** Çocukkenki her şeye adaptasyon hızı ne güzeldir, en can dost arkadaşının saçları bir şekilde sıfıra vurulur, önce abov olursun gözüne bir tuhaf gelir, süt dişleri dökülüp yenileri çıkana kadarki dönem, diş olması gereken yerde bir şey yok, fıs fıs konuşup elmayı da ağzının yanıyla kemirir, kaş yarılmış surat davul olmuştur. Ah be ne temiz bir kafa ve kalptir, gözünde de içinde de hemen kabullenip devam edersin hayatına yarık kafalı arkadaşınla. Ama en acısı onların veya senin taşındığın gündür.
** Bu coğrafyada 'deli' addedilen insanların çok acayip ortak özellikleri varmış. Çok uzun süre yürüyebiliyor, her iki elini de çok iyi biçimde kullanabiliyor, deniz ya da suyu çok seviyor, gözlerini çok hızlı hareket ettirebilip, müzik duyduklarında içten bir biçimde gülümserken, tüm hayvanları çok sevip sokak köpekleri hariç cins köpeklerden nefret ediyorlarmış, bazıları acayip sevecenken bazıları basıyormuş kalayı.
** Meyveler aslında hayat kurtarıcıdır, bazen coşsak meyveler kadar hayat enerjimizi renklendirip tatlandırsak, ağaçtan gelene yakın dursak. Eriğe tuz muhabbetinde kalmasak. Elma, karpuz, kayısı, kiraz, vişne, muz ve şeftali tarçınla bir acayip oluyor, mahleple hele bir de az zencefille fena mayhoşlaşıyor, cesareti olan kakule kemirerek dener.
**Sokaklarda çoğunlukla çingene teyzelerin küçük poşette sattığı lavantalardan al ve ceplerine dök bolca. Ellerin bak ne güzel kokar, yavukluyla ayrıldıktan sonra ellerin de aşkınızın çiçeğinin kokusunu taşır, hatırlaması da kolay olur. İsteyenler mevsimine göre; leylak, papatya ve gül, nergis kurutup cebine koyabilir, kolonya gibi de uçup gitmez hem çiçek çiçeğe buluşur gönüller.
** Bir bira firması çeşitli yaş guruplarından bir alay adamla, Türk erkekleri hakkında bir araştırma yapmış. Efendim haftada kaç kez duş alıyormuşuz, sigara içiyor muyuz falan... Ama ortaya çıkan bir tespit bir hayli dikkat çekiciymiş; % 67 sinin okuduğu son kitap, ders kitabıymış, vay anam vay!
**Bir golf sahası yaklaşık bin beş yüz dönümmüş, ağaçları da kesiyorlarmış ve çimlerin yeşil olması için harcanan su bir ailenin aylık su kullanımının yaklaşık on katıymış. Acaba bizlerin ve ülkemize gelen misafirlerin bu su kıtlığında golf oynamaya, ya da oynatmaya hakkı var mı? Şımarık çocuklar gibi ne diye her şeye sahip olmaya çalışıyoruz. Parasını verdiğin her şey senini mi oluyormuş...
** Altı Ağustos 1945. Amerika, Japonya'nın Hiroşima kentini tarihin ilk atom bombasıyla yerle bir edip, 66 bin kişi öldürüp 69 bin kişi yaralamış, şimdi bu bilgi akılda kalsın. Bir olayın dehşetini anlatmak için kelimeler gerçekten kifayetsiz, fotoğraflar da bazen katı kalır, şükür ki çizgi diye bir şey var, hele yaşantısı çizeceği şeyin olduğu noktada başladıysa çok acayip bir buluşma gerçekleşiyor. Keiji Nakazawa, Hiroşima doğumlu bir sanatçı.
**Yalınayak Gen, Hiroşima'nın Hikayesi deyip çizmiş. Japon tarzı renkli ve deli dumrul Manga çizgisinden ziyade az ciddi, yalın bir biçimde anlatılmış, bir çocuğun şahitliğini karakterli bir çizgi ifadesiyle okuyorsunuz. Özellikle yakın tarihe ilgi açısından genç nesil adına çok önemli bir kitap. Niye oldu İkinci Dünya Savaşı tadında bir merak uyandırması açısından birebir. Tudem yayınları basmış, Levent Türer Türkçeleştirmiş. **Dünyada akla değer veren yok madem, aklı az olanın parası pek çok madem; getir şu şarabı alsın aklımızı böyle beğenir belki bizi elâlem . (Ömer Hayyam)


LinkBack URL
About LinkBacks



Alıntı
