3 sonuçtan 1 ile 3 arası
  1. #1
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    16.01.2010
    Yaş
    32
    Mesajlar
    216
    Tecrübe Puanı
    21

    Standart Şehir İsimlerinin Anlamları


    Türkiyemizin şehirlerinin adları nereden geliyor, hiç düşündünüz mü? Kimisi tarihi bir olay sonucunda, kimisi coğrafi yapısından dolayı, kimisi doğal ve tarihi zenginliklerinden dolayı, kimisi de bilinmeyen bir sebepten dolayı farklı adlar almıştır. Kimisinin adı halk arasında söylene söylene zamanla değişikliğe uğramış, kimisinin adı ise tamamen değişmiştir. Ancak hepsinin adının bir hikayesi, bir konuluş sebebi var. Bunları il il sıralayarak açıklayalım…
    Van
    Van’ı Asur kraliçesi Semiramis kurdu. Bundan dolayı şehre “Şahmirankent” adı verildi. Daha sonra Persler döneminde buraya Van adında bir vali geldi ve şehri bayındır hale getirdiğinden şehre onun adı verildi.
    Uşak
    Çocuk veya genç adının halk dilinden söylenişidir. Bazı rivayetlere göre ise uşak (ayınla söylenişi) kelimesinin aşık kelimesinden geldiği söylenmiştir.
    Urfa
    Eski adı “Orhoe veya Orhai”dir. Dah sonra Araplar tarafından “R”ya çevrilmiştir. Şehir Babil hükümdarı Ramis-Nemrut tarafından kuruldu.
    Tekirdağ
    Adını, kıyı boyunca uzanan Tekirdağlarından almıştır.
    Tokat
    Eski adı “Komana Pontika”idi. Tokat adının Pontika adının halk arasından değişmiş şeklidir.
    Trabzon
    “Trapezus” sözcüğünden gelir. Anlamı dörtköşe’dir.

    Tunceli
    Burada bazı maden yataklarının bulunmasından dolayı şehre Tunceli adı verilmiştir. Yani tunçülkesi demektir.
    Sakarya
    Adını sınırları içinden geçen Sakarya nehrinden alır
    Samsun
    Eski adı “Amisos”dur. Samsun ismi bu kelimenin halk arasından değiştirilmesidir.
    Sivas
    Adının nereden geldiği konusunda her hangi bir kayda rastlanmamıştır.



    Siirt
    adının Sami Dili’nden geldiği öne sürülmektedir. Bazı kaynaklarda bu adın, Keldani Dili’nden, kent anlamına gelen Keert (Kaa’at) sözcüğünden kaynaklandığı yazılıdır. Siirt sözcüğü, isim kaynaklarında; Esart, Sairt, Siirt, Siird gibi çeşitli biçimlerde kullanılmıştır. Süryani’ler kente Se’erd (yöresel söyleniş biçimiyle Sert) demişlerdir. XIX. yy’da Sert, Seerd, Sört, Sairt olarak kullanılmış, günümüzde de Siirt biçimiyle benimsenmiştir.
    Diğer bir kaynakta Siirt isminin, “Seert” anlamındaki “üç yer” manasına geldiği söylenir. Siirt adının nereden geldiği konusunda değişik görüşler vardır. Kadri PERK’in, Cenup Doğu Anadolu Tarihi’nde Siirt, Sert, Tigra, Mosert; Hüseyin CAHİT tarihi’nde Serad; Şemsettin SAMİ’nin Kamus’unda Tiğrakert olarak geçmektedir. Ayrıca eski Siirt’in birkaç sırtta kurulmasından dolayı Türkçe’de sırt kelimesinden türediği de iddia edilmektedir.

    Her nekadar Sami kokenli oldugu soylense de Ermenice Tiğrakert’in halk agzinda sirasiyla Sigrakert, Sigirt ve sonunda Turkce aksanla Siirt’e donusmus olmasi gerekir.

