriyor.
Ben kimseyi de kızdırıp gücendirmeden olaya başka bir açıdan bakacağım. Elbette ki fakir fukaraya yapılan yardımlar sosyal devlet olmanın gereğidir. Ancak, karşılıksız yapılan yardımlar zaten çalışmayı sevmeyen insanlarımızı biraz daha tembelliğe sevk ediyor kanaatimce. Kaldı ki yapılan yardımlar sadece karın doyurmaktadır. Yani bu yardımlar; bir insanı kendi ayakları üzerinde tutabilecek kadar değildir. Kendi iş yerini kurmayı sağlamadığı gibi üretime de katmıyor. Dahası bu yardımların hiç biri kalıcı çözüm de getirmiyor.
Memleketim Siirt’ten örnekler vereyim. Her gün işe giderken çoğunluğun kadınların oluşturduğu vakıf müdürlüğünün önünde büyük kalabalıklara şahit oluyorum. Büyük bir kısmı çeşitli sebeplerle köyden kente göç etmiş olan bu vatandaşlarımız alıştırıldıkları ve karşılıksız dağıtılan bu yardımları alabilmek için birbirleriyle yarışıyorlar. Rahmetli Turgut Özal zamanında kurulan sosyal yardımlaşma fonu yardıma muhtaç insanların sigortası oldu adeta. Lakin bir çok konuda olduğu gibi bu fon da istismar edildi ve amaçlarından uzaklaştırıldı. Başlarda insanlara balık tutmayı teşvik etmek için oluşturulan bu fon zaman içerisinde amacından saptırılarak insanlara karşılıksız balık vermeye araç edildi.
Hiç çalışmadan karnını doyuran, çocuklarının eğitimini sağlayan, dolayısıyla aş iş derdi kalmayan benim vatandaşımın da artık tek bir meşgalesi kalıyor haliyle. Güres’te, Aydınlar’da veya Cumhuriyet Caddesinde yayalar için yapılan kaldırımları işgal ederek en güzel köşesinde oturmak, çayını yudumlamak, onu bunu çekiştirmek, dedikoduya dayalı siyaset yapmak, yarım yamalak yapılan hizmetleri eleştirmek, hizmet etmek isteyen görevlileri yıpratmak, çalışanları oyalamak, her konuda ahkam kesmek, biz gazetecileri sorunları istediği şekilde gündeme getirmediği için suçlamak ve töhmet altında bırakmak, hatta bir kısmı tefecilik yapıp, insanların ölümüne sebep olmak vs…
Evet, benim aziz vatandaşıma çalışmadan geçinecek kadar yapılan bu yardımlar bizlere yeni bir özellik kazandırdı. Maalesef bu ülkede tembellik adeta teşvik edilir hale geldi! Büyük Önder Atatürk’ün, "Hiçbir şeye ihtiyacımız yok, yalnız bir şeye ihtiyacımız vardır: çalışkan olmak" sözünü söylerken tembelliğe dikkat çekmiş ve tembelliğin istiklalimizi kaybetmeye kadar götürebileceği konusunda bizleri uyarmıştı.
Sosyal hastalıklarımızı araştırdığımızda bütün olumsuzlukların başında bu mühim hastalığımız önümüze çıkıyor! O halde Gazi Mustafa Kemal’in "İlk işimiz ulusumuzu çalışkan yapmaktır" sözüne kulak vererek, bize hiç uymayan bu hastalığımızı esaslı tedavi etmek için yeni projeler ortaya koymanın vakti çoktan geldi. Kısacası milletimizi yeniden çalışkan yapmak zorundayız. Ancak bu şekilde kalkınıp, dünyada söz sahibi olabiliriz.
Tam bu noktada bir önerim olacak. Sosyal yardımlardan yararlanan tüm vatandaşlarımıza bu yardımların karşılığı olarak küçükte olsa bir iş verelim. Örneğin okullarımızda, cadde ve sokaklarımızda veya parklarımızda ağaç dikmelerini sağlayalım. Bu olmaz derseniz, her gün bir saat kitap okutalım. Olmadı çocuk yuvasındaki yavrularımıza gönüllü annelik, babalık yapsınlar. Yeter ki yapılan bu yardımların karşılığında küçükte olsa bir hizmet ifa edilsin. Vatandaşımız böylece devletine ve dolayısıyla milletine faydasız bir insan haline gelmesin. Unutmayalım ki; yaşamak çalışmaktır.
Bu yazımın konusu olan önerimin dikkate alınması temennisiyle…
Sevdiğim sözler,
Çalışanlar, kötülük düşünmeye vakit bulamazlar. Çalışmayanlar ise, kendilerini kötülükten kurtaramazlar.
Hz.Ali
06 Nisan 2009 Pazartesi
Haber-Yorum: Siirt Ajans
Kaynak: Siirt'in Haber Merkezi : www.siirtajans.com [ Sosyal yaramız SYDV ]