Sahabe-i Kiramdan Sevbân [r.a], bir gün mahzun ve boynu bükük bir vaziyette Allah Resûlünün [s.a.v] huzuruna girdi. Resûl-i Kibriya Efendimiz [s.a.v],
Neyin var senin?diye sordu. Sevban,
Ey Allahın Resulü! Ben sizi nefsimden, çocuklarımdan, ailemden ve malımdan daha çok seviyorum. Evimde otururken sizi hatırlıyorum. Duramıyorum, hasretinizden ölecek gibi oluyorum. Derhal koşup sizi görmeye geliyorum dedi ve ağladı. Resûlullah Efendimiz [s.a.v] niçin ağladığını sordu, Sevban [r.a] şöyle dertlendi:
Sizin ve benim vefat edeceğimizi düşündüm. Siz ahirette peygamberler ile yüksek makamlarda bulunursunuz, ben cennete girsem bile, aşağı makamlarda bulunurum, sizi göremem, bunun için ağlıyorum dedi. Efendimiz [s.a.v] sükût buyurdu. Biraz sonra, Cebrail [a.s] şu ayeti indirdi:
Kim Allaha ve Resûlüne itaat ederse işte onlar ahirette Allahın kendilerine özel ihsanlarda bulunduğu peygamberler, sıddıklar, şehitler ve salihlerle beraber olacaktır. Onlar ne güzel arkadaştır. Bu Allahtan bir ihsandır. Her şeyi bilici olarak Allah kafidir. [Nisa 4/70.]
Bunun üzerine Efendimiz [s.a.v] ona,
Müjde sana, sevin buyurdu. [Said b. Mansûr, Sünen, nr. 661; Süyûti, ed-Dürrül-Mensûr, 2/588-589; Taberânî, el-Kebir, nr. 12559; Heysemi, ez-Zevâid, 7/7.]