    Rize
    Kafkas kökenli bir kelime olduğu sanılmaktadır.
    Ordu
    Eski adı “Kotyora”dır. Halk tarafından bu isim değişikliğe uğramıştır.
    Niğde
    İlkçağda bölgede Nagdoslular adlı bir kavim yaşadığından bu şehre isimlerini vermişler. Arap kaynakları şehre “Nekide veya Nikde” demişlerdir. Halk ise şehre Niğde adını vermiştir.
    Nevşehir
    Onsekizinci yüzyıla kadar şehir bir köydü ve adı “Muşkara” idi. Daha sonra Nevşehirli Damat İbrahim Paşa köyünü geliştirdi ve yeni şehir anlamında Nevşehir adını verdi.
    Malatya
    Hititler döneminde buranın adı “Meliddu”dur. Halk tarafından Malatya olarak değişmiştir.
    Manisa
    Yunanca Magnesya’dan gelmiştir. Türkler burayı alınca Manisa olarak şehrin ismini değiştirdiler.
    Mardin
    Mardin adı Süryanice’de Marde’den geldiği rivayet edilir. Romalılar “Maride” Araplar ise “Mardin” adını vermişlerdir. Diğer bir rivayet göre ise kürtçedeki Mer-din yani erkek, yiğit –görmek kelimesinden geldiği söylenmiştir.
    Muğla
    Eski adı “Mobolla”‘dır. Türkler buraya daha sonra Muğla demişlerdir.
    Muş
    Bir rivayete göre süryanice’deki suyu bol anlamına glene Muşa’dan diğer bir rivayete göre ise Şehrin kurucusu “Muşet’den gelmiştir
    Karaman
    İlk ismi Laranda’dır. Selçuklu ve Osmanlılarda ki ismi Larende idi. Karamanoğullarının başkenti olduğundan buraya daha sonra Karaman adı verildi.
    Kahramanmaraş
    Asıl adı Markasi’dir. Halk dilinde Maraş olarak değişmiştir. Kurtuluş savaşında Fransızlara karşı şehirlerini kahramanca savunduklarından meclis tarafından ll Şubat 1922′de kahraman ünvanı verildi.
    Kars
    MÖ: 130-127 yılında buraya yerleşen Karsak oymağından dolayı şehre kars adı verilmiştir. Kars kelimesinin anlamı ise deve ya da koyun yününden yapılan elbise veya şal kuşağı anlamına gelir.
    Kastamonu
    Şehrin eski adı “Tumana”dır. Buraya daha sonra Gas-Gas isimli bir kavim yerleşti. İşte Kastamonu Gas ve Tuman’ın birleşmesinden meydana gelmiştir.
    Kayseri
    Romalılar Mazaka adlı şehri alınca buraya Kaysarea adını verdiler. Yani İmparator şehri anlamına gelir. Daha sonra Kayseri olarak halk arasında yayıldı
    Kırşehir
    Kır ve Şehir kelimesinin birleşmesinden oluşmuştur.
    Kocaeli
    Orhan gazi döneminde bu bölgeyi feth eden Akçakoca isimli komutandan dolayı buraya Kocaeli denildi.
    Konya
    İsa’dan önce 47-50 ve 53 yıllarında Hıristiyan azizlerinden St. Paul burayı ziyaret etti ve şehir önemli bir dinsel merkez olarak gelişti. Bu nedenle Hıristiyanlar ona, “İsa’nın tasviri” anlamına gelen “ikonyum” adını verdiler. Abbasiler burayı alınca “Kuniye’ye” çevirdiler. Türkler bu ismi Konya olarak değiştirdi.
    Kütahya
    Frigler buraya “Katyasiyum veya Katiation” adını vermişlerdir. Daha sonra yöre halkı buraya Kütahya demiştir.
    İstanbul
    MÖ. 658 yılında Megara kralı Byzas tarafından kurulduğundan bu şehre kurucusundan dolayı Bizantion adı verilmiştir.
    Roma imparatoro Marcus Avrelius döneminde imparatorun manevi babasının adıyla “Antion” olarak anıldı.
    Bizans İmparatoru Konstantin bu şehri yeniden kurunca buraya kendi adını verdi. Şehre “Konstantin veya Konstanpolis” adı verildi. Araplar “Kostantiniye, Romalılar Konstantinopolis” demişlerdir. Daha sonra bu ismin kısaltılmış şekli olan “Stin-polis” deyimi kullanıldı. İşte İstanbul bu “Stin-Polis” şehrinden türetildi.
    Türkler burayı alınca Müslüman şehir anlamında “İslambol” adını verdiler. Fakat daha sonra İstanbul olarak değiştirildi.
    İzmir
    Şehrin asıl adı “Smyrna”dır. İzmir kelimesi smyrna’nın halk arasındaki kullanış şeklidir. Homeros destanlarında bu kent ismini Kıbrıs Kralı Kinyras’ın kızı Smyra’dan alır ve tanrıça Artemis İzmirli’dir. Kimi kaynaklara göre de, İzmir şehrini ilk kuran Hititler değil, Amazonlar’dır. (Hititler de buraya Navlühun adını vermişlerdir.
    Gaziantep
    Şehrin eski adı Ayıntab’dır. Kelime anlamı, pınarın gözü demektir. Halk bunu Antep olarak değiştirmiştir. Halk Kurtuluş savaşında Fransızlara karşı başarılı bir savaş verince 6 Şubat 1921′de çıkartılan bir yasayla Gazi ünvanı verildi.
    Gümüşhane
    Burada daha önceleri gümüş madenleri olduğundan, bu şehre Gümüşhane denilmiştir.
    Edirne
    Romalılar döneminde imparator Hadrianus tarafından kurulduğu için şehir “Hadrianopolis” dını alır. Hadrianus’un şehri anlamına gelen bu sözcük, sonradan değşimlere uğrayarak Edirne halini aldı.
    Elazığ
    1834 yılında Mezra denilen yerde kuruldu.1862 yılında buraya o sıradaki padişah Abdülaziz’in onuruna “Mamuretülaziz” adı verildi. Bu ismi uzun bulan halk onu Elaziz olarak kısalttı. 1937 yılında Elazığ’a çevrildi.
    Elazığ
    Erzincan ovasından adını alır. Ezirgan diye halk tarafından söylenir. Buranın eski adı Eriza’dır.
    Erzurum
    Ardı Rum kelimesinden gelir. Yani Rum toprağı demektir. Diğer bir rivayete göre de Selçuklular buraya Erzen-Rum demişlerdir. Erzen darı demektir. Şehir o zamanlar bir tahıl ambarı olarak kullanılmıştır.
    Eskişehir
    Eski adı Doylaion’dur. 1080 yılında Türkler burayı ele geçirdi. 1175 yılında burasını Bizans geri aldı. Kılıçarslan bu şehri daha sonra geri alınca, ona “Bizim eski Şehrimiz” anlamına gelen Eski Şehir adını verdi.
    Diyarbakır
    Bakır ülkesi anlamına gelmektedir. Bu ismin kaynağı Diyar-ı Bekir’dir. Bekir’in memleketi anlamına gelir. Bunun nedeni de Bekir b. Va’il adlı Arap göçebe boyunun buraya yrleşmiş olmasından kaynaklanır. Diyarbakır’ın eski adı Amid veya Amed’dir. Gelen veya bizim anlamına gelir. Dede Korkut kitabında Amid’e Hamid de denilmiştir.
    Denizli
    Deniz-ili kelimelerinin birleşmesinden oluşmuştur. İl eski Türkçe’de ülke, memleket anlamına gelir. Yani deniz memleketi denilir.Bir diğer rivayete göre de kelimenin aslı domuz-ili’dir. Bu da bölgede domuz çokluğundan kaynaklanmaktadır.
    Çanakkale
    Marmara ve Ege denizlerini birleştiren Boğaz’daki şehir ve kasabaların en büyüğü ve il merkezidir. Boğazın doğu kıyısında ve en dar yerinde kurulmuştur. Burada denizini şekli tıpkı bir çanağı andırır. Bugünkü ismini buradan alır.
    Çankırı
    İlkçağda “Gangra” kalesinin eteğinde kuruldu. İsmini Gangra kalesinden alan Çankırı’ya yakın zamana kadar Çangırı ve Çenğiri deniliyordu.
    Çorum
    Rivayete göre Çoğurum kelimesinden türetilmiştir. Bu da bölgede zamanında Rumların çoğunluğu oluşturmasından kaynaklanmaktadır.
    Bursa
    Eski çağlardaki Bitinya bölgesinin başkentidir. Buraya kurucusu Bitinya kralı Prusias’ın adı verildi. (MÖ: ll.yüzyıl)
    Burdur
    Eski adı Askaniya’dır. İsmini yanında kurulmuş olduğu Burdur gölünden alır.
    Bolu
    Önceleri Bithynion Romalılar döneminde ise Claudiopolis adı verildi. Türkler burayı alınca Claudiopolis sözcüğünü kısaltıp sadece polis dediler. Daha sonra bu da halk dilinde değişerek Bolu oldu.
    Bitlis
    Kimi tarihçilere göre, “Bageş” ya da “Pagiş” sözcüklerinden türemiştir. Kimilerine göre de Büyük İskender’in komutanı “Lis” ya da “Badlis” burada bir kale kurmuş. Bitlis sözcüğü bu komutanın isminden kaynaklanıyormuş.
    Bingöl
    Buradaki bir çok göllerden dolayı bu isim kendisine verildi.
    Bilecik
    Bizanslılar döneminde burada Bilekoma adlı bir kale vardı. Osman bey burayı alınca bu adı Bilecik olarak adını verdi.
    Bayburt
    Eldeki kaynaklara göre kasabanın ortaçağdaki adı “Paypert” ya da “Pepert” idi. Bayburt adı buradan gelmektedir.
    Balıkesir
    Şehrin adının eski hisar anlamına gelen Paleokastio’dan türediği sanılmaktadır. Halk arasında dolaşan bir söylentiye göre de balı çok anlamına gelir. Çünkü Kesir Arapça’da çok anlamına gelmektedir.
    Ağrı
    İsmi sınırları içindeki “Ararat” dağından alır. Çok eski çağlarda yeryüzü korkunç bir su baskınınına uğradı.(Nuh Tufanı) Nuh peygamber bütün canılardan bir çifti alarak bir gemiye bindirdi. Gemi Cudi (İslam kaynaklarına göre) (Hristiyan kaynaklarına göre de Ararat – Ağrı) dağına kondu. Ararat, önce aran sonra da Ağrı adını aldı.
    Aksaray
    Selçuklu Sultanı İzzettin Kılıçarslan, şehirde cami, medrese, kümbetler ve büyük ve beyaz bir saray yaptırdı. Şelir “Aksaray” adını işte bu beyaz saraydan aldı.
    Amasya
    Amasya şehrini tarihçi Strabon’a göre Amazon karalı Amasis kurdu ve ona Amasis kenti anlamına gelen “Amasesia” ismini verdi.
    Aydın
    İlk olarak Argoslar tarafından kuruldu. Anadolu beylerinden Aydınoğlu Mehmet bey’den aldı. Aydın, Mehmet beyin babasının ismidir.
    Artvin
    İskitler tarafından kuruldu. Artvin sözü iskitçe’dir.
    Antalya
    MÖ ll.ci yüzyılda Bergama karalı Attalos ll tarafından kuruldu. Şehir önceleri ismini kurucusundan aldı ve Attaleia adıyla anıldı. Daha sonra bu isim Adalia, Antalia ve en son Antalya şekline dönüştü.
    Ankara
    İslam kaynaklarında Ankara’nın adı Enguru olarak geçer. Kimilerine göre Ankara sözü Farsça “Üzüm” anlamına gelen Engür’den, ya da Yunanca’da Koruk anlamına gelen”Aguirada’dan türemiştir.
    Bazılarına Hint-Avrupa dillerindeki “Eğmek” anlamına gelen Ank ya da Sankskritçe de; “Kıvrıntı”,, anlamına gelen ankaba’dan veya Latince’den çengel anlamına gelen uncus’dan türediği ileri sürülmektedir. Frig dilinde Ank “engebeli, karışık arazi anlamına gelir.” Şehrin diğer isimleri; Ankyra, Ankura, Ankuria, Angur, Engürlü, Engürüye, Angare, Angera, Ancora, Ancora ve son olarak Ankara şeklini almıştır.
    Antakya
    MÖ 300 yıllarında Makedonya Kralı Seleukoz bu yörede Antakya’yı kurdu ve şehre babasının ismi olan Antiokhia adını verdi. Zamanla büyüyen kent, başkent halini aldı.
    Afyonkarahisar
    Afyon türkülerinde sık sık “Hisar” sözcüğü geçer. “Hisarın bedenleri çevirin gidenleri” Bu hisar sözcüğünün Afyon türkülerinde sık sık yinelenmesi nedensiz değildir. Eski adı Akroenos olan şehri Selçuklular uzun süren bir kuşatmadan sonra ele geçirdiler. “Hisar” kuşatma anlamına gelir. Acılarla elde edilen yere “Karahisar” dediler ve orada, kara taşlardan bir kale kurdular. Onaltıncı yüzyılda bölgede afyon yetiştirlmeye başlayınca, Karahisar’ın başına bir de Afyon eklendi ve şehir “Afyonkarahisar” adını aldı.

  2. #2
    Onbaşı Array
    Üyelik tarihi
    01.12.2010
    Mesajlar
    26
    Tecrübe Puanı
    16

    Standart

    Paylasim icin tesekkurler....

  3. #3
    Yeni Üye Array
    Üyelik tarihi
    13.02.2011
    Yaş
    40
    Mesajlar
    1
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart siirt bölgede uzun yıllar egemenlik yapmış sagartilerden ismini almıştır.

    SAGARTİLER
    Rauf MELİKOV
    Çev.Naile AĞABABA


    ÖZET
    Sagarti1 kabilesi hakkında bilgiler Ahamenid yazıtlarında ve Antik kaynaklarda yer almaktadır. Bu kaynaklar Ahamenid devletinin tarihi coğrafyası ile idari bölgeleri, ayrıca daha sonraki Midia–Atropatena (Azerbaycan) ülkesi ve bütün Ġran’daki Ġran dili konuşan kabilelerin tarihsel dağılımı konularında önemli bilgiler içermektedir. Bazı araştırmacıların yazdıklarına göre Sagartiler ve onların ülkesi olan Zikirtu adları, II. Sargon dönemi (Ġ.Ö. 722-705) Assur kaynaklarında geçmektedir.
    Darius’un Persopolis yazıtında Asagarta’nın ayrıca bir satraplık olduğundan söz edilmektedir. Olasılıkla bu bölge Ġ.Ö. 522- 521 ayaklanmalarından sonra Midia satraplığından ayrılmıştır. Asagarta satraplığı Sagartiler, Mikler ve Utilerden oluşmaktadır. Aşağı Dicle vadisinden Hazar denizine kadar uzanan bölgede yer alan Asagarta satraplığına, yani Zigirtu’ya, eski Kuzeybatı Midia topraklarındaki Mikiler ve Utilerin yaşadığı bölge de dahildir. Yoksa Asagarta bu halkları Midia’nın merkezinden ayırmış olurdu. Asagarta satraplığının toprakları (Aşağı Dicle’deki Assur eyaletleri dışında) Küçük Midia’nın, gelecekte “Midia – Atropatena” diye anılacak topraklardır. Olasılıkla Darius’tan sonra, Ahamenid döneminde Sagartiler yavaş yavaş yerli Ġran dili konuşan halklarla karışmış ve kendi adlarını unutmuşlardır.

    Anahtar Kelimeler: Sagartiler, Siirt, Zigirtu, Persopolis, Behsitun.

    1Eski İran dili: Asagarta; Eski Yunanca: As-sa-kar-zi-ia-r; Akadça: Sa-ga-ar-ta-a-ia; Babilce: Sagartu; Yunanca: Sagartioi.

    Bu makale Azerbaycan Bilimler Akademisi’nin Tarih, Felsefe, Hukuk serisi yıllık Haberler dergisinde basılmıştır.Siirt şehrinin ve Siirtlilerin tarihine ışık tutmak açısından çok önemlidir.
    Sagarti2 kabilesi hakkında bilgiler Ahamenid yazıtlarında ve Antik kaynaklarda yer almaktadır. Bu kaynaklar Ahamenid devletinin tarihi coğrafyası ile idari bölgeleri, ayrıca daha sonraki Midia – Atropatena (Azerbaycan) ülkesi ve bütün İran’daki İran dili konuşan kabilelerin tarihsel dağılımı konularında önemli bilgiler içermektedir. Bazı araştırmacıların yazdıklarına göre Sagartiler ve onların ülkesi olan Zikirtu adları, II. Sargon dönemi (İ.Ö. 722 - 705) Assur
    2 Eski İran dili: Asagarta; Eski Yunanca: As-sa-kar-zi-ia-r; Akadça: Sa-ga-ar-ta-a-ia; Babilce: Sagartu; Yunanca: Sagartioi.kaynaklarında geçmektedir.
    Buradaki Zikirtu ve halkının Asagarta ve Sagartiler ile aynı olduğunu ilk kez C.P. Tiele dile getirmiş (1886, 261) ve bu görüş daha sonra aynı gerekçelerle F. Hommel (1904, 198), I. Markvart (1905, 144, 170), Y. Prashec (1906, 85), F. König (1934, 16), R. Girshman (1951, 74-75) ve başkaları tarafından da benimsenmiştir. E. Herzfeld ise bu konuda bazı ek bilgiler vermiştir (1929, 171; 1947, 723). Ancak yine de bu görüş bazı araştırmacılar tarafından kabul görmemektedir. Herodot’a ve Darius’un Persopolis kitabesine dayandırılan bir düşünceye göre Sagartiler, Kuhistan (Streck 1899, 146-147; Markvart 1905, 144, 170; Herrman 1920, 1737) ve Kirman (Herzfeld 1929, 81-83, 97) bölgeleriyle sonradan yerleştikleri Parfiya’nın güneyinde yaşamışlardır. Bu görüşü savunanlar aynı zamanda Ptolomeus’a dayanarak (Weissbach 1920, 1736; Diakonov 1956, 340, 357) Sagartilerin Midia ile bağlantılarına dikkat çekmekte ve onları Midia’nın güneydoğu sınırına yerleştirmektedirler. Zira Ptolomeus, Coğrafya adlı eserinde (VI 2, 6) kendisinden önce yazılan bir kaynağa göre, Zagros dağlarının doğu eteklerinde yaşayan bir halk olan Sagartilerden ve Zigirtu ülkesinden söz etmektedir. II. Sargon dönemine ait yazıtlarda geçen “kur Zigirtu” sözcüğü Farsça “Asagarta” ve Eski Yunanca “Sagartia” olan adın tam Akadça çevirisi olmalıdır. Zira İran adlarının Akadça yazılışları dikkate alınırsa, Asagarta’nın Zigirtu gibi bir değişikliğe uğraması anlaşılır bir durumdur.
    Kabile adlarının başındaki “a” sesinin düşmesi eski İran dilinde Amordoi – Mardoi, Amadai – Madai, Aparnoi – Parnoi gibi adlarda karşımıza çıkmaktadır. Behistun ve Darius’un Persopolis yazıtlarında geçen Farsça “Asagarta” adı, İ.Ö. 6. yüzyılda Babilce “Sagartu” ve İ.Ö. 8. yüzyılda Assurca “Zikirtu” adlarıyla aynıdır. Bu adlar Batı İran’daki “Asagarta” adının baştaki “a” sesi olmadan yazılan biçimidir. Bu İran dilinin zamanla değişmesinin bir sonucudur (Grantovski 1970, 75).
    İran dilindeki “s” sesi Akadça “z” sesine dönüşmekte, bu değişiklik Assurluların bu adları İran dili konuşmayan yerli halklardan öğrendiği anlamına gelmektedir (Grantovski 1970, 97).
    İran dilindeki “g” sesi Akadça “k” sesine dönüştüğünden İran dilindeki “Asagarta” sözcüğü, Assur metinlerinde “Zikirtu” biçiminde yazılmıştır. Aynı ad bu metinlerde bazen Zigirtu biçiminde de karşımıza çıkmaktadır.
    “Zigirtu” adı II. Sargon dönemine ait yazıtlarda geçmektedir. Yazım biçimi yazı kuralına (a>-, s>z, g>k, r>ir) uygundur. Tarihsel ve
    coğrafi bulgular da “Zigirtu” ile “Asagarta” adlarının aynı olduğunu ortaya koymaktadır.
    İ.Ö. 8. yüzyıldaki Zigirtu ülkesinin ve halkının İran kabilelerinden biri olduğu konusunda hiç bir kuşku yoktur. Kaynaklar zamanın Sagarti liderinin adını da Mitatti ve başkentin Parda olduğunu yazmaktadır. Aynı kaynaklarda, ayrıca ,Aukane, Raksi, Ištipa, Ubabara, Barunaka gibi 13 adet iyi savunma sistemine sahip yerleşimin varlığından söz edilmektedir.
    “Mitatti” (Metatti) adı, Antik çağdaki Midia kralı Medidus adına benzetilmektedir. Çünkü Akadça “e” ve “i” sesleri İran dilindeki “ai” sesini göstermektedir. Ayrıca İran dilindeki “v” sesinin Akadça’da “m” sesiyle ifade edildiği dikkate alınırsa, “Mitatti” adı İran dilindeki “Vidati” adıyla karşılaştırılabilir (Grandovski 1962, 247).
    Zigirtu ülkesinin başkenti Parda, C.P. Tiele tarafından Behistun yazıtındaki Akadça Parada (Pa-ar-da) ve İran dilindeki Frada adlarıyla karşılaştırılmaktadır. Parda adının başka bir açıklaması Hindistan halkının ve ülkesinin adları olan Par-a-da: Parada, Parda ve Parva adlarıyla da yapılmaktadır (Grantovski 1970, 273).
    Aukane kentinin adı, İran dilindeki “Avakani” sözcüğünden gelmiş olabilir. Kaldı ki, Zerdüşt dininin kutsal kitabı olan Avesta’da “avakana” sözcüğü kent ve kale anlamında kullanılmaktadır.
    Barunakka kalesinin adı (İran dilindeki “aka” ekiyle), “Farnaka” ya da “Farnuka” (bama<fama) adlarından gelmiş olabilir (Grantovski 1962, 248).
    İstipa kalesinin adı, İran dilindeki “İšta-ya-pa” ya da “İštipa”, yani malı mülkü koruyan anlamına (išti = mal, pa = korumak) gelmektedir.
    Raksi, İran dilinde “Rxši”, Zerdüştlerin kutsal kitabı Avesta’da “ərəkša”, İran - Akad dilinde “Rksa”, Eski Hint dini kitaplarından biri olan Rigveda’da kişi, dağ ve dişil toponimik ad olarak “Rxši” biçiminde karşımıza çıkmaktadır (Grantovski 1970, 261-262).
    Ubabara kalesinin adı, İran dilinde Uvabara’nın iyelik eki almış karşılığıdır. Bazı yerlerde “b” sesinin “v” sesine dönüştüğü görülmektedir (Grantovski 1962, 247).
    E.A. Grantovski, Zigirtu ülkesinin Urmiya gölünün doğusunda, Zagros dağlarının kuzeydoğu eteklerinden Hazar denizine komşu topraklardaki Bozkuş Dağı’na kadar uzadığını yazmaktadır

    (Grantovski 1970, 274). E. Herzfeld, Zigirtu ülkesini bugünkü Tebriz, Miane ve Erdebil kentlerinin arasına yerleştirmektedir (Herzfeld 1968, 243). Bu düşünceye katılan İ. Aliyev, İ.M. Diyakonov ve S.M Kaşkay da Miane ve Erdebil çevresine işaret etmektedirler (Aliyev 1960, 40; Diyakonov 1956, 98, 205; Kaşkay 1977, 63).
    Zigirtu eyalet adı olarak ilk kez II. Sargon dönemindeki İ.Ö. 719 yılına ait çivi yazılı kaynaklarda karşımıza çıkmaktadır. Zigirtu’nun çevresindeki diğer eyaletlerin adları II Sargon’dan 100 - 200 yıl öncesine ait yazılı belgelerden bilinmektedir. Buna dayanarak bazı bilim adamları İran kabilelerinin söz konusu bölgede, çivi yazılı kaynaklarda söz edildiği zamanlardan bugüne kadar yaşadıklarını, diğerleri ise Sagarti kabilesinin burada çok daha önceden yerleşmiş olduğunu yazmaktadırlar (Kaşkay 1977, 63). Assurlular’ın bu bölgeye olan merakı Zigirtu hakkında ilk kayıtların ortaya çıkmasına neden olmuştur (Grantovski 1970, 340).
    Sözü edilen eski kaynaklar Zigirtu ülkesinden, Manna krallığının egemenliği altında bir toprak olarak söz etmektedir. II. Sargon dönemine ait bilgilere göre Zigirtu Manna Krallığı’nın bir valisi tarafından yönetilmektedir. Bu kişi,büyük olasılıkla, Zigirtu Kralı Mitatti olmalıdır ve Manna kralı tarafından atanmıştır. Parda ise bu eyaletin kraliyet kentidir.
    Manna kralları, özellikle İ.Ö. 740 - 719 yılları arasındaki kral İranzu döneminde, Assur Krallığı’nın desteğiyle komşu ülkelerden Uişdiş, Messi, Andia, Zigirtu ve diğerlerini egemenlikleri altına almışlardır. Giderek etkisi azalan kral İranzu’ya karşı, kendi egemenliği altındaki Şuandahu ve Durdukka kentleri İ.Ö. 719 yılında baş kaldırmışlar, buna Zigirtu ordusu da destek vermiştir. II. Sargon’un yardımıyla İ.Ö. 719 yılında bu kentler yeniden Manna’nın yönetimi altına girmişlerdir.
    İranzu’dan sonra tahta oğlu Aza (İ.Ö. 719 - 716) geçmiştir. Ancak Urartu Krallığı’nın tahrik ettiği Manna valilerinden Uişdiş valisi Bagdatti, Zigirtu valisi Mitatti ve Andi valisi Telusina ona boyun eğmemişlerdir (Diyakonov 1951, 46). Böylece kral Aza, ordularını “çıkılması zor” Uauş dağında toplamış, yapılan savaşta öldürülmüştür. Onun yerine Manna tahtına kardeşi Ullusu (İ.Ö. 716 - 680) oturmuştur.
    II. Sargon, egemenliğinin 6., 7. ve 8. yıllarında Manna’ya ve ondan ayrılan diğer eyaletlere karşı ordu gönderdiği bilinmektedir. Zigirtu bu eyaletler arasında askeri güç bakımından en yeterli olan eyalettir. İ.Ö. 714 yılında yapılan seferde II. Sargon Manna’daki Taş Tepe’nin güneyinde yer alan Panziş kalesini güçlendirmiş (Herzfeld

