Kaç çocuk gördünüz, bir kuru ekmekle akşamı bekleyen?
Kaç çocuk gördünüz, üzerine temiz elbiseler giymek istemeyen?
Kaç çocuk gördünüz, sadece amacı iyi bir eğitim almak istemeyen?
Kaç çocuk gördünüz,
sadece yüzüne baktığınızda tüm zorluklara rağmen gözleriyle mutluluk ifadeleri saçabilen?
Kaç çocuk gördünüz,
mutlu olmayı sadece gündüzü beklemekle yetinen?
Kaç çocuk gördünüz çocukluğunu çocukca yaşayamayan?
Bu çocukların yüzlerinde öyle izler var ki anlamamak, etkilenmemek mümkün değil.
Kışın soğuğunda,
çamurlarda tarlalarda yalınayakla gezmenin ne demek olduğunu,
Güneşi tül perdelerinin ardından değil de
çadırın yırtık yerlerinden görmenin nasıl bir duygu olduğunu,
Tüm zorluklara karşı bir uçurmanın uçtuğunu gören çocukların
sevinçlerini gördüğünüzde mutluluğun ne kadar da küçük şeylerle olabileceğini görüyorsunuz.
İşte bu küçük çocuklar sözlerle değil yaşamlarıyla yaşantılarını anlatıyorlar.
Çadırda geçen bir yaşamın şahitleri Onlar,
Çadırları küçük ama yürekleri büyük insanlar Onlar,
Yüzleri kirli ama yürekleri bembeyaz olan Onlar,