Toprağa ulaşamadan eriyen kar taneleri gibiyim.
İnce bir sessizlik kaplıyor sokakları şehre kar yağınca, beyaz bir tül örtülüyor hatıraların üzerine.Yağmur gevezedir, kar suskun. Küskünlüktür kar, yağmur hüzün.
Gizleyemez duygularını yağmur, vakur bir sessizlik vardır yağan karda.
Bilir misin; iki yağmur arasına girer mutlaka kar. Kar mesafedir, hasrettir bahardan bahara.
Kar yağarken üşümezsin, erirken titretir iliklerini.
Bilirim; üşümek özlemektir aslında. En çok özleyenler üşür.
Yağmurda gidilir, karda özlenir.
Bu ne nedenle sevdalılar en az kuşlar kadar kızgındır karlara...
Karın kaderi rüzgârın insafındadır, kâh savurup derbeder eder, kâh bir saçağın ucunda tutundurur.
Ve ben, yazgısını rüzgârın merhametine teslim etmiş munis bir kar tanesi gibiyim, duamdan başka pusulam yok!
Rengi beyazdır ama kışı kara eder kar.
Hırsız gibidir üstelik, en çok geceleri sızar hayata. Sesini çıkarmadıkça gece, uzattıkça uzatır indikçe.
Bakmayın beyaz olduğuna, karanlığın kadim dostudur kar. Buldu mu upuzun geceyi, değmeyin keyfine.
Sokaklara yağdıkça şakakları ağartır aslında. Yağmur ise gözlerin sevdalısıdır, ıslatır kirpikleri.
Yağmur düşer, kar uçuşur...
Yağmur anlatıcıdır, kar dinleyici. Bir bilge sessizliğiyle çöker pencerelere.
Biz büyürüz kar erir... Bize umut dolu bir bahar verir... Olgunlaşmışızdır artık.
Yağmur anlayışlıdır, gizler gözyaşlarını. Karda iz bırakır hüzünler.
Toprağa buluttan tohum saçar gibi...
Yağmur ilk özlenilendir, kar ilk gizlenilen...
Yağmur dışa vurur, kar içine atar söylenmesi gerekenleri.
M.Nedim Hazar


LinkBack URL
About LinkBacks



Alıntı