    1968, 240; Diyakonov 1951, 49, 323-327) ve Zigirtu eyaletine karşı saldırıya geçmiştir. Çevrelerindeki yerleşim birimleriyle birlikte üç kenti ele geçiren II. Sargon, başkent Parda’yı yağmalamıştır. Böylece Zigirtu eyaleti yeniden Manna’ya bağlanmış ve II. Sargon’un seferi sonunda Zigirtu’nun 13 kenti 84 köyüyle birlikte, surlarla çevirili 12 kalesi yıkılmıştır. Bu savaştan sonra Zigirtu hakkında Assur kaynaklarında hiç bir bilgi görülmemektedir. Aynı bölgede daha sonra ortaya çıkan yeni güç Midia olarak adlandırılmaktadır. Bu addan anlaşıldığına göre Medler, Sagartilerle birleşerek tüm Manna’yı kontrol altına almışlardır. Antik Çağ yazarı Ksnophon’un verdiği bilgiye göre, Assur devletinin yenilgisinden sonra Assur topraklarının bir kısmı (Güney Mezopotamya ve Suriye’nin Harran bölgesi) Medlerin ve onların müttefiki Sagartilerin eline geçmiştir (Anabasis III 4, 7-10). Onun yazdığı gibi, İ.Ö. 5. ve 6. yüzyıllarda bile Assur toprakları Midia toprakları olarak bilinmektedir. Bir Babil yazıtında ise, İ.Ö. 607-553 yılları arasında Medlerin Harran’a sahip oldukları bilgisi verilmektedir (Dandamayev/Lukonin 1980, 82). Bundan anlaşıldığına göre Sagartilerin çoğu bu dönemde Güneydoğu Anadolu’ya göçmüşlerdir. Sagartilerin adı günümüzde, yukarı Dicle havzasında yer alan Siirt kentinin adında korunmaktadır (Grantovski 1962, 244).
    Sagartiler Midia devleti içinde yer almışlar ve Ahamenid kralı Darius dönemi (İ.Ö. 522 – 486) başlarında ortaya çıkan isyanlara kadar Midia satraplığına bağlı kalmışlardır. İsyanlar bastırıldıktan sonra Darius, Midia’dan bağımsız Asagarta eyaletini kurmuştur. Eski İran dilinde “asagarta” kelimesi değişik etimolojik anlamlar içermektedir: “Taş mağara sahipleri” (Bartholomae 1904, 207), “at arabaları sahipleri”, “at bakıcıları” (Weissbach 1920, 1736), “tepeleri olan ülke” (Herrman 1920, 1737), “at ahırları” (Herzfeld 1968, 301). Eski İran dilinde “asa” sözcüğü “at” ve “grha” sözcüğü ise Veda adlı dinsel metinlerde “ahır” anlamında kullanılmaktadır.
    Etimolojik bakımdan bu “asagarta” sözcüğü ikiye ayrılmıştır. Kuzeybatı İran dillerine göre “asan=taş” ve “garta=mağara” anlamına gelmektedir. Güneybatı İran dillerine göre ise “asa=at” ve “grda=araba“ ya da “=ahır” anlamına gelmektedir.

    İ.Ö. 6. yüzyılda Darius’un Behistun (II 78-92; IV 20-23) ve Persepolis (I 15) kitabeleri Sagartiler hakkında bilgi içermektedir. Herodot (I 125; III 93; VII 85), Ptolomeus (VI 2, 6) ve Bizanslı tarihçi Stephanos (V Sagartia) Sagartiler hakkında bilgi vermişlerdir. İsyanlardan önce Ahamenid devleti sınırları içinde Parsa, Mada, Babirus, Parvara, Bakstriš ve Harahvatiš adlı altı büyük satraplık olduğu bilinmektedir. Asagarta’nın Midia satraplığına dahil olduğu

    Behistun yazıtında geçmektedir. Bu yazıtta Midia (II 29-63) ve Ermenistan’daki (II 64-78) isyanlardan, Midia’nın Fravartiş (II 78-91) ve Asagarta’nın Çissantahma kentlerindeki ayaklanmalardan söz edilmektedir. Behistun yazıtında “Bu benim tarafımdan Midia’da yapılanlardır” şeklinde bir ifade yer almıştır (II 92).
    Bu sözler bütün Ermenistan’ın ve Dicle’nin doğusundaki Assur’un Midia’ya dahil edildiğini göstermektedir. Darius’un Persopolis yazıtlarında (I 15) isyanlardan sonra ayrılan Ahamenid satraplıkları arasında Asagarta bağımsız bir eyalet olarak gösterilmiştir. Behistun ve Persopolis yazıtlarında eyaletlerin listesi Herodot’un verdiği listeyle uyuşmaktadır. Herodot’un saydığı Ahamenid devletine haraç (vergi) veren eyaletler listesinde yanlışlıklar vardır. Büyük olasılıkla Herodot, Ahamenid devletinin resmi kaynağına dayanan bilgileri kullanmıştır. Ancak kendisi, ya da listeyi kopya edenler eyaletleri ve halklarını sıralarken yanlışlıklar yapmış olmalıdırlar. Sagartiler Herodot’un listesinde 14. bölgeye eklenerek haklarında “Sagartiler, Sarangiler, Famaneiler, Utiler, Mikler ve Kızıl Deniz’in adalarında yaşayan halklar 600 Talant öderlerdi. Bu 14. bölgedir” (III 93) sözleri yazılmıştır.
    Eğer Herodot’un sıraladığı halklar gerçekten bu bölgelerde yaşıyor olsalar, 14. bölge batıda Urmiya’dan Kızıl Deniz’e kadar ve doğuda Hindistan’a kadar büyük bir coğrafyayı kapsıyor olacaktır. Ayrıca 14. bölge kısmen İ.Ö. 522- 521 yıllarında ve daha sonra var olan birçok eyaleti de içermektedir. Mikler (Mukoi) ilk kez Antik Çağ yazarı Hekatea tarafından Asya’yı betimlerken “Miklerden Aras ırmağına kadar” sözleriyle anılmışlardır. Herodot, Mikleri iki kez anmaktadır (III 93; VIII 68). Bu halkın adı, Herodot’un listesindeki 14. bölgede dikkate alınmayan Muğan eyaletinin adıyla kıyaslanmalıdır. Bu durumda 14. bölgede sözü edilen Mikler, Ahamenid yazıtlarında geçen Maka (Makran) ülkesiyle aynı olmalı, ancak İran adlarının Yunanca yazılışlarında Yunanca “y” İran dilinde “u” sesine eşit olduğundan, Mykoi adı Maka olamaz (Grantovski 1962, 237). Herodot, Mikleri Utilerin yanında göstermektedir (VII 68). Ayrıca Antik çağ tarihçileri Aras nehri kıyısında yaşayan Mykoi halkını, Maka’da yaşayan ve Makai diye adlandırılan halktan ayrı tutmaktadır.
    Muğan adı ilk kez 3. yüzyıl Pehlevi yazıtlarında “Mukan” şeklinde yazılmıştır. Orta İran’daki Mukan bölgesinin eski halkı olan Muklardan geldiği anlaşılan bu sözcüğe “–an” eki eklendiği görülmektedir. Bu yazım biçimi “Mykoi” sözcüğüne tam olarak uymaktadır. Dolayısıyla Muklar, Ahamenid devletinin kuzeybatısına, Aras nehrinin kıyısındaki Muğan arazisinde yaşamış olmalıdırlar. 14.

    bölge halklarından olan Utiler, Behistun yazıtlarındaki Yautiya eyaletiyle özdeşleştirilmektedirler (III 21- 28). Ancak Yautiya ile Utioi adları aynı olamaz ve bu varsayım kanıtlanamaz. Yautiya gerçekte Pars’taki bir vilayetin adıdır. Heredot “Utiler” ile “Utioi” adlarını (III 93, VII 68), Strabon “Uitioi” (XI 8, 8, VI 7, 1) ve yaşadıkları ülke “Uitia” adını (XI 14, 14), Ptolemeus “Eusev” adını (V, XII 4) ve Bizanslı Stephanos “Otene” adını (VI 10, 31) kullanmışlardır. Güney Kafkasya’da Kur vadisinde ve Terter çayının güneyinde (Kur nehrinin kuzeyinde Utiy ile sınırı olan Albaniya yer almaktadır) başkenti Partav (Zigirtu’nun başkenti Parda ile kıyaslayın) olan eski Utik eyaleti bulunmaktadır. Bu eyalet bazı eski Ermeni kaynaklarında “Utik”, erken Arap yazarlarında ise (Balazuri, İbn el-Fakih) “Ub” biçiminde geçmektedir.
    Dolayısıyla Utiler ve Mikiler İran’ın güneydoğusunda bilinmemelerine karşın, kuzeybatıda iyi tanınmaktadır. Sagartiler de bu bölgede yaşamışlardır. 14. bölgenin Ermenistan ve Karadeniz’e kadar uzanan 13. bölge ile sınırı vardır. 14. bölgenin ayrıca 15. bölge ile de sınırı vardır. Bu bölgede ise Sakiler ve Kaspiler yaşamaktadır. Strabon’a göre (XI 8, 8) Kaspiler Utilerle komşudur. Bu nedenle 14. bölgenin halkları olan Sagartiler, Utiler ve Mikler İran’ın kuzeybatısında yaşamış olmalıdırlar.
    Herodot Kserkes’in süvarilerini oluşturan halkları anlatırken Sagartiler hakkında şunları yazmaktadır: “Onların arasında Sagartiler adında göçebe bir halk vardır. Asıllarına ve dillerine bakılırsa onlar Fars asıllıdır. Giyimleri ise hem Fars, hem de Paktilerin giyimlerine benzer. Süvari birliği sekiz bin kişiliktir. Çelik ve bakır silahlar değil, sadece geleneksel hançerlere sahiplerdir. Silahların yerine kemerden örülmüş kement kullanmaktadırlar. Dövüşte Sagartiler Farsların yanında durmaktadır” (VII 85).
    Herodot Farsların kabilelerini sıraladığı zaman önce oturak halkları, daha sonra Sagartileri, Daileri, Mardileri, Dropikleri göçebe diye tanımlamaktadır. Ptolomeus “Coğrafya” adlı eserinde Sagartiler’den Midia’da Zagros dağlarının Güney eteklerinde oturan bir halk olarak söz etmektedir. Sagartiler Midia’da bulunan Zagros dağlarının neresine yerleştirilirse yerleştirilsin, yine de İran’ın güneyinden çok daha uzağa yerleştirilmiş olurlar ve arada birçok başka halk ve kabile kalmış olur. Sagartilerin Ahamenid krallığı zamanında İran’ın güneyinden Zagros dağlarına göç etmiş oldukları düşüncesi de dayanaksız görünmektedir (Schtrek 1899, Hermann 1920). Sagartilerin Güney İran’da yaşadıklarına dair hiçbir kanıt yoktur. Batıda yaşadıkları konusundaki bilgiler ise Behistun yazıtlarından anlaşıldığına göre, Ahamenidler döneminin başlarında
    tarihe geçmiştir.
    Ptolomeus metinlerinden, Sagartilerin Midia’nın kuzeybatısında yaşadıkları sonucuna varılmaktadır. Zira onlar Midia’nın kuzebatısındaki Kaspiler, Kadusiler, Geller, Mardlar ve diğerleri arasında anılmaktadır. Yani Ptolomeus’a göre Sagartileri Doğu Zagroslar’ın kuzey tarafında, yani bugünkü Hemedan kentinin kuzeybatısında aramak gerekir.
    Bizanslı Sephanos’un olasılıkla gerçek verilere dayanarak yazdığı metinlere göre Sagarti ülkesinin daha kuzeyde, Hazar Denizi tarafında aranması gerekmektedir. Stephanos bu konuda “Hazar denizindeki bir yarımada Sagartilerin ülkesidir” biçimine bir ifade kullanmıştır. Onun yazdıkları ayrıntılı olmamakla birlikte (hangi yarımada olduğu kesin belirtilmiyor) yeterince değerlidir. Bu durum Sagartilerin İran’ın güneydoğusunda değil, kuzeybatısında yaşadıklarını, ayrıca Utiler ve Mikilerle aynı eyalette vergi verdiklerini onaylamaktadır.
    Sagartilerin İran’ın kuzeybatısında yaşadıkları olgusu saptandıktan sonra, Zigirtu adının Sagartilerle özdeşleştirilmesi inkar edilemez bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır. Ptolomeus ve Bizanslı Stephanos, Behistun yazıtlarında yazıldığı gibi, Sagartilerin yaşam alanının İ.Ö. 8. yüzyılda Zigirtu toprakları olduğunu söylemektedirler. Zigirtu aynı dönemde Assurların kuzeydoğusu ve Mana ülkesinin sınırında, olasılıkla Urmiya gölünün doğusundan Hazar denizine doğru kuzeybatı yönünde uzamaktadır. Buna göre Sagartiler ve Asagarta hakkında bilgiler İ.Ö. 8. yüzyıl kaynaklarında artık Zigirtu ülkesi ve halkı olarak verilmektedir. Bu topraklar Ptolomeus ve Bizanslı Stephanos döneminde yazılan kaynaklarda da onların yaşam alanı olarak gösterilmektedir. Sagartiler bu topraklarda Ahamenid dönemi başında Midia krallığında yaşamışlardır. Midia döneminde Sagartilerin bir kısmı eskiden Assurlara ait olan topraklara, Dicle nehrinin doğusuna taşınmıştır.
    Behistun yazıtlarında, Fars iktidarına karşı istila edilmiş ülkelerdeki başkaldırılar konusunda bilgiler de verilmektedir. Bunlardan Asagarta’daki isyan konusunda şunlar anlatılmaktadır: “Darius der ki, Çissantahma adında bir Sagartalı bana baş kaldırdı. O halkına şöyle dedi, ben Asagarta’nın kralı Huvahştra’nın sülalesindenim. Sonra ben (Darius) onu Arbela’da kazığa oturttum. Bu benim Midia’da yaptıklarımdır” (XI 78- 92). Öncelikle bu kaynaktan Asagarta ülkesinin merkezinin Arbela olduğunu anlıyoruz, zira başkaldıran kabile liderleri Darius tarafından doğdukları, ya da isyan çıkardıkları kentlerde değil, eyalet merkezlerinde idam edilirlerdi. Aynı kaynaktan ayrıca, Asagarta’nın Midia satraplığına dahil

    olduğunu görüyoruz. İsyancıların lideri Çissantahma kendisinin Huvahştra’nın sülalesinden olduğunu iddia etmektedir. Bu sülale Midia kralı Kiaksara’nın soyundan gelmiştir ve onun döneminde Sagartiler, Medler ve Babillilerle birleşerek Assur devletini yıkmışlardır.
    Çissantahma adında Med dili ile kuzeybatı İran ve Fars dilinin fonetik özellikleri vardır. Yani “taxma” Midia kökenli bir addır (Farsça Tahma adı yerine), ancak “çissa” sözcüğündeki “ss” sesi bunun İran’ın güneybatı diline ait bir sözcük olduğunu göstermektedir.
    Asagarta adındaki “asa” Güneybatı İran dillerinde “at” anlamına gelmektedir. Heredot, Sagartilerin sekizbin atlı çıkarabildiğini ve II. Sargon ise yazıtlarında Zigirtu’nun süvarilerinin olduğunu söylemektedir. Darius’un Persopolis yazıtlarında Sagartiler 16. satırda atları ve giysileriyle betimlenmektedir. Olasılıkla Sagarti dili güneybatı ve kuzeybatı İran dillerinin izlerini taşımaktadır. Herodot’un Sagartileri bir Fars kabilesi gibi göstermesi doğru değildir. Sagartilerin giyimlerinin yarı İran yarı Pakti kökenli olması ve dövüşte kement kullanmaları onları Farslardan, Medlerden ve Mannelerden ayırmakta, ayrıca Sarmatlara ve Meoti kadınlarına yaklaştırmaktadır (Herrman 1920, 1737). Buna göre, Sagartiler gerçekten Zigirtu’ya taşınmış Fars kabileleri olsalar bile, sonradan Medleştirildikleri akla gelmektedir.
    Darius’un Persopolis yazıtında Asagarta’nın ayrıca bir satraplık olduğundan söz edilmektedir. Olasılıkla bu bölge İ.Ö. 522- 521 ayaklanmalarından sonra Midia satraplığından ayrılmıştır. Asagarta satraplığı Sagartiler, Mikler ve Utilerden oluşmaktadır. Aşağı Dicle vadisinden Hazar denizine kadar uzanan bölgede yer alan Asagarta satraplığına, yani Zigirtu’ya, eski Kuzeybatı Midia topraklarındaki Mikiler ve Utilerin yaşadığı bölge de dahildir. Yoksa Asagarta bu halkları Midia’nın merkezinden ayırmış olurdu. Asagarta satraplığının toprakları (Aşağı Dicle’deki Assur eyaletleri dışında) Küçük Midia’nın, gelecekte “Midia – Atropatena” diye anılacak topraklardır. Olasılıkla Darius’tan sonra, Ahamenid döneminde Sagartiler yavaş yavaş yerli İran dili konuşan halklarla karışmış ve kendi adlarını unutmuşlardır.

    KAYNAKÇA
    ALİYEV, İ., (1960) İstoriya Midii Bakü.
    BARTHOLOMAE, Chr. (1904), Aetiramisches Wörterbuch, Strasbourg.
    DANDAMAYEV, M.A./Lukonin, V.G., 1980, Kultura i Ekonomika Drievnego İrana, Moskova.
    DİYAKONOV, İ. M., 1951, “Asiro-Vavilonskie İstocniki po İstori Urartu” VDİ 2-4.
    DİYAKONOV, İ. M., 1956, İstoria Midii, Moskova-Leningrad.
    GHİRSHMAN, R., 1951, L’Izandesorigines a l’Galam, Paris.
    GRANTOVSKİY, E. A., 1962, “İranskiye İmena İz Priurmiyskogo Rayona v IX-VIII vv. do n. e.” Drevniy Mir (sb-k v ciest akademik Struve V. V.), Moskova.
    GRANTOVSKİY, E. A., 1970 Rannyaya İstoria İranskix Plemyon Peregney Azii, Moskova.
    GRANTOVSKİY, E. A., 1962, “Sagartii v XIV Okrug Gosudarstva Axemenidov po Spisku Gerodota” KSİNA 46.
    HERRMAN, A. Sagartioi , 1920, Paulys Real Encycloadie, Zweiter Reihe Erster Band, Stuttgart.
    HERSFELD, E., 1929, Archaeologische Mitteilungen aus Iran, Bd I, Berlin.
    HERZFELD, E., 1947, Zoroaster and his world. Vol., II Prinston.
    HERZFELD, E., 1968, The Persian Empire Wiesbaden.
    HOMMEL, F., 1904 Grundress der Geographic und Geschichte des Alten Orients, Bd I, Münih.
    KASUMOVA, S.Y., 1983, Yujnıy Azerbaydjan v III-VII vv, Bakü.
    KAŞKAY, S.M., 1977, İz İstorii Maneyskogo Carstva, Bakü.
    KÖNİG, F., 1934, Altete Geschichte der Meder und Perser, Leipzig.
    MARQUART, I., 1905, Untersuchungen zur Geschichte von Eran II, Leipzig.
    PATKANOV, K.P., 1877, Armyanskaya Geographia VII v po R. X., Sanktpetersburg.
    TİELE, C.P., 1886, Geschichte Babyloniens und Assyriens, Gotha


 

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •