1 sonuçtan 1 ile 1 arası
  1. #1
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    15.09.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    34
    Mesajlar
    17.668
    Tecrübe Puanı
    373

    Standart Sider 12. Genel kurulu yapıldı

    SİDER 12. GENEL KURULU YAPILDI
    DERNEK BAŞKANLIĞINA
    A. CANDABAKOĞLU SEÇİLDİ

    22 Mart 2009 tarihinde gerçekleştirilen SİDER Genel kurulunda, yapılan öneri üzerine bir de ONUR KURULU OLUŞTURULDU. YENİ YÖNETİM VE DENETLEME KURULLARININ SEÇİMLERİ YAPILDI.

    İşte oluşturulan kurullarda yer alan hemşerilerimiz:

    ONUR KURULU

    Mithat YÜMLÜ-SİDER Kurucu Üyesi ve ilk Başkanı)
    H. Nezir BAKIR-SİDER Kurucu Üyesi ve Başkan Yrd.)
    Halil EKİL-SİDER Kurucu Üyesi
    M.Edip TEKKOL- SİDER Kurucu Üyesi
    Cevdet ERKOYUNCU- SİDER Kurucu Üyesi
    Misbah BAKIRCI- SİDER Kurucu Üyesi
    F. Fethi HİNGİNAR- SİDER Kurucu Üyesi
    M. Raşit SEVİMLİKURT- SİDER Kurucu Üyesi
    Fereç YARDIM- SİDER Kurucu Üyesi
    Suat KAYHAN-SİDER Başkanı
    Tuncay ATAKAN-SİDER Başkanı
    Başar AKYÜREK-SİDER Başkanı
    Fahri ARAL-SİDER Başkanı

    SİDER YENİ YÖNETİM KURULU
    ASİL ÜYELER

    Aydın CANDABAKOĞLU (Gazeteci-Öğretim Görevlisi)
    Lütfü ÖZTANIK (İşadamı)
    Raci ÖZDABAKOĞLU (Mali Müşavir)
    Nimet AYTEKİN (Serbest Meslek)
    Mesut ALTUNÇ (İşadamı)
    Ahmet Seçim GÜLDOĞAN (Defterdarlık İstanbul Muhasebe Müdürü)
    Ayaz AKKOYUN (İşadamı)
    Faruk AYKUT (Diş Hekimi)
    M. Hüseyin BİLGİN (Doç. Dr. / Öğretim Üyesi)
    İhsan AKSU (Eğitimci)
    Sait YILDIRIMER (Ressam/sanatçı)

    YÖNETİM KURULU
    YEDEK ÜYELER

    Fatih NALBANT (Avukat)
    Cengiz MUMAY (Medya-Halkla İlişkiler)
    Oktay TURGAY (Uzman Doktor)
    Hakan BAKIR (İşletme-Otel Müdürü)
    Volkan DABAKOĞLU (İnşaat Mühendisi)
    Erhan KAYRA (İşletme)
    Onur SEVGİLİ (Elektronik Mühendisi)
    Barış AKYÜREK (Yönetici)
    Rıdvan MARANGOZ (Eğitimci)
    Fevzi UÇAK (Valilik Özel Kalem)
    Fethullah ALTINIŞIK (Eğitimci)

    DENETLEME KURULU
    ASİL ÜYELER

    Cevdet ÖZTURAN (Yönetici)
    Metin DEMİR (Finans-Faktoring)
    Hikmet SIRMA (Reklam Ajansı)
    Ramazan UÇAK (Eğitimci)
    Mehmet Ali ŞAHİN (Muhtar)

    YEDEK ÜYELER
    Ayhan ATİLLA (Eğitimci)
    Atilla ŞENDUR
    Şahabettin GÖRÜNMEK
    Murat Akif AYTEKİN (Grafik tasarım)
    Seçilen tüm hemşerilerimizi kutluyor, başarılar diliyoruz.

    SİİRTLİLER DERNEĞİ 12. GENEL KURUL TOPLANTISINDA
    YÖNETİM KURULU BAŞKANLIĞINA SEÇİLEN AYDIN CANDABAKOĞLU'NUN AÇIKLAMASI


    Bilindiği gibi 22 Mart Pazar günü SİDER’in 12. Genel Kurul toplantısı yapıldı. Hemşehrilerimin teveccühüyle SİDER Başkanlığına getirildim. Bu bir nöbet değişimiydi. Bayrağı bu kez biz aldık.

    Programımızda öncelikle bir dernek binası almak var. Yenibosna’da bir yer bulduk. Sanırım önümüzdeki hafta kesinleşecek.

    Orta vadedeki hedeflerimizde ise 56 öğrencimize burs vermek var. Uzun vadedeki hedefimiz ise bir Siirt evi yapmak olacak.

    Siirt evi projesiyle insanların Siirt yemeklerini, folklorunu, kültürünü, misafirperverliğini görmesini, ayrıca Siirtli öğrencilere barınma ve dışarıdan gelecek hemşerilerimize konaklama imkanı sağlamak istiyoruz.

    Yönetimimizdeki yedek üyeleri eski yönetimlerde görev almış arkadaşlarımızın çocuklarından oluşturduk. Onları yetiştirmek ve gelecekte bu derneği ayakta tutacak bayrağı onlara teslim etmek arzusundayız.

    Ayrıca bir onur Kurulu oluşturduk. Onur Kuruluna SİDER eski başkanlarından ve kurucularından oluşan 9 ağabeyimizi getirdik.

    Kurduğumuz ekiple hem Siirt’i, hem de Siirtliyi hakkıyla temsil edeceğimize inanıyoruz.

    AYDIN CANDABAKOĞLU
    SİDER BAŞKANI
    ANADOLU ÜNV. İLETİŞİM FAK. ÖĞR. GÖREVLİSİ
    DERİNMEDYA.NET KURUCUSU

    SİDER-ELLİ YEDİ YIL ÖNCE BAŞLAYAN ÖYKÜ
    YAZAN. FAHRİ ARAL

    İstanbul Siirtliler Derneği (SİDER) 1 Nisan 1987 tarihinde, Mithat Yümlü, Nezir Bakır, Halil Ekil, Edip Tekkol, Cevdet Er koyuncu, Fethi Hinginar, Raşit Sevimlikurt, Mizbah Bakırcı ve Faraç Yardım tarafından kuruldu.

