1 sonuçtan 1 ile 1 arası
  1. #1
    www.siirtliler-board.net Array
    Üyelik tarihi
    07.04.2009
    Mesajlar
    3.362
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Biz Türkler, ne idik ne olduk?

    Sonuna kadar okumanızı tavsiye ederim

    BİZ TÜRKLER,

    Faziletliydik: Kimsenin malına, mülküne göz dikmezdik. Kimsenin namusuna yan bakmazdık. Hırsızlık nedir bilmez, dilenciliği meslek edinmez, kimseyide küçümsemezdik.

    Dürüsttük: Bir zamanlar Londra Ticaret Odası'nın en

    görünür yerinde şu mealde bir tavsiye levhası asılıydı: "Türklerle

    alışveriş et, yanılmazsın."

    İtibarlıydık: Bir zamanlar Hollanda Ticaret

    Odası'nın toplantılarında oylar eşit çıkınca Osmanlılarla alışverişi

    olan tüccarın oyu iki sayılır, onundediği olurdu.

    Temizdik: Yere bile tükürmezdik. Hatta, Osmanlı

    askeri teşkilatını Avrupa'ya tanıtmasıyla meşhur Comte de Marsigil,

    yere tükürmedikleri için atalarımızı şöyle eleştiriyor:"Türkler hiçbir zaman

    yere tükürmezler. Daima yutkunurlar. Bunun için de saçlarında sakallarında

    bir hararet olur ve zamanla saçları, kaşları,sakalları dökülür."

    Çevreciydik: Kurak günlerde ücretle adamlar tutup

    sokaktaki ulu ağaçları sulatır, göçmen kuşların yorgunluk atması için

    saçak altlarına kuş sarayları yapardık.

    Bunlara öyle çok örnek var ki, saymakla bitmez.

    Harama el sürmezdik: Fransız müellif Motray,

    1700'lerdeki halimizi şöyle anlatıyor: "Türk dükkânlarında hiçbir

    zaman tek meteliğim kaybolmamıştır. Ne zaman bir şey unutsam, hiç

    tanımadığım dükkâncılar arkamdan adam koşturmuşlar, hatta birkaç kere

    Beyoğlu'ndaki ikametgâhıma kadar gelmişlerdir."

    Medeni idik: İngiliz sefiri Sör James Porter ise,

    1740'ların Türkiye'si için şunları söylüyor:"Gerek

    İstanbul'da, gerekse İmparatorluğun diğer şehirlerinde hüküm süren

    emniyet ve asayiş, hiçbir tereddüde imkân bırakmayacak şekilde isbat

    etmektedir ki, Türkler çok medeni insanlardır."

    Dosdoğruyduk: Fransız generallerden Comte de

    Bonneval ise, şu hükmü veriyor:"Haksızlık, mürabahacılık, inhisarcılık ve

    hırsızlık gibi suçlar,Türkler arasında meçhuldür... Öyle bir dürüstlük

    gösterirler ki,insan çok defa Türklerin doğruluklarına hayran kalır."

    Hırsızlık nedir bilmezdik: Fransız müellif Dr.

    Brayer, 1830'larınİstanbul'unu getiriyor önümüze:"Evlerin

    kapısının şöyle böyle kapatıldığı ve dükkânların çoğunlukla umumî ahlâka

    itimaden açık bırakıldığı İstanbul'da her sene azami beş-altı hırsızlık

    vak'ası görülür."

    Ubicini Dr. Brayer'i şöyle doğruluyor: "Bu muazzam payıtahtta

    dükkâncılar, namaz saatlerinde dükkânlarını açık bırakıp camiye gittikleri

    ve geceleri evlerin kapısı basit bir mandalla kapatıldığı halde, senede dört

    hırsızlık vakası bile olmaz. Ahalisi sırf Hıristiyan olan Galata ile

    Beyoğlu'nda ise hırsızlık ve cinayet vak'aları olmadan gün geçmez."

