bir gece yarısı sancılandı yüreğim..
gelişin;
bir kıyamet,
yıllar yılı susmuş bir halkın başkaldırması gibiydi,
öyle ani,öyle umarsız,öyle zamansız
ve bir o kadar da yaşanılası...
her geceki hikaye sandım,
zaman;
birşeyleri telaşla çalacak,
ben diye ne varsa alıp götürecek diye
ürperdi beynimin en ucra köşesi..
korku değildi elbet,
sona yaklaşmanın başlangıcı
başlangıcın çıkış noktası gibiydin..
bir bardağın iki yarısını andırıyordun,
boş kısmında yitirilmiş anların öfkesi,
dolu kısmında başı dik,
ve umut dolu bir serüvenin tatlı anları vardı..
sesinde bir telaş,nefesinde sebepsiz susmalar..
ve yüreğinde düğümlenmiş koca bir yarınla
apansızdı gelişin...
gelişin;
bitmekte olan bir ömrün son itirafı,
kimliği olmayan bir mültecinin ürkek bakışıydı..
ben ise ;
hiçbir soruya cevap bulamaz olmuştum,
nedenler,niçinler bulaşmıştı sinir kaslarıma..
beynimde nebula saldırısına uğramış rengarenk bir dünya,
ve içimde birikmişliği vardı acıtan can kırıklarımın..
Diyor ya şair "Acı çekmek özgürlükse, özgürüz ikimizde.."
acı çekmemekmiydi istediğim,
yoksa özgürlükmüydü?
boşluklar dolmuştu avuş içlerime,
akan yaşların aşinalığı sinmişti tenimin çatlaklarına..
martı çığlıklarını katmıştım çığlıklarıma
ki bağırdıkça,haykırdıkça ben olmayayım sesi duyulan..
Bu gece karanlık daha yavaş kaplıyor benliğimi,
daha içten sokuluyor sessizlik odama..
niye mi?
biliyorum;
çünkü bir 'sen' var artık içimde
karanlıktan daha hızlı...
karanlıktan,sessizlikten daha öte...


LinkBack URL
About LinkBacks



Alıntı