    Geçmişte SİDER gibi veya Siirt ismi ile kurulan ilk örgütlenmelerin başlangıç tarihi ; 28 Temmuz 1950’de, İstanbul Taksim Kristal Gazinosunda yapılan toplantıya, Siirt Yüksek Tahsil Gençlik ve Kültür Derneğinin kuruluşuna dayandığı bilinmektedir.
    Bu anlamda SİDER, Siirtlilerin ilk örgütlenmesi olarak bilinen, Siirt Yüksek Tahsil Gençlik ve Kültür Derneğinin başlatmış olduğu bu ilk adımı günümüze kadar sürdüren bir kuruluş olarak bilinmelidir.

    Ancak sürekli olarak gelişen ve değişen dünya koşullarında, ülkemizde yardımlaşma, dayanışma ve kültür gibi toplumsal temel değer yargılarıyla bir araya gelerek kurulan yöre derneklerinin de, yakın zamanımızda çağdaş, demokratik ve en önemlisi de bir Sivil Toplum Kuruluşu (STK) misyonuna sahip olması gerektiğini düşünmekteyiz.

    1987’de kurulan derneğimiz başta İstanbul olmak üzere, yurdun çeşitli bölgelerine dağılmış Siirtlilerle, onların kurumlarıyla ve Siirt’te dayanışma ve yardımlaşma içerisinde olmuş, çalışmalarda bulunmuştur.

    Bugün gelişen koşullar çerçevesinde gerek dünya ve Türkiye genelinde gerekse Siirtliler arasındaki dernekleşme gibi gelişmeler, farklı dünya görüşlerinin yarattığı sonuçlar, giderek karmaşıklaşan sorunları çözümleyerek, üstesinden gelme vb. konular artık klasik dernekçiliğin tıkandığını, “yardımlaşma” ve “dayanışma”nın kelime anlamlarının ötesinde evrensel anlamlar kazandığını görmekteyiz.

    SİVİL TOPLUM KURULUŞU OLMA YOLUNDA

    Derneğimiz kuruluşundan sonra İstanbul’da yaşayan Siirtliler arasında kısa bir süre içinde etkin bir kuruluş haline geldi. Bunda o dönemlerde başkanlık yapan çeşitli yönetim kademelerinde bulunmuş Mithat Yümlü, Tuncay Atakan, Başar Akyürek, Nezir Bakır, Nimet Aytekin ve daha nice ismin katkısının çok büyük olduğunu belirtmek gerekir.

    Bununla birlikte özellikle bu yıllarda Türkiye’de demokrasi kavramının toplumsal hayata daha değişik bir biçimde yansıması, 12 Eylül askeri rejiminden sonra oluşan özgürlük ortamında dernek, vakıf vb. örgütlenmelerin yüklendiği değişik anlamlar, bu kuruluşların yıllardır süregelen işlevini de değiştirmeye başladı.
    Toplumun tüm kesimlerinde demokrasinin temelinin sivil topluma dayanması gerektiği yolunda tartışmalar hız kazanırken, işin değişen özü kavranıp, bu tür kuruluşlara farklı bir içerik yüklemek ve özünde bir aidiyetin dile getirilmesi olan “hemşehrilik” bilincini aşmak önem kazandı.

    Bu bilince önem vererek, özellikle son yıllarda gerçek anlamda bir Sivil Toplum Kuruluşu olma yolunda önemli adımlar atan SİDER, şu anda kurumsal yapı açısından devam ede gelen birçok soruna, Siirtliler arasındaki hemşehriliğin dar kalıplarının aşılarak bir vatandaşlık bilincine dönüşmesi yolundaki ağır ilerleyişe rağmen belirli bir yere gelmiş ve benzeri dernekler arasında saygın bir yer elde etmiştir.

    Ne var ki, ülkemizde her kavramda olduğu gibi sivil toplum kuruluşu kavramında da bazı yanlış anlamalar ile içerik çarpıtmaları yaşanmaktadır. Özellikle bu tür kuruluşların gönüllülük ve haklar temelli bir çalışma yürütmesi, devletten, siyasal iktidarlardan ve resmi kurum ve görüşlerden bağımsız olması gerektiği göz ardı edilmektedir. Hatta daha da ileri gidilerek zorunlu üyeliğe tabi olan mesleki kuruluşlar, odalar, kendilerini belirli bir düşünce veya ideoloji ile açıklayan örgütlenmeler de STK kavramı içine sokulmaktadır.

    Hiç kuşkusuz gerçek anlamda STK kavram ve içeriği geliştikçe, toplumsal alanda bu ve benzeri kuruluşların etkinlikleri yansıdıkça, hepsinden öte gerçek anlamda demokratik yapılanma yerleşince, bunlar kaybolacak bu anlamda taşlar yerine oturacaktır.

    NELER YAPTIK?

    Geçen yıl gerçekleştirilen birçok etkinlik, savunduğumuz ilkelerin doğruluğunu kanıtlamış bulunmaktadır. Medyada adından söz ettiren bir kuruluş olmanın yanı sıra toplumun her kesimi tarafından takdir edilen SİDER’in birkaç etkinliğine işlevsel olarak değinmek istiyoruz.

    Siirt’te Ege Üniversitesi öğretim üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Haluk Sağlamtimur tarafından yürütülmekte olan Türbe Höyük Kazısı çerçevesinde gerçekleştirilen “Haydi Çocuklar Kazıya” etkinliği, bir sivil toplum kuruluşunun tarih bilincinin özellikle gençler arasında yayılması ve geliştirilmesi yolunda verilmiş çok güzel bir örnekti.

    İlköğretim öğrencilerine yönelik yaptığımız ve kazı alanında uygulamalı bir biçimde gerçekleştirilen bu etkinlik, katılan gençlere bir yandan yaşadıkları topraklarda nasıl bir uygarlığın mirasına sahip olduklarını da göstermiş oldu. Yakın bir gelecekte Ilısu Barajı’nın suları altında kalacak Türbe Höyük’te bu güzel anıları yaşamış olan bir gencin, yıllar sonra oluşacak olan gölün kıyısına gelip, erken Asur dönemine ait kalenin artık gölün suları altında kalmış yerini işaret ederken. “ben orada kazı yapmıştım...” demesini hayal etmek bile anlamlı.

    SİDER olarak, bu ve benzeri etkinliklere devam edeceğiz.
    Sayfa de sunmuş olduğumuz Siirt Kent ve Tarih Müzesi projesi de bunun bir parçasıdır.
    İkinci olarak sivil toplum ve sivil toplum kuruluşları hakkında İstanbul Bilgi Üniversitesi STK Eğitim ve Araştırma Birimi ile ortaklaşa düzenlediğimiz “Başlangıç Düzeyi Kapasite Eğitimi” i güzel bir örnek olarak gösterebiliriz. Bu eğitim SİDER’in öncülük ettiği anlayışın diğer dernekler ve vakıflar arasında da benimsenmesi gerektiğini, bu tür kuruluşların temel görevlerinin en başta dar hemşehrilik bilincinden uzaklaşarak gönüllük ve haklar temelinde bir STK etrafında bir araya gelmek olduğunu kanıtlamıştır. Özellikle Siirt ilçe derneklerinden katılımın fazla olduğu eğitim, haftada bir gün olmak üzere toplam bir ay sürmüş ve sonunda katılımcılara birer sertifika verilmiştir.

    Bu eğitim, SİDER’in diğer dernekler arasında öne çıkmasını ve öncü konuma gelmesini de sağlamış bulunmaktadır. Bu eğitimlere imkanlarımızın elverdiği ölçüde devam etmek amacındayız.

    Üçüncü olarak bir anlamda mirasını devraldığımız ve İstanbul’daki Siirtlilerin daha dernekleşmenin yeni başladığı 1950’li yılların başında kurduğu ve 80’li yıllara kadar yaşattıkları Siirt Yüksek Tahsil Gençlik ve Kültür Derneği ile ilgili “Sider Bir Vefa Borcunu Ödüyor” adlı etkinlikten söz etmek gerekiyor.

    Bunun da amacı Türkiye’de Cemiyetler Yasası’nın henüz yeni çıktığı yıllarda İstanbul’da üniversite öğretimine gelmiş olan Siirtli gençlerin nasıl bir dayanışma ruhu içinde hareket ettiğini ve ülke sorunlarını, kendi şehirlerinin sorunlarıyla birleştirerek, daha o yıllarda hemşehrilik bilincini geliştirerek, aşmaya çalıştıklarını gösteren, geçmişi bu yanlarıyla yeni kuşaklara aktarılmasını sağlayan bir etkinlik oldu.

    Bunların dışında gerçekleştirilen konferans, anma günü vb. etkinlikler SİDER’in bir sivil toplum kuruluşu olarak değişimini ve çağımızın gereklerine uygun bir davranış içinde olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte benzeri tüm kuruluşların karşılaşmış olduğu mali sorunlarla birlikte kadro ve genç bir tabana sahip olma gibi sorunların SİDER’i de etkilediğini ve etkin bir hale gelmenin bunları aşmakla mümkün olduğunu belirtmek gerekir. Nitekim, SİDER bünyesinde oluşan Genç SİDER’in yapmış olduğu etkinliklerin bu yolda atılan ilk adımlar oldu.

    Bu nedenle çalışmalarımıza yön verecek temel ilkenin “hemşehri derneğinden, sivil toplum kuruluşuna” olduğunu üzerine basarak tekrar ediyoruz.

    YÖNETİM KURULU
    ASİL
    Fahri Aral
    Ethem Sancak
    Hilmi Yavuz
    Şaban Erdikler
    Lale Cander
    Botan Berker
    Ümit Özekici
    Suat Sevgili
    Edip Kayra
    Nurettin Ertemel
    Hakan Bilal Kutlualp

    YEDEK
    Vasfi Amcaoğlu
    Hüseyin Bilgin
    Nusret Türkoğlu
    Osman Bülent Kahraman
    Turgay Turhan
    Hikmet Sırma
    Can Yücel
    Faruk Aykut
    Onur Sevgili
    Melikhan Kayra
    Hüseyin Angigün



    DENETİM KURULU

    ASİL
    İzzet Acar
    Cevdet Şendur
    Beşir Önal

    YEDEK
    Nurettin Hepöztürk
    Ayhan Attila
    Beşir Bakır

    ÇALIŞMA RAPORU

    Çalışma Raporu’na 2004’ün Mayıs ayında yapmış olduğumuz 10. Genel Kurul’da o zaman yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığım kurulda hazırlanan ve Yönetim Kurulu Başkanı Başar Akyürek’in okumuş olduğu Çalışma Raporu’ndan bir bölümünü aynen alarak başlamak, yıllardır ismi üzerinde titizlikle durduğumuz SİDER’de bazı şeylerin fazla değişmediğini dikkatinize sunacaktır.

    “Bildiğiniz gibi göreve geldiğimiz genel kuruldan bugüne bir çalışma dönemi daha yaşadık. Bu dönem içinde görevi yürüten arkadaşların bir bölümü yerini yeni arkadaşlara bırakacak, bazı arkadaşlarımız ise göreve devam edebilecek.

    Bu tabii sizlerin iradesiyle gerçekleşecektir. Ama bir gerçeği kabul etmek gerekir ki,
    Bir önceki genel kurullarda özveri ile her arkadaşın kendinden birşeyler katarak yaptığı değerli çalışmalardan, bu genel kurulda fazla bahsedemeyeceğiz.

    Doğrusu bu çalışma dönemi hepimizin bildiği ama tartışmadığı ve belki de bu genel kurulda tartışılmasını beklediği faktörlerden dolayı, artık Türkiye’de herkesin tanıdığı, bildiği SİDER’in önceden olduğu gibi toplumsal etki yaratan çalışmalarından örnekler veremiyeceğiz. Bunun çok değişik nedenleri bulunmaktadır.

    SİDER üyesi her arkadaş belki kendine göre açıklamalarda bulunabilir.

    Bizler Yönetim Kurulu olarak da bazı açıklamalar yapabiliriz.
    Ama ortada duran bir gerçek var ki, bizler kadar bu derneğe gönül vermiş her arkadaşın bu sorumluluğu duyarak eleştiri-özeleştiri yapması ve derneğe sahip çıkma, faaliyet yürütme konusunu tüm boyutlarıyla tartışmalı ve Yönetim Kurulu olarak bizleri eleştirdiği kadar, bizzat kendisini de eleştirmesi gerekmektedir.

    Geçtiğimiz dönem yine en başta gelen sorunumuz maddi kaynaklara dayanıyordu. Bu adeta her genel kurulun tek gündem maddesi olarak baş köşede duruyor.

    Kim bilir bundan sonraki genel kurullarda da yerini koruyacak, bu kesin.

    Bu kanayan yarayı bir türlü durduramıyoruz. Doğrusu durdurmak için yaptığımız her heyecanlı girişim bir süre sonra yerini umutsuzluğa bırakıyor ve iş yine hepinizin tanıdığı birkaç arkadaşa kalıyor.
    Bu dönem de bu sahne değişmedi. Herhalde tartışacağımız temel sorun yine bu olacak.”

    !0. Genel Kurul’un Çalışma Raporu’nda da bir önceki kongreye atıfta bulunularak, sorunların devam ettiğine dikkat çekiliyordu. Şimdi de 12. Genel Kurul’da benzer sorunlara değiniliyor ama bu kez yaşananlar maalesef yapılan tüm çabalara rağmen farklı sonuçlar doğurdu. Ancak bunun yarattığı karamsar sonuçların dağılacağına ve SİDER’in kurulduğundan bu yana süren çabalarının devam edeceğine ve Türkiye’nin değişen toplumsal süreci içinde etkin bir sivil toplum kuruluşu haline geleceğine inanıyoruz.
    Genel Kurul Sonrası
    Yönetim Kurulumuz 28 Mayıs 2006’da yapılan 11. Genel Kurul’dan sonra göreve başladı. Yapılan toplantı sonucunda Yönetim Kurulu başkanlığına Fahri Aral, Yönetim Kurulu 2. Başkanlığına Ethem Sancak, Genel Sekreterliğe Suat Sevgili ve Genel Saymanlığa Edip Kayra getirildi. Bu arada yaz döneminin başlaması ve yeni kiralanan dernek binasının badana ve boyasının yapılması ve tefriş edilmesi nedeniyle, dernek lokalinin açılışı güz dönemine ertelendi. Bu arada yönetim kurulunun yeni dönemde yürüteceği faaliyetlere ilişkin bir çalışma programı hazırlanması da karar altına alındı.
    “Haydi, çocuklar kazıya...”

    Yönetim Kurulumuzun faaliyet döneminde gerçekleştirilen birçok etkinlik, savunduğumuz ilkelerin doğruluğunu kanıtlamış bulunmaktadır. Gerçekten o günlerde SİDER medyada adından sözettiren bir kuruluş olmanın yanısıra toplumun her kesimi tarafından takdir edilen bir STK haline de geldi. 2006 ylının yaz aylarında Siirt’te çocuklara yönelik gerçekleşen etkinliğimiz büyük bir ses getirdi.

    Siirt’te Ege Üniversitesi öğretim üyelerinden Doç. Dr. Haluk Sağlamtimur tarafından yürütülmekte olan Türbe Höyük Kazısı çerçevesinde gerçekleştirilen “Haydi Çocuklar Kazıya” etkinliği, bir sivil toplum kuruluşunun tarih bilincinin özellikle gençler arasında yayılması ve geliştirilmesi yolunda verilmiş çok güzel bir örnekti.

    İlköğretim öğrencilerine yönelik yaptığımız ve kazı alanında uygulamalı bir biçimde gerçekleştirilen bu etkinlik, katılan gençlere bir yandan yaşadıkları topraklarda nasıl bir uygarlığın mirasına sahip olduklarını da göstermiş oldu. Yakın bir gelecekte Ilısu Barajı’nın suları altında kalacak Türbe Höyük’te bu güzel anıları yaşamış olan bir gencin, yıllar sonra oluşacak olan gölün kıyısına gelip, erken Asur dönemine ait kalenin artık gölün suları altında kalmış yerini işaret ederken. “ben orada kazı yapmıştım...” demesini hayal etmek bile SİDER’in bu faaliyetini anlamlı kılıyor.

    Lokalin Açılışı ve Tanışma Toplantısı

    Yazın gerçekleştirdiğimiz ve özellikle Siirt’teki arkeolojik çalışmalara yönelik faaliyetlerden sonra yönetim kkurulu üyesi ve 2. başkan Ethem Sancak’ın yardımlarıyla tefriş edilen Taksim’deki lokalimiz 26 Kasım 2006 günü açıldı.

    Açılış toplantısına 120’nin üstünde üye ve Siirtlinin katıldığını tesbit edebildik, ancak yenilen yemeğe ve yer bulamayıp, kapıdan selam verip, gidenleri de hesap edecek olursak bu sayının 160’ı geçtiği söylenebilir ki, bu da tahminlerin üstünde oldukça iyi bir katılımdı.
    Yeni yeni çalışma dönemine ilişkin çalışmaların, proje ve önerilerin sunumunda kullandığımız yöntem, konuşmalar, katılanların kişilikleri ve Siirt’i bu anlamda temsil etme dereceleri vb. tam da SİDER’e yakışır bir düzeydeydi. Toplantı sonunda ortaya çıkan bir gerçek te, Yönetim Kurulu olarak kalıcı, büyük ve bu tür toplantılara imkan sağlayacak bir binanın kendini dayatması oldu.

    Bir diğer ve önemli gerçek de, eğer çalışma yöntemlerimizi günün koşullarına göre düzenleyip, projelerimizi sunmada ve uygulamada çağdaş yöntemleri kullanırsak, hemşehriler ve üyeler nezdinde daha inandırıcı ve umut verici bir kuruluş haline gelmemizdi.

    Ne var ki, bu tarihten sonra geçen zaman içinde tüm çabamıza rağmen güçlü bir mali kaynakla gerçekleşecek bu projeleri hayata geçiremedik.

    Genç Siderliler

    Açılış toplantısından iki hafta sonra 10 Aralık’ta, “Haydi Gençler SİDER’e” adı altında düzenlediğimiz toplantıya ise 30-35 civarında genç arkadaş katıldı. Bu aslında iyi bir sayı idi. Gençlere yaptığımız sunumda Çalışma Projelerimizin yanısıra Eylül’de Siirt’te gerçekleştirdiğimiz “Haydi Çocuklar Kazıya...” etkinliğinin Power Point formatındaki sunumu vardı. Oldukça verimli geçen toplantının sonunda Kültürel Çalışma Grubu Tanıtım ve Halkla İlişkiler Grubu, Bilgisayar Teknolojisi Grubu, Sosyal Etkinlikler Grubu ve Spor Etkinlikleri Grubu adları altında 5 ayrı çalışma grubu oluşturuldu. Aynı zamanda bu grupların kendi içlerindeki çalışma ilkeleri belirlendi. Bundan amaç SİDER’in dışındaki tüm Siirtli gençlere de ulaşarak, çevreyi daha da büyütmekti.

    Genç Siderliler daha sonra Eda Sevgili’nin koordinatörlüğünde Murat Aytekin, Eda Sevgili ve Ercan Bilgili Siirtli gençlere çağrı yaparak bir toplantı düzenlediler. Bu toplantıda hazırladıkları sunum büyük ilgi topladı. Siirt’i tarihi geçmişi ve kültürüyle anlatan bu sunumun ardından sözalan gençler ileriye yönelik hedeflerini dile getirdiler. Son olarak ta sunuml hep birlikte izlendi. Kısa sürede hazırlanan ama gerçekten bilinçli bir çalışmanın ürünü olan sunum hem metni hem de müziği ile gençlerden takdir topladı.

    Son olarak ta hemşehrimiz tanınmış sinema koleksiyoncusu Vadullah Taş’ın sağladığı ve yıllarca yıl önce Pervari’nin Çemikare yaylasında çekilen yönetmenliğini Zeki Ökten’in yaptığı Yılmaz Güney’in ünlü Sürü filmi gösterildi.

    İlçe ve Köy Dernekleriyle Dayananışma

    Yeni lokalinin açılışından sonra çalışmalara hız veren yönetim kurulumuz, bu çalışma döneminin temel ilkesi olarak kabul edilen ve hayata geçirilmesi için belirli bir program ve proje bütünü içinde üyelere benimsetilmeye çalışılan “hemşehri derneğinden, sivil toplum kuruluşuna” söylemiyle hareket ederek, İstanbul’da faaliyet gösteren Siirt’e bağlı ilçe ve köy dernekleriyle 24 Aralık 2006’da bir toplantı düzenlendi.

    Yıllardır SİDER’de ihmal edilen bir konuyu, ilçe ve köy dernekleriyle organik ilişki kurma ve ortak iş yapma ilkesini uygulamak için ilk adım olan bir toplantı düzenleyen SİDER Yönetim Kurulu’nun bu çabası takdirle karşılandı.

    Umulanın üzerinde bir katılımın olduğu toplantıda, bugüne kadar il derneği ile ilçe dernekleri arasındaki kopukluğun nedenleri üzerinde duruldu. Ayrıca özellikle tarihsel, sosyal ve kültürel çalışmalarda bulunulurken, araştırma ve diğer projeleri gerçekleştirmede ilçe dernekleriyle ortak çalışmalar yapılması gerektiği dile getirildi.

    Dernekler adına sözalan katılımcılar, özellikle böyle bir toplantının düzenlenmesinin çok doğru olduğunu ve İstanbul’da örgütlenmiş olan Siirtlilerin bir araya gelmesinin önemi üzerinde durdular.

    Toplantıya Pervari, Şirvan, Tillo, Baykan, Halenze(Bağtepe), Fisken(Doluharman) derneklerinin yanısıra Siyad ve Şirvan’a bağlı Özpınar, Otluk, Baykan’a bağlı Minar, Çevrimtepe gibi köy dernekleri ile Batmanlılar Derneği gibi kuruluşların da başkan veya yönetim kurulu üyeleri katıldı.
    Dernek Çalışmalarında Önemli Bir Aşama: Sivil Toplum Kuruluşları (STK) Eğitimi

    Derneğimizin 2007 yılı çalışma programında önemli bir yer tutan faaliyet ise 28 Ocak’ta başlayıp 17 Şubat’ta sona eren dört haftalık “Sivil Toplum Kuruluşları Başlangıç Düzeyi Kapasite Eğitimi” idi.

    Türkiye’de bir hemşehri derneğinde ilk kez uygulanan bu eğitime SİDER üyeleri dışında ilçe ve köy derneklerinden yönetici ve üyeler katıldı.

    Pervari, Şirvan, Kozluk, Baykan, Eruh, Tillo ve yeni kurulacak Kurtalan derneklerinden katılan üyelerin yanısıra Şirvan’ın Yolbaşı, Özpınar, Dişlinar; Baykan’ın Çevrimtepe ve Minar köy dernekleriyle, Tillo ve Halenze(Bağtepe), İstanbul Sultanbeyli Siirt İli dernekleriyle, Batmanlılar Derneği’den üyeler de STK eğitiminde hazır bulundu.

    İstanbul Bilgi Üniversitesi STK Eğitim ve Araştırma Birimi ile ortaklaşa yapılan eğitimin sonunda katılanlara birer sertifika verildi..

    28 Ocak 2007’de yapılan ilk dersten önce kısa bir açış konuşması yapan SİDER başkanı Fahri Aral, yapılan eğitimin sadece dernek için değil Türkiye’deki sivil örgütlenme için önemini vurguladı. Hedeflerinin klasik “hemşehri derneğinden bir sivil toplum kuruluşuna” doğru dönüşmek olduğunu söyleyen Aral, bunu yaparken elbette ki hemşehrilik özelliklerinin korunacağını ve geleneklerin yaşatılacağını ama bunun üyeler tarafından yaratıcı bir biçimde kullanılmasının şart olduğunu ekledi.

