İşte yine bir yanlış, yeni bir yanılış... Farkın yoktu aslında diğerleri gibiydin& onlar gibiydin anlar gibi yapabilendin sadece. Tek farkın buydu. Farkını ortaya koydun, sıradanlaşmaya soyundun ve gittin
Çok istedim konuşmayı yanındayken. Bir yanım söyle dedi hep bir yanımda boşver şu anın tadını çıkar&. Anlar gibi yaparken sen ben seninle olmanın keyfine varmaya çalıştım hep. Sonra suskunluğum sıkmaya başladı beni. Boğulduğumu hissettim sessizliğin koyu karanlığı altında. Ben senin hayatına acemiydim sen benim hayatıma yabancı& ben ustalaşabilirdim belki ama sen 'EL' olmaktan kurtaramıcaktın kendini asla. Evet sevdim seni, hem de çok çabuk sevdim. Yıllardır tanıyordum sanki seni de yeni farketmiştim hayatımda oluşunu. O kadar içimdeydin ki anlam veremedin çoğu zaman sana karşı savunmasızlığıma. Senden sadece beni üzmemeni istedim. Kanayan yaralarım vardı zaten içimde. Sen yaralarımı sarmadın, aksine kaşıdın daha çok kanattın, acıttın.
Giden değil kalan terkeder aslında; ben hep bunu savundum. Çünkü kalan gidenin gitmesi için elinden geleni yapmıştır. Kal, dememiştir bile ve gitmiştir giden. Kalanı terk ettim sanarak aslında terkedildiğinin farkına varamadan. Bak yine haklı çıktım. Oysa ne kadar dilemiştim bu sefer yanılıyor olmayı....
Şimdi hiç bir suçum yokken neredeyse özür dileyeceğim senden. Suçsuzluğuma savunma bilmezliğimde eklendi. Traji komik bir hikaye çıktı ortaya....
Sanırım gözlerini özleyeceğim anlamsızca. En çokta 'guzum' deyişini... bende sana ait çok şey bıraktın. Geleceğimde daha büyük boşluklar açmaman adına, geçmişimde kalmanı tercih ediyorum.
Ben gidiyorum kurba prens.... saat on ikiyi vurdu. Çanlar çaldı. Büyü bozuldu.... prenses kurba, arabası kabak oldu.... oysa çok istemiştim 'onlar ermiş muradına.......'diye biten bir masalım olmasını. Kısmet değilmiş.....
Hoşçakal....


LinkBack URL
About LinkBacks



Alıntı
