2 sonuçtan 1 ile 2 arası

Threaded View

  1. #1
    V-I-P Array
    Üyelik tarihi
    12.09.2009
    Mesajlar
    2.298
    Tecrübe Puanı
    64

    Standart Neden fotoğrafa resim deriz?

    Fotoğrafa neden resim deriz? Oysa ki resimde fotoğrafta iki görsel sanat ürünü ancak birbirinden çok farklı şeylerdir.

    Türk Dil Kurumu Sözlüğüne göre FOTOĞRAF, Fransızca kökenli “photographe” kelimesinden Türkçe’ye geçmiş. Anlamı:
    1-Görüntüyü, ışığa karşı duyarlıklı cam, kağıt vb. bir yüzey üzerinde özel makine ile tespit etme yöntemi.
    2-Bu yöntemle aktarılarak çoğaltılan resim, foto.
    Türk Dil Kurumu Sözlüğüne göre RESİM, Arapça kökenli “resm” kelimesinden Türkçe’ye geçmiş. Anlamı:
    1-Varlıkların, doğadaki görünüşlerinin kalem, fırça gibi araçlarla kağıt, bez vb. gibi üzerinde yapılan biçimleri.
    2-Bunu yapmak için gerekli yöntemleri öğreten sanat.
    3-Fotoğraf


    TDK’nun bile fotoğrafa resim demesi halk arasındaki kullanım alışkanlığından veya edebiyatçılarımızın uzun bir süre eserlerinde ısrarla fotoğrafa resim demesinden olsa gerek. Bu çoğumuz içinde geçerlidir. Ciddi anlamda fotoğrafla ilgilenene kadar fotoğrafa resim derdik.

    Fotoğrafa resim denmesinin nedenini belki geçmişte aramalıyız. Fotoğraf henüz gelişimini tamamlamadan 1850’li yıllarda, bazıları onun güçlü bir ileti ve anlatım aracı olacağını sezinlemiştir. “Doğrudan fotoğraf” ekolünün savunucuları arasında olan ve daha sonra birkaç kez görüş değiştiren, ilk fotoğraf kuramcıları arasında yer alan, “Naturalist Fotoğraf” kavramının yaratıcısı Peter Henry Emerson, Pictorializm veya Pictorial fotoğrafçılık (RESİMSİ FOTOĞRAF) akımının öncülerindendir. Alfred Stieglitz de bu tarzda uzun yıllar fotoğraf çalışması yapmıştır. Edward Weston’ında kısa bir süre de olsa aynı tür uygulamaları vardır. Ancak her ikisi de daha sonra bu tarzın fotoğraftan çok resme benzediğini savunarak doğrudan fotoğrafa yönelmişlerdir. Yine 1850’li yıllarda rötuşlu fotoğrafların yaygınlaşması ile fotoğrafçıların yanında rötuşçular ve ressamlar çalışmaya başlamıştır. Bu kişiler fotoğraf üzerinde oynamalar yaparak fotoğrafı resme biraz daha yaklaştırmıştır.

    Bu fotoğrafa resim dememizi ne kadar etkilemiştir, bilemiyorum. Veya diğer ülkelerde böyle bir sözcük veya kavram karışıklığı var mı onu da bilemiyorum. Biz kendi sınırlarımız içine dönersek bu konuda AYDIN OY, 1974 yılında şöyle yazmış.

    “Dilimizde fotoğrafın adı, çoğu kez “resim” oldu. Eski bir geleneğin sözcüğü, tekniğin yeni sözcüğüne kafa tuttu. Günlük dilimizdeki bu kullanış, edebiyatımıza da geçmiş ve konusu fotoğrafla ilgili olan şiirlerin çoğunda fotoğraf yerine resim denmişti. Edebiyatımızda fotoğrafla şiirin arkadaşlığı 120-130 yıl öncesinden başlar…”

    Bir resmin veya fotoğrafın karşısında duygulanma dalgaları ilk olarak Tevfik Fikret’te belirir. Tevfik Fikret hem ressamdır hem şair. “Resmin Karşısında” adlı şiirinde, evladını kaybetmiş bir babanın halini ve onunla ilgili, kendi duygularını dile getirir. Şiire konu olan oğlu Nijad’ın ölümü üzerine yas tutan Recaizade Mahmud Ekrem’in fotoğrafıdır. Peyami Safa’nın “Fotoğraf ve Resim” başlıklı denemesinde fotoğraf-resim ilişkisini şöyle anlatır; “Fotoğraf fotoğraftır. Doğrunun emrinde çalışır. Bütün güzelliği doğruluğundan gelir. Resimde resimdir. Güzelin emrinde çalışır. Bütün doğruluğu insan ruhu ile eşya arasındaki münasebetin neticelerini tespit etmesinden gelir.” Aydın Oy, bir yazısında M.Akif Ersoy, Z.Osman Saba, M.Cevdet Anday gibi birçok edebiyatçının fotoğraftan esinlenerek eserler yazdığını belirtmiştir.