    TÜSİAD Yönetim Kurulu’na seçilerek, Sosyal İşler Komisyonu’nun başkanlığını üstlenen, SİDER Yönetim Kurulu üyesi Ethem Sancak ise toplumda STK’nın demokrasi için önemini vurgularken, bu kuruluşların yapılandırılması için çarpıcı örnekler verdi. Özellikle mesleki kuruluşlar ile STK’lar arasındaki farkların önemine değinen Sancak, odalar vb. ile gönüllü kuruluşların temsili üzerinde durdu.

    “Sivil Toplum ve Sivil Toplum Kuruluşları” nı kavram, tanım ve rolleri üzerine açıklamalarda bulunulan ilk haftadan sonra ikinci hafta “Sivil Toplum ve Strateji Oluşturma”, üçüncü hafta “STK’larda İletişim Becerileri ve örgüt içi Kültür” son hafta da “Sivil Toplum Kuruluşlarında haklar Temelli Çalışma ve Gönüllülük” konuları uygulamalı olarak işlendi.

    İstanbul Bilgi Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Nurhan Yentürk ile aynı üniversitenin çeşitli fakültelerinde öğretim görevlisi olarak görev yapan Yiğit Aksakoğlu, Laden Yurttagüler ve Alper Akyüz’ün dört hafta boyunca Pazar günleri tüm gün verdikleri derslerin özellikle uygulamalı oluşu katılımcılar tarafından benimsendi.

    Eğitimin sonunda bir hemşehri derneğinde üye olarak bulunmanın farklı bir çalışma tarzı yaratmak olduğu konusunda genel bir sonuca varan katılımcıların, özellikle ilçe ve köy derneklerinden oluşu ve Siirt merkezinden SİDER üyesi katılımcıların ilgisinin az olduğu etkinlik oldukça takdir topladı.

    17 Şubat Pazar günü yapılan son dersten sonra katılımcılara sertifikaları, başta ders veren hocalar olmak üzere, 1950’de İstanbul’da kurulan Siirt Yüksek Tahsil Derneği kurucularından Dr. Mehmet Elçioğlu, Edip Kayra, Suat Sevgili, Coşkun Aral, Fahri Aral, Nimet Aytekin, Başar Akyürek tarafından verildi.

    Eğitime katılan tüm Siirtliler daha ileri bir eğitimin de düzenlenmesini isteyerek SİDER yönetimine böyle bir etkinlik yaptığı için teşekkür etti.

    Bütün temennimiz önümüzdeki dönemlerde görev alacak yönetici arkadaşların bu çalışmalara devam etmesidir.

    Konferanslar, Sohbetler...

    Çalışma dönemimizde özellikle lokali etkin bir biçimde kullanmak ve üyelerimizi toplantılara getirebilmek için önemli faaliyetler planladık. Ama ne yazık ki, bunların çok azını gerçekleştirebildik. Bunda, lokalin kimi arkadaşlara göre uzaklığı (ki Taksim gibi merkezi bir yer için ne ölçüde doğru, tartışmak gerekir) kimilerine göre salonun yetersizliği, otopark sorunu vb. nedenlerin payı vardı. Ama bundan öte başka daha önemli nedenler vardı ki, işte genel kurul bunların tartışılacağı bir yer olmalıdır.

    Bu toplantılar bayramlaşmalarla birlikte başladı. 2007’nin Kurban Bayramı’nda değerli büyüğümüz, yılların hocası Vahit Bakır “Siirt’te Eski Bayramlar” ı anlattı.

    Vahit Bakır yanına ağabeyimiz Nihat Öztorun’u da oturtarak geçmişe dönüp, eski bayramların özelliklerini, nasıl bayram sabahı yeni elbiselerini giydiklerini, kimlerin fötr şapka, kimlerin kasket taktığını, fakirlere nasıl yardım edildiğini, büyüklere saygının nasıl gösterildiğini, İdaniye’lerin nasıl el öpülerek alındığını, hangi yemeklerin pişirildiğini, Mahal’letül Ras’tan Sok’ul Şail’e kadar tüm eski bayram yerlerini dile getirdi. Konuşmasını kah Arapça kah Türkçe yapan Bakır’a sorulan soruların cevapları da gerçekten bilgi ve birikim gerektiriyordu.

    “Siirt’te Zaman”

    2007 yılının Mart ayında ise Siirt’in yetiştirdiği şiirimizin büyük ustası Hilmi Yavuz geçtiğmiz Pazar günü SİDER’in Taksim’deki lokalinde hemşehrilerimizi benzersiz bir zaman yolculuğuna çıkardı.

    SİDER’in “Siirt’te Zaman” adıyla başlattığı söyleşilerden ilkine katılan Yavuz, derneğin salonunu dolduran dinleyicilere, çocukluk günlerinden gençlik yıllarına uzanan Siirt’i, artık eskilerde kalmış beyaz evlerin Siirt’ini güzelim fırça darbeleriyle bezenmiş bir tablo güzelliği ile anlattı.

    Söyleşiye başlamadan önce Yavuz için geçen yıl 70. Yaş Günü için hazırlanmış olan filmi seyreden dinleyiciler, hazırlanmış olan belgeselde Hilmi Yavuz’ın bilinmeyen yanlarını, gazetecilikten şairliğe ve yazarlığa uzanan serüvenini öğrenme fırsatı da buldu.

    “Siirt’te Zaman” sohbetlerinin ikincisinde ise değerli hemşehrimiz şair, yazar Mehmet Nuri Yardım vardı. Yardım da büyük ilgi toplayan sohbetinde, dinleyicileri eski Siirt günlerine götürdü. Kendinden, Tarancı’dan Ziya Osman Saba’dan ve Tanpınar’dan dizelerle süslediği sohbeti doyumsuzdu.

    SİDER’in Vefa Borcu

    Bu dönemde önemli etkinliklerden biri de mirasını devraldığımız ve İstanbul’daki Siirtlilerin daha dernekleşmenin yeni başladığı 1950’li yılların başında kurduğu ve 80’li yıllara kadar yaşattıkları Siirt Yüksek Tahsil Gençlik ve Kültür Derneği ile ilgili “Sider Bir Vefa Borcunu Ödüyor” adını verdiğimiz özellikle şu anda İstanbul’da yaşayan ve aramızda olan değerli büyüklerimiz arasında çok yankı uyandıran faaliyetti.

    Bunun da amacı Türkiye’de Cemiyetler Yasası’nın henüz yeni çıktığı yıllarda İstanbul’da üniversite öğretimine gelmiş olan Siirtli gençlerin nasıl bir dayanışma ruhu içinde hareket ettiğini ve ülke sorunlarını, kendi şehirlerinin sorunlarıyla birleştirerek, daha o yıllarda hemşehrilik bilincini geliştirerek, aşmaya çalıştıklarını gösteren, geçmişi bu yanlarıyla yeni kuşaklara aktarılmasını sağlayan bir etkinlik oldu.

    Bununla geçmiş mirasımızı yeniden canlandırarak, SİDER’in köklerinin 60 yıl öncesine uzandığını gösterdik. Toplantıya katılan ağabeylerimizin, büyüklerimizin mutluluğu gerçekten gözlerimizi yaşarttı. Toplantı sonunda tüm büyüklerimize SİDER adına vermiş olduğumuz “minnet ve şükran bprcumuzu ifade eden” plaketler de toplantıya başka bir anlam katmıştı. Bu arada hazırlanan “Siirt Yüksek Tahsil ve Gençlik Derneği’nden SİDER’e” adlı video gösterisi ile o yılların önemli belgelerini, gazetelerini içeren anı paketi de çok ilgi topladı.

    Siirt Kent ve Tarih Müzesi

    Geçen dönem Siirt’te Türbe Höyük ve ardından Başur Höyük kazılarını yöneten arkeolog dostumuz, SİDER dostu Doç. Dr. Haluk Sağlamtimur’la birlikte düşünüp, planladığımız ama henüz başlangıç aşamasında olan ama önemli adımlar atılmaya hazır Kent Müzesi tasarısı da büyük ilgi gördü. Bu konuda bastırdığımız broşürü de bol miktarda dağıttık. Genel Kurul sonrası gelecek yönetim kurulunun bu işe öncelik vererek, özellikle Kültür Bakanlığı nezdinde girişimlerde bulunulması temennimizdir.

    Son Söz

    Buraya kadar sözü edilen faaliyetlerden sonra mali sorunlarımız daha da büyümeye başladı. Aslında bunların yarattığı sonuçlara tek tek değinip, yakınmaktan ziyade 2007’nin yazıyla birlikte başlayan “duraklama” dönemini Yönetim Kurulu Başkanı Fahri Aral’ın her ay yönetim kurulu üyelerine düzenli olarak mail atıp, bilgilendirdiği raporlardan birinden öğrenmek yararlı ve öğretici olacaktır:

    “Uzun zamandır Yönetim Kurulu’na bu türden rapor yazmayı ihmal etmiştim. Aslında, bir başka anlamda bu bir ihmalden öte, en son yaptığımız Siirt Yüksek Tahsil Gençlik Derneği ile ilgili etkinlikten sonra dişe dokunur bir faaliyetimizin olmaması gibi bir nedene dayanıyordu.

    Araya tatille birlikte seçimlerin girmesi, bu arada artık kronik hale gelen mali sıkıntımız da, yüksek harcama gerektiren etkinliklerden uzak durma gibi bir sonuç yarattığını ve kimi etkinlikleri engellediğini de ifade etmeliyim.

    Bu süre içinde taahüt ettikleri aidatı düzenli olarak ödeyen bazı yönetim kurulu üyelerimiz olmasaydı, derneğimizin günlük işleri yürüyemez, oldukça zor durumlara düşerdik. Bu gerçeği özellikle bilmenizi ve işin kökten çözümü için ne yapılması gerektiğini tartışmamız gerekmektedir.

    Bunu sürekli olarak dile getirmeme rağmen kökten çözüm için herhangi bir öneri gelmemesi, kişi olarak beni de günlük, palyatif tedbirlerden öteye geçmeyen bir yönetim tarzına sürüklemektedir. Bu da başta motivasyonumu sağlayan heyecanımı söndürmekte, kimi zaman kendi kendime altmışını doldurmakta olan biri olarak, “ne işin var bu işlerde, otur üniversitedeki işini yap, kendine boş zaman ayır, oku, yaz, çiz, gez vb…” şeklinde düşüncelere sürüklemektedir.

    Her neyse bütün bunlara rağmen seçimden önce SİDER adına yaptıklarımı anlatmayı, sizleri bilgilendirmeyi bir görev saydım. Aslında daha da fazla ve değişik etkinlik yapılarak seçim sürecine, her partiden adaya mesafeli davranarak projelerimizi sunup, gerçekleşmesi yolunda sözler alabilir ya da en azından adaylarımızı çalışmalarımızdan haberdar edebilirdik. Ancak bunun için en başta yönetim kurulunda kararlar alıp, uygulaması bana bırakılabilirdi ki, doğrusu da buydu. Çünkü her şeye rağmen siyasal tercihlerin vb. söz konusu olduğu böyle bir çalışmayı tek başıma ve kendi kararlarımla yerine getirmem yanlış olurdu.

    Bununla birlikte yine de seçimden üç gün önce Siirt’e giderek, sonuçları çok olumlu olan bazı girişimlerde bulundum. Aslında bu biraz da Türbe Höyük kazısını yapan Arkeolog Haluk Sağlamtimur’ın teşvikiyle oldu. Amacımız Siirt’ten aday olanlara başta Siirt Müzesi olmak üzere projelerimizi sunmak, görüşlerini almak, seçildikleri takdirde kendilerine bu konuda hizmet yapmayı kolaylaştıracak yollar üzerinde tartışmak, görüş alışverişinde bulunmaktı.
    Bunu özellikle seçilme şansı yüksek olan adaylarla yerel TV kanalı olan Kanal 56’da tartışmak, en azından adayların kentimizin kültürel değerleri üzerine ne düşündüklerini öğrenmek ve özel olarak Siirt Kent Müzesi projesini tanıtmak istiyorduk. Ancak adaylarla birlikte böyle bir programı gerçekleştiremememize rağmen Haluk Hoca ile ben yaklaşık yarım saatlik bir canlı yayınla projeleri tanıttık, hoca Ağustos’ta yeni kazmaya başlayacağı Başur Höyük hakkında bilgi verdi. Ertesi gün de AKP’li, CHP’li ve Bağımsız adaylarımızla buluşarak projeleri anlattık ve seçildikleri takdirde bu konularda kendileriyle çalışmak istediğimizi söyledik. Tüm adaylar projelerimizi hayranlıkla karşılayarak, özellikle Müze girişiminin peşinde olacaklarını ifade ettiler. Nitekim aynı günün akşamı Kanal 56’daki yayında şimdi milletvekili olan Afif Demirkıran’la Yılmaz Helvacıoğlu projelerimizden bahsederek, övdüler.

