Dışarı çıktığınızda hemen onu ararsınız.
Pikniğe gittiğinizde, balık tutmaya, top
oynamaya, kahveye iki el
atmaya, geziye sahile.. Hep arkadaşınız vardır
yanıbaşınızda. Size bir
tuş kadar yakındır bilirsiniz. Aradığınız an
yanınızda biter çünkü o
arkadaşınızdır harbiden. Bu arkadaşlık
haybeden değil ama. Yanınızdadır
24 saat, gönlünüzdedir her an.
Ah arkadaş, can arkadaş, yar
arkadaş. Olmazsan olmazısın insanın. Şartım
şartısın ademin. Bazen
ölümünedir bu sevda, kan kardeşliğinedir
bazen. Sebepsiz kavgaya dalar
sizi görünce kavganın ortasında. Neden, niçin
yoktur kitabında. Siz
varsanız kafidir onun için. Her şeyi size
programlıdır, kırmaz,
incitmez yeri geldi mi uyarır sert biçimde.
Kan kardeşliğine girer
sizinle. Parmaklarınızın ucundan akan kanlar
kavuşur birbirine
ömrünüzün son demine dek. Bugünün kankası
kan kardeşliğinin
kısaltılmışıdır. Kanın “kan”ı ile kardeşliğin
“ka”sı..İşte kanka,
kanki.. Bundan ötesi nedir, soruyorum size ey
allameyi cihanlar? Bugün
dönebiliyor musunuz arkadaşınıza sırtınızı?
Gönül rahatlığı ile
arkadaşlık kurabiliyor musunuz
etrafınızdakilerle? Cebinizdekini
harcayabiliyor musunuz arkadaşınız için
sakınmadan? Elinizdeki son
lokmayı paylaşabiliyor musunuz rahatça?
Eskiden atalarımız
düşmandan korunmak için arkalarına taş
bağlayıp öyle savaşırlarmış. Ta
ki arkadan atılan okların, mızrakların ya da
herhangi bir saldırı
aracının onlara zarar vermesini önlemek için.
Arka taş zamanla insanı
koruyan, kollayan anlamında insana teşbih
edilmiş ve bugünkü halini
almıştır. Kişinin arkadaşı esasen arka taşıdır
her zaman. Her türlü
saldırıya karşı insanı koruyan, kollayan,
himaye eden, muhafaza
eyleyen. Melike DEMİRAĞ'ın dillerde pelesenk
olan ARKADAŞ şarkısı çok
iyi bir örnek olarak karşımızda durmaktadır.
Bir kıvılcım düşer önce, büyür yavaş yavaş
Bir bakarsın volkan olmuş, yanmışsın arkadaş
Dolduramaz boşluğunu ne ana ne gardaş
Bu en güzel, bu en sıcak duygudur arkadaş
Kardeşlikten ötedir bazılarının ki. Bir büyük
boşluktur yokluğu,
yürekte açılan ve hiçbir şekilde
doldurulamayan onsuzlukta. Eğer bir
gün dahi yoksa, bir bardak çay
ısmarlamayacaksa vay halimize.Canımız
sıkılır, ruhumuz daralır. Hafakanlar basar
içimizi. Sanki kimse yoktur
gayri, dünyada. Sahipsiz ve yalnız
hissedersiniz kendinizi.
Ortak olmak her sevince, her derde, kedere
Ve yürümek ömür boyu, beraberce, el ele
Olmasın hiç o ta içten gülen gözlerde yaş
Bir gün gelip, ayrılsak bile seninle arkadaş
(Yollarımız ayrılsa bile seninle arkadaş)
Ayna tasta su içen, aynı tabağa kaşık sallayan
dedik arkadaş için. Aynı
takımı tutan,yeri geldiğinde aynı küfrü
eden.Kol kola, omuz omuza geçen seneler.
Unutulmaz iz bırakan
hiçbir şey, yürekte. Kazınır bir mermer üzerine
işlenen resim gibi
beyinlere. Arkadaşlık sonsuza değin sürer
diye. Bana arkadaşını söyle
sana kim olduğunu haykırayım hemen. Bu
kadar bir olmuşuzdur onunla. Eti
etimizle, kanı kanımızla.Söyle be arkadaş nesin
sen? Vazgeçilmez
tutkum, olmazsa olmazı yüreğimin, 24 saat
yanımda olması gereken,
uğraşım, haldaşım. Söyle be arkadaş, söyle
kimsin sen?
Evet arkadaş;kim olduğumu, ne olduğumu
Nerden gelip, nereye gittiğimi sen öğrettin
bana
Elimden tutup, karanlıktan aydınlığa sen
çıkardın
Bana yürümeyi öğrettin yeniden
El ele ve daima ileriye
Bir gün.
Bir gün birbirimizden ayrı düşsek bile
Biliyorum, hiçbir zaman ayrı değil yollarımız
Ve aynı yolda yürüdükçe
Gün gelir ellerimiz yine dostça birleşir
Ayrılsak bile kopamayız
Öfkelensek dahi, kızsak birbirimize, darılsak
inadına, restleşsek bir
an için, racon kessek hemen, incitsek
gönüllerimizi..biz arkadaşız
unutur gideriz. Kumsala çizilen bir aşk yazısı
gibi değildir
arkadaşlığımız, ilk dalgada kolayca silinip
giden. Yüreğimize attığımız
çiziklerle imzalanmıştır arkadaşlığımız, bir nevi
kader birliğidir bu.
Evet, arkadaş işte. Ayrılsak dahi yıllar sonra bir
köşe başında
rastlaşsak, bir çay ocağında demleşsek, bir
sahil yolunda denkleşsek,
yine ilk günkü tavda oluruz.
Kader birliği ettiğimiz, yol
arkadaşımız, fikirdaşımız, dert ortağımız, ayna
tasta su içtiğimiz,
aynı tabağa kaşık salladığımız, takımdaşımız,
tertibimiz. Kafası aynı
yerde kırılanlarız, yüreği aynı şekilde tarumar
edilenleriz.Yok şimdi
eski arkadaşlıklar, birbirine sırt vermeler.
Paranın satın alamayacağı
değerlerdendi arkadaşlık. Mevzu bahis
olamazdı para. Kocaman kıllı,
yaralı - bereli ve siyah elleri ile PARA bir
canavar kılığında
insanların boğazını sıkmakta. Parası olanın
arkadaşı çok şimdi. Sahte
arkadaşlık lakin. Para bitti yapı paydos
anlayışında. Nerede elindeki
lokmayı arkadaşına sunan? Çatlayan dudakları
için bir tas suyu önce
arkadaşına ikram eden hani?
Arkadaş için ölüme gidilir, kavgalara
girilir.Uğruna gözü kara oluruz, çatal yürek
davranırız. Ona yapılan
yanlış bize yapılmıştır addederiz, alt ederiz
yanlış yapanı. Sonuna
kadar gideriz onunla; adres neresi olursa
olsun, mekan neresi?
Bir
çatışma anı. Bir grup asker saldırının ortasında
mağdur,
mahkum.Başlarını dahi kaldıramıyorlar. Kurşun
yağmuru
üzerlerinde..Dayanamaz Mehmedim.
“Komutanım müsaade buyur da atış altında
kalan arkadaşıma yardım edeyim.”der halisane
ve safiyane ve cengavercesine.
Komutan
tecrübeli birisidir ve bir o kadar da
serttir:”Oğlum kafayı mı yedin.
Oradakiler kesin ölmüştür yapacak bir şey yok.
Bile bile seni de ölüme
gönderemem.” der.
Mehmedim tekrar bir yaramaz çocuk edası ve
inadı
ile seslenir komutanına: ”Komutanım, size
söylüyorum. Emredin de gidip
arkadaşımı alıp geleyim. Başka yolu yok,
gideceğim. Sonunda ölüm olsa
da.” Sözlerini bitirmeden komutan gözü yaşlı
bir şekilde:”Git” der.
“Oğlum git. Seni ikna edemem. Anlamaya
çalışıyorum. Git oğlum,
git…Arkadaşını yalnız koma!”
Bizimki bir çita kıvraklığıyla
çatışmanın ortasına dalar ve arkadaşlarının
yanına atar kendini.
Kurşunlar vızır vızır uçar tepelerinde. Arkadaşı
yaraladır ve gözleri
güler bir vaziyette ona bakmaktadır. Artık ölse
de gam yemeyecek bir
bakıştır bu. “Geldim canım arkadaşım, geldim
yanına.”der demesine ama
bizimkisi yaranın ağırlığı sebebiyle son bir
gayretle arkadaşına
tutunur ve şunları söyler:” Geleceğini
biliyordum arkadaşım, geleceğini
biliyordum.”Der ve yumar gözlerini. Bizimkisi
feryat figan içinde
yığılır kalır arkadaşının cenazesinin üstüne.
Gözler Nuh tufanı
seyrindedir. Gönüller bir kasırga heyulası
kuşatmasındadır. Ah le yar
yar. Arkadaşlık ölmez asla.
Arkadaşı, insanın arka taşıdır her
zaman.Sırtını dayadığı, güvendiği, rahat
olduğu, emniyette kaldığı.
Arka taşı olmayanların hali pek yamandır bu
dünyada. Arkadaşı olanların
ise işi biraz daha kolaydır onlara göre.
İyi arkadaş seçin,
gerektiğinde sizi yarı yolda komayacak olan,
arkanızda sizi vurmayacak,
sizi yolunuzdan alıkoymayacak, davanızdan
yalnız koymayacak. Sizi kötü
yola düşürmeyecek olan insanları arkadaş
edinin. Zorda bırakmayacak
olanı, sizi zehirlemeyecek olanı, ters yüz
etmeyecek olanı. Tepe taklak
düşürmeyecek olanı arkadaş edinin.
Arkadaş yahu, arkadaş; can gibi bir şey bu.
Arkadaş yahu, arka taşa misal güzel bir
benzetme bu.


LinkBack URL
About LinkBacks




Alıntı
