BU AKŞAM...
Bu akşam bir hüzün çöktü içime, taşıyamadım
Sensizliği. Kader mi desem hasret mi?
Nasıl bir sevda bu?
Oysa, ne kadar da bağlanmış sana bu kalbim.
Bilemiyorum, anlamıyorum sevmek buna mı derler.
Adıyamanın yalnız akşamlarında kimsesiz, çaresiz
Ve sana hasret.
Yaşam mı desem ölüm mü desem bilemiyorum.
Dinlemesen de yakarışlarımı, bilmesen de
Sevdamı, sana sevdalı bu yürek... sana sevdalı duygularım.
Bu akşam ipe çektim anılarımı birer birer... Ağladım
Olmadı, güldüm olmadı.
Seni suçlayamıyordum bir türlü, seni
Yargılayamadım. Ama seni ipeklere de saramadım.
Mutluluk bana çok uzak biliyorum, anlıyorum.
Anlamaya çalışıyorum. Sen çok uzaklardasın oysa, belki de
Çok yakındasın. Herkese inat kalbimdesin!
Sen benim gözümde yaş, dudağımda hecemsin.
Sen benim rüyalarım, sen benim bitmeyen
Gecemsin.
Sen benim ışıyan sabahlarım, doğan güneşimsin.
Soframda aşım, içtiğim suyumsun.
Sen benim çözülmeyen bilmecem, sen benim
Her şeyimsin.
Anlasana!
Bir bilsen sevmenin, bir bilsen özlemin ne
Olduğunu? Üşürdün, Temmuz sıcaklarında.
Bir hissedebilsen hasret sancılarını, göz yaşlarını.
Sen de Bilal gibi içini dökerdin dizelere. Sen de Habeşi
Gibi ağlardın temmuz sıcaklarında...


LinkBack URL
About LinkBacks



Alıntı