    Yine milletvekili seçilen bağımsız Osman Özçelik te SİDER’in projelerimize destek vereceğini ve her zaman bizimle hareket edeceğini ifade etti.

    Sonuç olarak tam seçim öncesi yaptığımız bu girişimler Pazartesi sabahından itibaren meyvelerini vermeye başlamış bulunmaktadır. Ben Cumartesi akşamı döndüğüm İstanbul’a döndüm. Seçimin ertesi günü Haluk Hoca’nın Valiliğe yaptığı ziyarette konu yine açılmış, orada bulunun çiçeği burnunda vekiller de SİDER’in girişiminin yanında olacaklarını ifade etmişlerdir. Bunun üzerine Vali Bey hemen müze için gerekli olan arsanın teminine başlayacağını belirtmiştir.

    Gördüğünüz gibi kısa bir Siirt gezisi bile umut dolu sonuçlar yarattı. Bu nedenle Yönetim Kurulu’nun mutlaka toplanması ve bu konuları ve sorunları tartışması gerekir.

    Bu yaz dönemi içinde mali sıkıntımız devam etmekte, üstelik şimdi haftanın her günü açık tutulan dernek binasında bir emekli öğretmen arkadaşı da istihdam etmiş durumdayız. Ama henüz ödeyemediğimiz kira ile birlikte (Mayıs’ta zamlı olarak 1600’e çıktı) günlük giderlerimizi zar zor götürebilmekteyiz.

    Buna rağmen planlamaya çalıştığımız bir iki etkinliği de duyurmak istiyorum.
    Ağustos sonu ya da Eylül başında kazılmaya başlayacak Başur Höyük için Haluk Hoca’yla düşündüğümüz bir program var. Şöyle ki, kazıda birkaç yüzey çalışması yapıldıktan sonra kazı yerinde ulusal basını da davet ederek bir etkinlik düzenlemek çok iyi olur, diyoruz. Çünkü gerek Türbe Höyük gerekse Başur Höyük Büyük İskender’in ordusunun İran’dan dönüş yolu üzerindedir. Ksenephon’un Anabasis’te (Onbinlerin Dönüşü) anlattığı yerler burasıdır. Bunu çok güzel bir tanıtımla tüm Türkiye’ye duyurabiliriz. Başta bizim Coşkun olmak üzere Can Dündar ve daha birçok ismi çağırabiliriz. Böyle bir etkinlikte Siirt milletvekilleri Kültür Bakanı vb. de bulunabilir. Bu şu dönemde bölgede barış ve huzur açısından da çok önemli olur. Atılacak başlıkları düşünün; “İskender’in Ordusu’nun geçtiği yerlerde artık barış var…” gibi…”Siirt’te İnsanlık Tarihi Otaya Çıkarılıyor…” gibi… Ayrıca sonbahar ya da kış aylarında her iki kazıyla ilgili önce İstanbul sonra da Siirt, Ankara ve İzmir’de birer sergi amayı planlıyoruz.

    İstanbul’da doğmuş ama Siirt’i görmemiş Siirtli gençlerle yapacağımız geziyi de bu tarihe denk getirebilir ya da hemen sonra yapabiliriz. Okullar açılmadan Eylül’ün ilk ya da ikinci haftası olabilir. Bunun için gerekli görüşmeleri yaptık, yer temin ettik, yapılacak tek şey 20 ya da 30 gencimizin uçak paralarını temin etmek olacak. Orada her şeyi Belediye ve Valilik üstlenecek.

    Bizim üniversitenin öğretim üyelerinden bir grup ta benden yıllardır böyle bir gezi istiyor. Bunu da Eylül ayında yapabileceğimizi tahmin ediyorum.

    Ayrıca yine düşünüp te gerçekleştiremediğimiz Ara Güler, Hilmi Yavuz ve Coşkun Aral’la Siirt Sokakları projesini de bu sonbaharda aradan çıkarabiliriz.
    Bu arada size daha önce yazdığım Hilmi Yavuz’un Siirt şiirlerini besteleyen Gönül Paçacı ve İnci Çayırlı CD ve konser projesi de şu anda bekliyor. Ama hepsinin karşısında duvar gibi dikilen bir engel var, biliyorsunuz…

    O engeli nasıl aşacağız, sponsorluk kurumunu dernek için nasıl harekete geçireceğiz. Şu anda var olan mali sıkıntıyı nasıl aşacağız?

    Bunun için toplanalım, rica ediyorum. Bana tarih bildirin, tüm yönetim kurulu olmasa bile kısa dönemde hemen birkaç saatliğine bir araya gelen arkadaşlarla dernekte buluşalım.

    Maruzatım bunlardır…

    Sevgi ve saygılarımla…
    Çalışma Raporuna burada nokta koyuyoruz. Bundan sonraki gelişmeler ise hepimiz biliyoruz.


 

Benzer Konular

  1. Genel Kurul Toplantısına Çağrı - 25.02.09 Çarşamba 20.00
    By RoHaN in forum SİRGEB - Siirt Gençlik ve Bilişim Derneği
    Cevaplar: 28
    Son Mesaj: 04.03.2009, 13:56
  2. Derneğimizin Tüzüğü (Siirt Gençlik ve Bilişim Derneği)
    By RoHaN in forum SİRGEB - Siirt Gençlik ve Bilişim Derneği
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 13.02.2009, 18:45
  3. Dernek nedir?
    By RoHaN in forum SİRGEB - Siirt Gençlik ve Bilişim Derneği
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04.01.2009, 20:22
  4. Fenerbahçe İle İlgili Birçok Bilgi Burada
    By NyHaT in forum FENERBAHÇE
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06.10.2008, 21:44
  5. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 28.03.2008, 23:51

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •