Ekmek, Su, hava... Şiir tadında Filme dönüşmüş bir aşkın senorsu bu...
Ben Seni yanı başımdayken de özlemişimdir ama sen farketmedin...
BEN SENİ ÖZLEMİŞİM
Şiir tadındaydın sevgili
Su gibi yudum yudum
Hava gibi nefes nefes
Ekmek gibi dilim dilim
Ben seni özlemişim&
Gözbebeklerinde yüzümü
Dudaklarında adımı
Hayalinde düşümü
Canım deyip gülüşünü
Ben seni özlemişim&
Niçin dolar gözlerim
Niçin bulurdum ben
Her şarkıda seni
Niçin her hüzünlü şiir
Derinden dağlarmış yüreğimi
Ben seni özlemişim&
Yokluğunda üç gece
Titrediğini ellerimin
Delice çarptığını
Yaralı yüreğimin
Saklasam bilmeyeceksin
Bilmelisin ki bir'sin
Her an benimlesin
Ben seni özlemişim&
Nereden baksan ayrılık
Nereden baksan yoksulluk
Nereden baksan sensizlik
Ölüm gibiymiş bana
Yaşayıp bilmeliymişim
Ben seni özlemişim&
Uykusuz gecelerde kalmayı
Senle sevdalara uyanmayı
Yangınlarda suya kanmayı
Yeniden sana sevdalanmayı
Ben seni özlemişim&
Ayrılık nasıl olurdu
Ölüm gibi yokluğun
Sensiz gecelerde benim
Bir şey var farkında olduğum
Ben seni&
Yanı başımda iken özlemişim...
Ekmek, Su, hava... Şiir tadında Filme dönüşmüş bir aşkın senorsu bu...
Ben Seni yanı başımdayken de özlemişimdir ama sen farketmedin...
g!TT BElKi gıdence deĞERIMI Anlarsın we geLİRSIN AMA untma geldıgın esKI BEN OLMAYACAgım
Ölüyorum sevgili…
Hiç hazır değilim üstelik.
Gerçi zaman verseler bile ne denli hazırlayabilirim ki kendimi ölüme.
Her şey anlamsız geliyor artık, hiçbir bebek sevimli gelmiyor mesela.
Sevgili ölüyorum… Hazır değilim üstelik… Zemheri bir ormanda kaybolmak gibi. Hiç insansız ve yeterince korkutucu. Neden korktuğumu bile bilmiyorum üstelik. Soluksuzca, durmaksızın koşuyorum aynı doğrultuda bu puslu ormanda ve hep aynı boşluğa çıkıyorum. Ve hep ağlıyorum sonunda.
Biliyor musun artık dua etmiyorum, Tanrıya olan inancım azalıyor her geçen gün.
Beni bu soğuk cihaza mahkum edebilmek için başka bir hastaneye sevk edecekleri gün, hani yanıma gelip saçlarıma dokunduğun gün. Gözlerime bakarak çok tatlı göründüğümü söylediğin, sana bir şeyler söylemek için çırpındığım, kendimi paraladığım ama sadece göz kapaklarımı yumabildiğim o gün ‘’sana inanmıştım’’ sevgili. Bu yanmış suratımı, parçaladıktan sonra tellerle sardıkları vücudumu ambulansın içindeki aynada görene kadar yaşayabileceğime olan bir inanç taşıdım şuan cihaz sayesinde çalışan kalbimde. Bana neden yalan söyledin sevgili? Ölüme bu kadar yakınken en çok ihtiyacım olan şey gerçekliğindi, insanların yalın dürüstlüğüydü. Şimdi bana sadece acıdığını düşünerek çürüyorum. Ölmek benimle ilgili aldığın kararları yüreğinle değil, vicdanınla aldığını bilmekten çok daha güzel Artık benim için.
Şimdi valizsiz çıkacağım bu yolculuğun sabahındayım. Bir kız evladına sahip olmanın mutluluğunu düşünüyorum bu son sabah. Baba olamayacağımı biliyorum.
Duyacağım son ses şu tepemdeki siyah kutudan gelecek, telefondaki çevir sesine benzeyen, benim aranızdan ayrıldığımı ifade eden kalp atmayış sesi yerine, Eylül Başak’ın bir tek kelimesi olması için bu yatakta, namerde muhtaç halimle yıllarca ölümü bekleyebilirim biliyor musun? Birde biliyor musun sevgili, ölümü beklediğin tek bir gece, bir asır zindanda yaşamaktan daha beter geliyor kişiye? Ölümü beklerken neyi düşünmeli insan, şimdi en çok onu düşünüyorum. Her şey karmakarışık bu yerde. Hiç bir şeye, hiçbir anlam yükleyemiyorum. Neyin doğru, neyin yanlış olduğunu seçemiyorum. Ölüm bu denli yakınken ve bütün çıplaklığıyla koynuma girerken anlıyorum ki hiçbir şeyi çözemeyeceğim.
Ama bir tek şeyi biliyorum sevgili;
BEN ÖLDÜKTEN SONRA EN ÇOK SENİ ÖZLEYECEĞİM…