    Bu durumda fotoğrafa resim denmesinin de 120-130 yıllık bir geçmişi olabileceğini tahmin edebiliriz. Bunca sürenin alışkanlığını da bir anda söküp atmak kolay olmasa gerek. Ancak günümüzde edebiyat eserlerinde fotoğraf kelimesinin daha ağırlıklı olarak daha bilinçli olarak kullanıldığını söyleyebiliriz. Yazın dünyasında şiir ve fotoğraf oldukça yakın bir ilişki içindedir. Şairin sözcük kalıplarına döktüğü imgelem gücü fotoğrafın görsel çarpıcılığında yaratılan büyülü sevginin gizem yükünü katlamaktadır. Enis Batur, Bordeaux Seyahatnamesi adlı kitabının “Fotoğraf Denemek” başlıklı bölümünde çektiği siyah-beyaz ve renkli fotoğraflardan bahseder.

    Fotoğrafa resim denmesinde bir diğer neden fotoğraf kelimesinden ziyade resim kelimesinin insanlara daha kullanışlı gelmesindendir. Çünkü insanlarımız özellikle çektirdikleri vesikalık fotoğraflara resim deme alışkanlığındadır. Bir de insanların kart üzerindeki kendilerinin, yakınlarının veya arkadaşlarının görüntülerine resim demeleri onlara daha yakın gelmiş olabilir. Bu durum edebiyatımızda da böyle yerleşmiştir. Hatta aynı eser içinde hem fotoğraf hem resim sözcüklerini görebiliriz. Bu gibi nedenlerle edebiyatında katkısıyla fotoğrafa resim demeye devam ediyoruz.

    Birde fotoğrafı hem sanat hem de zanaat olarak kabul edersek konuya biraz daha açıklık getirmiş olabiliriz. Diğer sanat dallarında bir resimci, sinema dükkanı veya heykeltıraş market yoktur. Fotoğrafta ise fotoğraf market, fotoğraf dükkanı veya fotoğrafçı gibi meslekler vardır. Durum böyle olunca bunun topluma yansımasını düşündüğümüzde fotoğrafa resim denmesini normal karşılayabiliriz.

    Bir söyleşisinde Ara Güler’in fotoğrafa ısrarla resim demesi ve sonunda neden resim diyorsunuza yanıtı; “Fotoğraf ile resim kelimeleri aynı anlamdadır. Fotoğraf yerine resim kelimesi de kullanılabilir zira 'resmetmek' fotoğraf çekmekten gelmektedir."

    Fotoğrafın sanat olup olmadığı ve fotoğraf-resim arasındaki yüzyıllık tartışmaları fotoğrafın yaratıcılık konusundaki ilk kuramcısı Laszlo Moholy-Nagy, doğru bir yere yerleştirir. Fotoğrafın diğer grafik sanatlar arasında yerini sağlamlaştıran Moholy’e göre; “Sanatçılarla fotoğrafçıların sürekli tartıştıkları, fotoğrafın sanat olup, olmadığı sorusu yanlış bir sorudur. Fotoğrafın resmin yerini alması söz konusu değildir, önemli olan bugünün resim anlayışıyla fotoğrafın nasıl bir ilişki içinde olduğunu belirlemek ve sanayi devrimi sonucunda oluşan yeni tekniklerin optik yaratımda yeni biçimlerin doğmasına nasıl katkıda bulunduğunu göstermektir. O güne kadar fotoğraf konusunda yapılan yorumlar, resim alanındaki estetik ve felsefi kavramlara dayanıyordu. Oysa fotoğrafın kendi yasalarının incelenmesi, ışığın kendi başına biçimler yarattığının bilinmesi gerekirdi. Fotoğrafın kendi yasalarını belirlemesi ile sanat eleştirmenlerinin görüşlerine karşı bağımsızlığını ilan etti. Böylece fotoğraf sayesinde insanlık, çevresini ve kendi varoluşunu yepyeni gözlerle görmeye başlamıştır.”

    Man Ray ise fotoğraf-resim arasındaki soruna kendince şöyle bir yorumda bulunur. “Fotoğrafını çekemediğim şeylerin resmini yaparım, resmini yapamadığım şeylerinse fotoğrafını çekerim”.

    Celal Soycan ise “VE FOTOĞRAF …. VE RESİM” şiirinde Ara Güler ve Lazslo Moholy-Nagy’e nazire yaparcasına fotoğraf ve resmi doğru yerlere yerleştirir.

    VE FOTOĞRAF…. VE RESİM

    fotoğraf: dondurulmuş andır
    resim: akan zamandır

    fotoğraf: tanıktır
    resim: yargıçtır

    fotoğraf: herkesle konuşur
    resim: kendine bile susar

    fotoğraf: merhaba der
    resim: dua eder

    fotoğraf: ele gelir
    resim: ele geçirir

    fotoğraf: göldür
    resim: çöldür

    fotoğraf: uçurtmadır
    resim: uçurumdur

    fotoğraf: susarken çığlık atar
    resim: çığlık atarken susar

    fotoğraf: hatırlatır
    resim: düşündürür

    fotoğraf: bakıştır, gözdür
    resim: dokunuştur, sözdür

    fotoğraf: kendini sonlar
    resim: kendini sollar

    fotoğraf: düştür, enine yürür
    resim: düşüştür, dikine yürür

    fotoğraf: anar
    resim: kanar

    fotoğraf: nesneden insanadır
    resim: insandan insanadır

    fotoğraf: tülden bakar
    resim: külden bakar

    fotoğraf: saatin sesidir
    resim: zamanın nefesidir

    fotoğraf: gerçeğin düşüdür
    resim: düşün gerçeğidir

    fotoğraf: anlam kurar
    resim: anlam kırar

    fotoğraf: görüntünün donma noktasıdır
    resim: görüntünün erime noktasıdır

    fotoğraf: çocuğun uyku halidir
    resim: uykunun çocuk halidir

    fotoğraf: noktadır
    resim: üç noktadır


    Artık fotoğrafın içine Photoshop’da girdiğine göre (Türkçeye çevirirsek aydınlık oda, ışık veya fotoğraf dükkanı) bazı fotoğrafları resimden ayırt etmek mümkün olmuyor. Gerçi önceden beri var olan ışıkla boyama, fotoğraf boyama veya fotoğraf üzerine olan diğer tekniklerde bir tür fotoğrafı resimselleştirmek değil midir? Veya karanlık odada da bunlar yapılmıyor muydu? Evet diyebiliriz. Ancak insanın karanlıkta yürümesi nasıl zorsa karanlık odada yapacağı şeyler de sınırlı olabilir. Aydınlığa geçen insanın veya ışığı gören insanın yaratıcılığı artar. Teknik, sanata can suyu katan, yaratıcılığı biçimlendiren, yapıtla bütünleştiren bir uygulama olduğuna göre gelişen teknoloji veya tekniğe de karşı çıkmanın anlamı yoktur.

    Sonuç olarak konuya sanatsal ve kültürel anlamda bakılırsa, “fotoğraf” yerine “resim” demek, yapılan işi bir anlamda tam olarak yerine koymamak veya karıştırmaktır. Her iki sözcüğün birbirinin yerine kullanılması kavram karmaşasına yol açmıştır. Bu duruma sanatçıların, edebiyatçıların veya toplumun genel olarak bütünün sanata, kültüre ve edebiyata bakış açılarındaki yanlışlıklarının bir yansıması olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.




    Ali İhsan ÖKTEN

    İnsanLar PapatyaLarın Peşinde Koşarken,
    EzdikLeri Kır ÇiÇekLerinin Farkına ßiLe Varmazlar....


 

Benzer Konular

  1. Dreamweaver
    By HaNıM aGa in forum GRAFiK - PHOTOSHOP - 3D
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 29.01.2010, 23:09
  2. Sizce siz neden Varsınız? Hiç düşündünüz mü?
    By amandagelo in forum KİTAP KÖŞESİ
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 10.08.2009, 01:20
  3. Photoshop Araç Çubukları
    By DeRBeDeR in forum PHOTOSHOP DERSLERİ
    Cevaplar: 9
    Son Mesaj: 11.04.2009, 15:36
  4. Neden
    By JaRDeL in forum ŞİİR - EDEBİYAT - MAKALE
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 05.10.2007, 23:58
  5. Bilgisayar toplama resimli anlatım
    By SeRaP in forum WINDOWS - LINUX - VISTA - XP
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 05.03.2007, 18:57

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •