“Türk demek Türkçe demektir; ne mutlu Türküm diyene!” M. Kemal Atatürk
Bu kadar net söylemiş ulu önder Atatürk. Türkçe yoksa Türk’te yoktur, bağımsızlıkta yoktur, özgürlükte yoktur hiçbir şey yoktur. Milleti, millet yapan en önemli unsur dildir. Çünkü milletlerin oluşumunda ilk olarak anlaşma duygusuyla ortak seslerden oluşan dil yaratılmıştır. Sonra bu dile bağlı olarak edebiyat, kültür, tarih ve diğer her şey ortaya çıkmıştır.
Türkçe’miz olmazsa nasıl “seni seviyorum” diyebiliriz sevdiğimize tüm kalbimizle veya kafamızı bozduğunda bir adam nasıl okkalı bir küfür sallarız ona? Yapamayız… Belki yaparız bizden olmayan başka coğrafyaların dilleriyle söyleriz ama o ne kadar bizim olur? O sözler Türk’ün Türkçe’yle yoğrulmuş duygularını ne kadar ifade edebilir? Hiç…
Sokaklarda yürürken insan tabelaları okurken, konuşulanları duyarken biraz dikkat ederse kesin şunu içinden geçirir: Aman Allah’ım burası Türkiye mi? Yabancı isimli markalar, yabancı isimli dükkanlar, Türkçe karşılığı olduğu halde gösteriş(!) amaçlı kullanılan yabancı kelimeler… Her yerdeler. İzmir’e asker çıkaran Yunan ordusunun komutanı gibi bize bakarak haince gülümsüyorlar. İşte biz dilinizi böyle işgal ettik der gibi. İnternet dünyasında ki kullanımlara ne demeli? Ya dizilerdeki televizyonlarda ki iğrenç telaffuzlar?
Dilimizdeki yozlaşma günümüzde gerçekten en üst noktaya gelmiş durumda. Bilerek veya bilmeyerek aslında hepimiz bu yozlaşmaya katkıda bulunuyoruz. Türkçe karşılığı olduğu halde kullandığımız bir yabancı sözcük, televizyonda izlediğimiz bir diziden özenerek arkadaşlarımız arasında kullandığımız garip telaffuzlu kelimelerle Türkçe’mizin damla damla erimesine göz yumuyoruz.
Bizi biz yapan düşüncelerimiz ise bu düşünceleri dünyaya açıklamamızı sağlayan dilimiz de benliğimizin en önemli parçasıdır. Geçmişimizden gelen her şeyi bugüne taşımız ve yarına taşıyacak olan şey dilimizdir. Sevinçlerimizi hüzünlerimizi gelecek kuşaklara dilimiz aktaracak. Torunlarımız onların çocukları bugün yaptıklarımızı dilimiz sayesinde öğrenecek. Dil olmazsa bunların hepsi sadece birer karanlık…Azerbaycanlı Türk yazar, siyasetçi Bahtiyar Vahapzade ne güzel demiş bir dörtlüğünde:
“Bu dil tanıtmış bize bu dünyada her şeyi
Bu dil ecdadımızın bize miras verdiği,
Kıymetli hazinedir. Onu gözlerimiz dek,
Koruyup nesillere biz de hediye edek.”
Türkçe’miz Bayrağımız kadar kutsaldır. Bayrağımız nasıl bağımsızlığımızın simgesiyse Türkçe’miz de milli benliğimizin simgesidir. Türkçe’miz bizim düşüncelerimizin bayrağıdır. “Türkçem, benim ses bayrağım.” Diyor Fazıl Hüsnü Dağlarca, aynen öyle. Dilimiz bir bayrak gibi kutsal, bir bayrak gibi yükseltildikçe ihtişamı artan, itici gücü olan rüzgarıyla birlikte dalgalanan değişilmez bir değerdir.
İşte bu yüzden Türkçe’mize sahip çıkalım. Türkçe karşılıkları varken yabancı sözcükler kullanmayalım. Gereksiz kısaltmalardan kaçalım. Dükkanımız markamız ad vereceğimiz her hangi bir şey varsa Türkçe isimler verelim. Türkçe sözlüğü hep okuyalım. Yeni kelimeler öğrenelim. Telaffuzlarımızı doğru yapalım. Yazılarda yazım kurallarına dikkat edelim. Dilimizden utanmayalım. Popüler kültürün getirdiği geçici sevdalarla bir çınar gibi ihtişamlı olan dilimize balta vurmayalım. Eğer Türk’üm diyorsak, bununla gurur duyuyorsak, ekmeğini yediğimiz bu vatana saygımız varsa Türkçe’mize sahip çıkalım. Bakın Atatürk ne güzel söylemiş:
“Türk demek, dil demektir. Millet olmanın en belirgin niteliklerinden biri dildir. ‘Türk milletindenim.’ diyen kişi, her şeyden önce kesinlikle Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir kişi, Türk kültürüne ve milletine bağlılığını öne sürerse buna inanmak doğru olmaz.”
Dil dışındaki unsurların hepsine birden istediğimiz kadar dikkat etsek de dil olmadan hepsi bir hiç olur. Yabancılaşır kaybolur. Birliğimizin simgesi bayrağımız gibi dilimizdir. O olmazsa her şey bölünür kaybolur. Büyük Türkçü Ziya Gökalp’in dizelerindeki gibi:
Türklüğün vicdanı bir;
Dîni bir, vatanı bir;
Fakat hepsi ayrılır
Olmazsa lisanı bir….
Türkçe’miz her şeyimizdir
EMRE KARTAL
alıntı