Artık yoksun işte,
Ve asla olmayacaksın!.. İki de bir yüreğimi kanatamıyacaksın.
Dedim ya artık olmayacaksın. Seni unutmaya nerden başlıyacğımı biliyorum.
Nerede ağlayan bir göz görsem bakmayacağım. Ama asıl olan şu ki;
Sana ait ne varsa unutacağım.
Telefon numaran mı?
İlk onu unutacağım zaten. Bu sana son şiirim.
Beğenirsin beğenmezsin umurumda değil.
Okursun okumazsın umurumda değil. Okumazsan yırt gitsin!..
Eski yazdıklarım...kitaplarım,
Bir kaç siyah beyaz anılarım,
Solgun tenli akşam kırıntısı çizilen resimler
Hepsini de...ne varsa benden yana,
Yak gitsin!
Bu sana son seslenişim.
İster duy sesimi,
İstersen hiç dinleme çoban yalnızlığımı.
Kanımın harcından duvarlar örmüştüm,
Dilimi mala edip sürmüştüm sıvalarına,
Yık gitsin!..
Ben seni unuttum bile.
Ne ağıtımı duyarsın bundan kelli, Ne de türkülerimi dinlersin,
Kuytu duvar diplerinde söylediğim.
Bir garip Orhan Veli olup çıkarım, Kendi hayat coğrafyamda.
An olur bütün yazılmışların inadına, Başıma kızılca renkler bağlarım.
Ben bir başıma kanarım.
Sen se saçlarına yeni renkler,
Tak gitsin!..
Bütün kitaplarımı, şiirlerimi topla.
Zeytin sar yapraklarına, Kese kağıdı yap.
Ya da ne bileyim işte yak gitsin!..
Ben seni unuttum. Zaten hiç olmamıştın ki.
Hiç bilmemiştin ki kara üzüm rengi
Akşamların çingeneliğini.
Akşamların üzüm rengiyle müttefikliğin,
Kutlu olsun!..
Ve sen şimdi kendi mumlarını yak gitsin!..
Biliyormusun;
Artık eskisi gibide öksüz değilim.
Omzumda bir Dilek mavzeri,
Gözlerimde geleceğin ebem kuşağı var. Sen kendi intiharını seçtin.
Hep bana sapladığın hançeri, Şimdi ne mi yapacaksın?
Bilmem ki...
İstersen kendi avuçlarına çak gitsin!..
Sen sensin artık, sana aitsin.
Ben seni unuttum bilesin.


LinkBack URL
About LinkBacks












Alıntı
