DENİZ VE BALIKÇI
Sadece yaz günlerinde mi denizin muhteşem olduğunu sanırsınız? Evet, belki bir parça haklısınız… Yaz güneşi, pırıl pırıl bir deniz, martılar cıvıl cıvıl insanlar ve daha neler neler…
Ya kış günleri deniz nasıldır? Hiç gördünüz mü? Ben gördüm. Yine pırıl pırıl bir deniz, rüzgâr, büyük dalgalar… Bu sefer cıvıl cıvıl insanlar yok. Yine de güzel bu manzara.
Gün batımı da bir başkadır deniz kenarında. Yaz kış fark etmez. Güneş evine çekilir, gökyüzünde hafif bir kızıllık belirir… Birkaç insan kalır sahilde… Bir anne, bir baba ve bir çocuk yürüyüşe çıkmıştır belki. Ya da bir çift rüzgârı karşılarına alıp gülüşüyordur sessizce…
Ama bazı insanlar yaz kış demeden denizdedirler.
Balıkçılar…
Rüzgârın sertliğine aldırış etmezler kış da olsa. Elbiseleri ıslaktır çoğu kez. Belki de üşümüşlerdir. Olsun! Hepsinin tek düşüncesi geceyi atlatmak hem de bir tekne dolusu balıkla… Ve gecenin bir vakti akıllarında hep aynı soru; çocuğum uyumuş mudur?
Ve sabah…
Denizin üzerindeki küçük sandaldan inen yaşlı ve zayıf balıkçı yorgun gözleriyle bana bakıyor ve gülümsüyor. İçten sıcak bir gülümsemeye cevap veriyorum. Sandaldan bir kasa dolusu balık indiriyor. Bazıları yere düşüyor. O aldırmıyor. Çünkü onlar gözlerini iri iri açmış dilleri dışarıda yalanan kedilerin nasipleri… Balık kokusu benim burnuma kadar bile geldi, kediler nasıl dayansın!
Hayat herkesin rızkını veriyor işte...
İnsanLar PapatyaLarın Peşinde Koşarken,
EzdikLeri Kır ÇiÇekLerinin Farkına ßiLe Varmazlar....