    Naziktik: Edmondo de Amicis isimli İtalyan gezgini, yine

    1880'lerin "biz"ini anlatıyor bize: "İstanbul Türk halkı

    Avrupa'nın en nazik ve en kibar insanlarıdır. Sokakta kavga

    enderdir. Kahkaha sesi nadirattan işitilir. O kadar müsamahakârdırlar ki;

    ibadet saatlerinde bile camilerini gezebilir, bizim kiliselerde gördüğünüz

    kolaylığın çok fazlasını görürsünüz."

    Cihana örnektik: Türkiye Seyahatnâmesi'yle meşhur

    Du Loir'un 1650'lerdeki hükmü şöyle: "Hiç şüphesiz ki, ahlâk

    bakımından Türk siyasetiyle medeni hayatı bütüncihana örnek olabilecek

    vaziyettedir." Şefkatimiz yalnızca insana yönelik değildi, hayvanları,

    hatta bitkileri bile kapsıyordu.

    Hayata karşı saygılıydık: Bu konuda dilerseniz

    Elisee Recus'u dinleyelim,bize 1880'lerdeki halimizi

    anlatsın:"Türklerdeki iyilik duygusu hayvanları dahi kucaklamıştır. Birçok

    köyde eşekler haftada iki gün izinli sayılır... Türklerle Rumların karışık

    olarak yaşadığı köylerde ise bir evin hangi tarafa ait olduğunu kolaylıkla

    anlayabilirsiniz. Eğer evin bacasında leylekler yuva yapmışsa, bilin ki o

    ev bir Türk evidir." (Küçük Asya, c. 9)

    Hayırseverdik: Comte de Marsigli'yi tekrar

    dinleyelim: "Yazın İstanbul'dan Sofya'ya giderken dağlardan

    anayol üzerine inmiş köylülerin yolculara bedava ayran dağıttıklarına şahit

    oldum." Aynı müellif, ceddimizin hayırseverlikte fazla ileri gittikleri

    kanaatindedir. Şöyle diyor: "Fakat şunu da itiraf etmeliyim ki, bu dindarane

    hareketlerinde biraz fazla ileri gitmektedirler. İyiliklerini yalnız insan

    cinsine hasretmekle kalmayıp, hayvanlara ve hatta bitkilere bile teşmil

    ederler."

    Bu tespiti, İslâm ve Türk düşmanı avukat Guer misallendiriyor:"Türk şefkati

    hayvanlara bile şamildir" dedikten sonra şu örneği zikrediyor:

    "Hayvanları beslemek için vakıflar ve ücretli adamları vardır. Bu adamlar

    sokak başlarında sahipsiz köpeklere ve kedilere et dağıtırlar... Sokaktaki

    ağaçların kuraklıktan kurumasını önlemek için bir fakire para verip

    sulatacak kadar kaçık müslümanlara bile rastlamak mümkündür..."

    "Kaçık"lığın kaynağını da veriyor adam: "Birçokları da sırf azad

    etmek için kuşbazlardan kuş satın alırlar. Bunu yapan bir

    Türk'e bir gün yaptığı işin neye yaradığını sordum. Küçümseyerek

    baktı ve şu cevabı verdi: Allah'ın rızasını tahsile yarar."

    Galiba geçmişimizden uzaklaşmak bize çok pahalıya patladı.

    __________________


 

Benzer Konular

  1. Şu Çılgın Türkler
    By blackwolf in forum DERİN DUYGULAR
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 25.06.2008, 14:13
  2. Türkler cehenneme giderse...
    By bargiran in forum GEYİK - GIR GIR - ŞAMATA
    Cevaplar: 9
    Son Mesaj: 19.03.2008, 16:58
  3. Türkler uzaya giderse...
    By bargiran in forum GEYİK - GIR GIR - ŞAMATA
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06.04.2007, 17:05

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •