2 sonuçtan 1 ile 2 arası

Hybrid View

  1. #1
    V-I-P Array
    Üyelik tarihi
    12.09.2009
    Mesajlar
    2.298
    Tecrübe Puanı
    64

    Standart geçmişin izlerini taşır. doğunun çarşıları....



    Geçmişin Derinliklerinde Yolculuk.....Doğu'nun Çarşıları

    Sesleri, renkleri ve kokularıyla sizi bir anda içine alıveren Doğu’nun çarşıları, geçmişin derinliklerinde yolculuğa çıkartıyor...






    Mezopotamya ile Akdeniz arasında yer alan Doğu’nun şehirlerinde, çarşılar yaşamın ta kendisidir. Akdeniz’den doğuya, kuzeye ve batıya giden yolların kavşağında olan bu şehirlerden geçen ticaret yolları da, bölgenin uygarlık tarihine ve kültürel gelişimine yön vermiştir. Tarihi kimlikleri, mimarileri, gelenekleri, esnafları ve zanaatkârlarıyla, özellikle Doğu şehirlerinin canlı ve renkli yaşantısının en çok hissedildiği yerler çarşılardır.

    NİCE ÖYKÜ...

    Gaziantep Bakırcılar Çarşısı’ndaki çekiç sesleridir, sizi çarşının sokaklarına çağıran. Çekicin her darbesiyle oluşan bakır tabaktaki desenler, kalayın keskin kokusu yapışır zihinlere. Rafların arasındaki eski ve mühürlü bir tasın, bir mırra cezvesinin ne öyküsü vardır dinleseniz... Sonra sedef atölyelerinden birine girin mutlaka. Sedef kakma yapan ustaların ellerinin maharetini izlerken, işin tüm inceliklerini öğrenin. Bakırcılar Çarşısı’ndan sonra Saraciyeciler, Habbabçılar, Külekçiler ve Kavafiyeciler çarşıları gelir peşi sıra. At koşum takımlarını yapanlara ‘saraç’, satıldığı yerlere de ‘saraciyeciler’ denir. Tahta takunya yapımcıları ‘habbab’, içine bal, yağ ve yoğurt konan tahta kovaları yapanlar ‘külekçi’, çarık ve yemeni üretenler de ‘kavaf’tır. Dükkânının tavanına astığı yemenilerde Hayri Usta ne hikâyeler saklamıştır kim bilir? Hanların birinin içinde kutnu dokuması yapan Cevdet Eldemir’in nasırlı ellerinde nelerin izi vardır? Her ustanın yanında durup konuşmaya ne günler yeter, ne de ömür... Bu çarşıları geçip aşağılara indiniz mi, Baharatçılar Çarşısı’na ve Peynirciler’e gelirsiniz; ki bu kez birbirine karışan baharat kokuları başınızı döndürür. Gaziantep Çarşısı’nın en güzel mekânlarından biri Tahmis Kahvesi’dir. Menengiç kahvenizi söyleyip, nargilenizi fokurdatmaya başladınız mı, kahvenin geçmişini dinlemenin zamanı da gelmiştir. 1640’ta IV. Murad döneminde yapılan bu kahvenin havasını solumak, bir köşesinde oturmak bile, insanı tarihin taa içlerine götürmeye yetiyor. Buraya kadar gelmişken, kahvenin hemen yanında bulunan ve 1638’de inşa edilen Tekke Camisi’ni görmeyi unutmayın.






    MASALSI VE ETKİLEYİCİ: URFA ÇARŞISI

    Diyarbakır’ın Sipahi Çarşısı’na gelince; keçeci, takunyacı ve semercileri izlerken, yüzyıllar öncesinden kalmış bir çarşıda yürüyormuş hissine kapılabilirsiniz. İpek Yolu üzerindeki yerleşimlerden olan Diyarbakır’da tarihin izlerini taşıyan hanlar ünlüdür. Çiftehan, Yeni Han, Deliller Hanı ve Hasan Paşa Hanı mutlaka görülmesi gereken, eski günlerde olduğu gibi şimdi de gümüş işleyen usta ellere, halı ve kilim dokuyucularına rastlayacağınız hanlardır. Mardin Kapısı’na doğru ilerlediğinizde Peynirciler Çarşısı’na gelirsiniz. Çarşının girişindeki kahvehanede ya da otele dönüştürülmüş kervansarayın avlusunda içeceğiniz kahvenin kokusuna, Fırat’ın kokusu yoldaşlık edecektir...
    Doğu’nun çarşıları arasında en etkili ve masalsı güzelliklere sahip yerlerin başında Urfa Çarşısı gelir. Çarşının sokaklarını dolaşırken önünüze çıkan tarihi yapılar, hanlar, buradaki zanaatkârlar ve satılan her eşya, üzerlerine düşen ışık huzmeleri altında büyüleyicidirler. Çarşının sekiz kapalı çarşısı, bir de yeraltı çarşısı vardır. 1562’de yapılan Kazzaz Pazarı’ndaki ipekli dokumalar, işlemeli kumaşlar ve şallar, renkleriyle; Attar Pazarı kokularıyla sarar sizi. Kazancı Pazarı’ndaki çekiç sesleri, Demirci Pazarı’nda demiri eriten ateşin parlaklığı, Halıcı Pazarı’nda halı ve kilimler derken en ilginç yerlerden biri de Güvercin Pazarı’dır. Günün erken saatlerinde hararetli pazarlıkların yapıldığı bu pazarda güvercinlerin en güzellerini görebilirsiniz. Urfa Çarşısı’na geldiğinizde mezatı da mutlaka izleyin. Pazarların çoğunda eskiden olduğu gibi, mesleğini ortaya koyan fazla sayıda usta bulmak mümkün değil ne yazık ki. Koltukçu Pazarı, Pamukçu Pazarı, Çulcu Pazarı, Tenekeci Pazarı, Kasap Pazarı, Tütün Pazarı, Hüsniye Çarşıları, Kavafhanı Çarşısı da, Urfa Çarşısı’nda gezilmesi gereken yerler. Bu çarşılar, sadece Urfa’nın değil, bence tüm Doğu’nun en etkileyici mekânlarından biri olan Gümrük Han’ın etrafında toplanmışlardır. Yaklaşık 500 yıllık bu handa asırlık çınar ve dut ağaçları altında alçak taburelere oturmuş, dama ve domino oynayan Urfalılar, Doğu çarşılarına ait masalların birer parçası olarak yer edecek zihinlerinizde. Aynı mekânda bir bardak çay yudumlarken domino taşlarını kavrayan nasırlı eller, yerdeki taşları görmeye çalışan yaşlı gözler ve oyunu izleyen yüzlerdeki mimikler asla unutamayacağınız görüntüler arasında yer alacak...








    GEÇMİŞİ GELECEĞE TAŞIYAN ELLER

    Taşa şiirler yazan Mardin’in daracık sokaklarından çıkıp çarşısına yöneldiniz mi, yüreğinize başka şiirler düşürür gördükleriniz. Sokulbakar Çarşısı’ndan başlayıp Bezzazlar’a; Sobacılar ve Kasaplar çarşılarını geçerek geldiğiniz Ulu Cami’den devam ederseniz, Dellallar Çarşısı’na; Kazancılar Çarşısı’na ve benim en sevdiğim yerlerden biri olan Bakırcılar Çarşısı’na gelirsiniz. Semerci, takunyacı ve tahta oymacılarının önünden geçtikten sonra, Bakırcılar’da bakır döven aksakallı dedeyi gördünüzmü mutlaka durun. Yaptığı işten nasıl keyif aldığını izleyin. Dayanamayacak ve konuşmaya başlayacaksınız. O size kendini anlatırken az ötedeki dükkânda torunu Yusuf’un cam altına Şahmeran resimleri yaptığını anlatacak. Yusuf’un yüreğindeki heyecan sizi de saracak, dedesini de... Bileceksiniz ki 15 yaşındaki bu delikanlı yaşadığı kentin, bölgenin tarihini, geçmişinin izlerini, kültürünü yıllar sonrasına taşıyacak ve dedesinin kopyası olacak. Şehrin içinden geçen ana caddenin üzerindeki antikacılarda saatlerinizi geçirebilirsiniz. Burada bulacağınız eski telkâri işlemelerinin nasıl yapıldığını görmek isterseniz, atölyelerden birine girin.
    O ateşin önünde uçuşan gümüş tozlara neler olduğunu, incecik gümüş tellerin nasıl kıvrılıp şekil aldığını göreceksiniz.








    Doğu’nun çarşılarını gezerken, ustalarından ya da babalarından öğrendikleri zanaatlarını yaşatmaya çalışan güzel insanlarla tanışacaksınız. Attıkları her ilmekte, vurdukları her çekiçte, mangala koydukları her mırra cezvesinde geleceğe geçmişi taşıyan güzel insanlarla...





















    __________________

    İnsanLar PapatyaLarın Peşinde Koşarken,
    EzdikLeri Kır ÇiÇekLerinin Farkına ßiLe Varmazlar....

  2. #2
    V-I-P Array
    Üyelik tarihi
    12.09.2009
    Mesajlar
    2.298
    Tecrübe Puanı
    64

    Standart

    Yerel lezzetleri, bereketli çarşıları, tarihi hanları ve esnaf gelenekleriyle Anadolu pazarları, her adımı başka bir sürprize açılan rengârenk bir dünya.






    Tarih boyunca farklı kültürlerin zengin birikimiyle yoğrulan Anadolu’nun bereket yüklü pazarları, bu topraklara değer katan renklerden sadece biri. Tarihi İpek Yolu’nun dillere destan pazarlarını buluşturan Anadolu topraklarının her köşesi, başka bir alışveriş ayrıcalığı vaat ediyor. Binbir çeşit yiyecek, renk renk dokumalar, ahşap ve bakır işleri, kaybolmaya yüz tutmuş el zanaatlarıyla konuklarına gerçek bir Halil İbrahim bereketi sunan Anadolu pazarlarına iştahlı bir bakış atmaya ne dersiniz?






    EGE ÇEŞİTLEMELERİ
    Beni aldatmaktan ve aldatılmaktan koru Allah’ım” diye biten bir dua yayılıyor belediye hoparlöründen sokaklara… Salı günleri kurulan Tire Pazarı, sabahın erken saatlerinde yapılan bu duayla açılıyor. İlçe merkezini içine alacak kadar geniş bir alana yayılan Tire Pazarı kurulduğu gün, Yıldız Meydanı ve çevresi trafiğe kapatılıyor. Civardaki dağ ve ova köylerinden gelenlerin kurduğu pazarda, yörenin mis kokulu Ege otlarından iğne oyalarına, canlı hayvanlardan antika eşyalara kadar neler yok ki! Köylü kadınların sattığı günlük yumurtalar, peynirler, taze cevizler, kuru incirler, dalından yeni kopmuş çiçeği burnunda sebzeler, meyveler ve büyük şehirlerin çok altında fiyatlar... İzmir’e 80 kilometre uzaklıktaki tarihi ilçenin 600 yıllık çarşılarında kaybolmakta olan nalıncılık, semercilik, keçecilik ve yorgancılık gibi el zanaatlarının yanı sıra kabak kemane yapımına tanıklık edebilirsiniz. Büyüklüğü ve çeşitliliğiyle çevre il ve ilçelerin de ilgisini çeken pazara yaz aylarında ziyarete gelen turist grupları için Tire Belediyesi tarafından İngilizce ve Almanca rehberlik hizmeti veriliyor. Tire’den sonra, Uludağ’ın eteklerinde Osmanlı’nın sırlarını saklayan Cumalıkızık’a düşüyor yolumuz. Asırlarca Bursa’nın ahududu bahçesi olarak anılan tarihi köyde ahududu yetiştiriciliği hâlâ sürdürülen bir gelenek. Köye ilkbaharda yolunuz düşerse ahududunun tazesini, diğer mevsimlerde ise reçelini bulabilirsiniz. Pastel tonlardaki asırlık evlerin önüne hafta sonları kurulan mini köy pazarında kestane çiçeği, ıhlamur, erişte, mantı, ısırganlı tarhana, patates ekmeği ve köy peynirleri gibi yöresel lezzetler satılıyor.






    BEYPAZAR, ÇARŞI - PAZAR
    Başkentin arka bahçesi Beypazarı, 1570’li yıllardan bu yana pazarıyla nam salmış. Osmanlı döneminde bugünkü Beytepe Mahallesi’nde kurulmaya başlayan pazar Cumhuriyet’in ilk yıllarında Ankara’nın tiftik pazarına dönüşmüş. Bugün hâlâ damızlık teke üretimi yapılan yöre, günümüzde Orta Anadolu’nun en renkli pazarlarından biri. 1884’deki büyük yangında kül olan çarşı, ızgara planlı olarak ve taş binalarıyla yeniden inşa edilmiş. İpekböcekçiliği ise 10 yıl öncesine kadar önemli sayılacak bir geçim kaynağıymış Beypazarı’nda. Eskiden dokumacılar çarşısında 50’den fazla tezgâh varmış. Şimdiyse sadece bir-iki tane kalmış geriye. Çarşamba günleri kurulan pazarı dolaşırken gözleriniz mutlaka berberlere takılacak. Burada her Beypazarlıya en az bir berber dükkânı düşer herhalde. Fırın ve pastanelerde sıkça rastlayacağınız, yöreye özgü, peksimete benzer bir tür ekmek olan ‘kuru’, gezginler için lezzetli bir atıştırmalık. Semerci, dokumacı, kalaycı, yorgancı, güğümcü ve bakırcı gibi yöreye özgü zanaatların yaşatıldığı ilçenin bir başka zenginliği ise havucu. Türkiye’deki havuç üretiminin önemli bir miktarını karşılayan Beypazarı havucunun dondurması, suyu, lokumu, sabunu, keşkülü ve hatta sucuğu bile yapılıyor. Beypazarı’nın tarih yüklü sokaklarından sonra Karadeniz sahiline yöneliyoruz. Yeşil bir yarımadanın üzerine kurulmuş küçük bir sahil kasabası olan Amasra, en güzel Karadeniz pazarlarından birine sahip. Çekiciler Çarşısı ise Amasra’nın en renkli sokaklarından. Ahşap işçiliğinin değişik örneklerinin bulunduğu çarşıya girince hangi tezgâha bakacağını, ne alacağını şaşırıyor insan. El emeği göz nuru ile işlenmiş rengârenk biblolar, kâseler, tahta kaşıklar, küçük Karadeniz takaları, mutfak eşyaları ve daha neler neler… Salı ve cuma günleri Küçük Liman üzerinde kurulan Kadınlar Pazarı yörede ‘Gadınla Pazarı’ diye anılıyor. Karadeniz’in sofra bereketini tezgâhlara taşıyan pazarda yöresel lezzetlerin yanında, Amasralı hanımların el emeği, göz nuru kanaviçe, tel kırma, dantel ve oya gibi el işleri de satılıyor.








    AKDENİZ’İN TADI
    Amasra’dan sonra Anadolu’nun güneyine uzanıyoruz. Doğu ile batı kültürlerinin harmanlandığı rengârenk bir pazar geleneğine sahip olan Adana, damak tadına düşkün bir kent her şeyden önce. Kebapçıların, seyyar manavların, şalgam büfelerinin; tatlıcı, turşucu ve esnaf lokantalarının zenginleştirdiği köklü bir pazar geleneği var kentin. Kentteki en güzel Osmanlı yapılarından biri olan 32 metre yüksekliğindeki Büyük Saat Kulesi’nin çevresine yayılan sokakların her biri, kalabalık çarşılara açılıyor. Sokak satıcıları, pazarcı tezgâhları, tarihi çarşılar ile nostaljik dükkânlar ve lüks alışveriş merkezlerinin oluşturduğu Adana usulü dev pazar labirentinin en renkli parçalarından biri de Kazancılar Çarşısı. Kent merkezinde, Sarı Yakup Mahallesi’ndeki tarihi çarşı, eskiden kazan ve tencere satılan dükkanlardan oluşurmuş. Bugünse darbuka, klarnet, saz ve kemandan oluşan yerel orkestraların şenlendirdiği lokantaların, şalgamcı ve sokak kebapçılarının sıralandığı bir lezzet pazarı.








    ATALARDAN YADİGÂR
    Akdeniz, Anadolu ve Ortadoğu alışveriş geleneklerinin olağanüstü bir sentezini sunan Antep pazarlarına uğruyoruz bu kez de. Birbirinden zevkli dükkânların çevrelediği meydanları, semt pazarları, şık giyimli kadınlı erkekli grupların gezindiği çarşılarıyla Gaziantep’te alışveriş ve yemek bir yaşam biçimi sanki. İstasyon Caddesi’nin her iki yanı, baklavacı ve pastanelerle dolu. Antep’te pazar gezmelerinin en önemli tamamlayıcısı elbette kebapçılar. Antepfıstıklı, vişneli, sarımsaklı, mürdüm erikli... Söylenenlere bakılırsa, 80 çeşit kebap yapılıyor Antep’te. Kentin en eski alışveriş merkezi olan asırlık kebapçılarıyla ünlü Uzun Çarşı ise tam bir renkler, sesler ve kokular ambarı. Bin bir çeşit baharattan dövme bakır eşyalara, sedef kakma ağaç işlerinden kurutulmuş sebze ve meyvelere yörenin bereketini yansıtan çarşının bir başka sürprizi ise kutnu ve yemeni. Padişah kaftanlarından tanıdığımız, ipeksi dokusu ve parlak renkleriyle ünlü kutnu kumaşı ile deriden yapılmış geleneksel bir pabuç olan yemeniler, Antep Çarşısı’ndaki ustaların elinde zamana direniyor. Aslında sadece Antep değil, Anadolu’nun tamamı dev bir pazar yeri gibi. Ona elinizi uzatın, bereketini ve renklerini sizden esirgemeyecek.






    BRAD PITT’İN YEMENİCİSİ: ORHAN USTA
    “Yemeni işini, 200 yıllık Mecidiye Hanı’ndaki 10 metrekarelik küçük bir dükkanda sürdürüyoruz. Büyükdedem Abu Usta’nın, 1870 yılında başladığı yemeniciliğin dördüncü kuşak temsilcisiyim. 30 küsur yıldır bu işi yapıyorum. Klasik renklerimiz kırmızı ve siyah başta olmak üzere, 14 değişik renkte, 60 farklı türde yemeni üretimi yapıyoruz. Yemenilerimizi Türkiye’den önce dünya sineması keşfetti. Troya filmi için bin 500 çift yemeni ürettik. Brad Pitt, yemenilerimizi çok beğenmiş, teşekkür etmek için imzalı fotoğrafını gönderdi. Fotoğrafı dükkâna asınca adım, Brad Pitt’in yemenicisine çıktı.”







    İnsanLar PapatyaLarın Peşinde Koşarken,
    EzdikLeri Kır ÇiÇekLerinin Farkına ßiLe Varmazlar....


 

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •