5 sonuçtan 1 ile 5 arası
  1. #1
    Muhammed KURT

    SİTE KURUCUSU
    Array
    Üyelik tarihi
    31.07.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    34
    Mesajlar
    13.992
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Şeyh Muhammed Kazım'ın oğlu Sami Aydın anlattı

    Siirt'in önemli değerlerinden, İslam alimi Şeyh Muhammed Kazım'ın oğullarından Sami Aydın ile hem iş yaşamı hem de babasıyla ilgili sohbet ettik. Şeyh Muhammed Kazım'ın Muş'ta kalışı, evinde nasıl bir baba oluşu, hassas olduğu konular ve hayal ettiği şeyler gibi birçok konuyu biz sorduk Sami Aydın cevapladı. Samimi bir ortamda geçen sohbetimiz için vaktini ayıran Sami Aydın'a şükranlarımızı sunarız.



    Sami bey Siirt'ten İstanbul'a ne zaman yerleştiniz ?

    Siirt'ten İstanbul'a 1988'de geldim. 1981 Siirt Eğitim Fakültesi mezunuyum. 1988'e kadar Siirt'te ticaretle uğraştım. Otomobil alım satımı, ipragaz bayiliği yaptım. 1988'den bu yana da İstanbul'da ticaretle uğraşıyorum.


    Tek mi geldiniz ?

    2 tane ağabeyimle birlikte geldik. Bir ağabeyim Aydın Kuruyemiş ismiyle kuruyemiş ticareti yapıyor, diğer ağabeyim de Aydın Ticaret ismiyle beyaz eşya ticareti yapıyor İstanbul'da. Ayrıca 2 ağabeyim daha var onlar da Siirt'te ticaretle iştigal ediyorlar.



    İstanbul'da yaptığınız işlerden bahseder misiniz?

    Fındıkzade'de 1988'den 1997'ye kadar oto galericilik yaptık. Bununla beraber bir ihracat firması kurduk. Daha sonra 1992'de ufak ufak imalata oto yedek parça imalatına başladık. Özellikle oto cam silecek ve kolları bizim ana üretim konumuzdu. Bunun yanında birçok ihracata yönelik 2000 yılına kadar değişik üretimlerde bulunduk. 2000'den bu yana da tavukçuluk ekipmanları üretimi yapıyoruz.


    Aslen Siirt'in neresindensiniz. Siirt'te birkaç tane AYDIN soyisminde aile var.

    Biz aslen Siirt'in Firsevf köyündeniz. Siirt'te 3 tane Aydın ailesi var. Bir kol Firsevf'ten Şeyh'ül Hazin ailesi, ikinci kol Tillo'lu Aydın ailesi ve üçüncü aile ise Halenze'dedir. Halenze'deki Ahmet ağa benim dedemdi. Hacı Rauf Aydın, Cüneyt Aydın dayılarım olur. Dolayısıyla ben Halenze'lilerin (Bağtepe Mah.) yiğeni oluyorum. Küçükken çok gittik geldik Halenzeye.


    Uzun süredir İstanbul'dasınız. Siirt'e ne kadar aralıklarla gidip gelirsiniz?

    1 yıl öncesine kadar çok sık gider gelirdim. Orada ufak bir ticaretim de vardı. Son 1 yıldır gidiş gelişim seyrekleşti. Ama yine de Senede en az 2-3 kez gidip geliyorum. Hedefimde emekli olunca Siirt'e yerleşip orada yaşamak var.

    Rahmetli babanız Şeyh Muhammed Kazım'ı Siirt'te bilmeyen yok. Siirt dışındaki birçok vilayette de geniş bir cemaati bulunmaktadır. Babanızdan bahsedelim mi?

    Babam çok küçükken annesini kaybetti. 2 yaşındaydı. Daha sonra dayılarının yanında büyüyor. 6-7 yaşından itibaren ilim tahsiline başlıyor. 14 yaşına geldiği zaman dedem Şeyh Şerafettin tarafından Şirvan'ın bir köyüne gönderildi. Orada babamın halasının kocası olan Şeyh Abdurrahim'in yanında okudu.


    Halenze'de Melle Abdulhakim'in yanında da kısa bir süreliğine okudu. 14 yaşından sonra Firsef'te ilk düzenli medreseyi kuruyor. Eski medreseler genelde cami müştemilatında yapılıyordu. İlk defa babam cami müştemilatından ayrı olarak düzenli bir ilim tedrisatını başlattı. Yaklaşık 20'li yaşlarındaydı o zamanlar. Vefatına kadar bilfiil kendisi eğitim verdi. Hatırladıklarımın arasında Melle Burhan, Melle Enis, Melle Abdurrahman babamın yanında eğitim alanlardandır. Babam ilmi seviyesi çok yüksek olmayana asla icazet vermezdi.

    1940'ta Muş'a gidiyor. O tarihlerde Muş'ta Ermeniler yaşıyordu. Eskiden Muş ovasında Müslümanlar yoktu. Müslümanlar genelde dağ köylerindeydi. Ermeniler ise ovadaydı. Babam anlatırdı bize, Muş'a gittiği o tarihlerde İslam adına hiçbir iz yoktu. Tamamen Ermenilerin örf ve adetleriyle kuşatılmış bir yerdi.


    Muş'a gidiş sebebi neydi ?

    İrşad çalışmaları için gitti. Gittiği köylerde camiler yaptırmaya başladı. O yıllarda irşad çalışmaları yaparken babam her kişiye bir veya iki kişi verir Kur'an okuttururdu. Babam ilk gittiğinde Cuma namazını kılmak için 40 kişiyi bulmakta zorlanıyordu. Ben çocuktum hatırlıyorum sürekli değişik köylere giderdik. Bazen yarısı ahır yarısı ev olan yerlerde yatıyorduk. 1974'te babamla birlikte o dağ köylerini geziyorduk. Hatırlıyorum 40 gün dağda kaldığımız zamanlar oluyordu.


    1940'ta Muş'a gittiğini söylediniz. 1974'e kadar Muş'ta mı kaldı ?

    Hayır şöyle. 1940'ta ilk gidiyor ve dedem Şeyh Şerafettin'in vefatına kadar orada kalıp 1959 yılında Muş'tan ayrılıyor. Dedemin vefatından sonra Siirt'teki cemaatin ve müritlerin babama geri dön diye taleplerini kıramıyor. Siirt'e dönüyor ama yazın yine Muş'a gidiyordu. 2 tane ağabeyim Muş'ta kaldılar. Muş'ta sık sık kavgalar olurdu ve arabuluculuk yapmak için yaz aylarının dışında da Muş'a gidip geldiği olurdu babamın.

    "Benim şahit olduğum 1972'deki sıkı yönetimde bir çok yazma eseri yakmak mecburiyetinde kaldık."

    Ülke olarak sıkıntılı bir dönemdi o yıllar. Cumhuriyet kurulmuş, medreseler kapatılmış. Siz bu sıkıntıları nasıl yaşadınız ?

    Sıkıntı yaşadık elbette. Benim şahit olduğum 1972'deki sıkı yönetimde bir çok yazma eseri yakmak mecburiyetinde kaldık. Çünkü o zamanki sıkı yönetimin Arapça matbaa eserlerine bir şey demiyorlardı, ama yazma eserlere izin vermiyor ve suç sayılıyordu. Yazma eser dediğim elle yazılan eserlerdir. Birçok yazma eseri hatırlıyorum imha ettik. Muş'ta bir sıkıntı yaşamadık, ama Siirt'te zaman zaman sıkıntılar yaşadık. 80 ihtilalinde bir ara talebe okutmalar bitirildi. Her hafta Cuma günleri "Hatme Hacegan" dediğimiz zikir halkalarımız ertelendi, babamın oluşturmuş olduğu Divan iptal edildi. Ancak hapis, tutuklama gibi bir durumla babam karşılaşmadı. Çünkü babamın anlayışında hiçbir şekilde mücadele etmek yoktur. Bir insan hatayı karşısındakinden çok kendisinde aramalıdır. İlk önce kendi nefislerimizi düzeltelim, başkalarıyla uğraşmaktansa biz kendimizi bir düzeltelim diye düşünürdü. Dolayısıyla devletle hiçbir zaman karşı karşıya gelmemiştir. Ama dedem Şeyh Şerafettin iki defa savaşlara katılmıştır. Bitlis savaşından sonra dedem Şeyh Şerafettin İzmir'e sürgüne gönderildi.

    Sebebi neydi?

    Sebebi nüfus sahibi olmasıydı. Doğudaki nüfus sahibi insanlar çeşitli bölgelere sürülürdü. Bazı yerlerde aşiret liderleri, bazı yerlerde şeyhler sürgün edildi. Devlet doğudaki nüfus sahibi insanlardan çekindi. O yüzden dedem de bu sürgünden nasibini alarak İzmir'e sürüldü. Ruslar Siirt'e gelince Siirt'ten bazıları kaçtılar. Dedem bazen ata binerek gidenlerin peşinden düşerek kaçmamaları gerektiği konusunda telkinlerde bulunmuştur. Çarşı camiinde verdiği vaazlarda da Ruslar'a karşı direnmemizi söylemiştir.

    Babam Muş'ta cehaletle savaştı. İnsanlar bilgisizdi. Basit meseleler yüzünden büyük kavgalar çıkıyordu. Birçok kavgalarda babamın araya girmesiyle büyük olaylar engellenirdi.

    Böyle bir dedenin oğlu olan Şeyh Muhammed Kazım var. Ermenilerin olduğu Muş'a gidiyor. Orada hiç sıkıntıyla karşılaşmamış mı?

    Babamın ilmi yönü çok ağırdı. Büyük bir saygı duyuluyordu ona karşı. Oradaki aşiretlerden birinde Selim ağa vardı. Onun da babama çok önemli desteği vardı. Selim ağa babamın yanına gelip kendi köyüne babamı davet ederdi. Babam orada cehaletle savaştı. İnsanlar bilgisizdi. Basit meseleler yüzünden büyük kavgalar çıkıyordu. Birçok kavgalarda babamın araya girmesiyle büyük olaylar engellenirdi.


    Evliliği ne zaman nasıl oldu?

    İlk evliliği 20-22 yaşlarındayken amcasının kızı (Şeyh'ül Hazin'in en büyük oğlu olan Şeyh Fahrettin'in kızı) ile evlendi. Daha sonra 1939'da babam ikinci evliliğini yaptı. İkinci evliliği de Halenze'li Ahmet ağanın (Ahmet Aydın) kızıyla oldu. Toplam 7 kardeşiz.

    Babanız evde nasıl birisiydi ?

    Hiçbir zaman babamın bana bağırıp çağırdığını hatırlamam. Evimizde sevgi çok yüksekti. Muazzam derecede şefkatliydi. Her zaman doğruyu ve yanlışı anlatırdı. Yanlış yaptığımız zaman bize sadece bakması yeterdi. O bakışı bize çok şeyi ifade ediyordu. Anne-Baba saygısına çok önem verirdi. Hem bize hem de gelen müritlere anne-baba hakları üzerinde ısrarla dururdu. Hiçbir şekilde bir babanın çocuğuna karşı haksız olamayacağını ve hiçbir şekilde bir çocuğun babası için şeriata (hukuk) gidemeyeceğini söylerdi. Allah'a isyan dışında babaya ve anneye mutlaka itaat gerekir derdi. Hatta unutmam bir mürit geldi birgün babama ve dediki babam alkoliktir ne yapacağım. Babam ona alkol alması için para verme dedi. İstediği kadar alkolik olsun babana kızamazsın, evine bakmak zorundasın derdi.

    Sizinle veya diğer kardeşlerinizle, yani çocuklarıyla ilgili hayalleri var mıydı?

    Biz onun çocukları olmamıza rağmen onu ancak diğer müritler kadar görebiliyorduk. Babam sabah namazında kalkardı ve genelde aşağıya Divan’a inerdi. Sabah namazını cemaatle kıldıktan sonra 1-2 saat Kur'an okurdu. Kur'an okuduktan sonra bazen yatar bazen de yatmazdı. Sonra öğleye kadar öğrencilere dersler verirdi. Öğleden sonra da gelenlere vaaz ederek irşad çalışmalarını yürütürdü. Bu durum gece vakitlerine kadar devam ederdi. Biz de babamızı anca akşam yemekleri esnasında görürdük.

    Annenizin bu durum karşısında tutumu nasıldı ?

    Annemin büyük bir fedakârlığı vardı. Zaman zaman babam Muş'a giderdi veya Şirvan'a giderdi, Batman'a, Diyarbakır'a giderdi. Dolayısıyla eve annem bakardı. Babamın yaşamında annemin büyük bir fedakârlığı vardı.

    "keşke kabirde kitap okuma imkânı olsaydı"




    Kaçta yatardı babanız ?

    Genelde geç saatlerde yatardı. Yanında sürekli kitapları vardı ve kitap okurdu. Geceleri 4-5 saatten fazla yattığını hatırlamıyorum. Kitap okumayı öyle çok seviyorduki hep şunu söylerdi "keşke kabirde kitap okuma imkânı olsaydı"


    Arapça eserler mi okurdu?

    Evet. Türkçe kitaplar da okurdu. Mesela hatırlarım Hekimoğlu İsmail'in Minyeli Abdullah isimli kitabı okuyordu ve anlayamadığı Türkçe sözcüklerin altını çizer ve sözlükten manalarına bakardı. Bizim İslami ilimler tahsil etmemizi çok isterdi. Son yıllarında hatırlıyorum biz İstanbul'da kalıyorduk o zaman. Babam 90 yaşlarındaydı. Ramazan aylarında Siirt'e gelir babamızın yanında kalırdık. O yaşına rağmen teravihleri kaçırmazdı. İkindiden sonra hepimize rehavet çökerdi. Babam çağırırdı beni ve o yaşına rağmen bana hadi gel cüz okuyalım derdi. Hala Siirt'teki evimizde babama ait 3-4 bin tane kaynak eserler var. Bu kitaplar kapalı kalmasın diye bize hep telkinlerde bulunurdu.


    Kendi eserleri var mı?

    Risaleler halinde değişik fıkhi konularda risaleleri var. Biz bunları toparladık ve Cevahirül Kazimiye isminde bu kitabı neşrettik. Bir de Türkçe olarak kendi sohbetlerindeyken mürit arkadaşlarla beraber aldığımız notları kitap haline getirdik.


    Babanızın kardeşleri var mı neler yaparlar, hayattalar mı?

    Şu anda hayatta 2 tane halam var. Bir tane de amcam var hayatta olan. Amcam Şeyh Masum'dur İstanbul'da kalıyor.


    Babanız özellikle hangi konuda hassastı ?

    Özellikle şunu belirtmek istiyorum. Cumhuriyet'ten sonra tasavvufi alanda bir fetret dönemi yaşandı. Bir boşluk oluştu. Bizim âlim dediğimiz insanlar yetişmedi. Âlim dediğimiz kimdir, İslam'ı kaynağından öğrenen kişidir. Televizyondan şuradan buradan öğrenen kişi değildir. İslam'ın kaynağı olan Kur'an ve Sünnet'ten eğitimini alan ve fetva verebilecek durumda olan insan kalmadı. Kaynağından öğrenmeden yetişen âlimlerden dolayı İslam büyük zarar gördü. Babam bu konunun üzerinde çok dururdu. Bütün hayatı ilim üzerinde geçti. Hâşâ kimseyi küçültmek istemiyorum, bu konuda yanlış anlaşılmak istemiyorum. Hiçbir gece ilim tahsili yapmadan yattığını hatırlamam. Sürekli anlatırdı, kitabı açar kitaptan konuşurdu. Sonra sorular sorardı etrafındakilere ve onların da sorular sormasını isterdi. Soru sormadıklarında da kızardı niçin sormuyorsunuz diye.


    En büyük hayali neydi ?

    İlmi tesis etmek ve peygamberimizin sünnetini yani yaşayışını ihya etmekti. Bizim de ilim üzere yetişip başka insanları yetiştirmemizi isterdi. Gerek Muş'ta gerekse Siirt'te köylerde babam yetiştirdiği insanları irşat çalışmalarına gönderirdi. Âlim insanlar yetiştirmek en büyük hayaliydi.


    Aile içinde özel bir gayreti yada hayali varmıydı ?

    Bizim de az evel bahsettiğim gibi âlim olmamızı, irşad çalışmaları yapmamızı ve başkalarını yetiştirmemizi isterdi.




    Vefat etmesini ve cenazesinden bahseder misiniz ?

    Babam 1996'da Siirt'te kalp krizi geçirdi. Uçakla İstanbul'a getirdik. 1 hafta hastanede kaldı. Hastaneyken dahi bizden kitap istetti. Getirdiğimiz kitapları hastanede yatarken okurdu. Babam namaz kılmak istiyorum dediğinde doktorlar namaz kılmasanda olur dediklerinde babam gülerek şakalaşırdı ve onlarla. "Ben senin doktor olduğunu biliyordum ama din âlimi olduğunu bilmiyordum bak fetva da veriyorsun" derdi. 15 Aralık 1996 Pazartesi saat 23:00'te vefat etti ve Siirt'e götürdük. Kendi vasiyeti üzerine kendisinin kurduğu Kazımiyye Kuran Kursu'na gömdük. Cenaze çok kalabalıktı. Misli görülmemiş bir cenazeydi. Yurdışından, Türkiye'nin dört yanından insanlar gelmişlerdi. O gün Siirt insanı babama karşı bir vefa örneği göstererek cenazesinde son yolculuğunda hep birlikte uğurladılar.

    Haber: Siirtliler.Net Dergisi Sayı 7

    Kaynak: Siirtliler.net

  2. #2
    Muhammed KURT

    SİTE KURUCUSU
    Array
    Üyelik tarihi
    31.07.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    34
    Mesajlar
    13.992
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart





    Şeyh Muhammed Kazım
    (Allah'ın Rahmeti Üzerine Olsun)



    Bizlere ihsân ettiğin nîmetler için sana hamd ve şükrederiz Allah' ım.
    Gazâbından ve nîmetinin zevâlinden sana sığınırız. Âlemlere rahmet, öncekilerin
    ve sonrakilerin efendisi olarak gönderdiğin, hidâyet ve şefâat edici Peygamber
    Muhammed (sallallahu aleyhi ve selem) ile Âl ve Eshabına salât ve selâm ederiz.

    Hamd ve senâdan sonra, hatırıma hal tercememi beyan etmek geldi. Belki benden
    sonra hal tercememe bakacak olan kişi, kerîm olan Rabbimden bu hakir kuluna duâ
    ve istiğfarda bulunur. Allah'ın inâyetiyle başlıyorum.

    Ben, Muhammed Kâzım bin Şeyh Şerâfeddin (Hicrî: 1296-1378 / Milâdi: 1878-1958)
    Hâlidî Nakşibendî bin Şeyh Muhammed Hâzin (H. 1235-1308 / M. 1819-1890) El
    Fersafi bin Şeyh Molla Mûsâ bin El Hâcı Hıdır bin El Hâcı Abdullah.

    Hacı Abdullah ise, Fersaf köyünün altında Siirt yolu üzerinde medfun Şeyh Şeref'in zürriyetindendir. Denildiği ve pederimden duyduğum gibi Şeyh Şeref, iki kardeşi Şeyh Mahmûd ve Şeyh Ahmed, amcası oğlu Siirt'e kendi adıyla zikredilen câmide medfûn Şeyh Halef ile birlikte Bağdat'tan Diyarbakır'ın Hazro kazasına gelmişlerdir. Oradan ayrılıp, Şeyh Halef Siirt'te Şeyh Şeref ise Fersaf'ta ikâmet etmiş ve orada vefat etmiş olup kabri malumdur. Şeyh Mahmûd ve Şeyh Ahmed ise Erbin (erbine) köyünde ikâmet etmiş ve orada defnedilmişlerdir. Mevahibü's-sermediyye adlı kitapta Kâdiri tarikatı silsilesi Şeyh Şeref-ül Kattâle'ye ulaşır. O da tarikatı Abdürrazzâk'tan almıştır. Şeyh Şeref, Gavs-i Geylâni'nin oğlu Şeyh Abdülvehhâb'ın oğludur.

    Anne Tarafından Nesebim:

    Annem rahmetli Fadile, Şeyh Mahmûd'un kızıdır. Şeyh mahmûd ise, Kerâmetleri ile meşhur Hamzevî ve Hâlidî olan Şeyh Kâsım'ın oğludur. Hamzevî nisbesi Şeyh Hamze
    Kebirî zürriyetinden, Hâlidî nisbesi de Hâlid bin Velîd'in zürriyetinden olduğu içindir. Şeyh Mahmûd ve babası Şeyh Kâsım, dedem Şeyh Muhammed el Hâzin'in halifelerinden idiler. Dedem Şeyh Muhammed el Hâzin'in Arapça bir münâcatı
    vardır. Münâcâtında, Allah'tan visali istemiş, Allahü teâlâ ise ilhamla O'na şöyle cevap vermiştir:

    "Yâ Hâzinu kad karrabtüke ileyye bil visâli

    Ve refe'tü lekennikâbe an vechi Cemâli"

    Yâni: "Ey Hâzin, seni visalim ile kendime yaklaştırdım.

    Ve perdeyi cemalimin yüzünden sana kaldırdım"



    Fotoğraflar: Foto İsmet
    Yazı: İnternetten alıntıdır
    "BİZİM YANIMIZA GELEN HİÇ KİMSE GELDİĞİ GİBİ AYRILMAMIŞTIR"
    Şeyh Muhammed Kazım KS

  3. #3
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    15.09.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    29
    Mesajlar
    18.015
    Tecrübe Puanı
    376

    Standart

    Allah rahmet eylesin Mekan-ı Cennet-i Ala olsun..

  4. #4
    AHMET APARİ


    Array
    Üyelik tarihi
    06.07.2007
    Mesajlar
    3.012
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart

    Allah Rahmet Eylesin....

  5. #5
    Yeni Üye Array
    Üyelik tarihi
    08.12.2011
    Yer
    Ankara
    Mesajlar
    1
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Allah Rahmet EyLesin ...


 

Benzer Konular

  1. şeyh muhammed el hazin
    By DeRBeDeR in forum SİİRTLİ ÜNLÜLER
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 07.04.2010, 18:19
  2. Muhammed aleyhisselâmın fazîletleri
    By RoSe.YaRD. in forum İSLAMÎYET (GENEL)
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 25.01.2009, 10:17
  3. TİLLO'daki EVLİYALARI Tanımak İstermisiniz???
    By DeRBeDeR in forum AYDINLAR (TİLLO)
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 08.12.2007, 09:27
  4. SİİRT YÖRESİNDE YATIRLAR ETRAFINDA ŞEKİLLENMİŞ HALK İNANÇLARI
    By deepinmind in forum SİİRT - GENEL BÖLÜM
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 27.11.2007, 09:22
  5. Şeyh Muhammed Kazım
    By RoHaN in forum SİİRT - GENEL BÖLÜM
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 18.10.2007, 08:05

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •