Lütfen kafamızı kaldıralım
17 ilde 1850 lise öğrencisi arasında yapılan ankete göre gençlerin yüzde 72 si sigara kullanıyor.
Yüzde 65 en az bir kere uyuşturucu kullanmış.
Kitap okumak yerine chat yapmayı tercih ediyorlar.
Polat Alemdarı kendilerine idol olarak seçen liseliler gazetelerin ifadesine göre Allahtan çok hayattan ve ÖSS sınavından korkuyorlarmış.
Uluslararası Politik ve Strateji Araştırma Merkezi (UPSAM) Gençler Hayatı Nasıl Algılıyor? başlıklı bu anketin sonuçlarını çığlık kelimesiyle açıkladı.
Gerçekten de bu bir imdat çığlığıdır.
Ne ileriye ne de geriye gidebilen, kendine yer açmak için olduğu yerde debelenip duran, dün ile yarın arasına sıkışmış gençliğin çaresizliğini bu anketten rahatlıkla okumak mümkün. Anket aynı zamanda anne babaları, eğitimci ve yöneticileri teyakkuza davet ediyor. Uyuşturucu yaşının ve oranının korkunç derecede arttığı, çete ve mafya reislerinin idolleştiği bir ortamda anne babalara ve öğretmenlere büyük görevler düşüyor.
Acaba öğrenciler okullarda bir idol boşluğu yaşadıklarından dolayı mı Polat Alemdar ya da Hülya Avşarla kişiliklerini oluşturmaya çalışıyorlar?
Gençlerin korkuları hiç de kaygılarından bağımsız değil.
Onun için en çok neden korkuyorsunuz sorusuna; kahir ekseriyeti bir sürü seçenek içerisinden hayat ve ÖSS cevabını veriyor.
Gençlerin gözünde hayatın korkunç tarafı ne ola ki?
Gençler sokaktaki insanın çehresinden çeşitli korkular devşiriyor.
İşsizlik, hayat pahalılığı, ekonomik bağımlılık ve daha bir sürü endişe sökün edip geliyor.
Yarışta geride kalma korkusuyla yarınını düzene koyamama kaygısı birleşerek genç kuşaklara yılgınlık ideolojisi aşılamaktan geri durmuyor.
Bu ideolojinin gençlere sunduğu reçete, kaçış ve ^"düşünme unut ^"reçetesidir.
Okullarımız dershanelerin alt birimi gibi çalıştığı müddettçe bu yara daha da derinleşecektir.
Özellikle liselerin şahsiyet oluşturma ve istidat geliştirmede fonksiyonu inkâr edilemez.
Bunu göz önünde bulundurarak lise başarısı ile ÖSS kazanma arasında kurulan yegâne ilgi yeniden gözden geçirilmelidir.
Dört sene okuyup da herhangi bir üniversiteye kapak atamayan öğrencinin avucunda lise yıllarından geriye neden kocaman bir hiç kalsın?
Yüzde 74 ünün yakın çevresinden şiddet gördüğü, her 10 kişiden birinin çeşitli şekillerde intihara kalkıştığı lise gençliğinin öğretmenlerinden bilgiden ziyade ilgi, sevgi ve anlayış; anne babalarından şefkat, merhamet ve zorlu yürüyüşlerde refakat beklediği açıktır.
Bu gençlerin çoğunun, ne olduğunu anlamadıkları yaşanmadık bir çocukluk çağından geçerek buraya geldikleri unutulmamalıdır.
Anne babalar ne yazık ki kendi gençliklerinde ulaşmadıkları noktalara çocukları sayesinde varmak istemekteler.
Onun için çocuklarının iyi bir doktor, iyi bir mühendis ya da avukat olmaları için hiçbir şey gözlerine gelmemekte.
Psikolojik, sosyal ve ahlaki gelişimleri doğru düzgün hesaba katılmamakta..
Manevi ve moral değerler nasıl olsa üniversite sınavını ilgilendirmiyor diye gündemin alt sıralarında bile yer bulmuyor.
Anne babaların vakit bulamayıp çocuklarından esirgedikleri vakitleri televizyon ve internet doldurmakta. Gençlerin ciddi bir kesimi (yüzde 25) porno sitelerinin tesiri altında.
Eğitim ailede başlayıp okulda sürdürülüp sisteme kavuşan ve nihayetinde evde tashih ve tadilatı yapılan bir süreçtir.
Eğitimin aileye yönelik sacayağı koptuğunda yukarıdaki üzücü sonuçları her an yaşamak olasıdır.
Ailede yaşanan değerlerden kopuk, sadece puanlara ve oranlara endekslenmiş bir okul hayatı da aynı ölçüde sorunlar yaşatacaktır.
Modern hayatın yorgun insanları akşamleyin eve geldiklerinde birbirlerine sırtlarını dönerek içlerindekini ya televizyon ya da bilgisayar ortamıyla paylaşıyorlar. Yaşadıkları yalnızlığın farkında değiller. Bu habersizlik yalnızlıklarını daha bir derinleştirip acıklı hale getiriyor. Susan ya da kavga eden ailelerin chat yapan çocukları şimdi anketlerde bir veri olarak yalnızlık ve ıssızlıklarını sürdürmeye devam ediyorlar.
Lütfen kafamızı kaldıralım.


LinkBack URL
About LinkBacks



Alıntı
