Gittin ya sen,
burada herkes kendi yolunda işte...
Yağmur var sokaklarda,
hava soğuk,
ayaklarım üşüyor...
Yine yorgun saçaklarından ekimin,
kara gözlerinden süzülür gibi,sessiz
ve tane tane damlalar düşüyor...
Bir gün daha geçti zamandan...
Soruyorsan eğer,
herkes yaşamakta kendi halinde işte..
Şairler şiir yazmaktalar sevdalara,
çocuklar yine çamurlarda,çıplak...
Yine ağlamakta bu gün gök yüzü...
Yine damlalar saçaklardan,
başları önde,göz yaşların gibi inişte...
Sevdiğin ezgiler yine sızıyor,
soluk boyalı,kırık penceremden,
yağmur damlaları ile ortak,aheste...
Yine o bildiğin şarkı var dudaklarımda,
o,yaslanıp omuzumda ağladığın mahzun ,
ve söylediğin sessiz, o hüzzam duygulu beste...
Böyle işte hayat gidişinin ardından...
Geceler daha kara,daha uzun yalnızlıklar...
Sönük artık,yıldızların feri yok...
Yorgun, sevdalı rüzgarlar,
boynu bükük,yaslı bulutlarım...
Gittin ya sen,
zaman durdu yokluğunda...
Ne kader alıp başını gidebildi,
ne de yeşerebildi, gömüp gittiğin umutlarım...



Kimi geceler,
hani kendimizle,belki kaderimizle yalnız kalırız ya...
Doğduğumuz andan bu güne kadar geçen zaman
bir film şeridi gibi akar ya gözlerimizin önünden...
Çocukluğumuzu düşünürüz ya,gençliğimizi...
İlk sevdamız gelir ya bazen hatırımıza...
Kaybettiklerimiz takılır ya düşüncelerimize...
Anılarımız canlanır ya,hala ilk günkü gibi tap taze...
Acılarımız,sevinçlerimiz,imkansız zannettiklerimiz
ve gerçekleştiremediklerimiz...
Neler neler düşünürüz hani seyrederken gökyüzündeki
sayısız,parlak,özgür yıldızları...
Bazen küçük bir gülümseme gelir ,taklır dudaklarımıza bir yerlerden...
Bazen iki damla yaş belirir gözlerimizde,
kendimizden dahi sakladığımız...
Bir hüzünlü melodi mırıldanırız gizemine gecenin...
Sonra kaparız gözlerimizi de,acımasız gerçeğine uyanıveririz hayatın...
Şafak söküp,sönerken gökyüzünde parıltıları yıldızların,
kaderimize döneriz ,biraz mahzun,biraz elemli...
Ve yaşarız kendi bildiğimizce