ARDAHANIN TARİHİ
Yıllar boyu uygarlıkların paylaşamadığı, Anadolu'nun bağımsızlık savaşının ilk adımlarının atıldığı Ardahan.
Bedenleri bugün bile güvenlik duygusu verecek denli güçlü görünen Ardahan Kalesi'nin yanı başında, taş evlerin oluşturduğu Halil Efendi ve Kale mahalleleri kentin tarihi çekirdeği. Ancak zamanla kent, çekirdeğini bırakıp Kura Nehri'nin öte yakasında serpilmiş. Türkçe tarihi kaynaklarda adı Kür diye geçen nehre bugün Kura deniyor. Yıkık dökük de olsa tarihi evlerin kimisi burada ve Alabalık Deresi'nin kenarında hálá yaşıyor. Ama semtteki evlerin çoğu, mimarisiz basit taş yapılar; yoksul ve toprak damlı.
Osmanlı'nın Rusya sınırındaki üç sancağı Ardahan, Kars ve Batum birçok bakımdan kader ortağıdır ve Elviye-i Selase diye geçer tarihe. Ardahan ve tarih sözcüklerinin yan yana geldiği hemen her yerde duyulabilecek ikinci cümle 93 Osmanlı-Rus Harbi olacaktır. Öteki bütün uygarlıklar, bütün seferler ve savaşlar unutulmuştur. Tarih, bu savaşla başlar ve yine bu savaşın sonuçlarıyla da sona erer.
Hicri takvime göre yıl 1293 olduğu için, çoğunlukla 93 Harbi denilen 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı'nın sonunda Ardahan, savaş tazminatı olarak Rus İmparatorluğu'na bırakılmış. Tam kırk üç yıl. Ruslar, Ermeni Taşnaklar, Gürcüler... Direklere çekilen ve indirilen farklı bayraklar. Karşılıklı kıyımlar, göçler, gidip dönenler, gidip dönmeyenler.
Kura Nehri'nin iki yakasını birbirine bağlayan demir köprünün ucundan başlayan Atatürk Caddesi, Ardahan tarihinin hem bu kasvetli yanını gösteren yerlerden biridir, hem de kentin gelişim planını kavramak bakımından önemlidir. Ruslar, burada kalıcı olacaklarını düşündüklerinden olacak, Atatürk Caddesi'ndeki karşılıklı yapılmış tek katlı taş dükkánlar o dönemden kalma. Bu yapılar, insana Rus sınırında, oranın yapı kültürünü yansıtan bir kasabada olduğunu duyumsatıyor.
Ardahan, tarihi ve doğal güzelliklerinin yanısıra, elverişli koşulları nedeniyle, adeta bir kış turizmi cennetidir. İl merkezine 12 km. uzaklıktaki Yalnızçam Köyü-Uğurludağ mevkiindeki ve Projesinde golf sahası da bulunan Yalnızçam Uğurludağ Kayak ve Turizm Merkezinde ilk etapta mekanik tesisler ile Çeşner mevkiinde günübirlik sosyal tesislerin yapımı tamamlanmıştır.
Ardahan ve çevresi tarihin en eski dönemlerinden beri çeşitli uygarlıklarca iskan olunmuş önemli bir yöremizdir. Urartu, Med, Pers, Roma, Sasani, Selçuklu, İlhanlı, Karakoyunlu, Akkoyunlu, Safavi ve Osmanlı uygarlıklarına ev sahipliği yapan yörede birçok tarihi eser ve kalıntı bulunmaktadır. İl genelinde Urartu Kalelerinin özelliklerini andıran kaleler, bu yörede yaşamış gayrimüslim tebaanın yaptığı küçük şapel niteliğinde kiliseler, tarihi camiler, Ardahan ve çevresine özgü mimari özellikleri**SANSÜRLÜ-KELİME**ne sahip evler, hamamlar, çeşmeler, çeşitli dönemlerin izlerini taşıyan heykel ve figürler bulunmaktadır
Ardahan şehri, ilk çağ tarihinden bu yana, yukarı Kür denilen, bu bölgenin tam ortasında yer alması, bölgede var olan civar yerleşim birimlerini de bağrında toplamıştır.
Kars, Çıldır, Göle, Oltu, Hanak, Posof, Ahıska, İrevan ve Batıya yönelince, Artvin, Yusufeli, Ardanuç, Şavşat ve Boçka ilçelerini bir çember gibi etrafına toplamıştır. Dolayısıyla bu bölgeye diğer bir adıyla Livane bölgesi denilmiştir. Aras, Kür ve Çoruh ırmaklarının suladığı yerleşim birimidir.
Bu yerleşim birimini tarih sahnesinde yer olan olaylara göre ele alındığında, yörenin tarihi yapısı M.Ö. 3000li yıllarda bazı yerleşim alanları olduğu belirlenmesine karşın, bunların kimliğine ilişkin bir bilgiye ulaşılamamıştır. Bazı bulgulara dayanılarak yukarı Kür yöresinde M.Ö. 10.000- 8.000 yıllara denk düşen, yani, Cilalı Taş Devrinde insanların yaşaması demek Ardahan şehrinin de aynı dönemde yerleşim yeri olabileceğini gündeme getirir.
Ancak, yapılan kazılar sonucu bulunan ve M.Ö. 4.000 - 3.000 yıllarına ait olduğu saptanan bakır baltalar, dahası, M.Ö. 3.000 - 2.000 yıllarına ait olduğu saptanan tunç baltalar ve başka bazı kullanılmış aletlerden yola çıkılarak bu dönemlerde, yani günümüz itibariyle yaklaşık 5.000-6000 yıllık bir geçmişi olduğu düşüncesi ağırlık kazanmaktadır.
Ardahan çok eski bir tarihe sahiptir. İlk bilinen sakinleri Hurrilerdir. Daha sonra Hititlerin hakimiyetine girdi. Bölge daha sonra Urartuların işgaline uğradı. Asurlular ve Babiller bölgeye hakim olmak istedilerse de başarılı olamadılar. M.Ö. 7. asırda Perslerin istilasına uğradı. M.Ö. 4. asırda Makedonya Kralı Büyük İskender, Persleri yenerek burasını ele geçirdi. M.S. 395'te Roma ikiye bölününce, bu bölge de bütün Anadolu gibi Anadolu kelimesi Yunanca güneşin doğduğu yer anlamına gelen Anatolidan doğmuştur. Romalılar, kendi topraklarına göre doğuda kaldığından buraya doğu toprağı anlamında Thema Anadolia demişlerdir.
MS 1. yüzyıldan sonra Romalılar ile Partlar arasında el değiştiren yöre 3. yüzyılda Sasaniler'in eline geçti. 7. yüzyıldan sonra Bizanslılar'ın ve Araplar'ın egemenliğine giren yöreye 11. yüzyılda Türkmenler gelmeye başladı. Daha sonra Gürcüler'in yönetimine giren bu topraklar 13. yüzyılda Moğolların saldırılarına maruz kaldı ve 14. yüzyılda Timur'un eline geçti. Karakoyunlular, Akkoyunlular ve Safeviler tarafindan da yönetilen yöre 1534'te Osmanlı Devleti'ne bağlandı. Yüzyıllarca Çıldır Eyaleti sınırlari içinde kalan yöre, birçok kez Ruslar'ın ve Safeviler'in saldırısına uğradı. Bir bölümü de Kars Eyaleti sınırları içinde kalan yöre 1828 ve 1855'te Ruslar tarafindan işgal edildi. Daha sonra Erzurum Vilayetinin Çıldır Sancağına bağlanan bu topraklar 1876'da gene Rusların işgaline uğradı. Işgal,1917 Ekim Devrimi'nden sonra Rus Ordularının çekilmesiyle son buldu. Sancak olarak yönetilmeye başlanan Ardahan, çevresindeki Batum ve Kars sancaklarıyla birlikte Elviye-i Selase adiyla anılıyordu. Ruslar'ın çekilmesinden sonra bu toprakların Ingiliz desteğindeki Ermeniler tarafindan işgal edilmesini önlemek amacıyla Sovyet tipi yerel yönetimler kuruldu. Ama Kars Milli Islam Şurası Ingilizler, Ardahan Milli Islam Şurası da Gürcüler tarafindan işgal edildi. 1921'de işgalden kurtulan Ardahan, öbür sancakla birlikte Cumhuriyet'in ilanından hemen sonra il yapıldıysa da 1926'da ilçe yapılarak Kars iline bağlandı. 1992 senesinde tekrar il oldu.


LinkBack URL
About LinkBacks
bizden bir kaç kuşak önceleri bizim mahalle sakinlerinin genel lakabı "lopbaz" imiş.. anlamı ise dik başlı, kendi dediğini yapan, kimseyi dinlemeyen gibi bişeyler olması lazım 















Alıntı
Saol Serciİİ 


