Çocukluk yıllarımda tanıdığım, daha doğrusu, Siirt Halkının ekserisinin tanıdığı isimlerden biri de Ammo İBRAHİM, diğer adı ile (ŞALA KORMANCİ) idi. Bu kişi de, âmâ olmasına rağmen, kimselere el açmaz, dilenmez, hatta zekat ve sadaka bile kabul etmezdi. Elinde bastonu, omzunun üzerine attığı şalvarları pazarlar, satarak kendisinin ve ailesinin geçimini sağlardı.
Şalvarları satmak için söylediği:
“Vere şala kormanci,
Şala rençberi”
Nakaratları hâla kulağımdadır. Evet, Ammo İbrahim çarşı-çarşı, sokak-sokak dolaşır, omzuna attığı şalvarları satardı. Zaman-zaman küçük çocukların onu taklit ederek arkasından “Vere şala kormanci, şala reçberi” dediklerini hiç unutmam. “Gelin, Kürt şalı, rençber şalı!” anlamındaki bu nakaratla, âma olmasına rağmen çalışmaktan yılmayan bu insanın azmine hayran olmamak mümkün değildi. Benim çocukluğumdan hatırladığım Ammo İbrahim, 80 yaşlarında vardı. Sakallıydı. Başında da fötr bir şapka bulunuyordu. Sima olarak, Âşık Veysel’e benzemekteydi. Tabii, sakalını aradan çıkarmak şartıyla…
Şimdi, sapasağlam oldukları halde, dilenciliği meslek edinenlere bakıyorum da, gerçekten cemiyet olarak ne kadar yozlaştığımızın çok farkında oluyorum. O zaman ne Sosyal Yardımlaşma Vakfı vardı. Ne 65 yaşında olanlara yaşlılık maaşı uygulaması, ne yeşil kart, ne falan, ne filan!
“Veren el, alan elden üstündür” deyimi, o zaman gerçekten anlam bulmaktaydı. En muhtaç durumda olanlar bile, ele-avuç açmaktan utanıyorlardı.
Nur içinde yat Ammo İbrahim…