4. sayfa - 4 sayfa var BirinciBirinci ... 234
36 sonuçtan 31 ile 36 arası

Konu: NeÇe hayro, neÇe!...

  1. #31
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    11.06.2010
    Yer
    Siirt
    Mesajlar
    129
    Tecrübe Puanı
    13

    Standart

    NEÇE HAYRO NEÇE….

    Bugün 3 Aralık 2013, içimiz acıyla burkuluyor.

    Hayrettin’i geçen yıl bugün kaybettik; sevgiyle, özlemle ve rahmetle anıyoruz.

    Katili biliyoruz: “Trafik Canavarı”

    Fakat bu canavarı tutamıyoruz ve yargılayamıyoruz, çünkü “SANAL” bir varlık.

    Yani, ad olarak var ama maddi olarak yok.

    Bu sanal katili “ canavar” olarak adlandırıp, lanetlerken onu besleyip büyütenleri de –tıpkı kurbanlarını andığımız gibi- iyi dileklerle, dualarla anıyoruz; sağ iseler “Allah razı olsun, Allah Selamet versin, ölmüş iseler “Allah Rahmet Eylesin” diyoruz. Ve ne yazık ki, içinde bulunduğumuz çıkmazı göremiyoruz, çelişkimizi fark bile edemiyoruz.

    Bir bürokratın (Amasya valisi) verdiği bilgilere göre Türkiye’de trafik kazalarında her yıl yaklaşık 10 000 (on bin) kişi ölüyor:

    “Türkiye'de her yıl 4 bin 500 kişinin kaza anında öldüğünü, yaklaşık 4 bin kişinin de tedavileri esnasında hastanelerde hayatını kaybettiğini ifade eden Bayazıt, "Bu da her yıl 9 bin nüfuslu Gümüşhacıköy gibi bir ilçemizin yok olması anlamına gelmektedir. Yine trafik kazalarında 55 yılda yaklaşık 1 milyon insan yatağa mahkum olarak sakat kalmıştır. Bu yaşanan kazaların tamamını topladığımız zaman neredeyse Orta Karadeniz Bölgesi'nin yok olması anlamına gelmektedir. Geçtiğimiz 2012 yılı içerisinde Amasya'da kaza anı ve sonrasında 60 kişi hayatını kaybetmiş ve 2 bin 4 kişi de yaralanmıştır." diye konuştu. (Yeni şafak gazetesi, 17 Eylül 2013)

    Aynı istatistiklere göre can kayıplarının yanındaki maddi kayıplar da çok yüksek:

    “Türkiye'de her 30 saniyede bir hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, her saat 11 kişinin yaralandığını ve bir kişinin de hayatını kaybettiğini belirten Bayazıt, "Ülkemizde yaşanan bu kazalarda her yıl 15 milyar dolar da heba olmaktadır.(Türkiye’nin yıllık bütçesi 100 milyar dolar civarındadır.) Trafik kazalarına harcanan paralarla 300 yataklı bin 85 hastane, 240 öğrenci kapasiteli 17 bin 265 okul, 100 metrekarelik 32 bin konut yapılabilir. Yollarda 30 kilometre hızla giden ama kontrolünü ve sürücülük yeteneklerini kaybetmiş bir sürücü ile karşılaşma ihtimaliniz olabilir. Böyle basit ve düşük hızda gerçekleşen bir kazada bile alacağınız darbenin şiddeti sizin can sağlığınız ve mal emniyetinizi ciddi bir şekilde tehdit eder. Araç kullanırken ve yaşantımızın her bölümünde özellikle çocuklara örnek olacak davranışlar sergilemeliyiz" diye konuştu.”

