SİİRT, SOSYAL GÜVENLİK KURUMU DERGİSİNE KONU OLDU
Sosyal Güvenlik Kurumu Aylık Haber Dergisi, son sayısında Siirt’e yer verdi. Dergide ayrıca Siirt Sosyal Güvenlik Kurumu Müdürü Av. İsmail Selim’le yapılan röportajda yer alıyor.
Yedi bin yıllık geçmişiyle, en eski yerleşim yerlerinden biri olan Siirt’teyiz. Hurriler, Mitanniler, Babiller, Asurlar, Urartular, İskitler, Medler, Persler, Partlar, Makedonyalılar, Romalılar, Sasaniler, Emeviler, Abbasiler, Hamdaniler, Mervaniler, Selçuklular, İnaloğulları, Eyyubiler, Moğollar, Artuklular, Akkoyunlular, Safeviler ve Osmanlılar dönemlerini yaşamış, 1926 yılında il olmuş tarihi ve turistik bir şehrimiz Siirt.
Bin yıllık fıstığı ve tiftikten yapılan battaniyesi ile ün yapan Siirt, aynı zamanda evliyalar diyarı olarak da bilinir. Matematikçi, pedagog, astronomi bilgini, tıp adamı, şair İbrahim Hakkı Hz., ilim adamı, altı medresede baş müderrislik yapmış İsmail Fakirullah Hz., 47 bin beyitlik divanıyla Sultan Memduh Hz. ve Hz. Veysel Karani bunlardan bazılarıdır.
Bunun yanında Sağlarca Kaplıcası, bitki florasının çeşitliliği ve ters lalesi (ağlayan gelin) ile ünlü yaylaları ve Botan Vadisi’nin güzelliği Siirt’e ayrı bir tat katar. Artık çok az sayıda kalmış olan, ısı yalıtımını son derece iyi sağlayan “Cas” denilen maddeden yapılan ve Anadolu mimarisinin cumbalı ev mimarisinin güzel örneklerini teşkil eden Siirt evlerinin bir diğer özelliği de gelen misafirin cinsiyetinin tespiti için konulan zarif tokmakların bulunduğu süslü ve çift kanatlı kapılardır.
Şehrin bir bölümünde günümüzün modern yaşamını görürken, bir bölümünde ise geçmişin alışkanlıklarını ve yaşam tarzını görmek olası. Bize son derece değişik gelen bu havayı yaratan en önemli neden ise insanlarının samimiyeti ve cana
yakınlığı.
![]()
SGK- Bu düşünceler içerisinde İl Müdürümüz İsmail Selim’e Siirt’in ekonomisini ve sosyal yaşamını sorduk?
İsmail Selim- Tarım ve hayvancılık yapılsa da halkın ana geçim kaynağı kamudan alınan maaşlardır. Kurtalan bölgesinde tütün, buğday, arpa üretimi var. Pervari ve Şirvan bölgesinde küçükbaş hayvancılık, şehir merkezi ve etrafındaki köylerde de fıstık üretimi yapılıyor. Ama yetersiz. Çok sayıda yeşil kartlı bulunuyor.
SGK- Bu söylediklerinizi Kurumun işlemleri yönünden değerlendirdiğimizde sigortalı mı yoksa kendi hesabına çalışanlar mı daha ağırlıkta?
İsmail Selim- Yaklaşık on dört bin sigortalı var. Öyle ciddi anlamda özel sektör yoktur dersek yanlış olmaz. En yüksek işçi çalıştıran Kurtalan Çimentoda 300-350 civarında, Park Elektrik ve Madencilik Şirvan madenlerinde de 350-400 civarında işçi çalışıyor. 10 ve üzeri sigortalı işçi çalıştıranlar 5084 sayılı Yasa’dan faydalanırlar. Yani aşağı yukarı, 10 işçi çalıştıran 5 işçi çalıştırır gibi prim öder, hazine yardımı alır. Esnafın geliri de çok yüksek değil.
SGK- Bu kadar sıkıntılı bir ortamda prim tahsilat oranları düşüktür herhalde?
İsmail Selim- Bizim özel sektörden prim tahsilatımız % 98 civarında. Ciddi bir alacağımız yok, daha çok işverenlerimiz küçük esnaf olduğu için özel sektör borcu pek yok. Borç tahsilatında Kurumun bütün imkânlarını kullanarak esnafın borçlu kalmasını önlüyoruz. Biz 6188 sayılı Yasa’nın verdiği imkânları kullanıyoruz. Çünkü 5510 sayılı Yasa henüz yürürlüğe girdiği için bunu yeni yeni tatbik edeceğiz. 506 sayılı Kanun’un 183.maddesini çok ciddi bir şekilde, tavizsiz uyguluyoruz. Borçlara icra takibi yaparken eşitlik ilkesine riayet ediyoruz. Vatandaş icra takibi ile ödeme yerine, gelip borcunu ödüyor.
SGK- Bu da sizin kararlılığınız sayesinde.
İsmail Selim- Kararlı bir şekilde bunu yaptığımızı bildikleri için borç takmanın faydalı olmayacağını, affa uğramayacağını gördüler. Bu anlamda adaleti gerçekten oluşturduğumuza inanıyoruz.
Parayı zamanında aldığınızda bir iş yaparsınız, ama geciken bir para almak için 10 iş yapmak zorunda kalırsınız. Başta bir personel ihtiyacınız varken daha sonra 10 personele ihtiyacınız olur. Yapılandırma dönemlerinde diğer ünitelerde gece yarılarına kadar kaldıklarını duyuyoruz. Bu bizde hiç olmadı. Borçlu sayımız zaten belli.
407 borçlumuz var. 4-b kapsamında sadece 2184 borçlumuz var. Bu kapsamdaki 12 bin sigortalımızla kıyasladığınız zaman altıda bir gibi. Biliyorsunuz Bağ-Kur’u yeni devraldık. Bundan sonra o rakamların da olmayacağı kanaatindeyiz. Çünkü biz hemen hemen bu rakamın çok üstünde bir yapılandırma gerçekleştirdik. O anlamda biz personelimizi rahatlattığımıza inanıyoruz. Geçmiş yapılandırmada da öyleydi. Biz
başa oynuyorduk. Her zaman az borçlumuz oldu.
SGK- O zaman sizin yapılandırmadaki başarınızı sormaya gerek yok. Personel durumunuz nasıl?
İsmail Selim- Normalin çok altında, norm kadromuz 80 kişi. Fiilen çalışan 52. Ama bu 52 kişinin 10 kişisi yardımcı hizmetler sınıfından maalesef. Normalde 3 kişi olması gerekiyor. Ama buna rağmen aylık bağlama süremiz yaklaşık 40 gün. Bu süre yazışmalar ve bilgisayarların ağır çalışmasından kaynaklanıyor. Bu yazışmalar olmasa biz bu süreyi 5-10 güne çekebileceğimize inanıyoruz. En az şikayet edilen yerlerden biriyiz.
SGK- Bu duruma gelirken personele özel bir eğitim verildi mi? Sistemin yerleşmesi aşamalarını anlatır mısınız?
İsmail Selim- Tabii personelimiz başta teknolojiyi kullanamıyordu. Yazıları daktiloyla yazıyorlardı. Hızlı bir şekilde personelimize bilgisayar eğitimi verdik, bazen zorlandık ama kısa bir sürede sonuç aldık. Çalışma ortamlarını rahatlattık. Personelimiz yığılan işler nedeniyle bunalıyordu. Belli bir program çerçevesinde ve disiplinli bir çalışma düzeni sonrasında belirli bir rahatlama oldu. O rahatlama bugüne kadar geldi.
Hiç taviz vermedik. Eş-dost muhabbetine girmedik, tahsis talebine en önce başvurandan başladık. Herkes hakkını zamanında alacağına inandı. Anayasa Mahkemesinin 66-c’de iptal kararı vardı, biliyorsunuz. 66-c’nin iptalinden sonra süreler 900 güne indi. 66-c’nin uygulamasını biz başarıyla yaptık. Bize çok ciddi bir başvuru olmuştu. Yığılma olabilirdi. Ama yıllar öncesinden aldığımız tedbirlerle onu da kısa sürede çözdük.
Başka illerde 20-22 ayda maaş bağlanamazken biz 15-20 gün gibi kısa sürede bağlıyoruz. 2006 sonuna kadar, 1992’de bizden ayrılan Şırnak ilinin bütün tahsis işlemlerini biz yapıyorduk. 2006 sonunda bordrolarını, dosyalarını göndermek suretiyle o ilimizin tahsis işlemlerini devrettik. Batman ilimizin de bordroları bizdeydi. 2007’de gönderdik. Bu illerin işlemlerini de mevcut personelimizle biz yapıyorduk. Onları da devredince personelde de vatandaşta da bir rahatlama oldu. Yani şu an tahsis işlemlerinde ciddi bir sıkıntımız yok.
SGK- Personel temini yönünde bir sıkıntınız var. Sadece size mahsus değil yöreye mahsus bir sıkıntı. Bununla ilgili neler söylersiniz?
İsmail Selim- Bizim personelimiz ağırlıklı olarak lise mezunu. Bir kısmı memur iken Açıköğretim Fakültesini bitirmiş. Biliyorsunuz yükselme sınavlarında 4 yıllık olma şartı var. Biz de ise çok az sayıda 4 yıllık fakülte mezunu var. Sınavlara çok az sayıda katılım oluyor.
Mesela yönetici kadrosundaki arkadaşlarımızın sayısı da az, 10’a yakın şef kadromuz varken bunun sadece 5’i dolu. 2 yıl öncesine kadar sadece 3 şefimiz vardı. Tabii bunlar hizmeti iyi yapmayı engelleyen faktörler.
Türkiye genelinde bir personel sıkıntısı olduğunu hepimiz biliyoruz. Ancak eğitim düzeyi lise seviyesinde olan arkadaşlarla çok büyük bir başarı beklemek de doğru değil. Biz istiyoruz ki Kurumu iyi eğitim görmüş, üniversite eğitimi almış memur arkadaşlar yürütsün. Çünkü şu anda 5510’un yürürlüğe girmesiyle birlikte memurlarımız 10 ayrı kanunu birlikte uygulamak durumunda kaldı.
Bunların ikincil mevzuatı var. Yönetmelikler var, genelgeler var. Biliyorsunuz bizde bir genelgenin 400 küsürüncü eki var. Bu ağır yükü lise mezunu bir memurun götürmesi mümkün değil. Ama biz yine de vazgeçmiyoruz, pes etmiyoruz.
Personelimizi üniversite mezunuymuş gibi eğitiyoruz. Halkın hizmetini aksatmıyoruz. Mesela Bağ-Kur ayrı bir binadaydı. Şimdiki İl Müdürlüğümüzün olduğu binaya taşıdık Aynı gün hiç aksatmadan hizmet verdik. Bu çok zor olan bir şey. 1 Ekim günü arkadaşlarımızın özverisiyle bunu başardık. O anlamda da mutluyuz. Çok da takdir gördük. Halkın bizi takdir etmesi bizi teşvik ediyor.
Bizim idari anlayışımız, sevgiyle idare etmektir. Biz hem memurumuzu seviyoruz hem de bizimle muhatap olan insanları seviyoruz. Çünkü biz onlar olduğu için varız. Onlara hizmet etmek için buradayız. İnsanlar bu yörelere pek rağbet etmiyor, kontrol memurları atamasında da gördük bunu. Gönüllü olarak gelmek isteyen çok az.
SGK- Bunu aşmanın yolları sizce ne olabilir?
İsmail Selim- Bu bölgenin son yüzyıldaki durumu belli. Herkes doğal olarak coğrafi şartları ve iklimi güzel, güvenli bir yerde hizmet etmek ister. Ancak ülkemizin her bölgesi aynı şartlara sahip değil. Coğrafi şartlar zor, iklimi zor. Güvenliği sıkıntılı pek çok ilimiz var. Bugün ben memur olarak Konya’nın soğuk ayazında görev yapmak istemem. Antalya’yı Konya’ya tercih ederim. Bir İzmir’i Antalya’ya tercih ederim, memur olarak. Bu doğaldır. Aynı parayla zor olanı tercih etmeyeceğime göre. Bunu Kurum olarak aşmamız lazım.
Bugün başında bulunduğum Müdürlüğün avukatı yok, takip memuru yok, şoförü yok, uzun yıllardır muhasebecisi yok, müdür yardımcıları yok, aşçısı bile yok. Bundan dolayı personelimize yemek veremiyoruz. Memur gelmiyorsa çözüm üretmek lazım. Yükselme sınavlarında belli bir süre çalışma şartı konması, ücretlerin teşvik edici bir unsur olarak kullanılması, lojman sağlanması gibi. Bazı ilçelerde lojman tahsis edemediğiniz zaman orada memur istihdam edemezsiniz. Ama lojman verir, bir de maaşın üzerine 200-300 TL koyarsanız, bu teşvik edici bir unsur olur. Hele bekar veya yeni evli memurun gelmesini hayli teşvik eder.
Doğunun sürekli aleyhine olan bir söylem var. Buraya gelmeden önce çok farklı şeyler duyuyorduk. Aslında batıda olan pek çok olanak burada da var ve şartların kötü olmadığını gördük. Bunun yanında çocuklarının eğitimini düşünerek gelmeyenler de var. Ancak batıda olan eğitim olanaklarının tamamı burada da var. Burada da çocuklarının aynı eğitimleri alabileceklerini, aynı sosyal hayatı yaşayabileceklerini anlatmak lâzım.
Ben de uzun yıllar gazetecilik yaptım. Gazetecilikte bir mantık var. Normal değil de anormal yazılır. Televizyonda doğu ile ilgili seyrettiğimiz haberler var. Biz burada görmeyiz, duymayız. Gazetecilik mantığıyla cımbızla ayıklanır, zoom yapılır, özellikle yansıtılır. Muhabir kendince bir iş yapmıştır ama maalesef doğunun, güneydoğunun aleyhine korkunç bir propagandaya yol açmıştır. Doğu şu anda gerçek çehresiyle görünmüyor batıda. Biz bunu anlattığımızda insanları inandıramıyoruz, hatta “Siz doğulu musunuz? Benzemiyorsunuz.” diyenler çok oluyor.
Doğunun aslında avantajları var. Bugün batıda arabaya binip 2-3 saatte gidiyorsunuz evinize. Doğunun bütün illerinde ulaşım çok kolaydır. Eğitim derseniz, batıda 60-70 kişilik sınıflar var, burada böyle değil. Dershane derseniz var. Spor Lisesinden Güzel Sanatlar Lisesine kadar bütün lise türleri var. Batının her şehrine bu nasip olmaz. İki Anadolu Lisesi var, Fen Lisesi var, özel okullar var. Mesela benim oğlum özel bir okulda 2. sınıf öğrencisi. Okul Türkiye ikincisi. Bir kız öğrenci yarışmada dünya birinciliği aldı. Özel hastane derseniz 117 bin nüfuslu Siirt’te 3 tane var. 300 bin nüfuslu Batman’da 6 tane var. Her türlü imkânları var. Doğu 10 yıl öncesinin doğusu değil artık.
Ben pembe tablo çizmiyorum. Gerçekten Siirt gibi doğu illerinin panoraması budur. Ben iki fakülte mezunuyum. Maddi kaygım yok, ben buna rağmen Siirt’te yaşıyorum. Daha rahat bir yaşam sürdüğüm için Siirt’teyim. Psikolojik olarak daha rahatım, mutluyum. Alışveriş merkezleri de dahil aklınıza gelen her şeyi bulabilirsiniz. Artısı burada doğal ürünler var ve çok ucuza. Ulaşım yönünden havaalanı 10 dakika mesafede.
Buraların insanına karşı bir önyargı oluşmuş. Burada birbirinden çok farklı ırklara, farklı dinlere sahip insanlar aynı mahallede yaşıyorlar. Aynı işyerinde çalışıyorlar. 4-5 dine mensup insanlar aynı ortamda yaşayabiliyorsa bu bir üstünlüktür. Hatta çağdaşlıktır. Siirt’te, Mardin’de 4 ırktan insanlar bir arada yaşıyor. Yüzyıllardır böyle.
Her memur arkadaşımızın gönüllü gelmesini istiyoruz. Burada mutlu olacağına inanıyoruz. Ülkenin mutluluğu ferdi mutluluktan geçer. Bizim verebileceğimiz en güzel mesaj bu aslında.
SGK- Sizin söylediğiniz sadece Siirt için de geçerli değil.
İsmail Selim- Biz 6 aydır, 7 ilin; Hakkari, Van, Bitlis, Mardin, Batman ve Şırnak illerinin koordinatörlüğünü yürütüyoruz. Avukatlık yaparken bir kısmını dolaşmıştım ama bir kısmına da yeni gittim. Yalan söylemeyeyim benim de önyargılarım vardı bazı iller için. Ama gidip görünce bu önyargılarımın çok yersiz olduğunu yaşayarak öğrendim. Bu çok önemli. Çünkü eğer bende, doğulu bir insan olarak, önyargılar oluşmuşsa batıda yaşayan insanlarda da hayli hayli oluşmuştur.
Mesaj diyorsunuz ya buradaki insan sıcaklığı hiçbir yerde yok. Kayıtsız şartsız, beklenti olmadan seviyorlar. Anadolu insanının özü budur zaten.
SGK- Koordinatör il uygulaması ve bu çerçevede yapılanlar sizce nasıl?
İsmail Selim- Koordinatör il uygulaması, Başkanlık Makamının idari tasarrufuyla öngörülmüş bir yapı. Daha önce ne yapılıyorsa yerinde kalıyordu, sorgulanmıyordu. Şimdi biz taşradakiler merkezdekileri sorguluyoruz. Merkezdekiler de bizi sorguluyor. Hizmet taşradadır aslında. Bir kanunun, mevzuatın doğru uygulanıp uygulanmadığını ancak taşra ayağı görür.
Daha önce merkez her defasında 81 ili karşısına alıyordu. 81 il müdürümüz de meramını anlatma zamanına sahip değildi. Koordinatörlük bunu çözdü. Daha önce sorunlar istenilen seviyede çözülemiyordu.
Doğru neticeler alındığına kaniyiz. Fatih Bey’in son Siirt ziyaretinden anlaşıldığı gibi merkezden gelip sorunları yerinde görmesi, çözüme biraz daha kolay ulaşılabileceğini gösteriyor.
SGK- Bunun geliştirilmesi yönünde bir öneriniz var mı?
İsmail Selim- Koordinatörlük görevi biraz daha güçlendirilebilir. Bölge Müdürlüğüne dönüştürülsün anlamı verilmesin. Hayata geçirilecek olan projeler, ilk defa bu müdürlüklerde denenebilir. Bazı bilgisayar programları buralarda denenebilir. Bunun yanında koordinatör müdürler, kendi müdürlüklerinin müdürlüğünü yönettikleri için yükleri ağırlaşıyor. Diğer illeri de ziyaret etmeniz gerekiyor. Dolayısıyla kendi ilinizdeki işlerde aksamalara yol açıyor. Koordinatör il müdürlüklerinde ilave il müdür yardımcılıkları verilirse, genel sorunların çözümüne daha fazla vakit ayırabilir.
Sosyal Güvenlik Merkezlerinin kurulmasında bu koordinatör iller aktif görev almalıdır. En azından bunlara da yardımcı olma noktasında. Müfettiş, avukat seviyesinde iyi eğitim görmüş arkadaşlar bu koordinatör müdürlüklerde ekstradan görevlendirilirse olumlu sonuç alınabilir.
SGK- Büyük bir heyecan ve şevkle yeni İl Müdürlüğü binasının temini çalışmalarını gördük. Bu ne aşamaya geldi? Sosyal Güvenlik Merkezleri, Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezlerinin kurulması... İki ayrı konu, ne diyeceksiniz?
İsmail Selim- İçinde bulunduğumuz bina işhanı. Vatandaşa iyi hizmet verebildiğimize inanmıyoruz. Odalar çok küçük, yeterli gelmiyor. Asansör, ısıtma, güvenlik gibi pek çok sorunu var bu işhanlarının. Bağ-Kurlu arkadaşlarımızın görev yaptığı binanın dört yıl boyunca kaloriferi yanmamış, suyu akmamış. Reformdan sonra hemen taşıdık arkadaşları buraya.
Şimdi burada Kızılay İş Merkezi var. Çok nitelikli bir iş merkezi, yedi katlı. Son dört katının Kuruma kazandırılması için talepte bulunduk. Hem özel hem kamu yönünden çok engeller vardı. Kamuoyu oluşturduk. Bu binanın Kuruma kazandırılmasını temin ettik. Ancak burada teşekkürü hak eden iki insan var. Biri Kurum Başkanımız Fatih Acar, diğeri Kurum Başkan Yardımcımız Yahya Adıyaman. Onların çok özel çabaları oldu. Bir de Kızılay Siirt Şube Başkanı Yener Tanık var, onun da katkısı oldu.
Kuruma kazandırdık, çok daha kullanışlı bir bina olacak. Hedefimiz 1 Ocak’ta buraya geçmek. Binanın bir katını bu merkeze ayıracağız. Ciddi bir kazanım bu. Daha önce bu işlemler Diyarbakır ve Ankara’ya gönderiliyordu. Sayın Bakanımıza bile intikal ettirilecek kadar, ciddi şikayetler vardı. Batman, Şırnak, Bitlis ve Siirt dahil dört ilin işlemlerini yapacağız burada. İyi bir hizmet binası kaliteyi arttıracak.
SGK- Sayın İsmail Selim, bu ropörtaj için teşekkür ediyor başarılarının devamını diliyorum.
İzlenimler
Bu defa izlenimler köşemizi kendimize ayırdık, daha doğrusu kendimizle ilgili bir konuya. Siirt İl Müdürü İsmail Selim diğer niteliklerinin yanında ayrıca eski bir gazeteci. Bu nedenle Kurum Bülteni ile ilgili düşüncelerini paylaşmasını istedik.
Gazeteciler eleştirel açıdan bakar, ben de öyle bakacağım. Bültenin misyonunu yerine getirdiğine inanıyorum. Kapak güzel ancak muhteva olarak zenginleştirilmeye ihtiyaç var. Burada sizi suçlamıyorum. Çünkü yirmi altı bin çalışanı olan bir Kurumun çalışanları olarak çaba sarf edip güzel şeyler yazıp gönderebilseydik farklı olurdu. Bu kurumda eli kalem tutan herkes katılımda bulunsun. Bülten dolu dolu çok ciddi bir yayına dönüşebilir. Herkes memuriyeti sırasında yaşadığı çok ilginç bir anısını paylaşabilir. Sorunların paylaşılması ve çözüm bulma adına bir şeyler yazılabilir.
Kurumda yaşantısıyla fikirleriyle, çok özgün portreler var, kişiler var. Onlar öne çıkarılabilir. İmkânsızı başarmış, kısıtlı imkânlarla işler başarmış arkadaşlarımız var. Yeni arkadaşlara takdim edebiliriz, örnek olma adına. Bunu da o arkadaşımızın çevresindeki arkadaşlar ortaya çıkarabilir ancak.
Deneyimli büyüklerimizin tecrübelerinden faydalanabiliriz. Şair olan arkadaşlarımız var. Fotoğraf sayfası olabilir. Çalışma ortamlarında çekilen fotoğraflar çok ilginç. 1930-1950-1970 yıllarında Emekli Sandığının, Bağ-Kurun diğer çalışma ortamlarının. Mesela eski memurların siyah kollukları vardı, önlükleri vardı. O resimler olabilir. Kocaman makineler vardı.
Orijinal fotoğraflar vardır mutlaka. Memurların eskiden ince, nazik, ifadelerle yazılan yazıları var. Çok enteresan, nezaket icabı, terbiye icabı olarak yazılan yazılar bunlar. Üst yönetimin yazdığı yazılar padişah buyruğu gibi, onlar olabilir. Kurum müzesi olabilir. Ütopik değil aslında bu. Çok büyük bir Kurum çünkü. Kamu kurumları içinde insanlarla en çok muhatap olan, en çok yazışma yapan bir Kurum.
Toplum hayatında bu kadar önemli bir yeri olan Kurumun geçmişini ortaya koyabilecek belgeler, bence geleceği de yönlendirir. Maaş bağlamak için bir dosya açtık. Baktık orijinal, ilginç bir belge, hemen bir kopyası alınabilir. Sabit kalemlerle yazılmış yazılar, eski müfettiş raporları, avukatların dava dilekçeleri var. Bunlara ulaşan personelimizin uyanık olup hemen haber vermesi lâzım. Çünkü bunlar nadir bulunan belgeler.
Av. İsmail Selim
Siirt Sosyal Güvenlik İl Müdürü
1970 yılında Siirt’te doğdu. İlk ve orta öğrenimini Siirt’te tamamladı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinden sonra 1994 yılında Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi. Üniversite öğrencisiyken aynı zamanda ulusal basında gazeteci olarak çalıştı.
1995 yılında Avukatlık stajını tamamladı. 1996’da Sosyal Sigortalar Kurumunda Avukat olarak göreve başladı. 2000 yılında askerlik hizmetini Burdur’da tamamladı. Aynı yıl Siirt Sigorta İl Müdürü olarak atandı.
2001 yılında Siirt Barosunun kurucuları arasında yer aldı ve Yönetim Kurulu üyesi oldu. 2004 yılında Siirt Barosu Başkan Yardımcısı oldu. 2006 ve 2008 yılında Türkiye Barolar Birliği delegesi olarak seçildi. Mart 2008’de SGK Siirt Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne atandı.
Av. İsmail Selim’in ilgi alanına gazetecilik, edebiyat, fotoğraf ve mimari girer. Evli olan Müdürümüzün Yusuf Can ve Eda Nur adında iki çocuğu bulunmaktadır.
Dergide yer alan fotoğraflar:
12 Nisan 2009 Pazar
Haber: Siirt Ajans
Kaynak: Siirt'in Haber Merkezi : www.siirtajans.com [ Av.İsmail Selim'le yapılan röportaj ]


LinkBack URL
About LinkBacks










Alıntı