    Bu korkunç istatistiği sunan vali, bu ölümlerin, sakat bırakılmaların tek suçlusu olarak ölenleri ve yaralananları göstermiştir; yani suçlu, yük ve yolcu taşımacılığının demiryolu ve denizyolu ile yapılması için gerekli plan/projeleri yapmayan ve parasal kaynakları aktarmayan devlet (hükümetler) sorumlu değil, dikkatsiz vatandaşlardır.
    "Dikkatsiz ve kurallara uymayan sürücüler ülkemizde önemli derecede işgücü kayıplarına da sebep olmaktadırlar. İstatistiklere göre son 55 yılda meydana gelen trafik kazalarında yaklaşık 420 bin kişi hayatını kaybetti. Hayatını kaybedenlerin sayısı Amasya, Tokat, Çorum ve Yozgat il merkezlerinde yaşayan insanların sayısına denk gelmektedir." dedi. (Yeni şafak gazetesi, 17 Eylül 2013)
    …………………

    Eylül 2013’te bir “gezi turu”na katılarak İtalya’ya gittim, 8 gün kaldım; Napoli, Roma, Floransa (Frenzi), Venedik, Pisa, Siena, Verona, Milano ve Torino kentlerini gezdim. Gezi boyunca sadece otobüs ile seyahat ettik. Otobüsümüz otobanlardan köy yollarına kadar değişik yollarda ilerledi. Ben, Roma’da gruptan ayrılarak “hızlı tren” ile Milano’ya gittim. Roma- Milano arası 3 saat sürdü, bilgilendirme ekranında trenin saatteki hızı 245- 250 Km arasında değişmekteydi.

    Grek uygarlığının üstünde yükselen Roma ülkesinde gittiğim her kentte gerek İmparatorluktan önceki Cumhuriyet döneminde ve gerekse İmparatorluk döneminde; gerek Pagan dönemine ve gerekse Hıristiyanlık dönemlerinde yapılan anıtsal mabetler, yönetim binaları, kamu binaları, kent meydanları, heykeller, resimler, mozaikler, freskler, vb yüksek uygarlık eserlerini hayranlıkla, keyifle seyrettim. Niye Türkiye yok demedim, çünkü bizim toplumsal geçmişimizde ne “Rönesans”, ne “Aydınlanma Çağı” ve ne de “Endüstri Devrimi” yaşandı. Üstelik resim ve heykel sanatıyla uğraşmak cumhuriyet dönemine kadar olan yaklaşık bin yıllık süreçte günah olarak belletilmişti. Bununla birlikte, Anadolu henüz “Rum Diyarı” iken özellikle Batı ve Güney Anadolu’da yapılan Efes, Asos, Miletos, Priene, Hierapolis (Pamukkale), Aspendos, Perge, Patara, vb Grek anıtsal yapıları ile bezenmişti ama artık onlar “harabe” olarak varlar. Kısacası, günümüz İtalya’sında yüzyıllar, hatta bazıları binyıllar ötesinin tüm görkemi ve canlılığıyla varlığını koruyan bu olağanüstü sanat yapıtlarını Türkiye’nin kentlerinde, kasabalarında görmeyi beklemek kumsala buğday ekip yüksek verim beklemek gibi bir şey olur herhalde.

    Fakat, İtalya’daki otobanlarda dizi dizi kamyonlar, otobüsler ve devasa uzunlukta tır filoları görmedim. Şehirlerde de ne arka arkaya dizilmiş dolmuş ve nede onların çığırtkanlarını, değnekçilerini gördüm. Çünkü İtalya ve tüm Avrupa ülkelerinde yük ve yolcu taşımacılığı tren yolu ve deniz yolu ile yapılmaktadır. Orta büyüklükte bir kent olan Verona’da sadece 2 otobüs varmış, turistik gezilerde kullanılıyormuş. Oysa Ankara Otobüs Terminali (AŞTİ) açıldığı gün Hürriyet Gazetesi , “Avrupa’da bezeri yok” diye manşet atmış, biz de böyle bir kuruma kavuştuğumuz için övünmüştük.

    Burada bir anımı aktaracağım:

    1970’li yıllarda Sakarya’da bir otobüsle sülfürik asit taşıyan tanker çarpışmış otobüs yanmaya başlamış. Sülfürik asit tankı patlamış asfaltın kıyısındaki çukurlara dolarak küçük gölcükler oluşturmuş. Alevle tutuşan yolcular o gölcükleri su sanarak içine dalmışlar. Bunu anlatan oraya bilirkişi olarak gönderilen Genel Cerrahi Profesörü, “kimlik tespiti yapamadık, bırakın kemiklerini parmaklarındaki yüzükleri bile erimişti” demişti. Otobüs terminalinin büyüklüğü ile övünmek çaresizliğin içinde çare aramaktır, derini görememektir.

    Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, “Çağdaşlaşma Hamlesi”ni “asrîleşme” “muasır medeniyet seviyesine ulaşma” ve “Batılılaşma” deyimleri ile de ifade etmiştir.

    Sözün kısası, İnsanlık tarihinin en yüksek kültürel birikimi olan “Batı Uygarlığı”na ulaşmayı en temel hedef olarak belirleyen Türkiye Cumhuriyeti Devleti, kurulalı yaklaşık 100 yıl oluyor ama Batı uygarlığına ulaşmak şöyle dursun, kıyısına bile yaklaşmış değiliz.


    "Demiryolları komünist işidir.” (Turgut Özal. Başbakan ve Cumhurbaşkanı)


    NOT: Siirt'in bir ilçesinde "elektrikli otobüs "yapılacakmış, çok heyecanlıyız! Yani , yine " otobüs". Ama neden "elektrikli tren" değil de "elektrikli otobüs" diye kaç Siirtli kendine sorup, yanıtını bulmaya çalışır?


    İşsizlik, "En Ağır İş"tir

  2. #32

    SİTE KURUCUSU
    Array
    Üyelik tarihi
    31.07.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    41
    Mesajlar
    13.495
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart

    Allah rahmetini esirgemesin. Trafik Terörüne kurban olan genç kardeşimize Allah'tan rahmet diliyorum.

    Özel Siirt Hayat Hastanesi'nin başı sağolsun.

  3. #33
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    11.06.2010
    Yer
    Siirt
    Mesajlar
    129
    Tecrübe Puanı
    13

    Standart

    Bugün 3 Aralık 2014, bundan tam iki yıl önce, 3 Aralık 2012'de, yiğit arkadaşımız, güzel insan Hayrettin'i trafik canavarına kurban vermiştik. Her aklıma geldikçe, her adı geçip sözü edildikçe yüreğim burgulanıyor. Sevgiyle anıyorum, Ulu Allah'dan rahmet diliyorum.

    Dr. Sadık Top
    Siirt Hayat Hastanesi
    İşsizlik, "En Ağır İş"tir

  4. #34
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    11.06.2010
    Yer
    Siirt
    Mesajlar
    129
    Tecrübe Puanı
    13

    Standart

    [IMG][/IMG]
    İşsizlik, "En Ağır İş"tir

  5. #35
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    11.06.2010
    Yer
    Siirt
    Mesajlar
    129
    Tecrübe Puanı
    13

    Standart

    [IMG][/IMG]
    İşsizlik, "En Ağır İş"tir

  6. #36

    SİTE KURUCUSU
    Array
    Üyelik tarihi
    31.07.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    41
    Mesajlar
    13.495
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart

    konuyu ve fotoğrafları gördükçe üzülüyoruz.

    Sitemizin üyesi, çok değerli dostum ÖMER EREN (titanick) de, düğününden 6 ay sonra trafik kazasında hayatını kaybetti. Geride bir yetim bıraktı. Hala onun acısını içimizde hissediyoruz.

    "sür'at felakettir" sözünün bilincinde trafik kurallarına uyan bir toplum olmamız dileğiyle.
    ''ARAZ'' bunu beğendi.
    "BİZİM YANIMIZA GELEN HİÇ KİMSE GELDİĞİ GİBİ AYRILMAMIŞTIR"
    Şeyh Muhammed Kazım KS


 

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •